"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Gökhan Şahin
Gökhan Şahin
@KingMadridista

Çöküş (Der Untergang)

27/01/2018

Real Madrid 13 Ocak Cumartesi akşam üzeri sahasında Villarreal'i konuk etmiş ve Pablo Fornals'in golüyle mağlup olmuştu. Sonuç halihazırda felaket bir sezon geçirmekte olan ve bunlarla ilgili başı epey ağrıyan Zinedine Zidane için "yolun sonu" gibi görülmüştü. Kaderin hoş ya da acı bir tesadüfü olacaktı ki Zidane futbolu bıraktığı 2006 yılında da Bernabeu seyircisinin önüne son kez bir Villarreal maçında çıkmıştı. 12 yıl önce olan olayın tekrarlanmasını isteyenler azımsanacak kadar değildi. Nitekim ertesi gün İspanya'nın saygın spor gazetelerinde AS'ın yaptığı haber ise medyada geniş yer kaplayacaktı. Gazete Zidane'ın dar rotasyonunu ağır bir şekilde eleştiriyor ve ilginç de bir benzetme yapıyordu. "Zinedine Zidane, elindeki oyuncu grubuna Adolf Hitler'in Luftwaffe'a güvendiği gibi güveniyor"...

Luftwaffe bilindiği gibi 2.Dünya Savaşında Wehrmacht birliklerinin hava savaş koluydu ve özellikle savaşın Nazi Almanya'sının lehine geliştiği 1939-1941 arası periyotta Hitler'in güvenini kazanmışlardı ve öyle ki Hitler bu gelişmeler sayesinde Avrupa'nın tamamına hakim olacağına gün geçtikçe inanmış ve tüm planlarını Luftwaffe üzerinden şekillendirmeye başlamıştı. Aslında onun savaşı kaybetmesini sağlayan temel etkenlerden biri de Luftwaffe'a olan fazla güveniydi. Gazetenin editörü de haberini tıpkı Hitler'in Almanya'sında olduğu gibi devam ettiriyordu. Zinedine Zidane'ın ekibiyle beraber Avrupa'nın zirvesine çıktığını, sezona yapılan şahane başlangıç sonrası tekrardan o yerde kalınacağına inanıp tüm planlarını o takım üzerinden yaptığını ve gelinen noktanın Hitler'in geldiği noktayla aynı olduğunu yazıyordu. Evet, özellikle sosyal medyada baya tepki çekti ve bu benzetmeler "yakışıksız" olarak nitelendirildi. Editör de daha sonra yaptığı açıklamada benzetmeyi kişilikler üzerinden değil olaylar üzerinden okumamız gerektiğini söyledi. Öyleyse okumlayalım biz de.

Bu yazının yayımlanmasından yaklaşık 13 gün sonra Real Madrid, Kral Kupasına Leganes'e 1-0 kazandığı maçın rövanşında 2-1 yenilerek elendi ve Zidane eleştiri oklarını üzerine en çok çeken isim oldu. Doğaldı da... Zira Fransız teknik adam ligde Barcelona'dan 19 puan fark yemişken ve kendisiyle ilgili isyankar taraftarların sayısı her geçen gün artarken kupada ağır rotasyona gitmenin bedelini ödemişti. Maçtan sonra da sorumluluğu üstlendiğini söyleyecekti ama kimse için yeterli değildi elbette bu sözler. Öyleyse yönümüzü yazının başlığına da adını verdiğim Oliver Hirschbiegel imzalı 2004 yapımı Der Untergang filmine çevirelim. Filmde Hitler'in son günleri anlatılıyor ve onun ölümüne giden yolda ufak bir seyahate çıkıyorduk. En sonunda dünya bir savaş suçlusundan kurtuluyor ve uzun yıllar sonra da olsa halkın gülücükleriyle savaşın kötü izlerin silinmeye çalışılıyordu. Peki bu filmde olduğu gibi Zidane'ın Real Madrid'deki günleri de sayılı mı? Yoksa hala modern dönemde Şampiyonlar Ligini üst üste 2 kez kazanma başarısı gösteren tek teknik adamın uzun süre kredisi var mı ?

