"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Cenk'in Transferi Zamansız mıydı?

12/01/2018

5 Ocak 2018’de Cenk Tosun Türk futbol tarihinin yurt dışına ihraç edilen en pahalı oyuncusu olarak kendisini 4.5 yıllığına Everton’a bağlayan kontratı imzaladı. Taraflı tarafsız her futbolseverin kendisiyle gurur duyduğundan şüphem yok. Benim asıl merak ettiğim bu transferin zamanlamasının Cenk ve Beşiktaş açısından doğru olup olmadığı. Bu konuda ana akım medyada farklı görüşler dile getirildi. Çoğunda haklılık payı buldum; ben de kendi düşüncelerimi aktarmak isterim.

Beşiktaş Cenk’i devre arasında satarak acilen takviye yapması gereken mevki sayısını bana kalırsa ikiden üçe çıkardı. Cenk takımda kalsaydı Fikret Orman ile yetkilileri enerjilerini ve kaynaklarını bir sağ bek ve bir kanat transferine ayırabilecekti. Bu sezon Beşiktaş’ın orta saha oyuncuları beklenen performansın oldukça altında kaldı. Bu durumun Şenol Güneş’in orta saha tercihlerini sıkça değiştirmesi ile karşılıklı bir sebep – sonuç ilişkisi içinde olabileceğini tahmin ediyorum. Beşiktaş bu sezon ligdeki 17 maçta 6, Şampiyonlar Ligi’ndeki 6 maçta ise 4 farklı orta saha üçlüsüyle sahaya çıktı. Hala ideal üçlünün bulunduğunu söylemek de güç. Bundan ötürü pas kalitesi ve oyun bilgisi gibi özellikleri kuvvetli bek oyuncularının Beşiktaş’ın hücum sürekliliği ve etkinliği açısından önemi çok yüksek. Beşiktaş’ın bu tanıma uyan iki bekinden biri olan Gökhan Gönül 90 dakikaları tamamlamakta açıkça zorlanıyor. Görünen o ki sezonu sakatlanmadan ya da performansında ciddi bir düşüş yaşamadan tamamlanması oldukça güç. Yaşıtı Adriano için aynı ölçekte olmasa da benzer bir durum yakında geçerli olacaktır. Bu pencereden bakacak olursak Cenk’in Beşiktaş forması giydiği bir paralel evrende takımın devre arası transfer önceliği bek olurdu kanımca.

Siyah-beyazlıların “Aman başına bir şey gelmesin” dedikleri kanat oyuncusu Ryan Babel’dir. Hatta Vida’nın gelişiyle bu cümledeki “kanat” sözcüğünü çıkarmak bile isteyebilirler. Haksız da olmazlar. Babel geldiği günden beri 45 Avrupa ve Lig maçında 17 gol 7 asiste adını yazdırdı. Böylece ben dahil pek çok futbol izleyicisinin tahmin ettiğinin epey fevkinde katkı sağladı. Ligin ilk yarısı itibariyle geçen sezon 18 maçta attığı gol sayısını geçmiş durumda. Yokluğu Başakşehir maçında çok ciddi şekilde kendini hissettirmişti. İlk yarının son maçlarında kendi ortalamasının altında performans sergiledi. Gene de Cenk gitmeseydi takımda alternatifi olmayan tek oyuncu durumunda olacaktı Babel.

Beni Twitter’da takip edenler ya da 29 Aralık tarihli yazımı okuyanlar Quaresma hakkındaki düşüncelerimi az çok biliyorlardır. Özet olarak dayattığı orta endeksli hücumun Beşiktaş’a yarardan çok zarar getirdiğini savunuyorum bir süredir. Alternatiflerinden Lens Beşiktaş’ın oyununa çok uygun bir kanat değil. Şenol Güneş diğer alternatifi olan Orkan Çınar’ı rotasyona en ihtiyaç duyulan zamanlarda bile değerlendirmedi. Bu şartlar Quaresma’ya iki mesaj veriyor. Birincisi “Sen ilk 11’in sağ kanadısın.” İkincisi “Forman güvende; seni zorlayabilecek biri yok.” Hal böyle olunca zaten keçi inatlı bir yapısı olan Quaresma’nın futbolunu veya kendini geliştirmesi için hiçbir dürtüsü olmuyor. Oyundan alınırken afra tafra yapmaya ve takımı eksik bırakabilecek tavırlar sergilemeye devam etmesi de bu karşılıksız güvenden kaynaklı.

Yukarıdaki iki paragrafın sonucu olarak Beşiktaş’ın bir kanat oyuncusu ihtiyacı olduğu söylenebilir. Orkan ve Lens’ten daha fazla faydalanmak da bir çözüm olamaz mı? Tabi ki olabilir ama bunun 17 hafta boyunca olmaması önümüzdeki haftalarda olacağına dair beklentileri epey azaltıyor. Alternatifsiz mevkilerin ikiden üçe çıkması sezon sonunda olsaydı telafisi çok daha kolay olabilirdi. Ancak Ocak’ta hiçbir takım katkı sağlayan oyuncusunu kolay kolay bırakmaz. Onun ötesinde Beşiktaş’ın son yıllardaki takım planlamasının kısa, orta ve uzun vadeli hedefler doğrultusunda yapıldığını da düşünmüyorum. Bu sezondan öncesine kadar UEFA’nın Financial Fair Play kıskacını haklı olarak gerekçe gösteren Fikret Orman ve ekibinin artık böyle bir ayak bağı da yok. Bakalım şampiyonluk iddiasını sürdürmek için bir de forvet almaları gerekirken nasıl hamleler yapacaklar?

