"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Yara Bandı

30/10/2018

Rizespor ligdeki tek galibiyetini aldığı Fenerbahçe maçında sonuca Samudio ve Umar Aminu ile gitmişti. Dün geceki müsabakaya çıkarken Samudio'nun cezalı, Aminu'nun da sakat olması Okan Buruk'u en önemli iki kozundan eksik bırakmıştı. Bu ikilinin yerine Süleyman Koç ve Koray Altınay sağ ve sol kanatlarda görev aldılar. Beşiktaş'ta ise sol bek sakatlıktan dönen Adriano'ya teslim edilmiş; Lens'in cezalı Babel'in yorgun olmasından sol kanatta Gökhan Töre'ye şans verilmişti. Oğuzhan Atiba ikilisinin önünde ise Mustafa Pektemek görev yapacaktı ki, bu herhalde Şenol Güneş'in en beklenmedik maç önü hamlesiydi.

Beşiktaş'ı en son yazdığımda takım için en büyük tehditlerden biri olarak sahadaki başıboşluk ve laubaliliğe dikkat çekmiştim. Dün gece gene başrolde Quaresma'nın olduğu bir keyfekederlik izledik. Daha birinci dakikada Quaresma Beşiktaş kalesinin 25 metre önünde çalıma kalkışırken az daha top kaptıracaktı. Mustafa Pektemek ve Gökhan Töre'ye basit bir pas verip hücuma çıkmak yerine Muriç'e bacak arası atmayı denedi. Şansı yaver gitti ve Muriç'ten seken top Roco'ya geldi. Sola doğru açılsa Rize pozisyona girecekti. Bundan yaklaşık bir dakika sonra stoperlere baskı yapılarak Gökhan Akkan uzun oynamaya zorlandı. Atiba ve Oğuzhan işbirliğiyle ileri aktarılan topu Orhan Ovacıklı uzaklaştırmak isterken gelişi güzel bir vuruşla Quaresma'nın kanadına açtı. Portekizli Mehmet Uslu'yu yatırıp kaldırarak sıfıra yöneldi ve topu yerden Mustafa Pektemek'e ortaladı. Pektemek müthiş bir topuk vuruşuyla topu ağlara gönderdi. Ancak bu pozisyon Robin Yalçın'ın Quaresma sıfıra inerken Pektemek'e giden pas açısını kapatmamasından kaynaklandı. İki adım aut çizgisine doğru atsa o pas adresine ulaşmazdı.

Quaresma'nın aldığı risk


Robin Yalçın'ın eksik hamlesi


ORHAN'IN ATILMASINDAN SONRASI

Maçın dönüm noktası 10. dakikaydı. Niyeti topa olsa da Orhan'ın hamle zamanlaması yanlıştı ve Gökhan Töre'nin bileğine tabanıyla girmiş oldu. Kırmızı kart doğruydu; niyeti kötü olsa kartın rengi değil alacağı ceza değişecekti. Maç 11 v 11 oynanırken Mustafa ve Love'ın orta sahaya sık sık yaklaşarak pas alternatifi yarattığını gördük. Bu yardımlaşma Beşiktaş'ın tercih etmesi gereken hücumları biraz daha kolaylaştırırken, Gökhan Töre'nin içeri kat etmelerine de olanak sağlıyordu. Orhan Ovacıklı'nın 10. dakikada gördüğü kırmızı kart sonrası bu yardımlaşma nedenini anlamadığım şekilde giderek azaldı. Direkt ve hızlı hücumlar tercih edilmeye başlandı. Bunların önemli kısmında acele ve sürat karıştı; bir kısmını da futbol oynamaya hasret kalmış Töre'nin çalım girişimleri ezdi. Netice itibariyle arka arkaya yapılan top kayıpları, savunmada bırakılan geniş alanlar ve başarısız hücum denemeleri, bir kişi eksik Rize'nin oyuna ortak görünmesine sebep oldu. Mesela aşağıdaki pozisyonda Gökhan Gönül Quaresma ile girdiği güzel verkaçtan sonra topu biraz ezbere de olsa ceza yayına doğru yerden çıkardı. Ozi, Atiba, Töre veya Adriano'dan hiçbiri o bölgeye koşu yapmadığı için pozisyon heba oldu. Eğer Beşiktaş bu maç dönem dönem iyi uyguladığı doğru hücumlardan sonuç almak istiyorsa, orta saha ve ters kanat oyuncularının bu tarz pozisyonlarda ceza sahasına saldırması gerekiyor. İlk yarıda Beşiktaş'ın ders çıkarması gereken bir Rize hücumu da izledik. 30. dakikanın başında Brabec sıfır baskıyla pas verecek adam aradı. Boldrin kendini arka dörtlü ile orta sahanın arasına atıp boşa çıkardı ve topu aldı. Töre ve Atiba'nın etrafından dönüp o da pas aradı. Bu sefer Süleyman aynı şekilde kendini boşa atıp çok rahat top aldı ve oyunu sağ kanada açmaya çalıştı. Bir kişi fazla oynayan bir takımın, rakibi sahasına bu kadar rahat getirmesi kabul edilebilir bir şey olmamalı. 



