"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Kim 3 Puan İster ki?

07/10/2018

Şenol Güneş sezonun sekizinci haftasındaki Konyaspor deplasmanına ligde şimdiye dek denediği altıncı orta saha üçlüsüyle başladı. Bu sefer Medel - Atiba ikilisinin önünde Ljajic şans buldu. Daha birinci dakika dolmadan Pepe iki kez uzun gönderdi. Önündeki üçlü kim olursa olsun Pepe bunu yapmaya devam ediyor. Konyaspor gol atıp öne geçene kadar Ljajic'in topla on kere bile buluşamamış ve Beşiktaş'ın bir şut bile çekememiş olmasında bu sorunun çok önemli payı vardı. Şenol Güneş maçın 22. dakikasında Ljajic'i yanına çağırıp nerelerde top alması gerektiğini anlattı. Aslında bunu anlatması gereken diğer on futbolcu.

Ljajic'in etkisizliğini açıklamak için önce nasıl bir ortamda kendisinden oyun kuruculuk bekleniyor, onu inceleyelim. Maç içinden birkaç görüntüyle Beşiktaş'ın savunmadan çıkmayı nasıl beceremediğine bir örnek vereyim... Vida sol stoperde topu alıyor; topla kat edemediği için Atiba'nın savunmacısını üstüne çekmek istiyor. Atiba boşa çıkınca pozisyonunu korumak yerine Vida ve Pepe'nin arasına giriyor. Böylece Beşiktaş'ın savunma ve hücum hattı ikiye ayrılmış oluyor. Atiba topu merkezde aldığında topu aktarabileceği her yer belli. Medel'e gönderiyor ama Medel'in bu topu geri oynamaması imkansız gibi. Son resim bu oyun kurma denemesinden hemen sonrası. Bu sefer Pepe'nin bir pas alternatifi yok. Beşiktaşlı orta sahaların değerlendirmediği kocaman bir boşluk var. Pepe uzun göndermek zorunda kalıyor. 





Beşiktaş bunun gibi denemelerle ilk yarım saati çöpe atarken Konyaspor ısrarla en büyük hücum tehdidi olan Skubic'ten faydalanmaya çalışıyordu. Caner - Babel ikilisi bu ana kadar Skubic'e engel olmayı çok iyi başaramamıştı. Bunu Skubic'in ilk yarıda topla buluştuğu noktalardan görmek mümkün. Konya'nın penaltısına sebep olan pozisyonda Beşiktaş'ın hücum hattı olduğu gibi yarı sahanın arkasına çekilmişti. Bu ne demek? "Ben sana kısa pas şansı vermiyorum; uzun oynayacaksın." Tabi bunu yaparken o uzun topa kaçacak adamları engellemek için bir planın olması lazım. Hurtado Skubic'i kaçırmadan önce resmen yalvardı Love'ın arkasına kaçsın diye. Tüm Beşiktaşlılar da onun nereye baktığını görüyordu. Bu kadar göz göre göre pas atılmamalı bir takımın savunma hattının arkasına. Bu arada o pozisyonda Skubic'i Love'ın savunuyor olması da yanlış; Love bek kovalayacak atletizme sahip değil. Sonuç olarak doğan penaltıyı Yatabare gole çevirdi ve Konyaspor öne geçti.

İlk yarıda Beşiktaş'ın en kötülerinden biri Babel'di. Quaresma 35. dakikadaki şımarıklığı sonucu sarı kart görüp, beş dakika sonra da Skubic'e ikinci sarıyı görecek şekilde girince Şenol Güneş ikinci yarıya Babel yerine Quaresma'yı çıkararak başladı. Adam o kadar farklı şekilde ayak bağı olabiliyor ki, tebrik etmek gerek gerçekten. Konyaspor ikinci devreye adeta 2-0 önde girecekti; ama Yatabare Medel'in hediye edercesine yaptığı penaltıyı bu sefer cezalandıramadı. Aslında Rıza Çalımbay golü bulduktan sonra hemen ipleri Beşiktaş'a vermişti ve iki farkla öne geçmeyi hiç hak etmemişti. Skubic'in savunma arkası koşuları sanki yasaklanmışçasına kesilmişti mesela. Fofana değişikliğine gelene kadar da oyunu Beşiktaş adına zorlaştıracak bir hamle yapmadı Çalımbay. Bu kadar kötü bir Beşiktaş'ı bulmuşken, sarı kartlı Vida ve Caner'in üstüne oynayıp fişi çekmeyi seçmedi.

Beraberlik için yüklenmeye başladığı anlarda Beşiktaş'ın en büyük eksikliklerinden biri süratti. Gökhan ve Atiba bu konuda çok sırıttılar. Özellikle Atiba'nın fiziksel durumu endişe verici. Yerden hücumlara sırt çevrilince ve maçlardaki git-gel miktarı arttıkça Atiba daha çok aranır oldu. Ancak Atiba doğru oyunu getirecek çözüm olmaktan çok uzak şu anda. Zaten yazın yönetim ile yaşadığı kontrat anlaşmazlığı onu psikolojik olarak futboldan uzaklaştırmış gözüküyor. Bu saatten sonra sürekli ilk on bir oyuncusu olacak fiziksel ve zihinsel düzeye gelmesini beklemek ne derece gerçekçi bilemiyorum. Beraberliğe razı olunabilecek birkaç deplasman ve derbi dışında Atiba'nın başladığı maçlarda Beşiktaş'a katkı vermesi zor gibi geliyor bana. Ne Beşiktaş 4 yıl önceki Beşiktaş, ne de Atiba 4 yıl önceki Atiba. O güzel bir bölümdü kitapta; ama bitti. Beşiktaş'ın Atiba'sız oyuna çoktan evrilmiş olması gerekiyordu.

Beşiktaş'ın ikinci yarı hücumları azdı ve genellikle Ljajic-Love ikilisinin yaptığı varyasyonlar sonucunda geldi. Beraberlik golünün asisti ise oldukça enteresandı çünkü Caner'in verdiği pasa Oğuzhan orta yapıyordu. Sanki "Sen elli kere kestin, beceremedin" der gibiydi. Gerçekten öyle bir yere kesti ki, kim dokunursa dokunsun topun Konya kalesine gitme ihtimali çok yüksekti. Bundan hemen bir dakika sonra Pepe'nin gene uzun gönderdiği topun devamında Lens'in insan dışı çabasıyla yoktan pozisyon doğdu. Babel de arkasından koşan Lens'i görmeyi çok iyi başardı ve güzel bir asist yaptı. Yani Beşiktaş iki dakika içinde tamamen oyuncularının kişisel becerisi ile maçı koparacak pozisyona geldi. Ama Şenol Güneş'e göre Beşiktaş yeterince zorlanmamıştı. Bu kadar kolay 3 puan olmamalıydı. Forvetini çıkarıp stoper soktu. Ev sahibini en azından maçın son on dakikasında oyuna ortak edeyim dedi. İyi de etti; çünkü iki takım da üç puanı hak etmemişti. Golün kornerinden önceki pozisyonda Caner'in hareketi de penaltıydı zaten.

Bugün Sinan Yılmaz da yazmış Twitter'da; benim de aklıma hemen geldi... Kasımpaşa ya da bir başkası şampiyonluk diye bir şey düşünecekse, Başakşehir ve üç büyüklerin çöküşe geçtiği bu sezondan daha iyi bir zaman olabilir mi?



GÜNCEL YAZILAR