"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Tesadüfler

25/11/2018

Dün akşam Ankaragücü'nün birkaç nedenle favori olarak çıktığı müsabakada Beşiktaş bu sezonun en farklı ve rahat galibiyetini aldı. Sinan Yılmaz ile hafta içi maç önünü değerlendirirken, Konyaspor maçından ders çıkardığını tahmin ettiğimiz İsmail Kartal'ın oyun kurucusuz bir sistem tercih etmesini ve direkt hücumları bitirecek gezgin profilli oyuncuların kanatlardan içeri kat etmesine dayalı taktiğe döneceğini öngörmüştük. Evsahibinin ilk 11'i bu öngörüyü onaylar nitelikteydi. Cerci ve Putsila maça başlamadı; pozisyonları bitirme işi Kubilay, Kenan, El Kabir ve Bifouma dörtlüsüne emanet edilmişti. Beşiktaş'ta ise sakatlar listesindeki artış kadroların açıklanmasından sonrasına kadar sürdü ve ısınırken sakatlanan Medel'in yerine Gökhan Gönül maça başlamak durumunda kaldı. Böylece Necip'in bek oynamayacağı kesinleşmiş oldu. Ljajic'in nerede ve nasıl oynayacağı başta olmak üzere, epey değişmiş bir ilk onbirin birbirine nasıl uyum sağlayacağına dair pek çok soru işaretini düşününce, Ankaragücü 3 puana daha yakın taraf gibi duruyordu.

LJAJIC, DORUKHAN ve GÜVEN

Maçta bu üç futbolcunun fark yarattığını düşünüyorum. Müsabakanın başlamasıyla Ljajic'in Sırbıstan milli takımındaki gibi bir kanat oyun kurucusu rolünde değil, merkezdeki ön orta saha olarak görev aldığını anladık. Solda Ljajic ile başlamak Quaresma'yı diğer kanatta oynayan bir oyun kurucuya yanaşmaya ikna etmeyi gerektireceği için Şenol Güneş şimdilik bunu tercih etmeyecek gibi duruyor. Mesela maçın 11. dakikasında Ljajic'in topu soldan merkeze doğru taşıdığı bir an var. Ljajic kafasını kaldırdığında Gökhan Gönül ve Quaresma sağ çizgiye basmışlar ve 30 metre mesafede pas istiyorlar. Halbuki topa yaklaşsalar Beşiktaş Ankaragücü'nün ceza sahasının önünde dörde üç sayısal üstünlük sağlayacak. Ljajic'li oyunda Beşiktaş'ın olmazsa olmazı, oyuncuların başta Sırp oyun kurucuya ve birbirine yakın kalmasını sağlamak. Bu da zamana ve Şenol Güneş'in direktiflerine bağlı. 

İlk golden hemen önce ve gol pozisyonunda Ljajic'in varlığındaki doğru ve yanlış oyuna iki örnek gördük. 14. dakikada Mustafa Pektemek Ljajic'ten orta sahada aldığı topu hiç bakmadan sağ çizgideki Quaresma'ya aktarmak istedi ve topu taca attı. Oyunu merkezden sürükleme alışkanlığının olmamasından kaynaklıydı bu. Ama gol pozisyonundan önce Quaresma çok şaşırtıcı şekilde kanattan yay civarındaki Ljajic'e uzun oynadı ve oyunu rakip adına en tehlikeli alana taşıdı. Ljajic de Mustafa ile verkaca girip net bir sağ üst vuruşuyla köşeyi gördü. İlk devre biterken de Güven'i çok güzel bir asist ile Korcan'a karşı teke tek bırakan Ljajic hem pas organizatörlüğü hem de ceza sahası çevresi etkinliği konusunda Beşiktaş'ın aradığı oyuncu olduğunu gösterdi. 90 dakika bittiğinde Atiba, Güven ve Larin toplamda üç asistini harcamıştı. Bu arada, 12. dakika geride kaldığında Ljajic'in neden bütün frikiklerin başına ilk gelen kişi olması gerektiğini herkes idrak etmiştir diye umuyorum. 

Bana göre maçın asıl yıldızı Atiba'nın dinamik partneri rolündeki Dorukhan'dı. 22'lik dinamo daha 3. dakikada yerden kayarak bir Ankaragücü kontra atağını başlamadan kesti ve "Medel yokken ben varım" mesajını verdi. Beşiktaş skoru 2-0'a getirirken ise, futbolumuzdaki gerçek çift yönlü orta saha özlemimize ilaç gibi gelen icraatları oldu Dorukhan'ın. Quaresma'nın topuk pasıyla sağdan içeri kat etti, Faty ile omuz omuza mücadeleyi kazandı ve sıfıra inip topu altı pastaki Güven'e çıkardı. Güven'in golü atması gerekirdi ama şansının da yardımıyla Mustafa'ya asist yapmış oldu. Ne olursa olsun tehlikeyi büyüten ve gollük hale getiren Dorukhan'ın çabasıydı. Maç boyunca Ljajic'e yakın kalmayı ve kısa verkaç imkanları sunmayı elinden geldiğince denedi ve bence epey başarılıydı. Üstüne üstlük Beşiktaş'ın en çok rakibe müdahale deneyen (8, WhoScored) ve en çok ikili mücadele deneyen ve kazanan (9/14, SofaScore) oyuncusu da Dorukhan oldu. 

