"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Gökhan Şahin
Gökhan Şahin
@KingMadridista

El Clasico'da 4-1-3-2 savaşı

24/12/2017

La Liga'nın 17. haftasında Real Madrid ile Barcelona Santiago Bernabeu stadında karşı karşıya gelirken maç yine bizlere bol bol konuşulacak malzeme, hikaye, hayal kırıklıkları ve sevinç tabloları bıraktı. Real Madrid'in Kulüpler Dünya Kupası'nda mücadele etmesi sebebiyle bir maçının eksik olarak rakibinin 11 puan gerisinde çıktığı maç sonucunda puan farkı Barcelona galibiyeti ile birlikte 14'e yükselirken Katalanlar ligde üst üste 3. kez Madrid deplasmanında galip geldi. Maçtan yaklaşık bir saat önce kadrolar basına düşmeye başlarken Real Madrid'in kadrosu şaşırtıyordu. Real Madrid : Navas, Carvajal, Ramos, Varane, Marcelo, Casemiro, Kroos, Modric, Kovacic, Ronaldo, Benzema Barcelona : Ter Stegen, Roberto, Pique, Vermaelen, Alba, Busquets, Iniesta, Rakitic, Paulinho, Messi, Suarez

Zidane, bu sezon düzenli olarak oynattığı Isco'yu yedek kulübesinde bırakırken onun yerine Hırvat Mateo Kovacic'i tercih ederek hafta boyu konuşulan Bale'li 11 dedikodularını çöpe atıyordu. İspanyol basınınında ve özellikle Real Madrid'e yakınlığıyla bilinen Marca gazetesinin haberlerinde Zidane'ın dörtlü orta sahadan vazgeçip 4-3-3 sistemine geri döneceği yazılıyordu. Ancak Zidane'ın maç öncesi oyun planına göre -ki maçtan sonra bunu kendisi de kabul etti- Messi'ye adam markayı yapıp onun etkinliğini sıfıra indirmek oldukça önemliydi. Nitekim bu sezon Girona ile Barcelona arasında oynanan maçta bir bek oyuncusu olan Pablo Maffeo'ya Messi'ye adam markajı yapma görevi verilmiş ve Maffeo yaptığı bunaltıcı markajla alay konusu olarak birçok video sitesine konu olmuştu. Özellikle yazın İspanya Süper Kupası'nda oynanan her iki El Clasico'da da 11 başlayan Kovacic'in bu görevin altından çok iyi kalkıp bir de üstüne hücumda da varlık gösterebilmesi Real Madrid adına maç öncesi bu tercihi açıklamak için makul sebeplerdi. Geri kalan kadro ise beklenildiği gibiydi.

Barcelona cephesinde ise Ernesto Valverde bu sezon Athletic,Atletico Madrid ve Valencia deplasmanlarında olduğu gibi güçlü bir orta alan dörtlüsü tercih etmişti. Aynı şekilde içeride oynanan Celta Vigo maçına da bu şekilde çıktığını belirtelim. Valverde'nin oyun planı ağırlıklı olarak oyunu kendi yarı alanında kabul edip topa hüküm sürmeyi sağlamak ve Messi'nin geriye inip yaratacağı pozisyonlarla Suarez'i gol bölgesine sokmaktı. Bu sezonki joker adamı Paulinho'yu ise sürekli Casemiro ile eşleştirmek Valverde için makul bir tercihti.

Maça anormal bir ön alan baskısı ve hücum anlayışıyla başlayan Real Madrid çok geçmeden bir duran top organizasyonunda golü buldu ancak ofsayt gerekçesiyle gol sayılmadı. İlk anlardaki dizilim bize maçın kırmızı karta kadar olan bölümü hariç az çok fikir veriyordu. Real Madrid hücumda Kovacic'i, Ronaldo ve Benzema'nın hemen arkasında kullanıyor, savunmada ise Kovacic'i Messi'ye sabitleyip göbekten pozisyon vermemeye çalışıyordu. Barcelona ise Rakitic'in sağ Iniesta'nın da sol tarafa yerleşmesiyle beklerin yapacağı çıkışlar sonucu gol aramaya çalışıyordu. Nitekim bu beklerin çıkışı Barcelona için özellikle ilk 20 dakikada büyük tehlike oldu. Jordi Alba ve Sergi Roberto'nun oyunu rakip yarı alanda oynama merakı yüzünden 3. bölgede kaptırılan toplar sonucu kontralarda büyük boşluk veren Katalan ekibi gerek isabetsiz ortalar, gerekse de beceriksiz son vuruşlardan mütevellit bu bölümü kazasız kapattı.

