"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Alican Şengül
Alican Şengül
@acsezuma

Dönemeç

26/02/2018

Fikret Orman, göreve gelmesinden sonra başlayan FEDA’dan günümüze türlü zorluklar yaşadı. Kimisini aştı, kimisine gücü yetmedi ama daima gelişme gösterdi. Ne var ki; 6. yılına giren süreçte bugün yaşanan kadar kritik bir süreç olmamıştı Beşiktaş için... Elde edilen şampiyonluklar ve heyecan verici Avrupa maceralarının akabinde rakipleri maddi zorluklar yaşarken hep ileriye gitti Beşiktaş. 20 Şubat 2018 günü Bayern Münih deplasmanıyla girdiği ve 18 Mart’a kadar devam edecek çetin süreç önümüzdeki belki de 4-5 senenin kaderini tayin edecek cinstendi. FFP getirileri doğrultusunda, saltanata ilerleme doğrultusundaki son ama bir o kadar kritik yıla daha da yaşlanarak girmiş, üzerindeki kamuoyu baskısı ve beklentiler artmıştı. İlk maçta, çok net bir skor ile giden Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final rüyası kritik dönemecin 2 şekilde ilerlemesine yol açabilirdi. Ya hemen akabinde içeride gelecek bir hüsranla kopacak şiraze kayışı ya da dirilişin başlangıcı görevini görecek görkemli bir galibiyet…

 

Cezalı Pepe ve Talisca’nın üstüne maça saatler kala kadrodan çıkarılmak zorunda kalan Oğuzhan ile birlikte şartlar daha da zorlaştı. Kariyerini hücum futbolu üzerine inşa etmiş Şenol Güneş, son haftalarda yaşanan sıkıntılar doğrultusunda hatalar yapıyordu ve daha da acısı hatalarında ısrarcı oluyordu. Haftalar geçtikçe artan bu gerginlik, maddi ve manevi türlü zorluklar yaşayan Güneş’i tam 3 defansif orta saha ile maça çıkmak zorunda bıraktı. Pepe’nin yokluğunda defansın ortasında takıma yeni katılan ve henüz adaptasyon sorunu yaşayan Vida ile sakatlıktan yeni dönen Tosic başladı. Son haftalarda giderek form tutan Fernandao’nun fiziği ile mücadele edebilmek adına Medel, Atiba ve Tolgay ikilisi ile orta üçlüyü oluşturdu.

 

Her iki takımın da gergin başladığı maçın henüz 8. dakikasında arka direğe çıkarılan bir top sonrası oluşan karambolde Fernandao tam 79 cm ofsayt olmasına karşın takımını öne geçirdi. Ligin en büyük dengecilerinden Cüneyt Çakır ve ekibi yine bir derbide vasatın dahi oldukça altında bir performans göstererek serisini devam ettiriyordu. Tahrikkâr bir gol sevinci ile daha da gerilen ortamda ev sahibi takım oyunu kurmakta zorlandığı gibi taraftar desteğini de kaybetti. Sürekli olarak pozisyon hatası yapan orta üçlü, takımı öne taşıyamadı ve Fenerbahçe’nin yaptığı ön alan baskısı ile birlikte rakip kaleye gitmekte zorlanan bir Beşiktaş izlemeye başlanıldı.

 

Özellikle son haftalarda yaptığı maç içi hamleleri ile takımın oyun içi dengelerini alt üst eden Güneş bu kez maç içi hamlesi ile üstünlüğü ele alacaktı. Devrenin sonlarına doğru Beşiktaş’ta Medel, Vida’nın yanına stopere geçerken Tosic sol beke geçti. Hücum bölgesine geçmekte büyük zorluk çeken takım, Adriano’nun sol öne ve Babel’in Love’ın hemen arkasına geçmesi ile birlikte oyunun üstünlüğü ele geçirdi. Ricardo Quaresma’nın ilk trivelasını güzel bir kurtarış ile çelen Kameni, 35. Dakika oynanırken ev sahibi takımın kaleyi ilk bulan şutunda gole izin vermedi. Bu pozisyondan birkaç dakika sonra, sarı kartı olan Isla tarafından ceza sahası içerisinde yere düşürülen Quaresma ile bir de penaltı es geçilecekti. Bariz bir şekilde rakibinin ayağına basan Isla’nın müdahalesi ne Çakır ne de yardımcıları tarafından görülmedi ve devre bu skorla bitti.

