"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Rusya'da Peru ve Arjantin'in Hayaleti

29/03/2018



Bu aralar ülkedeki spor gündemindeki bir konu beni o kadar rahatsız ediyor ki... Oyuncularına ödedikleri ücretlerdeki gelir vergisinin "amatör branşlara aktarılması şartıyla" kulüplere iade edilmesini öngören kanun değişikliğinin onaylanması bir yana, spor kulüplerinin cumhurbaşkanına bu değişikliği onayladığı için kopyala yapıştır ile hazırlanmış gibi duran teşekkür açıklamaları diğer yana... Sonra "Spora siyaset karışmasın" deniliyor. Halbuki spor kulübü yöneticileri siyasetçilerin onayını alabilmek için yarışa girmiş vaziyetteler. Spor yorumcuları cumhurbaşkanına futbola el atıp geleceği kurtarması için çağrıda bulunuyorlar. Acaba devlet adamlarının icraatlarını alkışlayanlar, Passolig gibi çağ dışı ve hukuka aykırı bir uygulamanın dayatılmasına ve buna rağmen şahısların değil tribün bloklarının bütünüyle cezalandırılmasına niye ses çıkarmadılar hiç? Kanımca siyaset ve çıkar ilişkileri ne zaman futbola bulaşsa mide bulandırıcı sonuçlar doğuruyor. Kıta, zaman ya da turnuva fark etmeksizin...

2018 Dünya Kupası'na katılacak olmasına en çok sevindiğim takım Peru oldu. Neden bilmiyorum ama bu ülkenin ismi bana hep sempatik gelmiştir. İsminin son harfi u olup da kimsenin bilmediği bir ada ülkesi olmayan tek ülke ya; belki o yüzdendir. Bir de bu şarkının adındaki kelimenin "Perulu" anlamına geldiğini öğrendiğim günkü aydınlanma hissini bana çok az şey yaşatmıştır. O günden beri "Peruvia neresi acaba?" diye düşünmek zorunda değilim. Ben bu gerçeği öğrendiğimde Peru'nun son katıldığı dünya kupasının üzerinden on sekiz yıl geçmişti. Onun üzerinden bir on sekiz yıl daha geçti ve bugün Peru tekrar dünya kupasına katılacak olmanın heyecanını yaşıyor. Elemeleri kendileriyle aynı puanla bitiren ezeli rakipleri Şili'yi averajla geride bırakarak bu başarıyı elde etmeleri de eminim onlara ayrı bir tat vermiştir. Play-off'ta Yeni Zelanda'yı gol yemeden saf dışı bırakan Peru "dünya kupası hasretini en uzun süre yaşayan ülke" sıfatıyla Rusya'daki şampiyonada boy gösterecek.

1982'deki son dünya kupası serüveninde Peru grup aşamasında İtalya, Polonya ve Kamerun ile eşleşmişti. Turnuvayı şampiyon olarak bitirecek İtalya'ya karşı puan almayı başarsa da grubun beraberlikle bitmeyen tek maçında Polonya'dan beş yediği için sonuncu olmuş ve evine dönmüştü. (O Polonya yarı finale kadar yükselecek ve turnuvadaki tek yenilgisini şampiyon İtalya karşısında alacaktı.) Ancak şu ana kadar yazdıklarımın hiçbiri Peru'nun bu dünya kupasına katılımını 1978 şampiyonasında yaşananlar kadar anlamlı kılmıyor. Arjantin'in tarihinin altıncı ve son askeri darbesinden iki yıl sonra ev sahipliğini yaptığı turnuva 1981'e kadar ülkenin diktatörü olan Jorge Rafael Videla için bir spor etkinliğinden çok daha fazlasını ifade ediyordu. Paramiliter grupların çatışmaları, sokaklarda patlayan bombalar, komünist blok ile kurulan kirli ilişkiler, gizemli şekilde ortadan kaybolan politikacı ve akademisyenler ile yıllar süren ekonomik kriz Arjantin'in dünyadaki imajını yerle bir etmişti. Videla'ya göre bu dünya kupasını kazanmak ülkenin adını temize çıkarmak için eşsiz bir fırsattı. 

O dönemde turnuva dörder takımlı dört grupla başlıyor; ikinci turda yine dörder takımlı iki grup oluşuyordu. İkinci grupları kazanan iki takım finalde koz paylaşıyordu. Peru ilk grupta Hollanda, İskoçya ve İran'ı geride bırakıp ikinci tura katılma hakkı kazandı. İkinci grupta Arjantin, Brezilya ve Polonya ile aynı grupta yer aldılar. İlk maçlarını kazanan Arjantin ve Brezilya birbirleriyle berabere kaldı. 21 Haziran'ın ilk grup maçında Brezilya Polonya'yı 3-1 yenince Arjantin'in finale uzanmak için Peru'yu en az üç farkla ve en az dört gol atarak yenmesi şart oldu. Ev sahibi 6-0'lık bir galibiyetle sonu şampiyonluğa gidecek yoldaki son virajı geçiyordu. Bundan tam sekiz yıl sonra, Meksika'daki şampiyonanın çeyrek finalindeki İngiltere - Arjantin müsabakasının oynanacağı günde, Sunday Times gazetesi o 6-0'lık maç hakkında ilginç bir iddiada bulunuyordu. Gazetenin anonim kaynağına göre, Videla liderliğindeki Arjantin cuntası 1978'deki Peru maçından önce, Arjantin Merkez Bankası'nca el konulmuş milyonlarca dolarlık Peru varlığını serbest bırakmış ve Peru'ya otuz beş bin tonluk bir tahıl sevkiyatının "karşılıksız" olarak yapılması için talimat vermişti. 

