"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Yılbaşı Sürprizleri

05/01/2018

Avrupa’nın beş büyük liginde sezon aşağı yukarı yarılandı. Yılbaşı arası vermeyen İngilizler biraz önden, ilkbahar takvimi sıkışık olan İspanyollar ise biraz geriden geliyor. Bu yazımda bu liglerde geçen sezondaki performanslarının üzerine koyarak ve bugün bulundukları sıra ile dikkat çeken takımları ele alacağım.

İtalya ile başlayalım. Serie A’ya geri döndükleri 2012-13 sezonundan beri saygıdeğer bir orta sıra takımı olmayı başaran Sampdoria bugüne gelene dek Simone Zaza, Shkordan Mustafi ve Mauro Icardi gibi yetenekleri Avrupa futboluna pazarladı. 2016-17 sezonunun 18. haftası itibariyle 23 puan ve -4 gol farkıyla 13. sırada yer almışlardı. Bugün ise 18 maçta topladıkları 30 puan ve +8 gol farkı ile 6. sıradalar. Juventus’u 3-2 yenerek sonlandırdıkları 3 maçlık galibiyet serisinden sonra ligdeki 6 maçtan sadece SPAL ile olan mücadeleyi kazanmış olsalar da veteran Quagliarella ve partneri Duvan Zapata’nın performansları ligi Europa Cup potasında bitirmek adına umut veriyor. Marco Giampaolo’nun orta sahanın liderliğini verecek kadar güvendiği 21 yaşındaki Lucas Torreira ise Sampdoria’yı en heyecan verici kılan faktörlerden biri. Torreira Serie A’nın 22 yaş ve altı orta sahaları arasında en çok şut pası veren, en yüksek yüzdeyle çalım atan ve dikine pas isabeti en iyi olan oyunculardan. Uğrunda maç izleyecek oyuncu arıyorsanız iyi bir adaydır kendisi.

İspanya’dan bu listeye adayım Girona olabilirdi. Ancak bulundukları 8. sıra ile 15.lik arasında yalnızca 3 puan fark olduğu için Girona öyküsünü anlatmak şimdilik erken. Zaten La Liga’da geçen sezonu ile bu sezonu akla kara gibi olan bir takım varsa o da Valencia’dır. 2016-17’nin 17. maçı sonunda sadece 16 puan toplayabilen ve -7 gol farkına sahip olan Yarasalar bu sezon aynı sayıda maçtan 34 puan ve +19’luk gol farkı çıkardılar. Bu noktaya hiç kolay gelmediler. 2015 sezonu sonundan bulunduğumuz sezonun başına kadar Valencia’da 5 farklı teknik direktör görev yaptı. Başkan ve sportif direktör istifaları bu dönemde yaşadıkları sıkıntının dozunu bir tutam daha artırdı. Ama artık Marcelino’nun idaresindeki Valencia eski günlerine dönüş sinyalleri veriyor. Zaza’nın akıl almaz formu, Kondogbia’nın ilk sezonlarında vaat ettiği seviyeye yaklaşması, kiralık yıldız Guedes’in büyüleyici yeteneği ve Marcelino’nun akışkan hücum planları Valencia’yı izlemesi en keyifli La Liga takımlarından biri yapıyor. 26 Kasım’da golü sayılmayan Messi’nin ahını aldıkları ve bu sayede Barça’dan bir puan kopardıkları maçtan beri dört maçta üç mağlubiyet almış oldukları için lig arası onlara ilaç gibi gelmiştir. Bakalım ikinci yarıda ilk yarıdaki 13 maçlık yenilmezlik serisine benzer bir form yakalayabilecekler mi?

Fransa’daki mucizemizin mimarı 2015-16 sezonunda şampiyon yaptığı oyuncuları ile ilişkisi alt üst olduktan sonra 2017 Şubat’ında Leicester’daki görevine son verilen Claudio Ranieri. Geçtiğimiz yaz idaresini devraldığı Nantes 19 maç sonunda topladığı 33 puan ile ligde 6. sırada bulunuyor. Geçen sezonun aynı zamanında 22 puan ve -13 gol farkı ile 14. sıradalardı. Ancak bir Ranieri takımı olmanın cefaları da var. Bu sezon ligin en az gol atan takımlarından biri kim? Nantes. Beş büyük ligdeki en sıkıcı futbolu mu oynuyorlar? Tartışılabilir. Kazandıkları maçların hepsi 1-0 ve 2-1 mi? Evet. Ne olursa olsun Lyon ve Monaco gibi kendilerinden epey güçlü takımlarla yaptıkları iki mücadeleden 4 puan çıkardıkları ve 8 maçta kalelerini gole kapayabildiler. Otobüsü park etme futbolu oynadıkları için antipatik bir takım olarak görünebilirler. Yeri geldiği zaman Mourinho’nun bile Real Madrid ve Inter’e otobüs park ettirdiği bir dünyada yaşıyoruz sonuçta. En azından Nantes’ın en golcü ikinci oyuncusu konumunda tanıdık bir isim olan Nakoulma var. Merak konusu ise önce Montpellier’in mi Nantes’ın mı maç başına attığı veya yediği gol sayısında 1’i geçeceği.

