"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

PDO: Ligin Son Dönemeci

12/04/2018

PDO verisini açıkladığım yazımı buradan, bundan önceki PDO analizlerini ise buradanburadan ve son olarak buradan okuyabilirsiniz.


Artık ligin son dönemecine girmiş bulunuyoruz. Galatasaray'ın iki hafta arayla Başakşehir ve Beşiktaş'ı konuk edecek olması bu dönemecin ligin kaderini belirlemekteki önemini de epey artırıyor. Öyle ki, yarışın en gerisinde kalan Fenerbahçe bile bu karşılaşmaların ikisinin de beraberlikle sonuçlanmasını bekliyor ve  Mayıs'ı kupayı kaldırarak kapatmanın hayallerini kuruyor. Benim hatırladığım kadarıyla Nisan ortasına dört takımın şampiyonluk ümidiyle girdiği bir sezon olmamıştı. Bu bakımdan en azından benim yaşantımın en heyecanlı lig sonuna tanıklık ediyoruz. Lig tamamlandığında yapacağım sezon sonu PDO değerlendirmesinden önceki son PDO güncellemesi için iyi bir an olduğunu düşünüyorum. Bakalım geride kalan dört haftada, bir önceki tablodaki Akhisar kadar çarpıcı performans gösteren bir takım olmuş mu? (Akhisar yirminci haftadan itibaren hem dört maç üst üste kazanmış; hem de PDO'sunu epey geliştirmişti.) 

Bu tabloda PDO - puan ilişkisinde yirmi dördüncü haftadan bugüne kadarki dörder maçlık fikstürleri sonucunda takımların ne konuma geldiklerini görebiliyoruz. Birinci sekmedeki grafikte çizgilerin takım ismi yazılı uçları 8 Mart'taki, kalın uçları ise 9 Nisan'daki duruma tekabül ediyor. İkinci sekmedeki grafikte de tüm takımların altıncı haftadan bugüne kadarki PDO performansları var. Bu grafikte çizgilerin üzerine tıklayarak dilediğiniz takımı ön plana çıkarıp inceleyebilirsiniz. Her zaman olduğu gibi kendi kalesine ve penaltıdan atılmış golleri verilerden ayıkladım. 



Kayseri, Sivas, Göztepe, Malatya, Akhisar ve Bursa'nın (6. ile 13. sıralar arasındaki 6 takım) sanki ortak karar vermişçesine PDO'da geri gitmiş olması enteresan bir durum meydana getirmiş. Özellikle Kayserispor'un bir önceki hareket tablosuna kıyasla en zıt konumda olan takımlardan biri olduğuna değinmek gerek. Sarı-kırmızılılar 8 Mart'tan bugüne yalnızca üç puan toplayabildi ve penaltısız on iki gol yedi. 17 Aralık 2018'e kadar sadece iki yenilgi almışlardı. O günden bugüne yedi maçı mağlubiyetle bitirdiler. Hem de önemli bir oyuncuyu sakatlık ya da transfere kurban vermedikleri halde. Buna rağmen 4 Nisan'da Sumudica'nın sözleşmesinin iki sene uzatıldığını öğrendik. Bu bana kalırsa sevindirici bir gelişme. Kayserispor şampiyonluk iddiası olmayan, mümkünse bir şekilde kendini ilk dörde atarak Avrupa'ya gitmeyi hedeflemesi gereken bir takım. Bunun için de antrenör sürekliliği faydalı olacaktır. 

Aynı sürüde yer alan Sivasspor'un son dört haftadaki gerileyişi de çarpıcı. Samet Aybaba'nın öğrencileri bu süreçte yalnızca dört puan toplayabildi. Gelişinden sonraki haftalardaki hücum katkısından epey uzak olan, savunmadaki vurdumduymazlığı ise aynı şekilde süren Robinho'nun bu geri gidişte etkisinin önemli olduğunu düşünüyorum. Zira son dört maçta Sivas'ın kurtarış yüzdesi fazla oynamazken, PDO'daki geri gidişinin asıl sebebi hücum verimsizliği oldu. Bakalım sahasında karşılaştığı üç şampiyonluk adayını yenmeyi başaran Sivas, Fenerbahçe'yi de yenip bu sezon Istanbul'un büyüklerine evinde puan vermeyen tek takım olmayı başarabilecek mi? (Bu cümle Başakşehir'i büyük saysanız da saymasanız da anlamlı; takdir sizin.)

