"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Gökhan Şahin
Gökhan Şahin
@KingMadridista

Saygı : Andres Iniesta

24/04/2018


Nick Hornby, otobiyografi niteliği taşıyan 1992 çıkışlı kitabı "Fever Pitch"'te Arsenal'e olan koşulsuz

sevgisini en masum duygularla bizlere aktarır. Benim dikkatimi çeken cümlelerden biri ise yabancı takım

desteklemekle ilgili yazdığı şeydir. Genelin aksine bir şey yazmıştır, çünkü genel akışta insanlar

takımına her şeylerini verirler ve kayıtsız şartsız desteklerler ancak o takım bize tam olarak neyi 

vermektedir? Ne kadar ilgi göstermektedir? Ne kadar 'insan' yerine koymaktadır? Tam olarak ilerleyen

yıllarda da çeşitli röportajlarda yinelediği gibi Arsenal'i destekleme sebebinin kendisine değer veren

bir kurum olduğunu söyleyen Hornby, uzaklardan da olsa benim de hayatıma etki etmiş önemli adamlardan

biridir. Türkiye'deki futbolu takip edip keyifle izlediğim bazı maçlar olsa da hiçbir zaman sabit bir

takımım olmadı. O sene hangi takım keyifli futbol oynuyor, hangi teknik direktör pozitif anlayışı

sahaya yansıtıyorsa o bana daha çok ilgi çekici geldi. Biraz NBA Finallerinde 'iyi oynayan kazansın' 

mantığından desteklemem gibi. Elbette ki kaos ortamı, insanların birbirinden bir takım uğruna bu kadar

ölesiye nefret etmesi ve komplo teorileri hiç hoşuma gitmiyor ve elimden geldiği kadar kendimi bu 

tarz sohbetlerden soyutlamaya çalışıyorum. Real Madrid'i destekleme hikayem de tam bu şekilde başlar.

Zidane ve Raul'den dolayı oldukça sempatik gelen bir kulüp, o büyük yıldızları hayranlıkla izleme 

hikayesi; ilerleyen yaşlarda babamın da aynı şekilde farklı oyuncular sayesinde Real Madrid'i sevme

hikayesini dinledikçe taraftarlığa dönüştü ve taraftarlığım da bu şekilde başladı.Tabi ki Twitter'ın

yayılmasıyla Real Madrid'in de tıpkı Türkiye'deki gibi fantastik teorilerin kurbanı olması hiç hoşuma

gitmiyor ama dediğim gibi ne kadar soyutlanırsanız o kadar dışında kalırsınız. Her neyse, yazının konusuna

giriş yapmam biraz uzun sürdü. Bu şekilde başladım çünkü bir Madridista (Real Madrid taraftarlarına 

verilen isim) olarak Barcelona efsanesi Andres Iniesta'ya olan saygımı, sevgimi, tam da onun hak ettiği

gibi güzel, biraz da hayat hikayem ile bağdaştıracak bir girişle yapmak istedim.



Iniesta, jenerasyonunun en iyi orta sahalarından, en büyük oyuncularından, en büyük yıldızlarından, kısaca

içinde 'en' geçen bütün pozitif ve olumlu şeylerin hepsini hak eden bir oyuncu. Iniesta hep kırılma anlarında

'oradadır'. 2009 Mayıs'ında Pep'in Barcelonası Chelsea deplasmanında ecel terleri dökerken onları Roma'ya

götüren golü Iniesta atmıştır, Pep turun bittiğini kabul ederek skor 1-0'ken soyunma odasında gitmeye

hazırlanırken zihninin bir köşesinde Andres'in orada olduğunu bilmektedir. 2010 Dünya Kupası'nda oldukça

sert futbol oynayan Hollanda'ya karşı en iyi cevabı veren adam yine Iniesta'dır. Fabregas'ın asistinde

