"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Alican Şengül
Alican Şengül
@acsezuma

KENDİ KADERİNİ TAYİN ETMEK

18/03/2018

Süper Lig'in zirvesindeki 4 takımın birbirleri ile oynadığı haftada kazanmak demek, kimisini yarıştan koparmak kimisinin de elinden inisiyatifini almak anlamına gelecekti. Bir gün önce oynanan ve beraberlikle sonuçlanan adı çok sanı hiç yok hükmündeki Fenerbahçe-Galatasaray derbisi ile birlikte Beşiktaş, kazanması halinde ipleri eline alacaktı. Deplasmanda dahi de olsa Galatasaray ile maçı bulunan Siyah-Beyazlılar, rakibi ile puan farkını bire indirmek ve Başakşehir ile de arasına bir maçlık bir fark koymak için sahaya çıktı.

Sadece Şenol Güneş döneminde değil, en üst lige adımını attığından beri Beşiktaş’ın belalısı haline gelen Başakşehir, son dönemdeki çalkantılı performansının yanında Emre ve Eupreanu’dan yoksun çıktı. Aynı iki isimden yoksun çıktıkları Fenerbahçe maçında yokları oynamış ve sahadan 2-0’lık mağlubiyetle ayrılmışlardı.

Almanya’daki Bayern Münih maçı ile girdiği ölümcül fikstürden lig özelinde oldukça iyi çıkmak üzere olan Beşiktaş, Başakşehir maçını da kazanması halinde hem zirve ile puan farkını bire indirecek hem de zorlu fikstür baskısını birincil rakibi Galatasaray’ın kucağına bırakacaktı. Ricardo Quaresma’nın cezası ve Pepe’nin henüz olmaması sebebi ile yine iki Portekizli’den yoksun olan Kartal, Tosic-Medel tandeminin önünde son haftalarda bir standart yakalayan Tolgay-Atiba ikilisi ile oyunun merkezini kurdu. Ligin bitimine haftalar kala hâlâ beklenenin çok uzağında olan Jermain Lens sağ öndeki yerini alırken, en uçta da Negredo yer aldı.

Bu maçın hemen ardından Alanya ve Göztepe ile iki hafta üst üste evinde oynayacak Beşiktaş, olası 6 puan ile birlikte psikolojik üstünlüğü ele aldığı gibi belki liderliği de alarak o kutlu hedefe yaklaşmayı temenni ediyor. Bu sezon ligde çalkantılı performanslar gösteren takım, Devler Ligi macerasına zihnen nokta koyduğundan beri çıtayı tekrar yukarıya doğru çekmeye başladı. İçerde alınan rahat Fenerbahçe galibiyetinin üzerine Trabzon deplasmanından da güle oynaya 3 puanla dönmek takımın özgüvenini yerine getirdi ve belki de ilk kez, bir Başakşehir maçına bu denli zinde çıktı.

Maça önde başlama arzusu ile giren Beşiktaş önce Babel ardından Tosic’in çıkarken kaptırdığı toplar yüzünden ilk dakikaları kendi baskı altında geçirdi. Öyle ki; bu baskıdan Visca ve Adebayor ile iki tane de gol kaçırdı ev sahibi takım. Fabri’nin erken golü önlemesinin hemen ardından yavaş yavaş öne çıkan konuk takım, Volkan Babacan’a kadar götürdüğü baskı ile rakibini bozdu ve kontrolü eline almaya başlar gibi gözüktü ama çok sürmedi.

İlk maçtakine benzer bir şekilde, top çıkarırken Tosic’e baskı yapmayan ve topu onunla çıkartmak isteyen Avcı’nın talebelerinin planı Medel ve Tolgay ile ilk dakikalar özelinde suya düşer gibi olsa da bireysel hataların devam etmesi kontrolün Başakşehir takımında kalmasını sağladı. Ön alanda yaptıkları presle rakibini tamamen bozan ev sahibi, baskısının karşılığını kaptıkları bir top sonrasında Elia ile 28. dakikada elde etti ve öne geçti. Maç öncesi tüm motivasyon faktörleri Beşiktaş’tan yana olsa da maçın ilk yarım saatinde bu sahaya neredeyse hiç yansımadı ve bu dilimde takım olarak yokları oynadı.

Yenik duruma düşmesinin ardından bilinçsizse topu ileri taşıma gayesi ile hareket eden Beşiktaş, arkada boşluklar verdi ve bu süre zarfında oyun sanki ilk devrenin değil de maçın son dakikalarıymışçasına kaotik bir oyuna dönüştü. Tüm bir devre boyunca sahaya yerleşmekte büyük bir sıkıntı yaşayan Güneş’in talebeleri oldukça yoksun bir oyun ortaya koydu. Bunun en büyük sebeplerinden birisi de Medel-Tosic ve Atiba-Tolgay ikililerinin pozisyonlarını sık sık kaybetmesi oldu. Giderek merkezde kümelenen oyuncular, topu yönlendirmekte sorun yaşadı ve durmaksızın pas hatası yaptı.

