"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Gökhan Şahin
Gökhan Şahin
@KingMadridista

La Liga'da İlk Yarının En'leri

26/12/2017

La Liga'da 17. hafta karşılaşmaları geçtiğimiz hafta sonu oynanan maçlarla son buldu ve geleneksel Noel arasına girildi. Futbol severler yaklaşık 1.5 haftalık bir özlemin ardından La Liga'ya 6 Ocak 2018 tarihinde oynanacak olan Atletico Madrid - Getafe karşılaşmasıyla kavuşabilecekken dilerseniz biz de sezonun şimdiye dek olan kısmında enleri, hayal kırıklıklarını ve önemli istatistikleri verelim.

Sezon öncesi bir klasik olarak en çok merak edilen olay şüphesiz şampiyonun kim olacağıydı. 4 sezon aradan sonra şampiyon olan Real Madrid, Barcelona'yı tekrar geride bırakarak şampiyon olmayı isterken hiç de beklemediği bir felaket senaryosu ile lige giriş yaptı ve Aralık ayını 31 puanla 4.sırada kapattı. Onlar için 4. sırada kapatmaktan daha kötü olan şeyler de vardı elbette. Lider Barcelona'ya sahasında 3-0 mağlup olan Real Madrid, Katalan ekibiyle puan farkının 14'e çıkmasını (bir maç eksiğiyle) engelleyemedi. Yeni sezona Neymar'ı PSG'ye satıp bir de üstüne Ernesto Valverde'nin gelişiyle şüpheler içinde başlayan Barcelona ise sezonun henüz başında Dembele gibi bir yıldızını kaybetmesine rağmen devreyi namağlup kapattı ve ligin en çok gol atan-en az gol yiyen takımı unvanlarını da üstüne ekleyip lider olarak tatile girdi. Aslına bakacak olursanız namağlup kısmında yalnız değillerdi ancak Atletico Madrid son haftada bu unvanını Espanyol deplasmanında bırakınca Barcelona bu alanda tek başına kaldı.

Sezona mükemmel giren ve uzun bir süre zirve yarışında kalan Valencia ise 12. haftadan beri sadece bir kez galip gelebilince şampiyonluk havasını kaybetti. Alaves, Las Palmas, Villarreal, Sevilla ve Deportivo kötü gidişattan ötürü teknik direktörlerin görevlerine son verirken küme düşme endişesini yakından hisseden Las Palmas ve Alaves bu vakayı toplamda 2 kez gerçekleştirerek 17 haftalık süreç için ilginç bir istatistiğe imza atmış oldu. Ligin kısa bir girişinden sonra hazırsanız enlere geçelim. Bakalım La Liga'da 2017-2018 sezonunun 2017 ayağı bize neleri getirmiş? Beklediğimiz neleri götürmüş?

En İyi Oyuncu > Lionel Messi = Arjantinli oyuncuyu bu listelerde görmek hiçbirimiz için şaşırtıcı veya yeni olan bir şey değil aslında. Ancak Messi bu sezon başında en iyi arkadaşlarından biri olan Neymar'ı kaybettiği için doğal olarak takımından büyük bir düşüş bekleniyordu. Lakin Messi son yıllardaki performansının üstüne daha da koyarak takımını öyle bir taşıdı ki Barcelona yeni hocası yönetiminde tarihinin en dominant lig başlangıcına ve Noel kapanışına imza attı. Arjantinli 17 maçta rakip fileleri 15 kez sarsıp bu alanda ligin zirvesine yerleşirken yapmış olduğu 6 asistle de Pione Sisto'nun hemen arkasında kendisine yer buldu. Maç başına verdiği 2.6 anahtar pas ortalamasıyla Las Palmas forması giyen Jonathan Viera'nın hemen arkasında yer alan Messi, 5.6 dribbling ortalamasıyla en yakın rakibinin yaklaşık olarak 1.5 katı önünde zirvedeydi. Ligin aynı zamanda en çok isabetli şut çeken oyuncusu konumunda olan Messi'nin şimdiye dek kusursuz bir sezon geçirdiğini söylemeliyiz.