Gökhan Gönül'ün ceza yayına çıkardığı ve kimsenin vurmaya gelmediği pas


Rizespor'un 30. dakikadaki pas bağlantıları 


İlk yarının hikayesinde değinilmesi gereken bir isim de Gökhan Töre. Kendisi bu yaz boyunca idman videoları ve resimleri paylaştı. Gelgelelim gene ayakta duracak hali yok; buna rağmen fiziksel olarak kendini sürekli zorladı. Orhan'ın atıldığı pozisyonda bileğine gelen darbe fayda etmemiştir tabi ki; ama oyuncu da kendini sakınmayı ve enerjisini ölçülü kullanmayı biraz bilmeli. Beşiktaş 1-0 öndeyken Töre ayağına gelen hemen her topta çalım denedi ve başarısız oldu. Maça dönecek olursak... İlk 45 dakika Rize'nin oyuna biraz denge getirmesiyle bitecek gibi duruyordu. 39. dakikada konuk ekip savunmasında bu sefer Mehmet Uslu topu uzaklaştırmaya çalışırken Quaresma'ya hediye etti. Onun ortasına Mustafa Pektemek kendini biraz geriye iterek kafayı vurdu ve durumu 2-0 yaptı. Maç öncesinde Sinan Yılmaz Mustafa Pektemek'in haksız eleştirilen bir oyuncu olduğunu ve top kazanma konusunda Beşiktaş'a fayda sağlayabilecek biri olduğunu yazmıştı. Bu doğru bir tespitti; ancak şans işte, Pektemek bu maç bir de golcülüğünü sergileyerek takımına ilaç gibi bir 3 puan için önemli avantaj sağladı. Metin Tekin ise bugün yayınlanan maç yazısında "oynamadığı halde yüksek sözleşmesinden dolayı gitmeyen Pektemek'i eleştiren biriydim" demiş. Ben bu bakış açısını bir türlü anlamıyorum; 4-5 yıllık kontratları verip oyunculardan faydalanamayan kulüplerde değil mi kabahat? Ne yapsın Mustafa ya da başka futbolcu? "Hak etmiyorum paramı; almayayım kalsın" mı demeliler? Bunu kim yapıyor ki futbolcular yapsın?


İKİNCİ YARI, 11'E 9 OYUN ve BAŞAKŞEHİR MAÇI

İki farklı üstünlük ve bir adam fazlasıyla ikinci yarıya çıkan Beşiktaş'ın işleri kontrol altına alması gerekirken golü bulan Çaykur Rize oldu. Golde faul var mı? Evet. Ancak burada Roco'ya bir parantez açmak lazım. Defans olarak Roco'nun savunduğu adama fiziksel olarak bu kadar ezilmesi normal değil. Stoperler faule ve fizikselliğe maruz kalan değil, bunları başlatan ve isteyen tarafta olmalılar her zaman. Roco bu bakımdan çok ama çok eksik. Fiziği de son derece yanıltıcı. Bir diğer büyük zaafı ise yerden sekerek gelen toplara yaptığı hamlelerin zamanlamasını ayarlayamaması. Dün gece bu eksiğinden komik durumlara düştü birkaç kez. Bu şekilde devam ederse ileride sonuçlar komik olmayı bırakabilir. 

