"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Wenger'in Kaybolan Umutları

27/04/2018



Emirates'teki Europa League yarı final ilk karşılaşmasına Arsenal ve Atletico Madrid çok farklı bakış açılarıyla çıktılar. Arsenal evinde oynadığı son altı maçta 20 gol atmıştı. Futbolcular önümüzdeki sezon Avrupa kupalarında boy gösterebilmek adına Europa League'i kazanmak zorundaydılar. Arsene Wenger de çeyrek asıra yakın patronluğunu yaptığı takıma vedasını bir kupa ile yapmayı çok istiyordur eminim. Londra temsilcisi ev sahibi olduğu randevuyu umut ve hevesle beklerken, Simeone ve futbolcuları hem fiziksel olarak bitkinlerdi, hem de deplasmanlardaki korkunç son dönem performansları zihinsel olarak onlara bir handikap veriyordu. Daha son deplasmanlarında ligin iddiasız takımlarından Real Sociedad'dan üç yemişlerdi. Maç öncesi kağıt üstünde Atletico'nun kadro kalitesi ve derinliği tek artısı gibi gözüküyordu.

Atletico için ilk dakikalar kabus gibiydi. Sime Vrsaljko 2. dakikada sanırım Gimenez'in kısa düşen pasına yetişemeyip Wilshere'ı indirmek zorunda kaldı ve sarı kart gördü. Daha 5 dakika geçmeden Godin'in inisiyatifiyle ilk anlamlı Atletico paslaşmasına dönüşebilecek bir top, dönüp Lacazette'in şutunda direkten dışarı gidiveriyordu. Yalnızca iki dakika daha sonra sahneye Oblak çıkıyor ve müsabaka boyunca hava toplarında etkili olacak Lacazette'in çok yakın mesafeden kafasını kurtarıyordu. Kalesinde kısa zamanda bu kadar pozisyon vermeye alışık olmayan ekibin ilk isyan edeni Godin'di. Tekrar topu orta sahaya kadar sürerek takımını ileri itmeye çalıştı ve farkında olmadan hiç tercih etmeyeceği bir sekansı başlattı. 10. dakikada Lacazette'in kendi sahasında  kaptığı topla ilerlemesini engellemek isteyen Vrsaljko, Godin'in ileride olduğunu gördü ve Arsenal'e kesinlikle o öndeyken kontra şansı vermek istemedi. Netice itibariyle Europa League tarihinin en hızlı çıkan beşinci kırmızı kartını gören Hırvat bek takımını onuncu dakikada on kişi bıraktı. Wenger ve ekibi için her şey yolunda gözüküyordu.

Üstelik daha 15 dakika bitmeden Diego Simeone, Lucas Hernandez'e yapılan bir faule sarı kart çıkmamasına gösterdiği tepki yüzünden tribüne yollanıyordu. Arjantinli teknik direktör  basamakları çıkarken onunla kendilerine has medeniyet sınırları içinde dalga geçen Emirates tribünleri ile ülkemizde geçtiğimiz hafta yaşananlara sebebiyet verip sorumluluk almaktan kaçan tribünler arasında çok çarpıcı bir fark vardı. 

On kişi kaldıktan sonra Madrid ekibinde Partey sağ beke geçerken, Griezmann ileriden sol kanada kaydı; maça solda başlayan Koke de ortaya geldi. İlerideki tek oyuncu Gameiro oldu. Bu dakikadan ilk yarım saatin sonuna kadar ev sahibi topa neredeyse sürekli sahip oldu. Ancak Mesut'un müdahil olmadığı hücumlardan hiçbir şey çıkmıyordu. Bunun bence birkaç temel sebebi vardı. Birincisi Wilshere'ın performansıydı. Hücumların son aksiyonlarında fena işler çıkarmasa da, hücumların tehlikeli noktalara ulaşması konusunda neredeyse sıfır sorumlulukla oynadı. Bu hem Arsenal'in topu iki kanat arasında hızlı top dolaştırmasını engelledi, hem de Mesut kendinden beklenenler üstüne bir de gidip sürekli Xhaka'dan, Koscielny'den top almak dağıtmak zorunda kaldı. Doğal olarak da yoruldu. Teoride Lacazette'e destek vermek üzere sahada olan ancak atletizmi dışında pek bir şey vaat edemeyen Welbeck de günün verimsizlerindendi. Onun özellikle ilk yarıda çizgisine fazla yakın kalması ve içeriye yaklaştıkça etkisizleşmesi Mesut'u yalnız bıraktı; daha kolay savunulur kıldı. 