En İyi Çıkış Gösteren Oyuncu > Cedric Bakambu = Demokratik Kongo Cumhuriyetli oyuncu bu sezonun şimdiye dek en akıl almaz performanslarından birini gösteren oyuncu oldu. Aslına bakarsanız benim için bunu seçmek pek kolay olmadı. Çünkü Celta'ya gelir gelmez ligi birbirine katan Max Gomez ve onun en büyük suç ortağı Pione Sisto, Valencia'nın göstermiş olduğu çıkışın en büyük pay sahipleri Simone Zaza ve Rodrigo Moreno'nun yanında ligin yeni ekibi Girona'nın forveti Christian Stuani'nin varlığı beni ikilemden daha öte şeylere düşürmeye yetti. Yine de Cedric Bakambu, takımının krize girip üstüne teknik direktör kovduğu bir sezon ortasında bütün işleri oldukça iyi idare etti. Ligin defansif ağırlıklı oynayan takımlarından birinde forma giymesine rağmen çıktığı 15 maçta fileleri 9 kez havalandıran Bakambu takımına 5 puanı kendi gol katkılarıyla getirdi. Onu bu kadar özel kılan istatistik ise ligin en çok gol atan 10 oyuncusunun şut rakamları baz alındığında ortalama olarak 9. sırada yer alması oldu. Sadece kendisinden 638 dakika az forma giymiş olan Antonio Sanabria'nın önünde olan Bakambu, maç başına 2.1 ortalamayla şut çekti.

En İyi İspanyol Oyuncu > Iago Aspas = Sanırım Aspas'ın burada olmasına hiç kimse şaşırmayacaktır. Sezona çok kötü performansla girip ilk 7 maçında golle tanışmayı bırakın doğru dürüst topla dahi buluşamayan Aspas'ın o dönem milli davet alması İspanya basınında büyük yankı uyandırmıştı. Ancak Aspas'ın milli takımda sergilediği performans ara sonrası formunun anahtarlarını bize veriyordu sanki. Takımının mağlup olduğu zorlu Espanyol deplasmanında asist yapmayı başaran ve üzerindeki pası atan Aspas beklenen patlamayı 16 Ekim akşamı Las Palmas deplasmanında yaptı. Celta'nın 5 attığı deplasmanda Aspas hat-trick yapmayı başarırken bir anda gol krallığı yarışında iddialı hale geldi. Celta'nın Las Palmas maçından sonra oynadığı 8 maçta 8 gol atmayı başaran Aspas, 2018 Dünya Kupası için Lopetegui'ye de tekrar göz kırparken son olarak Galiçya derbisinde Deportivo deplasmanında sergilediği performans onun kesinlikle en iyi haliydi. Celta'da Daniel Wass'ın ardından en çok şans yaratan oyuncu olan Aspas dribbling'te ise sadece Emre Mor'un gerisinde kaldı. Celta'yı sırtlayan Aspas, Unzue'nin sisteminin en kıymetli oyuncusuydu.

En İyi Teknik Direktör > Ernesto Valverde = Geçtiğimiz sezon Luis Enrique, Sporting Gijon maçının ardından basına sezon sonu görevini bırakacağını açıkladığında Barcelona'nın yeni teknik direktörünün kim olacağı o andan itibaren tartışılmaya başlanır olmuştu. Nou Camp'taki siyah koltuk için herkesin favorisi Jorge Sampaoli olmasına rağmen Sport gazetesi Nisan ayına doğru ilginç bir habere imza atıyordu. Gazetenin haberine göre Barca yönetimi, kulüpte forma giymemiş ve kulübün genlerine hakim olmayan bir hoca yerine kulübü tanıyan bir hoca getirmeyi tercih edecekti. Bu doğrultuda adaylar Luis Enrique'nin yardımcısı Unzue, Sociedad'ın teknik direktörü Eusebio ve Athletic'in başındaki Valverde'ydi. Valverde ilk günlerde en güçsüz aday olarak görülse de sezon sonunda kendisini Barcalı yapan sözleşmeye imza attı. Özellikle Espanyol ve Athletic dönemlerinde yabancıların tabiriyle underrated kalan performansıyla dikkat çeken (aslında çekmeyen) Valverde, sonunda hak ettiği değeri görmüş ve istediği fırsatı yakalamıştı.

Neymar'ın ayrılışıyla beraber önemli bir hücum silahını kaybeden Valverde, onun boşluğunu Dembele ile kapatmak istese de Eylül ayını bitirmeden Dembele'nin sakatlığı ile bir anda sezon ortasında hücum hattında opsiyonsuz kaldı. Takımda bazı aksaklıklar hala baş gösteriyor olsa da maç maç yaptığı planlarla takımını ayakta tutan Valverde, son yılların en zayıf Barcelona kadrosundan maksimum verimi çıkarmayı başararak inanılması güç bir başarıya imza attı. Real Madrid deplasmanı ise onun taktik disiplinini en iyi özetleyen maçlardan biri oldu ve deplasmandan 0-3'lük galibiyetle dönüp puan farkını 14'e çıkardı.