Söz konusu kulüp Real Madrid ise değişkenler her zaman farklıdır. Yakın tarihten Vicente Del Bosque, ligi kazandıkları 2002-2003 sezonu sonrası takım kutlamasına katılmadığı için görevine son verilmiş ve efsane bir teknik direktör olarak bulunduğu Real Madrid'den istenmeyen adam olarak ayrılmıştı. Benzeri şekilde 4 sezon sonra takımı şampiyon yapan Fabio Capello savunma ağırlıklı futbol oynattığı gerekçesiyle gönderilmişti. 2009-2010 sezonunda lig tarihinin en iyi performanslarından birini sergilemesine rağmen Barcelona'nın arkasında kalan ama buna rağmen harika futboluyla oyunculara kendini sevdirten Manuel Pellegrini'nin sonu da farklı olmamıştı. Benzeri şekilde 2014-2015 ayına kadar problemsiz şekilde ilerleyen Ancelotti, sakatlıklardan dolayı sezonu kupasız kapatınca kulüpten ayrılmak zorunda kalmıştı.

Peki Zidane tüm bu saydığımız örneklerin hepsinden gerek oyun, gerekse kupasal anlamda daha kötüsüne imza atmasına rağmen neden hala takımın başında? Bunun muhtemelen en kuvvetli cevabının yaklaşan PSG maçları öncesi kulüpte radikal bir değişikliğin istenmemesi olabilir. Taraftarlar tarafından ismi öne çıkarılan Guti Hernandez,Carlo Ancelotti ve Vicente Del Bosque gibi isimlerin henüz göreve getirilmek için girişimde bulunmama sebebi de bu. Çünkü Zidane hala oyuncularının mental gücünün farkında ve kafası sağlam oynayan bir Real Madrid'in PSG'yi eleyebileceğini en iyi kendisi biliyor. Çünkü teknik direktörlüğe adımını attığı Real Madrid soyunma odası şimdi karmakarışıktı ve gemi için karanın görünme ihtimali sıfıra yakındı. Ancak o Real Madrid sezonu Şampiyonlar Ligini kazanarak bitirmişti. Ancak Zidane'ın PSG maçlarından önce çok daha kritik bir sınavı var. Mestalla deplasmanı...

İlk paragrafın girişinde verdiğim Villarreal örneği gibi son paragrafın sonunda verdiğim Valencia örneğinin de ilginç bir tesadüfü var aslında. Zidane 2016'da Real Madrid'in başına getirildiğinde görevi devraldığı Rafael Benitez bir Valencia deplasmanı sonrasında kovulmuştu ve ne ilginçtir ki aylardan yine Ocak'tı. Gün farkıyla bu hikayenin noktaları bir noktada birbirinden ayrılsa da Real Madrid'in benzeri senaryoları her iki sezonda da yaşadığını göz önüne alırsak enteresan olması muhtemel. Maça gelecek olursak Valencia'nın Real Madrid'e göre daha büyük kayıplarla maça çıkacağını göreceli olarak kabul edebiliriz. Geçtiğimiz hafta Las Palmas deplasmanında kırmızı kart görerek cezalı duruma düşen Gabriel Paulista ve Ruben Vezo'nun yanında diğer bir stoper Jeison Murillo'nun da sakatlığı hala devam ettiği için bu maçta forma giyemeyecekler.

Valencia'da muhtemelen Garay'ın yanında yeni transfer Coquelin'in oynaması bekleniyor. Diğer bir eksik olması beklenen muhtemel isim ise Carlos Soler'di ancak akşam üzeri haberlerinde Marcelino'nun onu kadroya alabileceği söylendi. Ancak Valencia'nın Kral Kupası'nda Barcelona ile eşleşmesinden ötürü Marcelino'nun bu maçta ağır rotasyon yapacağı söylentileri de mevcut. Olası bir rotasyonun Gonçalo Guedes,Rodrigo Moreno ve Dani Parejo gibi oyuncuları kapsayacağını yazan Valencia medyasının haklı olup olmadığını bugün anlayacağız. Real Madrid'de ise Jesus Vallejo,Dani Ceballos,Isco ve Sergio Ramos maç kadrosuna alınmadı ve Valencia'ya seyahat edildi. Haftaiçi kadroya alınmadıkları için çok eleştirilen Cristiano Ronaldo ve Gareth Bale'in ise maç kadrosunda olduğunu söylemekte fayda var.

Meşhur BBC üçlüsü 23 Nisan 2017'de oynanan Barcelona maçından beri ilk kez aynı anda 11'e çıkacaklar ve bu onlar için sezonun geri kalanında ne yapacaklarına dair fikirler vereceği için çok önemli. Valencia'nın ağır rotasyon yapacağı haberleri göz önüne alınırsa Real Madrid'in bu deplasmandan galibiyet çıkarıp rakibiyle arasındaki puan farkını 2'ye indirmesi epey muhtemel. Aksi bir durum olduğunda ise kim bilir Benitez'in kaderi tekrarlanır ve Zidane da kendi çöküşünün imzasını atar...



GÜNCEL YAZILAR