"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Karanlık Tünel

02/03/2019

Kayseri'deki karşılaşma öncesi Hikmet Karaman, Atila Turan'ın sakatlığı nedeniyle, tıpkı Fenerbahçe karşısındaki gibi, sol bekte Kucher'i tercih etmek zorunda kalmıştı. Fiziksel özelliklerinden ziyade oyun bilgisi ile kariyerini sürdüren veteran Ukraynalı çizgiye yakın oynamaktan ziyade geride konumlanmış bir iç oyuncusu gibiyken kendini rahat hissediyor. Fenerbahçe karşısında bu özelliği işe yaramış ve fark yaratmıştı. Bunda Yanal'ın ekibinin erken 10 kişi kalmasının da önemli etkisi vardı; o gün Fenerbahçeliler'in hatırlamak istemeyeceği bir 90 dakika izlemiştik. Bugünkü karşılaşma öncesi Beşiktaş'ın, Kucher'in önünün Varela'ya teslim edilmiş olmasından bir fayda sağlamasını beklemek son derece makuldü kanımca. İlk 11'e tekrar davet edilen Quaresma da Kayseri'ye gol atmayı seven bir arkadaş...

Ancak Şenol Güneş'in ekibi bu koridordan faydalanmak adına bir plan sahaya yansıtamadığı gibi, Mensah'ın 33. dakikada sakatlanıp oyundan çıkmasına kadar bir varlık da gösteremedi. O ana kadar Beşiktaş topa sahip olmada %60' - %40 öndeydi; ancak sadece bir şut çekebilmişti. O şut hakikaten harikaydı; girseydi Burak Yılmaz Marco van Basten'e şapka çıkarmış olacaktı. Gerçekçi olmak gerekirse, sadece bir şuttu ve açısını da düşününce gol olması epey zordu. Bu arada Mensah'ın sakatlanmasına sebep olan müdahaleyi yapan Adriano ilk 45 dakikada Beşiktaş'ın en iyi oyuncusuydu. Fiziksel mücadelelerden hep galip çıktığı gibi, oyun kurmada da ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Mesela 4. dakikadaki Beşiktaş atağının oluşmasını sağlayan, Adriano’nun ikili sıkıştırma altındayken Karius’a dönmek yerine rakiplerin arasından topu Vida’nın önüne bırakmasıydı. Burak'ın şutundan önce, Kana-Bıyık'a attığı çalımla ceza sahasına girip, Quaresma'ya "Pası şöyle atacaksın" diye gösteren de Adriano'ydu.

Sahada oynanan oyun Beşiktaş'ın 37. dakikada Atiba ile öne geçmesini hiç beklenmedik kıldı. Yalnızca iki hafta önce Atiba'nın bu golün aynısını Yeni Malatyaspor deplasmanında atmış olması "Hikmet Karaman buna nasıl hazırlamamış takımı?" dedirtti bana. Bu sefer ön direkten topu arkaya aşırtan, maça çok da iyi başlayamayan  Dorukhan Toköz'dü. Dorukhan, 15. dakikada topu kaptırdığı Varela'yı 40 metre kovalayıp indirmiş ve sarı kart görmüştü. Birkaç dakika sonra ise Atiba, Caner ve Güven'in kapadığı alanın arkasına koşu atan Lopes'i göz göre göre kaçırmıştı. O pozisyondan gol çıkmaması Vida'nın kahramanlıkları ve Varela'nın kötü şutu sayesinde yaşanan bir mucizeydi. Teknik-Taktik'te Sinan ile değindiğimiz gibi Dorukhan'ın yetenek kümesini genişletmesi gerekiyor. Bana kalırsa bu maçta en öne çıkan eksiklerinden biri farkındalık; yani çevre kontrolü. Yakaladığım iki örnek ile izah etmeye çalışayım...

Bu pozisyonda Vida'nın uzun topunu alan Dorukhan, Kana-Bıyık'ın kendisine epey uzak olduğunun farkında değildi. Bu yüzden göğsüyle kontrol edip oyunu yerden sürdürmek yerine, gelişi güzel şekilde topu kafayla havalandırdı ve bu fırsat bir tehlikeye dönüşemedi. Hakkını teslim etmek gerek; Dorukhan sonra gitti arka arkaya iki müdahale ile topu geri kazandı ve Quaresma'yı ceza sahasına soktu. 


Bu sefer ikinci yarıda savunmadan oyun kuruyordu Beşiktaş. Dorukhan topu Medel'den almıştı; sırtı rakip kaleye dönüktü. Arkasında 15-20 metrelik bir boşluk olduğunun (sarı ok) farkında olmadığı için topu Medel'e geri oynadı (mavi ok). Medel baskı altında uzun gönderdi ve önce top kaybı, ardından da Kayseri hücumu geldi. Dorukhan'a bunun gibi pek çok pozisyondaki tercihlerini gözden geçirmesi için rehberlik yapacak bir eğitmen ya da eğitmen kadrosu gerekli. Şenol Güneş'in arkasından kimin geleceği belirlenene kadar, ve belirlendikten sonra, eksiklerini gidermesi adına vakit kaybetmemesi çok önemli olacak.

Maça dönecek olursak... Kaysersispor'un beraberliği bulması da, öne geçmesi de şaşırtıcı değildi. Fırat Topal'ın da maç esnasında Twitter'da değindiği gibi, asıl şaşırtıcı olan, ilk yarının sonunda Quaresma ve Caner'in el birliği ile armağan ettiği en az dört hücum şansının Karaman'ın talebelerinin değerlendirememiş olmasıydı. Bu yüzden Deniz'in golünün, dolayısıyla da Kayseri'nin öne geçmesinin Atiba'nın top kaybı üzerinden okunması büyük hata olur. Gole sebebiyet veren hatayı yapan Atiba, o ana kadar canla başla oynamıştı. En fazla bir saatlik ömrü olduğunu artık bilmeyen kalmadı. Bu yüzden fiziksel ve mental git-gelleri hem maçların hem de sezonun sonuna doğru artacak. O tacı atan futbolcuyu, bu riski düşünecek ve başka bir ihtimali değerlendirecek bilince ulaştırmak gibi ufak detaylara çok dikkat etmek lazım Atiba gibi veteranları taşımak için. 







Fakat gerçekçi olmak gerekirse, Mayıs sonuna kadar, bırakın bu bahsettiğim ufak detayların düzelmesini, "takım" olgusunun varlığını sürdürmesini bile bekleyemeyiz. Caner ve Quaresma'nın yukarıdaki örneklerdeki gibi bol bol pozisyon harcayacağı; asla uyarılmayacakları; bilakis, giderek daha fazla süre alacakları bir 10 haftalık süreç Beşiktaş'ı bekliyor. Kadir Has'ta olduğu gibi bu iki oyuncudan birinin şapkadan tavşan çıkaracağı veya tesadüfen puan kurtaracağı bir iki maç daha izleriz belki. Ancak sezonun sonunda Beşiktaş'ı neyin beklediğini uzun ve karanlık bir tünelden geçene kadar kimse bilmeyecek gibi duruyor.


GÜNCEL YAZILAR