"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Aybars Kartal Özson'a

26/02/2019

Sevgili Aybars,

Belki daha evine dönmeden, maç esnasında ekranlara geldiğini biliyordun gerçi; ama Burak Yılmaz penaltıdan Beşiktaş'ı 2-0'a taşırken kamera senin sevinç gözyaşlarını gösteriyordu. Maçtan sonraki halini merak ettim. Biraz araştırınca 10 yaşında bir aktör olduğunu öğrendim. Yorumcunun aksine ben senin güzelliğine, yakışıklılığına değil de, Beşiktaş sevgine dair bir iki söz etmek isterim izin verirsen... Zaten sana naçizane tavsiyem, dış görünüşün üzerinden değerlendirilmeyi kabul etme. 

Ben de aşağı yukarı seninle aynı yaştayken çok koyu bir Beşiktaş taraftarıydım. Gecem gündüzüm Beşiktaş'tı; ilk kahramanlarımı o zaman tanımıştım. Metin-Ali-Feyyaz döneminin sonuna, Sergen'in kariyerinin ise başına yetişmiştim. Ailedeki tek Beşiktaşlı olmanın haklı gururunu yaşıyordum bir yandan. Takımımız o sıralar çok ahım şahım gitmese de ben hep heyecanlıydım; kazanmamızı istiyordum. Mesela 5 Kasım 1998 akşamı Valerenga adlı Norveç takımını konuk ettiğimiz Kupa Galipleri Kupası 2.tur rövanş maçında olduğu gibi. (Kupa Galipleri Kupası nedir diye babana sor bilmiyorsan; anlatacaktır sana.) Eşleşmenin ilk ayağını Valerenga 1-0 kazanmıştı evinde. Biz ise tıpkı bugün olduğu gibi evimizde 3-0 öne geçmiş ve ilk yarıyı bu skorla kapamıştık. Maçın özetini buradan izleyebilirsin; ama önce neticesi neydi tahmin etmeye çalış lütfen...

O gece, benim aksime, ertesi gün okulu olan bir Beşiktaş taraftarı babasından maçın ikinci yarısını izleme izni alamamış. Ve yatmış uyumuş. Düşünebiliyor musun? Bütün gece Beşiktaş'ın kazandığını düşünerek mutlu mutlu uyumuş! Sabah babasından ikinci yarı Beşiktaş'ın üç gol yediğini öğrenince gözyaşlarına boğulmuş. Farkında mısın bilmiyorum ama; sen aslında çok şanslısın Aybars. En azından olan biteni tamamıyla gördün ve berbat bir sürpriz yaşamadın. Ayrıca Beşiktaş'ı tutmanın en zor yanlarından birini de bizzat deneyimlemiş oldun. Artık sana kimsenin anlatmasına gerek yok; sen biliyorsun. Bu takım yüksek ve alçak arasında sert gidip gelir, seni de havalara uçurduğu gibi yerin dibine de sokar. Eminim ki, çeyrek asrı deviren taraftarlığım boyunca, ihtiyacım olmadığı halde, Beşiktaş'ın bana defalarca hatırlattığı bu gerçeği, sen çok daha hızlı idrak etmişsindir. 

Senin Beşiktaş serüvenin ne tempoda seyredecek bunu bilemeyiz. Benim ateşli taraftarlığım, şimdi tek tek sıralamayacağım pek çok sebeple, ama özetle zaman içinde, sade bir sempatizanlığa evrildi. Belki biraz da bu sayede, Beşiktaş'ı herhangi bir takım gibi gözlemleyebilir oldum. Maç maç alınan neticelerden çok, takımın ve yöneticilerinin karakterlerinin önemli olduğunu; uzun vadeli başarı ve saygının ancak istikrar ve planlama ile mümkün olacağını fark etmeme de ön ayak olmuştur bu değişim. Önceki paragrafta bahsettiğim ve senin de idrak ettiğin gerçek vardı ya? Ondan çok daha derin ve etkili gerçekler varmış; onların peşine düşmeye karar verdim. Ne yazık ki Aybars, peşine düştüğüm o gerçekler beni takımımdan uzaklaştırdı. Neden mi dersen...