Politik temelli iddialardan bir diğeri, Latin Amerika diktatörlerinin muhaliflerini "yok etmek" amacıyla birbirlerinden destek aldığı inancına dayanıyor.  Dönemin Perulu senatörü Genaro Ledesma tarafından 2012 yılında bir Arjantin mahkemesine sunulan metne göre Peru diktatörü Francisco Morales Bermudez Arjantinli mevkidaşından bir ricada bulunmuştu. Ülkesindeki on üç baş belası muhaliften kurtulması gerekiyordu ve Videla'dan bu muhalifleri alıp işkenceden geçirmesini istemişti. Videla'ya göre bu teklif ancak Peru maçı Arjantin'in finale ulaşabileceği bir skorla kaybederse kabul edilebilirdi. Bir diğer efsaneye göre maçtan hemen önce Videla eski ABD dışişleri bakanı ve 1976 darbesindeki destekçisi Henry Kissinger ile birlikte Peru soyunma odasını ziyaret etmiş ve onlara "Arjantin halkının bu maç için duyduğu büyük beklentiyi" dile getirmişti. 21 Haziran 1978'deki maç hakkında ortaya atılan iddialar burada bitmiyor. Arjantin'in farklı galibiyeti yüzünden finale gidemeyen Sambacı cephesinin daha maç başlamadan söyleyecekleri vardı. Brezilya gazeteleri Peru kalecisi Ramon Quiroga'nın Arjantin doğumlu olduğunu hatırlatmış ve maçın Arjantin lehine bitmesi için elinden geleni yapabileceğini öne sürmüştü. (Konuyla bağımsız olsa da; makalenin devamında Quiroga'nın Polonya maçında rakip yarı sahaya koşup Grzegorz Lato'ya faul yaptığı ve sarı kart gördüğü anlatılıyor.)

Şikenin sahadaki tezahürünün kanıtlanmasının imkansıza ne kadar yakın olduğunu ülkemizde yaşananlardan hepimiz biliyoruz. Ancak tarihi kaynaklara göre bütün bu iddialar Peru'nun Arjantin karşısındaki onurlu mücadelesine gölge düşürmekten öteye gitmiyor. Dolayısıyla Arjantin'in de başarısı algıda küçültülmüş oluyor. Zira Mario Kempes Arjantin'i o meşhur maçta 1-0 öne geçirmeden önce Peru Juan Munante'nin direkten dönen bir şutuyla gole çok yaklaşmıştı. Arjantinli olduğu için olağan şüpheli gösterilen Quiroga ise maç boyunca muazzam kurtarışlara imza atmıştı. Dilerseniz bu linkten maçın tamamını izleyebilir ve kendi kanaatinizi getirebilirsiniz.

Otuz altı yıllık aradan sonra tekrar bir dünya kupasında boy gösterecek olan Incalar, Rusya'daki turnuvada dikkat edilmesi gereken takımlardan biri olarak yer alacak. Bunun gerekçesini görmek için çok geriye bakmaya gerek yok. Geçtiğimiz haftada oynanan iki dostluk maçında, bizi son iki uluslararası şampiyonaya katılma hakkından eden İzlanda ve bütün aslarıyla sahaya çıkan Hırvatistan'a karşı galip geldiler. Rusya'daki turnuvaya kadar İskoçya, Suudi Arabistan ve İsveç ile son hazırlık karşılaşmalarını oynayacak Peru adına geçtiğimiz yılın sonuna doğru sevindirici bir gelişme yaşandı. Arjantin'e karşı Ekim 2017'de oynadıkları maçtaki kontrollü madde testinde kanında kokain kalıntısı tespit edilen kaptan Paolo Guerrero Aralık'ta bir yıl men cezası almıştı. Bu turnuvayı kaçıracağı anlamına geliyordu. FIFA karardan kısa bir süre sonra Guerrero'nun cezasını altı aya indirdi. Mayıs'ta Farfan ile birlikte en önemli golcüsü olan otuz dörtlük veterana kavuşacak olan Peru'nun Danimarka ve Avustralya'yı geride bırakıp gruptan çıkması çok şaşırtıcı olmayacaktır.

Ancak kendisi de bir Arjantinli olan Ricardo Gareca ve öğrencilerinin en önemli hedefinin hakkını vererek oynayacakları bu turnuva ile maziden üzerlerine yapışan lekeyi silmek olacağını tahmin ediyorum. Hele bir de Arjantin D grubunu lider olarak bitirir, Peru da C grubunda ikinci olup son 16'ya kalırsa tarihi bir maça tanıklık edebiliriz.




GÜNCEL YAZILAR