1963’te ismi Bundesliga olan Alman birinci ligini bir kere bile kazanamamış en köklü iki kulüpten biri olan Schalke 04 (diğeri Bayer Leverkusen) geçtiğimiz sezon 17 maç sonunda 21 puan ve +2 gol farkı ile 10. sıradaydı. Bugün 30 puan ve +7 gol farkı ile sıralamada Bayern Münih’e en yakın takım olmanın haklı gururunu yaşıyorlar. Geçtiğimiz yaz takımın başına daha önce hiç birinci lig seviyesinde çalışmamış olan 32 yaşındaki Domenico Tedesco’yu getirdiklerinde kamuoyunun karışık beklentileri vardı. Ancak İtalyan antrenörün genç oyuncularla çalışma maharetleri kısa zamanda Schalke’nin performansını taraftarlarının özlediği düzeye yaklaştırdı. Başta Leon Goretzka olmak üzere, Amine Harit ve Thilo Kehrer gibi 23 yaş altı oyuncular Tedesco ile kariyerlerinin en iyi sezonlarını geçiriyorlar. Weston McKennie de Tedesco sayesinde ligin en çok süre alan 20 yaş altı oyuncularından biri konumunda. Altyapıdan A takıma yükseldikten sonra golcü bir orta saha oyuncusu olarak tanınan Max Meyer’in henüz ligde gol veya asist kaydetmemiş olması olumsuz manada Schalke’nin en şaşırtıcı gerçeklerinden biri olsa gerek.

Ranieri’nin Nantes’ı kadar olmasa da Tedesco’nun takımı da az ve öz golü benimsemiş gözüküyor. Bu huylarının dışına çıktıkları 4-4 biten Dortmund maçları ise sezonun özetini izlemeniz gereken maçları arasında. Eylül 2014’ten beri beraberliğin ötesine geçemedikleri Ruhr derbisini kazandıkları günü iple çektiklerini tahmin etmek güç değil.

Gelelim liglerin ligi Premier Lig’e. Ada’dan bu yazıya konu olmaya aday dört takım vardı. Huddersfield ve Brighton & Hove Albion’u Girona ile aynı sebepten buraya taşımamaya karar verdim. Geçtiğimiz sezonun 22. haftasında 43 puanla 5. sırada olan Manchester City’nin bu sezonki gelişimi muazzam; ama beklenmedik denebilir mi? Sanmıyorum. Biz faniler tarafından Guardiola’nın ilk senesi Sane, Sterling ve Jesus gibi gençlerin onun felsefesine alışma süreci ve Kevin de Bruyne’nin insanüstü bir varlığa dönüşmeden önceki metamorfoz dönemi olarak değerlendirilmeliydi. Bunu ne ölçüde yapabildik bilmiyorum ama City’nin bu sene önüne gelene 3-4 tane sallamasında çok da şaşılacak bir durum olmadığını biliyorum (artık). Bu nedenle Premier Lig’den bu listeye giren adayım Burnley oldu.

7 sezondur Sean Dyche’ın teknik direktörlüğünü yaptığı Burnley bu süre zarfında Premier Lig’den Championship’e düşüp geçtiğimiz sezon geri geldi. Yaklaşık bir yıl önce 22 maç sonunda 26 puan ve -9 gol farkıyla 13. sırada olan Burnley bugün 34 puan ve 0 gol farkıyla 7. sırada. Geçen sezonun tamamında sadece bir deplasman galibiyeti almışlardı. Bu sezon içeride ve dışarıda oynadığı maçlarda topladıkları puanlar eşit. Hem de Dyche’ın öğrencileri konuk oldukları Chelsea ve Everton’dan üçer, Tottenham, Liverpool ve United’dan da birer puan koparmayı başardılar. İngiliz futbolunun en üst düzeyinde gol atma konusunda asla iddialı bir takım yaratamayan Dyche’ın planı her zaman az gol yemek üzerineydi.

Burnley’nin 2016/17 sezonunda attığı ve yediği gol sayıları xG değerlerine çok yakındı. Bu sezon ise Twitter’daki futbol istatistiği camiasının en çok tartıştığı konulardan biri oldular; çünkü yedikleri gol sayısı beklenenden 11 gol civarında daha az. Bunda en fazla şut bloklayan takım olmalarının ve en çok şut bloklayan dört oyuncudan ikisinin Ben Mee ve James Tarkowski olmasının önemli payı var. Ayrıca Nick Pope da ligin 90 dakika başına en çok kurtarış yapan kalecilerinden biri. Bir de büyük ihtimalle şans denen ve Burnley’liler farkında olsa da olmasa da bolca sahip oldukları bir şey var. 2017/18 sezonunun çıkış yapan bu takımlarının Mayıs ayında ne konumda olacaklarını hep birlikte göreceğiz. Formunu sürdürme konusundaki favorim Sampdoria. Not: Kullanılan veriler whoscored.com ve understat.com’dan alınmıştır.



GÜNCEL YAZILAR