Bir Beşiktaş maçına daha çok iyi hazırlanmış Abdullah Avcı ve öğrencileri ise, oldukça formda olan Tolgay’ın özellikle Talisca ve kanatlar ile kuracağı pas bağlantılarına sürekli adam sokarak rakibini bozdu. Tolgay, Atiba ve Medel’in tüm pas bağlantılarına baskı yaparak topu Tosic’in kullanmasını sağlamaya çalıştılar. İlk maçtaki hataya düşmeyen Beşiktaş her ne kadar Tolgay ve Atiba ile bu oyunu kırmaya çalışsa da ön tarafın yetersiz kalan desteği ile bölgeler arası bağlantı koptu ve ilk yarı boyunca ortaya bütünleşik bir oyun koyamadı.

2. yarıya önde başlayan Beşiktaş, organize olmayan dikine toplarla rakip sahaya yerleşti. Quaresma’dan yoksun olmasına karşın, merkezden oyun kuramayınca topu kanatlara yönlendirdi fakat üretken olmaktan çok uzak olan bu oyun pozisyona dahi dönüşmedi. Gerek fiziksel gerek mental agresif oyununu devam ettiren Başakşehir’de Caiçara maçın bitimine yarım saat kala kırmızı görerek takımını 10 kişi bıraktı ve Beşiktaş’ın baskısı şuursuz bir eşiğe çıktı. Beşiktaş kariyerinde Monaco, Napoli, Leipzig hatta Bayern Münih karşısında bile rakibi tarafından bu kadar çaresiz bırakılmayan Şenol Güneş, bir başka Başakşehir maçında daha oyunu okuyamadı, okuduğu kısmı da yanlış değerlendirdi.

Beşiktaş kariyerinin görece iyi maçlarından birini çıkaran Lens’in yerine Love ve bu sezon yokları oynayan hatta son haftalarda kafasında birçok şeyi bitirmişçesine takılan Oğuzhan Özyakup girdi. Buram buram ezber kokan bu değişiklikler ile tüm kontrol ve bilinç kayboldu. Tosic ile birlikte Atiba’yı da serbest bırakan Başakşehirli oyuncular, bu ikilinin niteliksiz ve temposuz paslarına mahkûm etti rakibini. Yarım saat civarı oyundan kalan ve oyunu yönetmesi niyeti ile oyuna dahil olan Oğuzhan, sorumluluk almak bir kenara, kullandığı hemen hemen tüm topları derinlikten yoksun ve enine kullanmaktan yana tercih edince bütün oyun çöktü.

Bu maçın da büyük bir kısmında görüldüğü üzere; rakibin sahasına yığılan oyunlarda Atiba bir külfetten öteye gidemiyor. Yay üzerinde topla buluştuğunda tüm rakip oyuncular onun herhangi bir şey üretmekten uzak olduğu bilinci ile hareket edince kurulan baskının hiçbir ehemmiyeti kalmıyor. Güneş, buna benzer bir başka deplasman maçında Kayseri karşısında da aynı hataya düşmüş ve yine kendi takımının maalesef topuklarına sıkmıştı.

Atiba hatasından geç de olsa dönen teknik adam, bu kez bir başka akıl tutulması yaşayarak Babel’in ortaları üzerinden bir şeyler üretmeye çalıştı ve adam akıllı pozisyona dahi girilemeden mağlup olundu. Tam her şey düzeldi, düzeliyor derken en çok güvenilen isim olan Güneş’in bu hataları bu sezon artık pahalıya patlamak üzere. Derbi haftasında, bir başka direk rakibine mağlup olan Beşiktaş artık kendi kaderini tayin etme şansını kaybetti. Tıpkı Fenerbahçe teknik direktörü Aykut Kocaman’ın söylediği gibi.

Herkes hata yapar, kimi zaman bu hatalar geç görülür ve aynı hata üzerinde ısrarcı olunur fakat Şenol Güneş’in hiç yorulmadan, sıkılmadan aynı hataları yapıyor olması oldukça endişe verici ve artık can sıkıcı bir hal almaya başladı. Maç içerisinde kontrolü kaybeden takımı dizginlemek bir kenara, yaptığı hamleler ile bunu daha da körükler bir görüntü çiziyor.

Beşiktaş’ın kolayladığı fikstürü değerlendirmesi ve Galatasaray’ın zorlu fikstüründe hata yapmasını beklemekten başka şansı yok. Keza bunlar da yeterli değil çünkü arada hâlâ Başakşehir var ve gidilecek bir Türk Telekom deplasmanı. Belki lig henüz bitmedi ama Beşiktaş artık başkalarının kaderine mahkûm…



GÜNCEL YAZILAR