İlk yarının son üçte birlik dilimi ise Atletico'nun hakimiyetinde ve ağırlıklı olarak Arsenal yarı sahasında geçti. Griezmann ile iki de çok önemli pozisyon buldular. Bunlardan birincisinde Koscielny çok gereksiz bir hızlı hücum zorlarken ara pasında hata yaptı  ve hiç yoktan Atletico topa 2-3 dakika sahip oldu. Bu dakikaların sonunda da Madrid temsilcisinin ilk şutu geldi. Bundan biraz sonra, bana kalırsa günün kahramanlarından olan Thomas Partey iki Arsenalli'yi çalımla geçerek, iki tanesini de fiziğiyle ezerek topu Griezmann'a çıkardı. Fransız'ın vuruşu Ospina'nın tam üstüne gitmese çok enteresan şeyler olabilirdi. Hakem devre arası için düdüğünü çalmadan Correa ile Arsenal kalesine bir şut daha yollayan İspanyol ekibi on kişi oynadığını neredeyse hiç hissetmeden dinlenebilecekti. 

Arsene Wenger ikinci yarıya aynı on bir futbolcu ile başladı. Belki Wilshere ve Welbeck'in etkisizliklerini görmüştü ama yerlerine koyabileceği oyuncular Iwobi ve belki Maitland-Niles olabilirdi ancak. Bu nedenle golü maça başladığı kadro ile bulmak zorundaydı.  Ne var ki, ilk yarıdaki gibi yerden ve göbekten rakibini delemeyen Gunners, ortalar dışında topu Atletico ceza sahasında tehlike yaratabilecek gibi durmuyordu. Zaten Lacazzete'in 62. dakikadaki kafa golü de aslında her şeyden çok konuk ekibin o ana kadar yaptığı kusursuza yakın savunmaya yazık etti. O dakikaya kadar Atletico arka ve orta dörtlüleri sanki kodla yazılmışçasına  aralarındaki mesafeyi ayarlamış ve Arsenal'e set hücumunda hiçbir şey vermemişti. Vasat bir orta kafa organizasyonuna kurban gittiler. Golden önceki Ramsey - Wilshere verkacı Arsenal formasını Avrupa yarı finalinde giyen iki orta saha futbolcusunun artık bir zahmet yapması gereken cinstendi. 

Golden sonra Atletico'nun gardının düşmeyeceği aslında az çok belliydi. Süre ilerledikçe, ilk yarıda olduğu gibi oyundan düşen Arsenal oldu. Oyuncu değişikliği yapamamanın bedelini bu şekilde ödüyordu Wenger. 82'de Welbeck gereksiz bir çalım denemesiyle topu kaptırdı. Boşta kalan topu Gimenez 40-50 metrelik bir pasla Griezmann ile Koscielny'nin arasına attı. Koscielny iyi kontrol edemediği topu yüzü kendi kalesine dönük uzaklaştırmaya çalışırken meşin yuvarlak Griezmann'ın önünde kaldı. Fransız yıldız biraz zorlansa da vatandaşının büyük ikramını geri çevirmedi ve tur için altın kıymetindeki deplasman golünü takımına kazandırdı.

Ev sahibi maçın çoğunda topu rakip ceza sahasına yığdı ve ancak sonuca kaliteyle değil sürümle gitmeyi denedi. Bana kalırsa bu maçtaki hücum performanslarının karşılığı da bir golden fazlası değildi. Madrid temsilcisi ise tahmin edildiği gibi bekledi ve durdurdu. Fırsat bulduğunda da bir tane vurdu ve karşılaşmadan avantajlı ayrılan taraf oldu. Bu şartlarda Arsene Wenger'in Arsenal sagasına bir kupayla son vermesi epey zor gözüküyor.



GÜNCEL YAZILAR