"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

CaNero

22/02/2018

Beşiktaş belki de tarihinin en önemli maçına çıkarken Şenol Güneş ideal ilk on birinden Gökhan Gönül'ün yerine Adriano'yu tercih etti.  Adriano'dan boşalan sol bekte ise Caner sahaya çıktı. Evet; bu olmasaydı da Beşiktaş'ın Almanya'dan rövanş için faydalı bir skor ile ayrılma şansı çok düşüktü. Ancak takım oyununa katkı ve savunma konusunda felaket bir futbolcu olan Caner'in sahada olması herhangi bir maçı Beşiktaş aleyhine ne kadar etkiliyorsa rakibin en az %60 oranında topa sahip olacağı ve hep saldıracağı bu maçı çok daha fazla etkileyecekti. 

Hepimizin malumu maçın kırılma anı Vida'nın kırmızı kart gördüğü pozisyondu. Hem pozisyonun hemen ardından, hem de devre arasında maçı birlikte izlediğim arkadaşlarımla Vida'nın biraz daha bekleyip omuz koyma şansı olup olmadığını tartıştık. Üst üste aşağıdaki videoyu izleyip karar değiştirip durduk. Acaba penaltı yapmama adına "Ne müdahalede bulunursam bulunayım, ceza sahasına girmeden bulunayım" diye düşünmüş olabilir miydi Vida? Bu bence hala tartışılır. Sonuç itibariyle şu pozisyonda gole izin vermediği için ben Vida'ya kızmam. Zaten asıl mesele bu değildi; yalnızca maçın heyecanıyla zincirin son ve en akılda kalıcı halkasına odaklanmıştık. Peki o top Vida'ya aktarılmadan önce ne oluyor diye bakmak düne kadar aklıma gelmemişti. Dilerseniz önce pozisyonu öncesindeki bir kaç saniye ile hatırlayalım. Yedinci saniyeye dikkat edin. Atiba'dan aldığı topu kafasını yerden kaldırmadan Atiba'ya geri oynayan Caner'i görüyor musunuz? Peki ya onun bu hamlesini sezip Atiba'ya doğru depara başlayan James'i? İşte Vida'nın başına patlayan kabağın tohumu aslında Caner'in bu icraatı ile atılıyor. Topu sol çizgideki Babel'e oynasa oyun akacak; bunların hiçbiri yaşanmayacak. Belki de son sezonunu geçiren emektar Atiba'yı bu pas hatasıyla hatırlamak istemeyen Beşiktaşlılar üzülmesinler. Aslında burada da kabahatli olan o değil; onu ateşe veren Caner. CaNero!


Maçın başında aşağıdaki resmin sağındaki gibi sahaya dizilen Bayern'de Lewandowski ve James Alaba - Coman ikilisine yaklaşıyordu.  Kırmızı karttan sonra ve Bayern'in ilk yarının sonlarına doğru bulduğu gole kadar Heynckes'in Beşiktaş'ın sol tarafını daha fazla boğmayı denememesi bana şaşırtıcı gelmişti. Vida'nın atılmasıyla beraber maçın başındakinin aksine daha ileride topla buluşan ve hücuma önden destek veren James oyunu ağırlıklı olarak Adriano'nun kanadına yönlendirdi. Gol de böyle geldi belki ama çok daha verimli bir hücum tercihi olabilirdi Bayern'in. Bu terich de ikinci yarıda sahada tezahür eden "Tamam beyler, kendi solumuzdan yapacağımızı yaptık; artık sağdan (Caner üstünden) hücum ediyoruz" tericihiydi. Zaten James'in yerine Robben'in girmesi de biraz bunu dikte edecekti. Hollandalı'nın girişiyle evhsabinin sağ tarafında Müller - Kimmich ikilisine pas ve dripling opsiyonu yaratan bir hücumcusu daha oldu. 


On kişi kaldıktan sonra Alman devine neredeyse yarım saat direnme başarısını gösteren Beşiktaş, ikinci yarının hemen başında dağılıyordu. Nasıl mı? Aşağıdaki videoda görebileceğiniz üzere, Şampiyonlar Ligi seviyesinde kabul edilemeyecek kadar bariz bir pozisyon hatasıyla. Kim tarafından? Özellikle ekrana girdiği andan itibaren (yaklaşık altıncı saniye) Caner'i ve Lewandowski'yi izleyin. Caner'in kendini topa müdahale edebilecek şekilde konumlayamaması sonucu Bayern golü atıyor. Caner'in pozisyon belirsizliği ona yardıma gelen Medel'i de bozuyor.