Özellikle 9. dakikada Sergi Roberto'nun ileride yakalanması sonucu Kroos'un çizgiye inmesiyle gelişen tehlikede müsait durumda olan Cristiano Ronaldo topu ıskalayınca Real Madrid büyük bir gol fırsatını daha maçın başında tepmiş oldu. 20.dakikada ise yine Roberto'nun ileride olması sonucu hücuma kalkan Real Madrid'de Ronaldo sol çaprazdan karşısında kapalı bir savunma hattı varken müsait durumda olan Modric, Marcelo ve Kroos'tan hiçbirine pas vermeyince önemli bir fırsat daha kaçmış oluyordu. Özellikle bu bölümde Barcelona'da kaptan Iniesta'nın savunma hattına dönüp sert uyarılar yapması ve daha fazla topa sahip olmaları gerektiği konusunda arkadaşlarını uyarması mücadelenin geri kalanı için ilginç bir enstantane olarak hafızalarımıza kazınıyordu. Bundan sonra maçın kontrolünü biraz daha eline almaya başlayan Barcelona'da 29. dakikada Messi'nin savunma arkasına attığı topta Paulinho'nun vuruşunun Navas tarafından çıkarılması Paulinho'nun bu maç için tercih sebebini çok iyi özetliyordu.

Messi topu ayağından orta alanın hemen sağında yer alan bölgeden çıkarmadan önce Paulinho, Luis Suarez'in dahi önünde yer alarak adeta bir pivot santrfor tiplemesi çiziyordu bize. Nitekim savunmanın arkasına çok iyi sarkıp güzel de bir vuruş yapması onun bu sezon neden ligin en iyi transferlerinden biri olduğunu açıklamaya yetiyor. Real Madrid 30. dakikadan sonra pasla çıkmak yerine Modric ve Kroos'un pasörlük özelliklerinden faydalanarak kanat değiştiren Ronaldo'ya daha fazla uzun top atarak hücum etmeyi deniyordu ve bu bölümde Roberto'nun kanadından ziyade oyun Alba'nın kanadından şekilleniyordu. Bir bakıma Real Madrid'in bu maçta en önemli hücum silahı alışageldiğimiz son yıllardaki ceza sahası içinde kurnaz olan Ronaldo yerine kenardan top getirecek olan Ronaldo'ydu. Lakin Ronaldo kendisinden beklenmeyecek şekillerde birkaç pozisyonda tercih hataları yapınca bu bölümde de Real Madrid bir gol bulamadı. 41. dakika ise tüm maçın kaderini etkileyecek olan hassas bir dakikaydı.

Marcelo'nun açtığı şık ortaya kafa vuruşu yapan Benzema'nın topu direğe çarpıp oyun alanına düşüyordu ve Real Madrid rakibini tabir-i caizse rakibini sindirdiği ilk yarıyı gol atamadan kapatıyordu. Atamayana atarlar felsefesinin işleyip işlemeyeceği ise 2. yarıdaki en büyük merak konusu olarak geriye kalıyordu. 2.yarıya teknik direktörler herhangi bir değişiklik yapmadan başlarken daha devrenin hemen başında Ronaldo'nun sol çaprazda topla buluşup uzaktan attığı şut sonucu tribünlerden tepki alması Real Madrid'in modunun düştüğüne dair ilk sinyal oluyordu. Hafta boyu sadece bir antrenmanla maça çıkan Ronaldo çok şey yapmayı deniyordu ama şanssızlık veya tercih hataları sebebi bir türlü isteneni veremiyordu. Barcelona için endişe verici şey ise hala Rakitic'in arkasında Roberto'nun boşluğunu yeterince iyi kapatamaması ve o taraftan gelen hücum tehditleriydi. Ancak Jordi Alba'nın Carvajal'i ekarte edip Luis Suarez'i topla buluşturduğu anda Real Madrid'in de benzeri açıkları savunmada verebileceği ispatlanıyordu.

Bu pozisyondan yaklaşık 1 dakika sonra Busquets'in vücut çalımı sonrası attığı pasa hareketlenen Ivan Rakitic, ne Kovacic ne de Modric tarafından prese maruz kalmayınca orta alanı çok rahat bir şekilde kat ediyor ve topu sağ taraftaki Roberto'ya aktarıyordu. Günün başarılı ismi Roberto'nun yerden kestiği ortaya düzgün bir vuruş yapan Luis Suarez Barcelona'yı deplasmanda 1-0 öne geçirirken Real Madrid'in biraz önceki pozisyonda diğer taraftan verdiği açık bu sefer onlara kalelerinde gol olarak geri dönüyordu. Ve yine bu pozisyonda topla buluşan Rakitic'in topu tam ayağına aldığı anda ondan bile geride olan Carvajal kötü geçirdiği günü basit gözüken ama aslında oldukça büyük olan bir hatayla süslüyordu. Aynı pozisyondan birkaç dakika önce yine kendi tarafından boşluk verdiğini söylemiştim. Real Madrid'te golden sonra agresif şekilde ileriye çıkarken bir sol bek oyuncusundan ziyade sol açık şeklinde oynamaya başlayan Marcelo'nun geride çok açık vermesiyle beraber Barcelona daha da tehlikeli gelmeye başlıyordu.

