"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Alican Şengül
Alican Şengül
@acsezuma

Şubat Soğuğu

06/02/2018

Şüpheler ve korkular hiçbir başarıya yardım etmez, bilakis daima başarısızlığa rehber olurlar. - James Allen

Dünyanın neresine giderseniz gidin, yerel kupa maçları gerek taraftarların gerek takımların pek de fazla önemsemediği organizasyonlardır. Büyük takımların kupa maçlarına olan ilgisi ve ciddiyeti işler kızıştıkça veya derbi eşleşmelerinde artar. Tabii bir de ligde hedefsiz kalmış veya kalmaktan korkan hocaların farklı bir bakış açısı olur.

Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final rövanş karşılaşması için Ankara’ya giden Beşiktaş kafilesinde toplam 21 oyuncu bulunuyordu. Ligde küme düşme hattının sadece 3 puan üzerinde bulunan ve türlü sorunlarla boğuşan rakibini ilk maçta 3-1 yenmiş takımın 21 kişilik kadrosunda bulunan genç isim sayısı, özellikle Şenol Güneş’in yaşadığı özgüven sorununu ortaya koyar nitelikteydi. Yeni transfer Cyle Larin’in yanı sıra kaleci Utku ve savunma oyuncusu Fatih haricindeki tüm oyuncular ilk 11 potansiyelli isimlerdi. Bir Şubat akşamında, Ankara’nın kuru soğuğunda…

Milli aralar geçti, devre arası bitti ama Beşiktaş’ta sezon başından bu yana devam eden neredeyse hiçbir sorun çözülmedi. Yönetim bazında da sabırlar taşmaya başlamış olacak ki Bursaspor maçı sonrasında Ahmet Nur Çebi yaptığı açıklamada Şenol Güneş’e de göndermede bulanacak şekilde, ligin kalan bölümünde yaşanacak olası puan kayıplarının telafisi olmayacağını söyledi.

Geçtiğimiz hafta Şenol Güneş döneminin belki de en trajik performanslarından birisini gösteren Siyah-Beyazlılar, Alvaro Negredo’nun son dakikalarda attığı golle 1 puanı son dakikada kurtardı belki ama bir şekilde öze dönüş umudu taşıyan taraftarların da umutlarını tarihin karanlık dehlizlerine gömdü. Kanat ortaları üzerinden şekillenen oyundan asla taviz vermeyen Güneş’in öğrencileri sene başından beri neredeyse her maçta tempoyu dikta etti ama oyunu dikta edemedi. Keza, her orta yarıda kesilen bir hücumdu ve Beşiktaş ortalardan seken topların akabinde Oğuzhan ve Tolgay gibi çok daha farklı meziyetlere sahip oyuncularını geçiş hücumlarında heba etti. Bunu dile getiriyor olmak oldukça acı verici fakat bu oyunda ısrar edilecekse orta ikili ligdeki Osmanlı ve Sivas maçlarındaki gibi Atiba-Medel olmalıydı.

İnatçılığı ve taviz vermeyen yapısının yanına eklenen özgüven eksikliği doğrultusunda Güneş, sahaya ana rotasyon oyuncuları ile çıktı çıkmasına ama belki de çok uzun zaman sonra ilk kez yeni bir şey deniyordu. Vida-Pepe-Medel üçlüsünden oluşan savunmanın önünde Necip-Tolgay ikilisi ve yanlarında asimetrik olarak dizilen Lens-Caner kanatları oluştururken, Babel ve Mustafa Pektemek ikilisi Love’ın arkasında “freeman” olarak görev aldılar.

Gençler süre almadı ama sene başından bu yana kısır bir döngüye mahkum olan takımın en azından bir şeyler deniyor olması son zamanlarda yaşanan nadir gelişmelerden birisiydi. Son bir yıl içerisinde tüm dünya futbolunu kasıp kavuran üçlü savunma tercihinin sahaya ne kadar yansıdığı tartışılır fakat eleştirmek de bir o kadar acımasız olur. Çok uzun zamandır aynı taktik dizilim ile oynayan takımı, kısmen rotasyonlu bir kadro ile motivasyon eşiği yerlerde gezen bir maç üzerinden yorumlamak da yine aynı şekilde pek adil olmaz. Fakat adil olmayan ve tat kaçıran çok başka bir şey var, o da yapılan oyuncu değişiklikleri…

Pepe ve Babel gibi oyuncuların bu anlamsız maçta sahaya sürülmeleri bir kenara, turun garantilendiği dakikalarda oyuna giren isimler Şenol Güneş’in yaşadığı akıl tutulması ve özgüven sorununu tamamen gözler önüne seren cinstendi. Maçın son 15 dakikalık dilimine 4 gol avantajı ile giren Beşiktaş’ta önce Talisca daha sonra da Quaresma oyuna dahil oldu ve bu değişiklikler yapılırken kulübüde yeni transfer, genç Larin bulunuyordu. Neresinden bakılırsa bakılsın, elle tutulur tek bir yanı olmayan bu değişiklikler, Şenol Güneş’in inadı doğrultusunda yitip gitmek üzere olan sezonun adeta özeti niteliğindeydi.

Kariyeri boyunca golcülerin yanı sıra parlattığı genç yıldızlarla adı anılan teknik adam, Beşiktaş kariyeri boyunca bu konuda sınıfta kaldı. Gökhan Töre, Kerim Frei, Oğuzhan Aydoğan, Aras Özbiliz gibi isimlerden yeteri kadar verim alamayan tecrübeli çalıştırıcı, altyapıdan çıkan isimlere de yok denecek kadar az şans verdi. Daha kötüsü de artık bu gayesini tamamen kenara atmış, günü kurtarma derdine düşmüş gibi...

Güneş tedirgin, Güneş çekingen, Güneş artık korkak... Öyle olmasa Fatih, Utku ve Larin görev alır, bitmiş turun son demlerinde Quaresma vs. oyuna girmezdi.

Günler, haftalar geçti ama Beşiktaş’ta hiçbir şey düzelmedi. Rakip sahaya yerleşmek dışında neredeyse hiçbir varyasyon denemeyen takım ligin belki de en tahmin edilebilir oyuna sahip ekibi konumunda. Topsuz oyun yok denecek kadar az, kanat ortaları ısrarla devam ediyor ve orta sahaların savunma yapmak dışındaki tüm işlevi topu Quaresma ve kanatlara taşımak! Uyuşturucu bağımlısı rockstarların yaşadığı katatonik ruh hali, Beşiktaş’a sirayet etmiş. Uyuşturucusu da Quaresma ve onun dikta ettiği kanat ortaları...



GÜNCEL YAZILAR