Transfere Cenk’in penceresinden bakmadan önce ben olsam ne yapardım kısaca onu söyleyeyim. Bir kanat transferi yapar; böylece hem Babel – Quaresma’ya bir alternatif yaratır hem de Negredo’yu dinlendirmek gerektiğinde Babel’i tek santrfor olarak oynatma imkanını değerlendirirdim. Babel fiziksel ve teknik özellikleriyle ileri merkezde oynamaya son derece elverişli bir oyuncu. Hoffenheim, Ajax ve Kasımpaşa’da bu rolü ihtiyaç duyulduğunda başarıyla üstlenmişliği de var.

Cenk Tosun yaşıtı olan her 5 büyük lig dışındaki oyuncu gibi Premier Lig’den gelen bir teklifi hemen değerlendirmek istemiştir ve kendince haklıdır da. Attığı gollerin yaklaşık %40’ını penaltı ve duran toplardan bulan Everton’da ilk 11’e çok hızlı girebilir. Rooney ve Sigurdsson’un önünde takıma ciddi katkı da sağlayabilir. Ancak Everton %46 ile ligin topa en az sahip olan takımlarından biri. Maç başına çektikleri 9.3 şutla da bu konuda ligin en kötü üç takımı arasında yer alıyor. Sam Allardyce’ın gelişinden sonra çıktıkları 8 lig maçında sadece 2 mağlubiyet almaları hücum etkinliklerini artırmaları değil maç başına yedikleri gol sayısını 2.3’ten 0.75’e indirmeleri ile oldu. Yani kötü giden takımlara gelen teknik direktörlerin çoğunun yaptığı gibi Allardyce da Everton’da el frenini çekti ve kontrole ağırlık verdi.

Cenk Beşiktaş’a önemli gol katkısı sağladıysa bunda takımın hücum sürekliliğinin ve şampiyonluk iddiasının büyük payı oldu. Porto maçlarındaki gibi şapkadan tavşan çıkarmışlığı var; ama Cenk ağırlıklı olarak Beşiktaş ile birlikte büyüdü. Geride kalan 2.5 sezona bakıp “Cenk Beşiktaş’ı taşıdı” diyemeyiz. Bu sebeplerden ötürü Cenk’in Everton gibi hücum özürlü bir takım ile Premier Lig’deki ilk deneyiminde biraz zorlanabileceğini tahmin ediyorum.

İşin bir de çok dile getirilen “vitrin” kısmı var. Bazılarına göre Cenk Premier Lig’de daha çok göz önünde olacak ve Everton’dan da üst seviye bir takıma transferi bu yüzden daha olası hale gelecek. Bu bana pek gerçekçi gelmiyor. Daha çok göz önünde olma kısmını el alırsak… Everton’dan bir üst seviye takımların o kadar kapsamlı ve geniş oyuncu tarama ekipleri var ki bir oyuncuda potansiyeli görürlerse ülkesine bakmadan transfer ediyorlar. Kaldı ki Türkiye bilinmeyen bir ülke değil. Cenk ligde 15-20 değil de 30-40 gol atan bir forvet olsaydı fark edilmeyecek miydi yani Everton’dan büyük kulüpler tarafından? Daha üst seviye takıma transferinin olasılığının artması konusuna gelince… Cenk’i Avrupa kulüpleri için cazip kılan Şampiyonlar Ligi performansıdır. Bu performansı getiren ise şampiyonluğa oynayan bir takımda yer alması ve sürekli önüne oyuncu transfer edilmesine rağmen kendini geliştirmeyi bırakmamasıdır. Everton deneyimi bu iki olanağın hangisini sağlayabilir Cenk’e?

Yazının başlığı olan zaman konusuna vararak sonlandırayım. Bu transfer olmasaydı ve sezon sonu beklenseydi Cenk ve Beşiktaş açısından ne değişirdi? Beşiktaş’ın şampiyon olma ihtimali kesinlikle daha yüksek olurdu. Bu senaryoda Cenk hem bir sezon daha Şampiyonlar Ligi’nde oynama şansını sürdürürdü; hem de olası bir sezon sonu transferi için değeri düşmez artardı. Hesabını zaten şampiyonluk üzerine yapan Beşiktaş taliplere “Bu adam beni üç yıldır şampiyon yapıyor; bir de gruplardan çıkardı. 25-30 milyonu rüyanda görürsün” diyebilirdi. Bütün bunları göz önünde bulundurarak şu soruyu soralım: “Hayali beş büyük ligin en azından Avrupa potasındaki takımlarında oynamak olan Cenk’in bu hayali gerçekleştirmesi Beşiktaş’ta devam etmesiyle mi daha muhtemel olurdu, yoksa Everton’a gitmesiyle mi?” Cevap bence ilki. Umarım yanılırım ve Cenk basamakları tırmanmayı sürdürür. Tabi hedefi buysa...



GÜNCEL YAZILAR