"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Alican Şengül
Alican Şengül
@acsezuma

ANLAMLANDIRMAK

05/03/2018



Dünya üzerindeki tüm duygu ve durumlar devamlılık sağlandığı sürece güzelleşir, anlam kazanır. Elde
ettiğiniz şey ne olursa olsun, bir sonraki adımda aynı başarıyı göstermediğiniz taktirde anlamını yitirir.
Hatta öyle ki, bazen bu durumlar küçük bir anı olarak bile hayatınızda yer bulamaz...

 

2018 Şubat’ına yarıştığı 3 kulvarda da kendi çapında iddialarla giren Beşiktaş, peri masalı kıvamında
ilerlediği Devler Ligi defterini kapadı ve artık en büyük hedef şampiyonluk. Tarihi karar maçlarında
yaşadığı talihsiz sonuçlarla dolu camia, geçtiğimiz son iki seneyi şampiyon olarak tamamlayarak bunu
bir nebze kırdı.

 

Şampiyonlukların yanı sıra, Avrupa macerasından tatlı deneyim ve anılarla bu seneye girdi ama
Avrupa’da gösterdiği görece iyi performansı ileriye taşıyamadı ve trajik sonuçlarla elendi.
Elde edilen trajik sonuçlara rağmen gerek Avrupa, gerek ligden güzel anıların akıllarda kalıyor
olmasının tek sebebi de sezon sonu kazanılan şampiyonluklar. Yani; geçtiği yollarda aldığı yara,
geçirdiği güzel anlar, sezon sonu hedefi yakalanınca anlam kazandı.

 

Beklentilerin doruğa çıktığı bu sezon Şampiyonlar Ligi ile ligi bir arada götürmekte zorlanan
Siyah-Beyazlılar, namağlup lider tamamladığı grup maçlarının ya öncesinde ya da sonrasında
hayal kırıklığı yaşatarak, elde ettiği başarılara anlam kazandıramadı.

 

Leipzig maçından sonra önce içeride dünkü rakibi Trabzonspor ile berabere kalıp ardından
deplasmanda Gençlerbirliği karşısında Şenol Güneş döneminin en rezalet performanslarından
birisini sergileyerek mağlup oldu. Keza deplasmanda kazanılan Porto maçının ardından evinde
Başakşehir’e karşı 1 puanı uzatma dakikalarında attığı golle kurtardı. Bu dengesiz ve heves
kıran durum, lig macerasında da farklı şekillerde boy gösterdi. Galatasaray karşısında alınan
3-0’lık görkemli galibiyetin hemen ardından rotasyonlu kadro ile Leipzig deplasmanından da
galibiyetle dönen Kartallar, bir devresini 10 kişi oynayan Kayseri karşısında yokları oynadı ve
maç 1-1 bitti. Bu sonuçla, Galatasaray karşısında alınan ne skor ne de oyunun bir anlamı oldu.

 

Geçtiğimiz hafta sadece puan anlamında değil, psikolojik açıdan da oldukça önem arz eden
Fenerbahçe derbisinde alınan 3 gollü galibiyetin anlam kazanması için Trabzon deplasmanından
mutlaka galibiyet ile dönmek zorundaydı.

 

Ricardo Quaresma’nın cezası ve Pepe’nin sakatlığı ile Portekizli yıldızlarından yoksun olarak
sahaya çıkan Beşiktaş’ta; rakibin yavaş ve oyun kurmakta zorluk çeken stoperlerini bozmak
adına en önde Fenerbahçe maçlarının başarılı ismi Negredo yerine Love ve sağ kanatta kupadaki
Fenerbahçe maçının trajedi ismi Lens vardı. Bir transfer başarısı olarak takıma katılan Jermain Lens,
kulüp tarihinin en kötü transferlerinden birisi olmaya aday bir sezon geçirmesine rağmen Beşiktaş
forması ile ciddiye alınabilecek tek iyi performansını ligin ilk yarısındaki Trabzon maçında
göstermiş fakat maç 2-1 iken kaçırdığı gol ile takımının maçı 
koparma şansını kaçırmasına sebep
olmuştu ve maç berabere bitmişti.

