"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Gökhan Şahin
Gökhan Şahin
@KingMadridista

İspanya - Almanya / Konuşulacak Konular

24/03/2018



Hazırlık maçlarının sıkıcı, tatsız ve tutsuz gibi kelimelerle nitelendirildiği cümlelere hepimiz aşinayız,

öyle sanıyorum. Aslına bakarsanız elimizde bunlarla ilgili o kadar çok örnek var ki, genel bir kanı olarak

pek de yanlış olduğunu söyleyemem. Ancak dün akşam oynanan İspanya-Almanya maçı, bir Dünya Kupası çeyrek

final eşleşmesi kalitesinde bir karşılaşma olarak kayıtlara geçti ve izleyenleri ekran başına kilitledi.

Mücadele 1-1 sona ererken İspanya Euro 2016'nın bitiminden beri takımın başında olan Julen Lopetegui'nin

17. maçında da sahadan yenilgi yüzü görmeden ayrıldı. Peki maçtan geriye konuşulacak neler kaldı ? 

Hep beraber göz atalım...



1- Iniesta hâlâ çok kritik


Iniesta, 11 Mayıs'ta 34 yaşını dolduracak ve bu tarihten 20 gün kadar önce de kariyerine Çin'de devam edip

etmeyeceğini basına açıklayacak. Kısacası hayatına yeni bir şekil verecek diyebiliriz. Normal işleyen 

bir dünyada 34 yaşına gelmiş ve kulübünde efsane statüsüne ulaşmış bir futbolcunun çaptan yavaş yavaş

düşüp uzak ülkelere yelken açma vaktini beklemesi gerekirdi. Ancak söz konusu Iniesta ise işler biraz 

değişik. Sakatlansa bile... Uyluk kemiğinden sakatlandığı için Atletico Madrid maçını yarıda bırakan

ve sahalardan uzun bir süre uzak kalacağı açıklanan Iniesta, başarılı bir tedavi süreci geçirdi ve beklenenden

de erken dönüp Barcelona'nın Chelsea'yi elediği Şampiyonlar Ligi maçında çok kritik bir rol üstlenmeyi

başardı. Milli takıma da çağrılan ve Almanya gibi çok ciddi bir rakibe karşı pekte alışık olmadığı şekilde

sağ ve sol açık pozisyonlarında görev yapan Iniesta, Jonas Hector ve Joshua Kimmich'e büyük zorluklar

yaşattı. Sadece 45 dakika sahada kalan ve bu 45 dakikaya da şahane bir asist sığdıran Iniesta'nın İspanya

için önemi 8 yıl önce nasılsa hâlâ aynı. Özellikle etrafında Isco, Thiago ve David Silva gibi kendisinin

futbol zekasına yakın ve kendisinden daha süratli oyuncularla oynayınca verimini doğrudan doğruya artıran

Andres, Rusya'da ülkesi için çok kritik bir konumda olacak. Normal bir dünyada olması gereken ise tam 

tersiydi, Iniesta'nın dünyası ise Orwell'in 1984'ü gibi. 


2- Diego Costa sisteme uyuyor mu ? 


İspanya'nın sistemi, diğer milli takımlara oranla en oturmuş ve düzenli işleyen sistem. Doğal olarak da

her oyuncunun adapte olması kolay olmuyor. Bunun en büyük muzdariplerinden birisi ise öyle sanıyorum

Diego Costa. Her ne kadar takımınızda görmek isteyeceğiniz bir oyuncu olsa da, her an her yerden gol

tehdidi yaratıp rakibi yıpratmayı başarabilecek bir forvet oyuncusu olsa da, İspanya'nın pasa dayalı

hücum anlayışında 'kendisi' gibi davranamayan Costa, ya farklı bir profile bürünmeye çalışırken takıma

zarar veriyor, ya da kendisi gibi oynayıp takımı değiştiriyor. Dün oyuna 66. dakikada girmesine rağmen topla

sadece 7 kez buluşabilen Costa ( 84'te giren Mario Gomez'in rakamı 6), bunlardan en önemlisini ise kaleci

Ter Stegen'e teslim ederek büyük bir fırsatı tepti. Kendisi medyanın eleştirilerine ve soru işaretlerine henüz

net bir yanıt verebilmiş değil... 2014'te de büyük bir beklentiyle gelip hayal kırıklığı yaratan 

-kabul edelim o İspanya olağanüstü kötüydü- Costa'nın bu imajını düzeltmesi için en uygun vitrin maçı

ise kendi evinde oynayacağı Arjantin maçı. Hep beraber göreceğiz.


3- İspanya'nın kadro derinliği


Maç anında sosyal medya ve çeşitli mecralarda oyuna kimin girmesi gerektiği veya bunun gibi binlerce

şey yeterince yazılıp çizildi. Lopetegui'nin o kadar çok opsiyonu var ki, hangisini oyuna dahil etse veya

başlatsa, mutlaka diğer cepheden bir itiraz gelecek ve her zengin kadronun sahibi olan teknik direktörlerin

yaşadığı bu sorunu o da hep yaşayacak. Almanya karşısında aksayan bek oyuncuları Carvajal ve Alonso'nun

yedeklerine göz atmak gerekirse; Carvajal'in yedeği, yeni süper çocuk Alvaro Odriozola. Muhtemelen kariyerinin

bir döneminde Real Madrid'e transfer olacak olan Odriozola'nın bu sezonun en formda sağ beklerinden

Sergi Roberto'yu keserek milli takıma girdiğini söylemekte fayda var, bu bile yerini net şekilde özetliyor.

Alba'nın yedeği ise yıllardır istikrarlı futboluyla 'çaktırmadan' dikkat çeken Marcos Alonso ve Alba

öyle bir form yakaladı ki Alonso'nun milli takıma girmesi dahi yeni oldu. Sadece bek oyuncularıyla 

sınırlı tutmazsak, merkezde ligin underrated diyebileceğimiz oyuncularından Dani Parejo ve Rodri Hernandez'in

varlığı, hücumda bu sezon en fazla gol atan İspanyol Iago Aspas, her zaman kadronuzda bulunmasını

isteyeceğiniz türde bir oyuncu olan Cesar Azpilicueta ve nicesi... Lopetegui'nin elinde çok ciddi bir

havuz var ve Almanya maçında bu havuzunun tadını çıkarttı. Verimli işleyip işleyemeceğinin cevabını ise 

4 ay sonra alacağız.



GÜNCEL YAZILAR