"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Şenol Güneş memnun mudur?

15/02/2019

Beşiktaş, Yeni Malatya deplasmanına çıkmadan önceki 4 haftadan 10 puan çıkarmayı başarmıştı. Ligde maç başına 25 orta kesen takım, bu dört karşılaşmada sadece 1-1'lik Erzurum maçında 20 orta eşiğini geçmişti. Ayrıca Antalyaspor ve Akhisar galibiyetlerinde topa sahip olma oranı sezon ortalaması %55'in çok altında kalmıştı. Dorukhan'ın orta sahaya kattığı direnç ve Atiba'nın açı kapatma becerileri sayesinde kazanılan toplar üzerinden ani hücumlara kalkmak Şenol Güneş'in sezonun devamı için belirlediği plan gibi duruyordu. Kaldı ki Malatyaspor'un te Fenerbahçe maçından beri geçirgenliği ile S.O.S veren orta sahası böyle bir stratejiyi son derece mantıklı kılıyordu.

Adem Büyük'ün atılmasından önce de sonra da, Beşiktaş çoğunlukla Erol Bulut'un ekibinin top kayıplarının ardından tehlike yaratabildi. Bunun çok şaşırılacak bir yanı olmamalı; zira topu yeni kaptırmış bir takım futboldaki en tehlikeli 8 saniyeye girmiş demektir. Ancak Malatya'nın hırçın çocuğunu erken kaybetmesi başka bir açıdan maçın gidişatını çok ciddi etkiledi. Beşiktaş ilk yarım saatte Vida-Mirin ikilisinden merkez orta sahaya top aktarmakta çok zorlanıyor ve bu sebeple de çok düşük pas yüzdesiyle oynuyordu. Çünkü Karius'un hemen her oyun başlatma girişiminde Guilherme, Ömer, Adem üçlüsü çok doğru açıları kapadıkları bir pres yaptılar. Şeklen biraz Klopp'un Liverpool'unun ön üçlü presine benzeyen bu önlem sonucu, Vida-Mirin ikilisi, veya onlara yardıma gelenler, topu yakınında kimsesi olmayan beklere doğru yönlendirmek zorunda kaldılar. 30. dakika sonrasında Ljajic ve Gökhan Gönül'ün oyun kurulumuna ağırlık koymasıyla zayıflayan bu baskı, Adem'in çıkışı sonrası sürdürülemedi ve Beşiktaş sadece bir şut bulabildiği yarım saatten sonra, 15 dakikada beş şut üretti. 

Adem'in atılışına kadar Yeni Malatya'nın istedikleri gerçekleşiyordu. Özellikle topun Beşiktaş'ta olduğu dönemlerde Dorukhan ve Güven çok işlevsiz kaldılar. Dorukhan yetenek kümesi itibariyle pas alışverişi yönlendirmeye uygun biri zaten değil. Atiba ise bunu dönem dönem yapabiliyor; ama yapamadığı zamanki hatalarının faturası giderek daha ağır oluyor. Buna bir de Adriano'nun sol iç gibi oynayarak ekstra pas istasyonu olmasının eksikliği eklenince, konuk takımın kontra atak olmayan bir hücum girişimi yapması çok zorlaştı. Ev sahibi de Beşiktaş'ın tıkanan paslaşmalarının ardından yaşadığı top kayıplarını, Gökhan Gönül ve Caner'in arkasına atılan paslarla cezalandırmaya çalıştı. Haftalardır yüksek performans ile oynayan Vida, Yeni Malatya'nın bu şekilde gelişen birkaç tehlikesinde kritik müdahalelerde bulundu ve Beşiktaş'ın kötü oynadığı bu devreyi yenik duruma düşmeden kapamasına büyük katkı verdi.

 

 

Maçları yayıncı kuruluşun sitesinden bilgisayarda izlemek, sağladığı ileri - geri alma imkanıyla not almayı kolaylaştırıyor. Decoder yayınına göre çok daha düşük görüntü kalitesi bedeliyle tabi ki... Ancak bazı maçlarda öyle anlar gelir ki, not alan yazarlar hem ekranı takip edip, hem düşündüğünü notlara aktarıp, hem de yeni şeyler gözlemlemeyi sürdürmek için beyinlerini parçalara bölmek durumunda kalırlar. Malatya'daki müsabakanın ikinci yarısının başlangıcında kendimi bunu yapmaya çalışırken buldum. İlk yarıda olduğu gibi, 30. saniyede gol kaçırarak başladı Beşiktaş. İlk yarının kötü, ikinci yarının iyilerinden Caner 40 metrelik lazer gibi bir pasla Burak’ı iki stoper arasından ceza sahasına soktu. Burak cılız tek vuruşunu Ertaç'a nişanladı. Hemen sonraki dakika yine Caner Burak’ı bu sefer sola doğru kaçırdı. Ertaç ceza sahası köşesine kadar çıktı; Burak farkında değildi; değerlendiremedi. Hemen devamında Karius, Vida-Mirin ikilisinin arkasına Ömer’in sarkmasına izin vermedi; ki onun bu özelliğine hep değiniyorum. Onun devamında da bu sefer Burak’ın tek pasında Ljajic karşı karşıya kaldı çaprazdan. Ertaç'ın kurtarışı gol ile sonuçlanacak kornerler serisini başlattı. Sonunda Caner sol köşe vuruşunu ön direğe kesti; ön direkte Gökhan Gönül aşırdı; Atiba kalenin içine soktu topu. Beşiktaş işte böyle bir pozisyon serisinin ardından deplasmanda öne geçti.