En İyi Transfer > Maxi Gomez = Juan Carlos Unzue yönetiminde yeni bir yapılanma içerisine giden Celta Vigo geçen sezon Guidetti'den yeterli verim alamaması üzerine bir forvet arayışına yöneliyordu ve bu forvet için doğru adayın denizaşırı bir ülkeden olduğuna karar verip Defensor Sporting'den 4 milyon euro bonservis ücretiyle Max Gomez'i transfer ediyorlardı. Cüsseli yapısına rağmen seri ayaklarıyla dikkat çeken Gomez sahaya ilk çıktığı andan itibaren kalitesini ispat etti ve Sociedad maçında daha topla ilk buluşmasında ağları buldu. Çıktığı ilk 3 lig maçında 4 gol bularak gol krallığı sıralamasında zirveye oturan Gomez, agresif yapısıyla Diego Costa'ya benzetilse de kendisini hep daha farklı bir oyuncu profilinde gördüğünü basına söyledi. Çıkmış olduğu 16 maçta 7 gol atıp 2 asist yapmayı başaran Gomez, Kasım ayından bu yana Çin'e transfer olacağı yönündeki transfer haberleriyle beraber performansında bir düşüş yaşasa da en iyi transfer olma unvanını hala koruyor. Kaldığı takdirde daha atılacak çok golü var.

En İyi Yönetilen Kulüp > Eibar = Geçen sezonun en sempatik kulübü olarak dikkat çeken ve taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanan Eibar bu sezon da başarmış olduğu işlerle herkesten büyük artılar aldı. Sezona felaket girip ilk 11 maçtan sadece 8 puan çıkarabilen Bask kulübü, küme düşme potasına girince teknik direktör Mendilibar'ın varlığı takımda sorgulanmaya başlandı. Sezon boyunca Pedro Leon, Fran Rico; yer yer Gonzalo Escalante, Ivan Ramis ve Dani Garcia gibi kilit oyunculardan yararlanamayan deneyimli teknik adamın yönetim arkasında durdu ve güvenlerinin sonsuz olduğunu açıkladı. Aceleye gelmeyen ve sadakate vefayla karşılık veren Eibar yöneticileri bu güvenin karşılığını ise fazlasıyla aldı. Real Betis'e 5 attıkları süreçle başlayan üst sıralara tırmanış serisinin son halkası şimdilik geçtiğimiz hafta Girona'ya 4 attıkları maç ve bu bahsettiğim süreçte toplam 16 puan toplayarak 7. sıraya kadar tırmandılar. Bu seriye başladıklarında 17. sırada oldukları düşünülürse fena değil sanki! Belki bütün kulüplerin Eibar'dan öğrenmesi gereken bir şeyler vardır.

Şimdi geçelim sezonun hayal kırıklıklarına... En Büyük Hayal Kırıklığı Yaratan Oyuncu > Cristiano Ronaldo / Karim Benzema = İkisini birbirinden ayırmayı istemedim, zira hangisini ayırsam bir diğerine haksızlık olacaktı. Hala sahada oynadıkların oyun ile "en kötü" performanslarını sergilediklerine inanmıyorum ve Real Madrid'de baş gösteren sorunların tümü de bu ikiliye bağlı değil. Ancak futbolun meyvesinin gol olması ve takımda gole en yakın olması beklenen bu iki ismin ligde toplam 6 gole imza atabilmiş olması düşündürücü şeyler. Portekizli Cristiano Ronaldo'dan başlamak gerekirse yıldız oyuncu bu sezon ligin maç başına en çok şut çeken oyuncusu konumunda ve aynı zamanda isabet oranı da forvetler arasında en düşük isimlerden biri. Karim Benzema ise ligde sadece 186 dakika forma giyen takım arkadaşı Dani Ceballos ile aynı gol sayısında ve yine takım arkadaşı Casemiro'nun bir gol gerisinde.

Benzema'nın en iyi yaptığı işlerden biri olan şans yaratma konusunda ise bu sezon bir sıkıntı yaşadığı gerçek. Kendi takımı içinde Marcelo, Isco ve Asensio gibi oyunculardan geride olan Benzema (aynı şekilde Cristiano Ronaldo'da) Real Madrid'in yıllar sonra neden Noel arasına bu kadar az sayılabilecek bir gol rakamıyla girdiğini yeterince iyi anlatıyor gibi.

