"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Metin Tekin'in Yanıtı Üzerine...

23/12/2018

Metin Tekin’in, Güntekin Onay’dan aldığı “Sizce Beşiktaş ne yapmalı?” sorusuna verdiği yanıtın paylaşıldığı bir Tweet son derece popüler oldu. Ben de programın çok beğenilen bu kısmını izledim ve Sarı Fırtına'nın fikrini kendine saklamasının kayıp ve kazançlarını farklı bakış açılarından değerlendirmeye çalıştım. Söz konusu paylaşımı aşağıda görebilirsiniz. Yazının devamında değineceğim yorumu da içerecek şekilde yapıştırdım. 


Yayıncı kuruluş açısından bakacak olursak... 

Yorumcular aykırı şeyler söylerse program ilgi çekici olur; bu da seyirci sayısını dolayısıyla da gelirin artırır. İyi bir Beşiktaşlı olan Güntekin Onay iyi bir Beşiktaşlı olan Metin Tekin'e Beşiktaş'ın ne yapması gerektiğini sorduğunda aslında epey heyecanlı bir an yaşanıyor. Çünkü bir Beşiktaş efsanesi ve yorumculuğuna saygı duyulan birisi Beşiktaş için kendi önerisini paylaşmaya davet ediliyor. Efsanenin yanıtı ise bu daveti geri çeviriyor ve bazı insanların deyim yerindeyse hevesleri kursaklarında kalmış oluyor. Bunun bir programın ilgi çekiciliği açısından çok iyi bir şey olduğundan emin değilim. 

Öte yandan Metin Tekin fikrini kendine saklayarak yayıncı kuruluşu ciddi bir eleştiri yağmurundan ve belki de Beşiktaş kulübü veya kulübe yakın kişilerden gelebilecek baskılardan korumuş oldu. Tahminimce o programın yayıncısı da saklanış biçimine bakılırsa aykırı olabileceği tahmin edilen önerisini kimsenin duymamasından memnun olmuştur. Zira işin bu tarafı toplumun daha rahat kabul edebileceği bir değer mekanizmasından gelmesinden ötürü önem kazanıyor. 

Seyirci veya taraftarların tarafından bakarsak...

Metin’in Beşiktaş hakkında söyleyeceklerini ben dahil herkes duymak ister. Özellikle “Beşiktaş ne yapmalı?” gibi doğrudan bir soru karşısında. Zira Beşiktaş Şenol Güneş döneminin en kötü performans çizgisine saplandı kaldı. İş öyle bir duruma geldi ki Beşiktaş bir şey yapmasa da değişim durmuyor. Takımın oynadığı futbol da değişti; takımda oynayan oyuncular da. Bu nedenle bu değişime müdahil olup geleceği şekillendirmesi lazım artık yönetimin. Hal buyken Metin Tekin’in yorumunu bilememek beni bir futbol sever olarak sadece meraka sevk etti. Acaba bu kadar saklanacak ne diyecekti? "Bir fikrim var." dedi çünkü.

Yazının başında de değindiğim gibi, gerçek şu ki, Metin Tekin'in ağırbaşlılığı övüldü ve sosyal medyada büyük beğeni aldı. Hatta paylaşımı yapan ekip twitter’ın bu paylaşıma gösterdiği ilgiyi Metin Tekin’e iletmiş, ki o da ilgiye teşekkürü eksik etmemiş. Kısacası her takımdan taraftar barındıran büyük bir kitle Metin Tekin’in yanıtını beğenmiş ve fikrini kendine saklamasının gelecekte yorumculuk yapacak nesillere örnek olması gerektiğinde hemfikir olmuş. Benim görebildiğim kadarıyla karşıt görüş beyan eden sadece bir fikir biraz beğeni almıştı. Onun dışında gördüğüm yorumların tamamı durumu onaylar nitelikteydi. 

Twitter’da tutunmayı başaran ve yukarıdaki linkte dahil ettiğim görüşe dönecek olursak...Sorumluluk bana kalırsa biraz fazla ağır kalıyor başkalarının söyleyip söylemediklerini değerlendirirken. Yorumcuların küfür etmemek, vaktinde programa gelmek, giyinmek gibi sorumlulukları olabilir. Fakat ben Metin Tekin’in Beşiktaş hakkındaki görüşünü paylaşmasını gerektirecek bir sorumluluğu olduğunu düşünmüyorum. Beni rahatsız eden daha ziyade şu oldu: Merak ettiğim bir fikrin sahibi, onu beyan etmekten başkalarının tepkisine maruz kalmamak adına imtina etti. Fikir de benim için bir sır olarak kalmayı sürdürdü.

Olayın bir de sonraki nesillere örnek teşkil etme boyutu var. Farz edin 13 yaşında bir çocuksunuz ve sosyal medyada bu paylaşımı gördünüz. Ağırbaşlılık, tevazu gibi değerlerin açık sözlülük ve düşünce özgürlüğü gibi değerlere ne kadar ağır bastığının binlerce kişinin beğenisi ile teyit edildiğine tanıklık etmiş olacaktınız. "Ben de ileride başkalarını rahatsız edebilecek görüşlerimi kendime saklamalıyım" mesajını almanız da son derece kuvvetli bir ihtimal haline gelecekti haliyle. Bu bakımdan orijinal paylaşımın benim en katılmadığım kısmı burası. Bana kalırsa örnek kavramı son derece bireysel ve subjektif bir kavram. Bir söylemin örnek değeri taşıması konusunda bu kadar yoğun bir kabulün olması da fikir çeşitliliği açısından yoksulluk doğuruyor. Bu da statükoyu sarsma konusundaki toplumsal zayıflığımızın bir ispatı bence.






GÜNCEL YAZILAR