26 Şubat 2019 sabahı güne berbat bir sürprizle başlamayacak olman kadar, 2012 öncesi Beşiktaş'ı görmemiş olduğun için de şanslısın. Evet; Beşiktaşlılık çetin iştir. Dirayet ister falan ama o dönem Beşiktaş'ın sevenine çektirdiğini hakime söylesen suç sayar herhalde. Şu anda federasyon başkanı olan bıyıklı adam o zaman bıyıksız ve Beşiktaş başkanıydı. 2004'ten, görevden ayrıldığı güne kadar yalnızca bir şampiyonluk yaşayabildik. Birbirinden meziyetsiz futbolculara kamyonlar dolusu paralar verdik; ancak başarısızlıklar yüzünden bunlar sadece kötü bir alışkanlık haline geldi. Bugün maçı seyrettiğin stadyumun eski hali bu berbat başkan adına yazılan kötü tezahüratlarla inlerdi bir aralar. Babana mutlaka onu da sor.

Şimdiki başkan Fikret Orman göreve gelir gelmez FEDA diye bir ekonomi politikası devreye soktu. Çok da doğru yaptı. Beşiktaş yıllar süren müsrifliğini, plansızlığını bir kenara bırakacak; hesaplı ve iyi incelenmiş transferlere genç Türk futbolcular eşlik edecek; rakiplere bunlar kafa tutacaktı. Bu dönemde Olcay, Veli, Atiba, Oğuzhan başta olmak üzere pek çok düşük maliyetli oyuncu takıma kazandırıldı. Bu oyuncular 2009'dan beri hasret olduğumuz şampiyonluğa bizi ulaştıracak kadronun iskeletini, futbolun da şeklini tayin ettiler. Özellikle Oğuzhan ve Atiba, Beşiktaş'ın ince eleyip sık dokumaya dayalı oyuncu transferi prensiplerinin en kalıcı ve önemli meyveleri oldular.

2015/16 şampiyonluğuna ulaştığımızda, Pepe düzeyini geçtim; Vida düzeyinde bile bir stoperimiz yoktu. Quaresma'nın yağdıracağı ortalara ihtiyaç duymadan, tıkır tıkır topumuzu oynuyor; attığımız bol paslı gollerle de herkesin takdirini topluyorduk. Yıllarca ve inatla yapılan hatalar ile yüzleşmenin ve bu hataların yarattığı yıkımı onarmaya çalışmanın ödülünü almıştık. Artık Şampiyonlar Ligi'nde başarıyı hedefliyorduk. Ve, belki senin de yaşın görmene müsaade etmiştir; 2017'de grubumuzdan lider çıkarak bunu da elde ettik. Fakat Aybars; dün gece Beşiktaş'ın 3. golü atmasının maça tesiri ne olduysa, 2017'deki Şampiyonlar Ligi başarısının da kulübe tesiri benzer şekildeydi. Havaya girdik; doğrulara bağlı kalmayı, hataları başa gelmeden engellemeyi unuttuk; ezberlere döndük ve en önemlisi, maçlardan, ya da sezonlardan ziyade, karakterimizi kaybettik.

Şimdi Beşiktaş için zor bir dönem başlıyor. Belki biliyorsundur; borç içindeyiz. Şampiyonlar Ligi'ne gitmezsek ciddi bir gelir kaynağından yoksun kalacağız. Ligde birincilik hedefimiz artık bir hayal; eleme bileti almak için Galatasaray'ı yakalamamız gerekiyor. Ama o da zor görünüyor dostum. Takımın uzun vadeli başarısı için bir çalışma için de bulunulduğunu da hiç ama hiç sanmıyorum. Hele başkanlık seçimi yaklaşıyorken... Ve tabi bu yüzden senin gibi pek çok Beşiktaş taraftarı için de zor bir dönem başlıyor. Zira Galatasaray ve Fenerbahçe'nin önüne geçmemizi sağlayan doğruları bir bir eleyerek yanlışlarla değiştirdik. Galatasaray bazı yanlışları düzeltmenin meyvelerini toplamaya yakın; Fenerbahçe ise kendini yeniden yaratmaya çalışıyor. Biz ise dipsiz kuyulardan kazıya kazıya çıkmamıza rağmen, tekrar karanlıkta mum ışığına hapsettik kendimizi.  


Şunu bilmeni isterim ki, hayatımda Beşiktaş'tan önemli çok az şeyin olduğu zamanlarımda çoğunlukla berbat bir takımdık. O bakımdan ben senin yaşlarındayken çok zor bir Beşiktaşlılık geçirdim. Umarım sen de bazı gerçekleri anlayıp, biraz daha şüpheci bir taraftar olmadan önce, şöyle doya doya yaşayacağın bir şampiyonluk görürsün. Ama, en önemlisi, umarım Beşiktaş'ın, bize örnek teşkil etmesi gereken modern futbol takımları gibi yönetilmesini görme şansın olur. O zaman dün geceki gibi anılar yerine başka anılar aktarılır nesillerden nesillere...

Kal sağlıcakla. 




GÜNCEL YAZILAR