 

İlk devre yaptığı hamlenin karşılığını alarak oyunu ele geçiren Güneş, ikinci devreye de bu düzenle başladı. Tosic’in sol beke geçmesi ile başlayan taktik savaşın devamında neredeyse her hamlesi ile rakibi Aykut Kocaman’ı alt edecekti. Bunun en büyük yardımcısı ise devrenin henüz başında bir duran top organizasyonu ile gelen gol oldu. Gökhan Gönül’ün ortasına gerilerden gelerek sert ve düzgün bir kafa vuruşu yapan Vida, Beşiktaş forması ile harika bir siftah yaptı. Takımının son dönemdeki en formda isimlerinden Medel’in adeta uzayarak kale çizgisinden çıkardığı istisnai pozisyon hariç rakip kaleye gitmekte zorlanan Fenerbahçe, giderek kendi sahasına hapsoldu.

 

Gol ile birlikte tribünlerin coşkusunu tekrar kazanmasıyla daha da çok bastırmaya başladı Beşiktaş. 63. dakikada gelen Vida-Negredo değişikliği ile rakip sahaya tamamen yerleşen Siyah-Beyazlılar, Negredo’nun servisinde, Quaresma’nın 2. Trivela denemesinde bu kez öne geçti. Barındırdığı türlü hikayelerle film gibi bir Beşiktaş kariyerine sahip olan Portekizli, belki de ilk kez bir büyük maçta bu denli karakter koyuyordu ortaya. İsmail’in sakatlanması ile sol tarafa geçen Isla’yı oldukça zor durumlara soktuğu yetmezmiş gibi, attığı harika gol ile birlikte, bu tarihi ve oldukça keskin dönemecin başlangıcı niteliğindeki maçta direksiyona geçiyordu. Daha sonra Isla'nın yerine geçen Şener'e de zorluklar yaşatan Quaresma, daha sonra perdeyi kapayan isim de olacaktı. Yenik duruma düşer düşmez Valbuena’yı oyuna alarak takımını öne çıkarmaya çalışan Aykut Kocaman’ın bu hamlesi de yetersiz olacaktı. Beşiktaş oyunu ısrarla kontrol etmeye devam ediyordu.

 

Sinir eşiği bu denli yüksek, hele ki camia adına kritik bir süreç içerisinde çıkılan bu tür maçların hemen hemen hepsinde başarısız olan Beşiktaş, büyük bir dirayet örneği göstererek geriden gelip öne geçiyordu. Daha da önemlisi, maçın kaderine doğrudan etki edecek iki büyük hakem hatasının mağdur tarafında iken… Maçın son anlarında gelen ikinci Negredo-Quaresma ortaklığında fark ikiye çıktı ve Beşiktaş, ilk devresini yenik durumda kapadığı maçtan 3-1’lik galibiyetle ayrılarak lige tutundu.

 

Artık Beşiktaş için tek bir hedef var. Tüm konsantrasyonu ile lige tutunmalı ve oyununda devamlılık sağlamalı. 2 yıldır güzel anılar elde edilen Avrupa’daki anıları başarıya götürmek için önce oraları istikrar ile oynamak gerekiyor. Anlık başarıların hikayeden öteye geçmemesi bir yana, o dev mücadelenin süreklilik sonucu kazandırdığı mental eşik, belki de bugün böyle bir galibiyetin alınmasına vesile oluyor.

 

Fenerbahçe ve Galatasaray’ın yaşadığı mali zorluklardan bir nebze olsun kurtulmuş Kara Kartal, rakipleri ile arasına mesafe koyabilmek adına bu yılı boş geçemez, geçmemeli. Bu yıl elde edilecek bir şampiyonluğun getirisi en az 4-5 yıllık bir hükümdarlık dönemi anlamına geliyor. Takımın en formsuz isimlerinin başında gelen Şenol Güneş ve gözdesi Quaresma, bu eşikte kritik bir rol oynuyor. Kendisinin camiaya dair beklentileri olmaması Güneş adına gayet normal, keza bir Trabzon efsanesi. Fakat, mevzubahis dominasyon dönemini elde eden adam olarak aynı anda her iki camianın efsanesi de olabilir.



GÜNCEL YAZILAR