En Büyük Hayal Kırıklığı Yaratan Teknik Direktör > Zinedine Zidane = Cümleye nereden giriş yapsam az... Real Madrid geçtiğimiz sezon -hatta yılı da bunun içine katabiliriz- kulüp tarihinin en başarılı sezonunu yaşayıp kupa üstüne kupa kazanırken sezon öncesi ezeli rakipleri Barcelona'yı Süper Kupa'da tabir-i caizse sürklase ederken herkes bu sezon da Real Madrid'in Barcelona'yı domine edip ligi alacağını düşündü. Ancak ligin ilk 3 haftasında kaybedilen 4 puan ve bir de üstüne Real Betis'e içeride kaybedilen lig maçından sonra darmadağın olan Real Madrid'de Zidane kriz yönetimi noktasında yetersiz kaldı. Geçen sezon en çok övülen özelliklerinden biri olan "kadronun tamamından verim alma" işini bu sezon erken gelen puan kayıpları sonrası hiç yapamayan Zidane ; Dani Ceballos, Theo Hernandez, Marcos Llorente ve Jesus Vallejo gibi oyuncuları çoğu maçta tercih etmedi. Bir de üstüne oyuncuların bireysel olarak düşüşte olması ve Real Madrid'in son olarak El Clasico'yu farklı kaybetmesinden sonra Fransız teknik adamın kulüpteki varlığı sorgulanmaya başlanır oldu. Yeni yıl dileklerinde şans dileyecek biri varsa o da şüphesiz Zinedine Zidane.

En Kötü Yönetilen Kulüp > Alaves = Bu yazıyı geçen sezon yazmış olsam muhtemelen Alaves'i hep bir üst şemalarda görecektik. Zira Maurucio Pellegrino yönetiminde şahane bir sezon geçiren ve Copa Del Rey'de final oynama başarısı gösteren Alaves, üstüne Marcos Llorente, Theo Hernandez gibi futbolcuları bir süper yıldız adayı haline getirmişti. Ancak yaz döneminde Pellegrino'nun Premier Lig'e geçiş yapması; Llorente, Theo Hernandez, Victor Camarasa ve Deyverson gibi oyuncuların kiralık kontratlarının bitmesi üstüne Kiko Femenia gibi sistemin en değerli parçasının bonservissiz bir şekilde Watford'a bırakılmasının üstüne mali krizden dolayı Edgar Mendez ve Zouhair Feddal'den de vazgeçilince onları kolay bir sezonun beklemediği aşikar duruyordu. Yine de görünen köy kılavuz istemez sözünden yola çıkarak Alaves'in gereken hamleleri yapacağını düşündüm ama yanıldım.

Luis Zubeldia gibi genç ve dinamik bir teknik adamı takımın başına getirseler de transferde yapılan tek olumlu iş Ruben Sobrino'nun Manchester City'den bonservisinin alınması ve Mubarak Wakaso'nun bonservis ödenmeden takıma katılması oldu. Sezona oldukça kötü ve yetersiz bir kadroyla giriş yapan Alaves ilk 5 haftada 0 çekti ve bunun üzerine yönetim Zubeldia'nın görevine son verip yerine deneyimli teknik adam Giovanni De Biasi'yi getirdi. De Biasi takıma yeni bir enerji getirmiş olsa da ligin dinamiklerine hakim olmayışı onun kredisini kısa sürede tüketti ve çıktığı 7 maçta topladığı 6 puan sonrası görevine son verildi. Alaves yönetiminin son kurşunu ise Sporting Gijon ile hatırı sayılır başarılar kazanan Abelardo oldu. Mayıs ayından beri ilk akılcı hamlelerini yapan Alaves yönetimi bu hamlenin karşılığını 4 maçta aldıkları 3 galibiyet ile fazlasıyla alırken Alaves Noel arasına 17. sırada girdi. Yine de Deportivo ile aynı puanda oldukları düşünülürse onları çok zorlu bir 2018 bekliyor.

İlk Yarının Kazanan Kulüpleri : Barcelona, Atletico Madrid, Valencia, Villarreal, Eibar, Getafe, Girona, Real Sociedad, Celta Vigo, Leganes İlk Yarının Kaybeden Kulüpleri : Real Madrid, Sevilla, Athletic Bilbao, Real Betis, Espanyol, Levante, Alaves, Deportivo, Malaga, Las Palmas

Son olarak ilk yarının en iyi 11'i : Kale: Marc Andre Ter Stegen Savunma: Sergi Roberto - Diego Godin - Samuel Umtiti - Jordi Alba Orta Saha: Saul Niguez - Luka Modric - Dani Parejo - Iago Aspas Forvet: Lionel Messi - Simone Zaza



GÜNCEL YAZILAR