"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Eski Alışkanlıklar

27/08/2018

Beşiktaş sezonun 3. haftasında Antalyaspor'u ağırladığı maça uzun zamandır oynadığı en iyi hücumlardan birkaçını sıkıştırarak başladı. Yerden paslarla Oğuzhan ve Tolgay'ı üçüncü bölgede merkezi pozisyonlarda topla buluşturarak tehlike yaratmaya çalıştı. Bir defasında son derece başarılı oldu ama Oğuzhan Bergkampvari dönüşünü iyi bur vuruşla tamamlayamadı. Gol atması beklenen Beşiktaş tartışmalı bir golle geri düştü; ne olduğunu anlamadan da bir tane de çarpıp giren topla 25. dakikayı 2-0 geride kapattı. Antalyaspor'un öne geçtiği andan itibaren, bugün Sarri'nin Chelsea'sinin ısrarla yaptığı gibi doğru oyuna sadık kalmak yerine, geçtiğimiz sezonki Akhisar, Malatyaspor, Sivasspor ve Kayserispor gibi maçlardan hatırlanacak ortalara başvuran Kartal baltayı gene taşa vurdu. Aşağıda ilk 20 dakika ile maçın geri kalanındaki orta rakamlarını görebilirsiniz.



Evinde 20. dakikada geriye düştükten sonra çareyi 54 orta ile aramak size de garip gelmiyor mu? Beşiktaş bence üç büyükler arasında en yetenekli orta saha oyuncularına sahip olan takım. Sosa ve Talisca'yı kaybetmiş olmasına rağmen... Enteresandır; 15/16'daki şampiyonluktan beri bu tarz oyunculardan daha fazla verim alacağı futboldan giderek uzaklaştı. Sosa o futbolun ceza sahasına ve sonuca ulaşmasına çok fayda sağlıyordu. Yerine gelen Talisca daha pozisyonu belli olmayan bir oyuncuydu ama gene de orta saha ile forvetin arkasında oynayacak oyuncu ondan başkası değildi. Bu süre zarfında Oğuzhan neredeyse sürekli ve kilit rollerde başarıyla oynadı; Tolgay da hatrı sayılır dakikalar aldı ve zaaflarından bolca mustarip olmakla beraber iyi performanslar verdi. Yani gelişmeleri için gerekli deneyimi edinecek, Şampiyonlar Ligi dahil, gani gani fırsatları oldu.

İlk 11'in yakınına bile gelmeyeceği geçtiğimiz sezonun sonunda belli olan Atiba'nın yokluğu Beşiktaş'ın en tartışılan konularından biri. Öyle de olmalı; özellikle 2-3 sezon istikrarlı bir şekilde yarattığı etki çok üst düzeydi. Yerine oynayan Medel bana kalırsa topla oyunda Atiba'dan en az bir gömlek üstün bir oyuncu. Topsuz oyunda konsantrasyon dışında Atiba'ya kıyasla çok ciddi bir eksiğinin olduğunu da düşünmüyorum. Sadece Atiba Medel'den çok daha fazla orta sahada kaptırılabilecek topları tahmin etme ve ona göre pozisyon almaya meyilli bir oyuncu. Bu da onu çok sayıda görsel olarak etkileyici ve ağırlıkla başarılı çıktığı ikili mücadelelere sevk ediyordu. Medel'in getirdiği ileri pas sürekliliği ve gerektiğinde risk alma özelliklerini, yeni orta saha oyuncusunda tercih edilebilecek nitelikte değişiklikler olarak değerlendiriyorum. 

Marcelo'nun fiziksel üstünlüğünün ve oyun kurabilme özelliklerinin ardından gelen hiçbir stoperde olmaması haricinde, Beşiktaş'ın çok ciddi bir kayıp yaşadığını düşünmüyorum. İdari istikrarsızlıklara rağmen, pek çok bakımdan Şenol Güneş'in 4-2-3-1'e bir alternatif yaratacak vakti ve imkanı oldu. Güneş Beşiktaş'ın başında dördüncü sezonuna çıkıyor. Herhangi bir antrenörün herhangi bir büyük takıma geldiğini ve kaç sene takımın başında kalacağına bahis oynamanız gerektiğini düşünün. Şenol Hoca o tahminin epey ötesinde bir zamanı ilk iki sezondaki başarısıyla haketti ve görevine devam ediyor. Dolayısıyla çok katı bir şekilde forvetin arkasında oynayacak bir orta saha oyuncusunu gerektiren futbol veya dizilişte neden bu kadar direttiğini anlamıyorum. Her ne olursa olsun Tolgay ve Oğuzhan gibi iki Türkiye standardı için elit düzeyde pasöre sahipken Beşiktaş'ın acil durum düğmesinin "ORTA" olması kabul edilebilir bir durum değil.

Beşiktaş Fikret Orman döneminin ilk şampiyonluğundan beri transfer politikasında ciddi bir erozyon yaşamaktaydı. Vagner Love ve Enzo Rico gibi tercihler bu erozyonun en güncel göstergeleri... Bu bakımdan, Şenol Güneş'in ideal bir idari kadro ile çalıştığını söyleyemem. Ancak kendisi de onu farklı ve başarılı kılan ideallerinden her geçen gün uzaklaşıyor. Neticesinde Beşiktaş da Şenol Güneş de vasatlaşıyor. En çok bugün ıslıklanan Oğuzhan ve Tolgay'a üzülüyorum. 16/17 şampiyonluğundan sonra ikisinin de kariyerlerinin sonraki seviyesine ulaşması için herşey hazırdı. Hem onlar bunun için gerekli iştahı göstermediler hem de takım onların fark yaratacağı futbolu unuttu. 

NOT:

Tolgay'ın neden oyundan çıktığını maçı izlerken anlamamıştım ama sanırım Şenol Güneş'in kafayı en çok taktığı şeylerden birinden sınıfta kaldı. Medel'in (ya da DMC kimse) yanında oynayan adamın savunmanın önünü şu pozisyonda olduğu gibi kapayamamasına asla tahammül edemiyor Güneş. Bunu yapan genellikle Tolgay ve Oğuzhan'dan biri olduğu için ikisi de oyundan erken alınma kurbanı olabiliyorlar. Bugün Tolgay'dı o kurban. Pozisyonun golle sonuçlanması da kurban seçilmesine çanak tuttu. Bu pozisyonla ilgili iki konuda görüşümü net olarak dile getirmek istiyorum. Birincisi Tolgay bence de golden önceki boşlukta hatalıdır. İkincisi de gol FIFA kurallarına göre nizami; ama bana göre çok saçma bir kural bu. Twitter'daki tartışmaları okuyana ve kurala kendim bakana kadar ben de golün geçersiz olması gerekli diyordum. Ancak Adriano'nun topa kafasını uzatmaya çalışması pozisyonun bir çarpma ya da ribaund olarak tanımlanmasını engelliyor sanırım. İyimserim bu konuda.




GÜNCEL YAZILAR