Rakibine karşı gol ve oyuncu sayısı üstünlüğünü elde etmiş bir şampiyonluk adayının maçın son yarım saatinde rahat olmasını ve farkı açmasını beklersiniz; değil mi? Beşiktaş ise 60 ve 65. dakikalarda Lens'in heba ettiği iki kontra atakla bunu başarma fırsatını değerlendiremediği gibi, ikincisinin hemen ardından yediği gol ile skor avantajını yitirdi. Sezonun başından beri değindiğim laubalilik ve konsantrasyon sorunu sebebiyle bir maç daha hiç olmadık yerde zora girdi. Aleksic asist olarak sonuçlanan duran topu kullandığında, Gökhan Gönül kararına katılmadığı Cüneyt Çakır ile uğraşmakla meşgul olacağına, Aleksic'in önünü kapasaydı bu gol yenmeyecekti. Yeni Malatya'nın beraberliği tekrar sağlamasına Şenol Güneş'in tepkisi Lens'in yerine Quaresma'yı oyuna sokmak oldu. Lens kötü bir maç çıkarıyordu; iki de net pozisyon harcamıştı. Karşı karşıya gol kaçırmış ve bunun üzerine takımı gol yemiş bir oyuncuyu, moral bozukluğu bu kadar tazeyken oyundan almak ne kadar doğru bir hamleydi; emin olamıyorum. Hele de Quaresma'sız bir Beşiktaş hayal edilmeye başlamışken. Ayrıca son dönemde formda olan Dorukhan, Yeni Malatya karşısında Lens'ten önce dışarı alınması gereken oyunculardandı. 

 

Quaresma oyuna girdi; tadını bulmak için şöyle bir üç dört orta yapıp kafayı kırdı; kendine geldi. Hevesini aldıktan sonra oyunun eski akışına dönmesine biraz daha ön ayak olmaya başladı. Ama o girmeden önce daha kötü olan, o girince düzelen bir şey yoktu açıkçası. Zaten sürekli Beşiktaş hücum yapıyordu. Caner ikinci yarının başından beri denediği sert ortalardan bir tane de Ljajic'e kesti ve golü attırdı. Eğer illa orta yapılacaksa (ki her takım mecburen yapar), hem Kagawa hem Ljajic hem de Dorukhan gibi ceza sahası koşucularının varlıkları Caner'in alçak ortalarını Quaresma'nın yükseklerinden çok daha tehlikeli hale getiriyor Beşiktaş açısından. Bu maçta da bunu pek çok kez gördük. Galibiyeti getiren golü atan Ljajic'in gördüğü sarı karta gelince... Oyuncu yazılı bir kuralı bilerek ihlal ediyor. Bu bakımdan Fenerbahçe derbisinde yer almayacak olması önce Ljajic'e yazar. Ama oyuncuların, hele de gol attıktan sonra, adrenalin ve coşkularını insan üstü bir dirayet gösterip kontrol etmelerini bekleyen kurallar bana gerçekçi ve insancıl gelmiyor. Diagne'nin Beşiktaş maçında maske taktı diye cezalandırılması da çok saçmaydı.

 


Yeni Malatya deplasmanına kolay kolay kimse üç puan yazamaz. Şampiyonluk yarışından isminin henüz silinmesini istemeyen Beşiktaş bu açıdan çok kritik bir üç puan aldı. Başakşehir'in bu deplasmanı henüz oynamadığını, Galatasaray'ın ilk devrede burada 2-0 yenildiğini göz önünde bulundurmak lazım. Peki, Şenol Güneş takımının ligin ikinci yarısında yakaladığı ivmeden memnun mudur?


Emin olamıyorum. Kaçan net goller, gol pozisyonuna bile dönüşemeyen fırsatlar, skor avantajı elde edilince yaşanan konsantrasyon kayıpları, hücum hattının sıfıra yakın savunma katkısı ve savunmadan orta sahaya geçişler gibi kronikleşen bazı sorunlara aldırış etmezse memnun olabilir tabi. Bir de milli takım teknik direktörlüğüne atandı anladığımız kadarıyla. Lig bitene kadar olmasa da, en azından önümüzdeki derbiye kadar aklındaki bir rafa kaldırması gereken bir mesele de o...





GÜNCEL YAZILAR