57.dakikada Messi'nin pasında Suarez topu dışarı atarken Real Madrid ucuz kurtuluyordu. Zidane bu dakikalarda Bale ve Asensio'yu oyuna sokmaya hazırlanırken 62.dakikada olağanüstü bir karambol maçın geri kalanını değiştiriyordu. Messi'nin savunmanın arkasına attığı topta Suarez karşı karşıya kaldığı pozisyonda Navas'a takılırken takip eden anda Messi topu karşısına geçen Navas'ın yanındaki Suarez'e tekrar veriyordu; Suarez topu direğe nişanlarken dönen pozisyonda Varane'dan seken topa kafayı vuran Paulinho'nun boş kaleye giden topunu Carvajal elle engelleyerek penaltıya sebep oluyor ve gördüğü kırmızı kart sonucu takımını 10 kişi bırakıyordu. Topun gerisine geçen Messi farkı ikiye çıkaran golü atarken Asensio ve Bale'in oyuna girişi gecikiyordu ve Zidane savunma emniyeti için Benzema'nın yerine Nacho'yu oyuna alıyordu. Real Madrid'i zorlu bir yarım saat bekliyordu. Savunmada tamamen sürklase olan ve Barcelona'nın pas oyununa karşı hiçbir pres göstermeyen işin reaksiyon kısmında sınıfta kalan Real Madrid teslim bayrağını gayri resmi olarak çekiyordu.

Zidane 72.dakika da Kovacic/Casemiro ikilisini kenara alıp Bale/Asensio'yu oyuna sokarak bütün risklerini oynadı. Bu değişikliğe olumlu reaksiyon veren hücum hattı Bale, Asensio ve Ronaldo faktörüyle pozisyonlara giriyor ama sezonun formda ismi Ter Stegen yine duvar oluyor ve gol yemiyordu. Valverde, günün başarılı ismi Iniesta'yı kenara alıp Semedo ile savunmayı biraz daha güçlendirirken kalan dakikalarda Andre Gomes ve Aleix Vidal'i de alarak skoru korumaya yönelik bir oyun anlayışına yöneliyordu. Duraklama dakikalarında Messi'nin Marcelo'yu çalımlayıp 18'e çıkardığı topa düzgün bir vuruş yapan, oyuna sonradan dahil olan Vidal farkı 3'e çıkarırken maçın sonucunu da tescil ediyordu. 0-3

Valverde'nin kanatsız 4-1-3-2 sistemi bir şekilde istenilen neticeyi verdi. İlginç olan ise bu sistemin Athletic, Valencia, Celta ve Atletico maçlarında hızlı kenar oyuncularıyla çözülmeye hazır bir sistem olmasına rağmen Real Madrid'in Ronaldo hariç bu formülü hiç denememesiydi. Inaki Williams, Saul, Gonçalo Guedes ve Iago Aspas gibi oyuncular sağ ve sol taraftan Barcelona'yı savunmada epey zorlamışlardı. Muhtemelen Carvajal kırmızı kartı almasa ve Bale ile Asensio oyuna girse bu antitezin Real Madrid tarafını bu maçta da tecrübe edecektik ama futbolu varsayımlar üzerinden okumamamız gerektiğini çok iyi biliyoruz. Barcelona'da bu maçta ön plana çıkan diğer bir isim ise Paulinho'ydu. Savunmadayken Modric ve Kroos'a karşı fiziksel üstünlük kuran, hücumda ise sürekli 18'in üzerinde dolanarak gol tehdidi olan Brezilyalı futbolcu, Messi ve Suarez'in özgürlüklerine etki eden en önemli isim oluyordu.

Real Madrid'de ise Zidane,Benzema başta olmak üzere bütün herkes sorgulanmaya başlandı. Maç eksiğiyle olsa da Barcelona'nın 14 puan gerisine düşen Real Madrid için şampiyonluk ihtimali çok zora girmişken bir de üstüne Şampiyonlar Ligi son 16 turunda PSG ile karşılaşacak olmaları sezonun geri kalanının epey stresli geçeceği hakkında bize ipucu veriyor. Messi hakkında hiç kelam etmedim mi? Messi her zaman Messi.



GÜNCEL YAZILAR