Yirmi - yirmi dördüncü haftalar arasında Akhisar'ın gösterdiği çıkışa geride bıraktığımız dört haftada en yaklaşan takım Fenerbahçe'ydi. Alması mümkün on iki puandan onunu toplayan Kanarya, bu süreçte hiç gol yemeyerek kurtarış yüzdesini epey ilerletti ve hem puan hem de PDO'da en çok gelişen takım oldu. Yalnızca Aykut Kocaman'ın bildiği sebeplerle bu sezon çok az süre alabilen Soldado'nun geride kalan üç haftada dakika bulabilmesi ve nihayetinde kısa kısa da olsa Giuliano ve Valbuena ile beraber oynayabilme şansı bulması Fenerbahçe'nin oyun kalitesini yukarı taşıyan başlıca etken oldu diyebiliriz. Soldado gerek zeka gerek teknik olarak bu ligimiz düzeyinin epey üstünde bir oyuncu. Kocaman'ın ondan şu ana kadar dokuz yüz dakika bile faydalanmamış olması çok ama çok saçma geliyor bana. Geçtiğimiz günlerde şimdi hatırlayamadığım biri az önce bahsettiğim üçlünün birlikte oynadığı sürenin ne kadar az olduğunu belirten bir tweet atmıştı. Bu durumu kalan altı haftada tersine çevirmezse, üstündeki takımların performansından bağımsız olarak Fenerbahçe'nin şampiyonluk performansı göstermesi bana kalırsa zor. 

Ligin zirvesindeki diğer takımlardan Başakşehir ve Galatasaray'ın PDO performansında azıcık geri gitttiğini görüyoruz. Galatasaray'ın hücum verimliliğinde geri, savunma verimliliğinde biraz ilerlediğini, Başakşehir'in iki değerde de neredeyse sabit kaldığını söyleyebiliriz. Beşiktaş ise özellikle Göztepe maçı sayesinde hem kurtarış hem de şut yüzdelerini ilerleterek PDO krallığında Trabzonspor'un en yakın takipçisi konumuna geldi. Trabzonspor demişken; Kasımpaşa ve Konyaspor ile birlikte PDO - puan ilişkisi en çarpık takımlardan biri olduklarına değinmek gerek. Burak Yılmaz sağolsun, yaklaşık yirminci haftadan bugüne bordo-mavililer ligin en verimli hücum yapan takımı konumuna geldi. Yalnızca son dört haftada on bir gol buldular. Bu süreçte kalelerini bulan on dokuz şuttan sadece dördü gol olunca kurtarış yüzdeleri de fırladı ve puanlarını yansıtmayan bir PDO performansına kavuştular. Konyaspor sezon boyunca kurtarış yüzdesi en iyi iki takımdan biriydi (diğeri Beşiktaş); üstüne bir de yedi isabetli şutla beş gol buldukları Sivas maçı eklenince gol yüzdesinde de ciddi bir sıçrama yaptılar. Sergen artı Eto'o etkisi diyebilir miyiz? Ligimiz kıstaslarına göre başarılı bulduğum hocalardan Kemal Özdeş'in Kasımpaşa'sı Şubat'tan bu yana yalnızca iki yenilgi aldı. Bununla da kalmadılar; yedi isabet bulup iki gol atabildikleri Antalya maçı haricinde son derece verimli hücum ettiler. Kurtarış yüzdeleri de epeydir Fenerbahçe'ninkinden üstün mesela; Galatasaray'ınkiyle aynı düzeyde. PDO rakamları Kemal Özdeş'e tebrikler sunar...

Ligin üstü kadar altı da heyecan verici. Osmanlıspor ve Antalyaspor son süreçte yedi ve dokuz puan toplayarak, en fazla puan topladıkları dört haftalık süreçleri yaşadılar. Devre arasında Nasri, Menez ve Aydın gibi verimsiz ve disiplinsiz oyuncularıyla yolları ayıran, Osmanlı'dan Doukara'yı getiren ve bu kadroyu şimdiye dek verim almayı başarmış Hamza Hamzaoğlu'na teslim eden Antalya ligde kalma yolunda önemli adımlar attı. İrfan Buz'un takımı da devre arasında Doukara'yı yitirmesine rağmen Yalçın Ayhan'ın deneyimiyle savunmayı toparlaması ve Ceyhun Gülselam'ın yedi maçta üç asistlik performansıyla son dönemece bir umut ışığının peşinde girdi. N'diaye'yi kaybetmelerinin ardından düşüş yaşayacakları belliydi; ama şimdiye kadarki çapta bir düşüşü bekliyorlar mıydı bilmiyorum. Bakalım ligde kalmayı başarabilecekler mi?



GÜNCEL YAZILAR