55. dakika civarında Reha Kapsal Beşiktaş hakkında çok doğru bir yorum yaptı. Özetle sayısal üstünlük sağlanmadan topu kanatlara aktarmanın pek işe yaramadığını dile getirdi. Beşiktaş orta sahada top çevirmeyi ve rakibin boşluğunu aramayı neredeyse hiçbir zaman birinci plan olarak değerlendirmiyor. Topu kazanır kazanmaz hücum etme mantığına hiçbir itirazım yok; zira modern futbol artık böyle bir şey. Ancak hızlı hücumların yarısından fazlasında, daha topu tehlikeli bölgeye aktaramadan kaptırırsan, sürekli 30-40 metre ileri geri koşman gerekir ve yorulursun. Etkin bir şekilde hızlı hücum edemiyorsan inatla bunu denememen gerekiyor. Bu yorumdan iki dakika sonra Saadane'nin ceza sahasında Love'ı indirmesi epey geç bir VAR müdahalesiyle penaltı olarak değerlendirildi. Penaltı kaçırma sırası bu sefer taraftarın sevgilisi Quaresma'ya geldi. Fırsatı değerlendiremeyen Portekizli Vodafone Park tribünleri tarafından teselli edilirken, 10 dakika sonra oyundan alınan Oğuzhan yuhalanıyordu.  Hatta bundan rahatsız olan bir kısım seyirci Oğuzhan'a destek için seslerini yükseltmek istediler; ancak bu girişim de yuhalamayla bastırıldı. Ülkedeki taraftar profilini anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Bu arada Saadane penaltı vuruşundan hemen önce ve sonra birer sarı kart görerek oyundan atıldı; ve maç resmen olmasa da bitti.

Bundan sonraki dakikalara dair ancak şunu söyleyebilirim:  Rakibinden iki kişi fazla oynarken bile Beşiktaşlı futbolcular birbirine yaklaşmaktan o kadar aciz kaldı ki; Rizespor kendi ceza sahasının önüne yığılarak çok rahat savunma yaptı. Maçın ilk on beş dakikasında denenen hücumlara son yarım saatte devam edilse çok rahat farka gidilecekken gene ortalara başvuruldu. İlk yarıda 10 orta yapan takım, ikinci yarıda 18 orta yaparak "maç başına 30 orta" hedefine bir kez daha çok yaklaşmış oldu! Gollerin bu ortalardan gelmiş olması bir şey değiştirmiyor; değiştirmeyecek. Başakşehir maçında bu tercihe devam edilirse ne olacağını tahmin etmek pek güç değil. 4 maçtır galip gelemeyen Kartal bu hafta yara sarmış olabilir ama sahada rakip yoktu desek pek de yanlış olmaz. Önümüzdeki hafta böyle olmayacağını hepimiz biliyoruz.


NOT

Quaresma bu maçta da sorumsuzluk dersi verdi ve kırmızılık faul yaptı. Orhan'ı iyi niyetine rağmen zamanlamasından ötürü oyundan atan Bülent Yıldırım, Quaresma'yı sarı ile geçiştirdi. Halbuki Quaresma'nın topu kontrol edemeyeceğini anladığı durumlarda rakiplerine acımasızca faul yapan bir oyuncu olduğunu defalarca gördük. Maçta pek çok soru işareti yaratan hakem kararı vardı; en önemlilerinden biri de buydu. İstersen üç değil on üç asist yap; haftaya Başakşehir ile maç yapacağını bildiğin halde bu kadar sorumsuz davranamazsın. İkinci Quaresma döneminin başından beri, Portekizli'yi ne bu konuda ne de başına buyruk kararları konusunda kontrol altına alabilecek bir otorite merkezi oluşmadı. Portekizli takımdan ayrılana kadar bu eksikliğin tam manasıyla giderilebileceğini düşünmüyorum.



GÜNCEL YAZILAR