WhoScored'dan aldığım aşağıdaki iki resimden birincisinde Bayern'in ikinci yarıda yaptığı ortalar ile verdiği ara paslar ve şut paslarının çıkış noktaları var. İkincisinde ise Bayern'in ikinci yarıda ileri doğru oynadığı ve adresi üçüncü bölge olan pasların çıkış noktaları var. Bunun bir tesadüf olduğunu hiç sanmıyorum. Tabi ki Robben'in olduğu kanadı etkisiz hale getirmek hiç kolay değil. Bu durumda tek zorlanacak bek Caner olmazdı. Adriano hiç mi hata yapmıyor? Tabi yapıyor. Istanbul'daki Monaco maçında, ya da bu maçın beşinci golünde yaptığı gibi. Ama onu yaptığı hatalardan çok verdiği doğru kararlar ile hatırlıyoruz. Rakip bu kadar iyi olduğu zaman bir bek çalım yiyebilir; adam kaçırabilir; pas hatası yapabilir. Bir teknik direktörün görevi de zaten bu durumu takımı lehine olabildiğine çevirmek ve hataları asgariye indirecek oyuncuları seçmek değil midir? Özellikle de ligin ilk yarısında içeride oynanan Başakşehir maçı gibi net bir "Mühim maçta Caner Erkin" örneği akıllardayken...

Maç önceleri doğru kadroyu seçmek kadar oyuncu alışverişlerinde basiretli davranmak da bir teknik direktörün asli görevlerindendir. Şenol Güneş bir süredir "Transferi başkan yapıyor." tarzında beyanatlarda bulunuyordu. Salı gecesi bunun ne kadar sakıncalı bir yönetim biçimi olduğunu gördük. Bundan önce defalarca bek alternatifsizliği yüzünden büyük maç kaybetmiş bir takımın ortak hafızası, 33 yaşına gelen ve maç tamamlamakta zorlanan bir sağ bekin tek alternatifinin 3 milyon Euro için gönderilmesine nasıl izin verebildi anlamıyorum. Hadi o hata yapıldı; bir şekilde Ocak ayı görüldü. Sağ beke hala takviye yapmayıp "Geleceğe yatırım" etiketiyle Cyle Larin'in peşinden koşmak nedir? Beşiktaş'ın iyi yönetildiğini düşünenleri bu gerçekler ile yüzleşmeye davet ediyorum. Bu durum hakkındaki uyarımı 12 Ocak 2018 tarihli yazımda yapmıştım. Tabi burada daha da geriye dönüp şu soruyu sormak lazım: "Caner Erkin bu takıma neden transfer edildi?" 

Geçtiğimiz günlerde sitemiz yazarlarından Sinan Yılmaz, Fatih Terim'i aceleci davranmakla eleştirdiği bir yazı yayınlamıştı. Özellikle Şenol Güneş ve Fatih Terim gibi ilahlaştırılmış teknik direktörleri böyle dürüst ve çekinmeden eleştiren bunun gibi yazıların çok değerli olduğunu düşünüyorum. Hatırlayacak olursanız Beşiktaş'ın formsuzluğu ve beklenen performansın altında kalması birkaç hafta öncesine kadar Şenol Güneş üzerinden değerlendirilmiyordu. Takip ettiğim ana akım yazarların Uğur Meleke hariç hepsi Güneş'in hatalarını dile getirme konusunda bir isteksizlik içindeymişçesine yazılar yazdılar haftalarca. Halbuki sezonun başındaki ilk 7-8 hafta Gökhan ve Adriano'nun doğru mevkilerinde sahada olmalarının Beşiktaş için ne kadar hayati olduğunu anlamak için yeterliydi. O andan sonra bunun aksi yönde kullanılan her inisiyatif bir teknik direktör hatası olarak kabul edilmeliydi. 

Tıpkı 20 Şubat'ta oynanan ve Beşiktaş tarihinin belki de en önemli maçından önce yapılan hata gibi...



GÜNCEL YAZILAR