Beşiktaş Ankaragücü'nü Ankaragücü taktiğiyle vururken Dorukhan kadar Güven'in de dinamikliği ve çalışkanlığı ön plana çıktı. İlk golün öncesindeki pozisyon Güven'in kaptırdığı topu geri kazanıp Quaresma'ya aktarmasıyla gerçekleşti. Evsahibinin fişini çeken 3. golde Ljajic'in pası kadar genç forvetin koşusu ve vuruşu da takdiri hak etti.  Güven'in bir diğer beğendiğim özelliği ise top saklama becerisi ve dar alandaki rahatlığı. Maç içinde birkaç kez sadece topu hafif dürterek rakibine vücut dayadı ve faul almayı başardı. Bu Atiba'nın en elit düzeyde uyguladığı bir meziyet ve Güven idmanlarda 35 yaşındaki tecrübe abidesinden bu konuda bir şeyler kapmış gibi duruyor. Ljajic'in çevresinde oynayacak oyuncular için çok iyi bir meziyet bu. Dar alanda yerden oynamaktan korkmayan ne kadar çok oyuncu varsa Ljajic'in takım oyununa katkısı o kadar artar.

ANKARAGÜCÜ'NÜN PLANLARI

İsmail Kartal'ın ekibi özellikle Bifouma'nın ilk yarıda kayıplarda olmasından ve Beşiktaş'ın hiç beklenmedik şekilde az ve direkt pasa dayalı bir taktikle sahaya çıkmasından ötürü sudan çıkmış balık gibiydi. Maçın çoğunda kendilerini topa sahip olur durumda buldular. Gelgelelim top ayağındayken ne yapacağı konusunda pek planı olmayan bir takım Ankaragücü. Buna bir de Mustafa, Güven, Atiba, Necip ve Dorukhan'ın amansız müdahale yoğunluğu eklenince Beşiktaş yarım saatte rakibini orta sahada perişan ederek oyun ve skor üstünlüğüne sahip oldu. Evsahibi hayalini kurduğu pozisyonlara bana kalırsa iki kere girebildi. Birincisi 8. dakikada Necip'i stoperden çizgiye çıkarmaları vesilesiyle oldu. Bu kaymayla doğan pozisyonda Kenan Vida'nın kör noktasına koşu yapıp vuruş şansı elde etti; ama zor bir şuttu ve gol olmadı. Bir de 60. dakikada Bifouma'nın Caner ile Vida'nın arasından ceza sahasına kaçtığı pozisyon var. Devamında gelen gol 10 saniye önce Güven'e yapılan bir faul gerekçesiyle VAR'A takıldı ve iptal edildi. 

Ankaragücü topu rakibine bırakan, az ve düşük yüzdeyle, direkt ve uzun pas yapan bir takım. Beşiktaş maça bu taktiği neredeyse kopyalar şekilde başlayınca, buna reaksiyon veremediler. Siyah beyazlılar direkt hücum yoğunluğu ve sürekli pres ile Ankaragücü'nün yapması beklenen şeyi onlardan çok daha üst tempoda yaptı ve rakibini fiziksel / taktiksel olarak sindirdi. Mesela ilk yarı Beşiktaş sadece 185 pas denedi. Tahminimce bu 18/19 sezonu için düşük rekordur; çünkü takım maç başına 500 civarı pas (5.5 pas/dk) yapıyor normalde. İlk yarım saatte sadece 92 pas, yani dakika başına 3.3 pas gibi bir oran tutturuldu. Ama goller bu dönemde geldi. Bence iki nedeni var. 1) Ljajic ve Güven'in golünde gördüğümüz gibi pas iki kişilik bir hadise. Hem veren hem alan doğru şeyi düşünürse, o pas sonucu oyundan düşen rakip futbolcu sayısı (packing) artıyor. 2) Pasın hızı ve zamanlaması çok önemli. Pas yüzdesinde 90'ı geçebilen tek oyuncu Atiba'ydı. Geri kalanlar hızlı ve rakip oyuncu eksilten paslardı çoğunlukla; bu da savunulması zor bir durum oluşturdu Ankaragücü için. Aslında bunlar Ankaragücü'nün Beşiktaş'a karşı kullanmasını beklediğim silahlardı.

Bu bakımdan hem çok sıradışı hem de keyifli bir maç olduğunu ve Beşiktaş'ın kağıt üstünde favori duran rakibinden altın gibi bir 3 puan aldığını ifade etsek yanlış olmaz. Sakatlık ve cezalıların dikte ettiği şartların getirisi olan bu kadro ve oyun bir tesadüf olarak mı kalacak; yoksa üstüne gayet ümit verici bir binanın inşa edilebileceği bir temelin fark edilişine mi vesile olacak? Bunu zaman ve Şenol Hoca bize gösterecek.


 



GÜNCEL YAZILAR