 

Lens ve Love’ın yanında, sezonun silik isimlerinden Oğuzhan Özyakup yerine Tolgay, Tosic’in yanında
da Medel ile maça başlayan Beşiktaş, Tosic’in kelimeleri kifayetsiz bırakan hatası ile ilk dakikalarda
kendi sahasına mâhkum oldu. Rıza Çalımbay’ın gelmesi ile hücum futbolundan epey taviz veren
Trabzsonspor’un oyunu dikta edememesi ile birlikte yavaş yavaş öne çıkan konuk takım, ilk tehlikeli
pozisyonunu bir geçiş hücumunda Love ile yakaladı fakat topu tamamen eline geçirmekte zorlanınca,
yine, yeniden bir kaos oyunu ortaya çıktı.

 

Lens, Babel, Love ve Talisca gibi hızlı ve atlet oyunculardan kurulu ileri uç ekibi
ne doğru düzgün pres yapabildi ne de hücumda bir şeyler yaratabildi.

 

İki takımın da futbolun temel doğrularını uygulamakta yaşadığı acziyetle oldukça sıkıcı
hatta çirkin bir ilk yarı oynanırken; önce Love, ardından da Talisca, karşı karşıya pozisyonları
değerlendiremeyince devre golsüz sonuçlandı. Belki de oyunu anlatırcasına; ilk devre boyunca
göze çarpan iki isim de aynı mevkinin oyuncuları olan Tolgay ve Okay oldu. Her ikisi de
takımlarının hem savunma hem de hücum anlamında pozisyon almasını sağlamaya çalışsa
da takım arkadaşlarının yoksun oyunu sonucunda skor değişmedi.

 

İkinci yarının hemen başında Love-Negredo değişikliği geldi; devre biterken yakalanan irili
ufaklı pozisyonlar Güneş’i tatmin etmiş olacak ki, oyunu ve beraberinde tempoyu ele almak
yerine ön tarafa yaratıcılık katmayı düşündü. Aslında planında başarılı da oldu. Üst üste Babel
ile birlikte hazırladığı iki pozisyonda takımına galibiyeti getiren gollerin hazırlayıcısı olan İspanyol,
Fenerbahçe galibiyetine mevzubahis anlamı kazandırmış oldu.

 

Tansiyonun her geçen gün arttığı bir atmosferde, Trabzon deplasmanında oynanan oyuna değil skora
bakılması gayet doğal. Önemli bir 3 puan ile tepedeki ikili ile arasındaki puan farkı korumayı bildi
Beşiktaş ama yine her geçen gün üzerine koyduğu futboldan taviz vermeye de devam etti.
Üretkenlikten uzak, temposuz ve ne yaptığını pek bilmeyen bir takım vardı sahada. Şenol Güneş,
oyuna değil skora oynadı. Kızışan şampiyonluk yarışında bu tarz galibiyetler genelde şampiyonluğun
habercisi olur ama Beşiktaş artık alışılagelmişin dışında bir futbol oynuyor ve oyunu da sorunlarına
bulduğu çözümler de kısa vadeli oluyor.

 

Amiyane tabirle gözleri kanatan bir futbol oynayan Güneş’in talebelerinde gözle görülür bir özgüven
sorunu var ve bu artık bütünü ile ortaya çıkmış durumda. Geçtiğimiz iki sezon en kötü gününde
bile kendi oyun değerlerinden ürettiği varyasyonlarla sonuca giden Beşiktaş artık bireysel
performanslara gebe durumda. Dün Babel ve Negredo bir şeyler üretti, geçen hafta Quaresma
ama devamında ne var bilinmiyor. Kollektif olarak ortaya konan tek şey gün geçtikçe daha da ileri
giden takım savunması.

 

Zorlu iki derbiden başarıyla çıkan takımın önünde oldukça kritik Gençlerbirliği ve Başakşehir maçları var.
Fenerbahçe galibiyeti anlam kazandı, sırada Trabzon 
galibiyetini anlamlandırmak var. Fakat daha da önemlisi,
Beşiktaş camiası 
geçtiğimiz iki sezonu anlamlandırmak istiyorsa şampiyon olmalı. Sonrasında doğru ve ortak
bir akıl ile istediği her şeye, istediği şekilde anlam 
kazandırabilir çünkü ufukta epey güzel ve güneşli günler var.



GÜNCEL YAZILAR