İspanya'yı tarihteki ilk Dünya Kupası şampiyonluğuna ulaştıracak golü atmıştır. Barcelona'nın 2011-2012

sezonu Şampiyonlar Ligi yolculuğunda kapalı Milan ve Chelsea savunmalarına karşı golü atan da Initesta'dan

başkası değildir. 2015 Şampiyonlar Ligi Finali'nde Juventus'a karşı daha maçın başında Rakitic'e kilidi açan

pası atan da Iniesta'dan başkası değildir. Barcelona ve İspanya'nın yakın tarihte ne kadar kırılma anı varsa

bunların çoğunda sihirbazın imzası vardır. Evet, Messi Barcelona tarihinin en iyi futbolcusu ve bunda kimsenin

herhangi bir şüphesi yok ama Iniesta; büyük anlarda sahneye çıkan ilk adamdır. O an sahneye çıkmak da çok

başka bir şeydir zaten, herkesin ayaklarının titrediği bir ortamda okyanusu parmaklarının ucunda yürüyerek 

geçen adamdır Iniesta...


Geçtiğimiz yıllarda gün geçtikçe sona yaklaştığını, ancak bunun hiç olmamasını istediğini itiraf etmişti

Iniesta. Kariyerinin çok büyük bir bölümü başarılarla geçmişti ve kilit adamlardan birisi hep o olmuştu.

Ancak artık yaşlanan bir bedeni vardı ve Iniesta bunun taraftarlar ve kulüp arasında bir problem

teşkil edebileceğini sezmişti. Kader ortağı Xavi kulüpten ayrıldığında eski toprak olarak bir tek kendisinin

kaldığını biliyordu ama bunu hiçbir zaman dışa yansıtmıyordu. Ancak ilk defa yansıttı. Bu sezon Barcelona'nın

Şampiyonlar Ligi çeyrek final rövanş maçında Roma deplasmanında 3-0 kaybettiği maçta 3. golden hemen önce

kenara gelen Iniesta çok yorulmuş ve bitkin düşmüştü. Manolas'ın turu getiren golünde ise kameralar kısa

bir süreliğine dönüyordu ve Iniesta'nın gözü yaşlı yüzü karşımızdaydı. Iniesta o an sonun geldiğini ve

artık olması gerektiğini fark etmişti. Basın toplantısına son derece üzgün bir şekilde çıkan Iniesta

Nisan ayı içerisinde kararını bildireceğini söylüyor ve Çin'e transferinin sinyalini veriyordu. Özel

olarak işaret edilen tarih ise Barcelona'nın Sevilla ile Kral Kupası finalini oynayacağı tarih olan

21 Nisan'dı. 5-0 kazandıkları finalde bir gole imzasını atan Iniesta kariyerindeki 34. kupasını kazanmıştı.

Ve oyundan çıkarken Wanda Metropolitano stadındaki bütün taraftarlar ayağa kalkarak alkışlarla ustaya

saygısının dışa vurumunu yapmıştı. Artık son gelmişti...



Iniesta muhtemelen önümüzdeki haftalarda kupa sayısını Barcelona'nın ligi kazanmayı garantilemesiyle birlikte

35 yapacak ve son kupasını kazanmış olacak. Gittiği her stadyumda alkışlanması ise onun kariyerinin

onursal olarak en kıymetli hatıralarından biri olacak. Santiago Bernabeu, Pizjuan, Benito Villamarin,

Calderon, Wanda, Romareda, Rosaleda, Balaidos, Riazor, Torino, Münih, Londra ve daha sayısız birçok yerde

alkışlanan hep oydu. Her gittiği yerde saygı gördü, herkes tarafından sevildi ve hiçbir zaman rakibe

saygısızlık yapmadı. Sergio Ramos'un bu bağlamda söylediği 'karşınızdaki Iniesta ise faul yapamazsınız,

çünkü o Iniesta" demesi bile futbolu saf nefretten ibaret izlemeyenlere çok şeyler anlatır. Iniesta

en gergin ortamda bile en son faul yapılacak adamdır. Muhteşem bir insan, görkemli bir futbolcu

İspanya'dan ayrılıyor. Çok şey değişti, geriye dönüp baktığında birçok şeyinin değiştiğini gördük ama

değişmeyen tek şey şuydu. 12 yaşında La Masia'ya girdiğinde heyecandan ve korkudan ağlayan o küçük

çocuk, 34 yaşında Wanda Metropolitano'da oyundan alınırken gururdan ağlıyordu. 



Kariyerinin bütününde rakip taraflar da yer almış olsakta oyuna kattığın her şey için sonsuz teşekkürler

Andres.



GÜNCEL YAZILAR