"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

Neden Premier Lig İzliyoruz

04/01/2018

Fazla maç yazısı yazmıyorum ve kendimi bu konuda geliştirmem gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden editörüm maçı yazmamı istediğinde fazla düşünmeden kabul ettim. Arsenal’in karşılaşmaya Chambers – Mustafi – Holding geri üçlüsüyle başladığını gördüğümde başıma gelecekleri bir nebze tahmin eder gibiydim ama bu kadarını beklemiyordum. Öyle bir maç oldu ki notlarıma neredeyse her baktığımda “İki gözümü ayrı noktalara odaklayabilseydim keşke” diyordum. Çok uzun zamandır bu kadar tempolu ve iki kaleye gidip gelen bir maç izlememiştim. Bahis oynayanlar herhalde yaşlanmıştır seyrederken.

Maçın başından itibaren Hazard – Morata ikilisinin presine maruz kalan Arsenal’in geri üçlüsü daha ikinci dakika bitmeden taraftarlarına tırnak yedirteceğinin sinyallerini verdi. Ceza sahasına topla sokulan Hazard’ı karşılamak yerine üç merkez de geri geri gitti. Neyse ki Mustafi şut hakikaten gelince tehlikeyi fark etti(!) ve yere uzanarak göğsüyle blokladı. Biraz dikkatsiz veya şanssız olsa penaltı bile yapabilirdi. Onuncu dakikada rutin bir hava topunu Morata’ya indiren, iki dakika sonra da kalesine yakın noktada top kaptıran Chambers ise “Ben gol yedireceğim; niyetim bu” diye bas bas bağırıyordu. Bu duyurusunun üzerinden bir dakika geçmeden Moses’ın uzun topunu karşılamak yerine Mustafi’nin alacağını düşünerek sektirdi. Şanslıydı ki Morata kariyerinin en net gol pozisyonlarından birini oldukça acemi bir vuruşla harcadı.

Chelsea gibi ev sahibi de rakibinin stoperlerine basma niyetindeydi. Ancak Arsenal bunu yaptığında Lacazette, Mesut, Alexis, Wilshere dörtlüsü Xhaka’nın ve geri hattın çok uzağında kalıyordu. Bu sayede Chelsea birkaç bocalamadan sonra son derece rahat bir şekilde Arsenal presini bir iki dikine pasla aşabilmeye başladı. Belki Arsene Wenger maç başlarken stoperlerine güveniyordu; ama ilk 15 dakikada gördüğü korku filmlerinden sonra orta sahadaki bu kopukluğu gidermek adına hücum presin dozunu biraz kısmasını beklerdim. Dün gece Morata’nın maçın en kötülerinden biri olması ve Hazard dışındaki arkadaşlarının ona destek vermeye maçın ancak son bölümlerinde başlaması Wenger’in ucuz kurtarmasına sebep oldu. Eminim Fransız antrenör maçtan sonra eleştirecek birini ya da bir şeyleri bulmuştur. Ama xG üzerinden açıklama yapmayı seven Wenger Morata’nın neredeyse Arsenal’in tüm oyuncuları kadar xG* ile maçı tamamladığının farkında mı acaba?

Kontratı bitmek üzere olan ve Barcelona’nın ilgilendiği öne sürülen Mesut ilk yarıda Arsenal’in en iyisiydi. Maçın ilk yarısı boyunca gelişen her Arsenal tehlikesinde Mesut’un Alexis ve Maitland’ın tarafına yaklaşarak pas zincirleri yarattığını gördük. Arsenal onun yönlendirdiği ataklardan Alexis ve Lacazette ile gole çok yaklaştı. Gerçekten özel bir pasör Mesut. Dar alandaki pas kabiliyeti ve oyun görüşü ile Messi’nin aynı meziyetlerinin birleştiğini düşünmek bile heyecan verici. Mesut takımını ayakta tutmaya çalışırken, Chambers, Holding ve Mustafi üçlüsü Arsenal’e gol yedirme kararlılıklarından taviz vermiyordu. 35. dakikada Holding’in göz göre göre müdahale edemediği Hazard'ın pası ceza sahasında Bakayoko’nun önünde kaldı. Bakayoko öylesine beklemiyordu ki böyle bir hatayı; topu kontrol etme hamlesi bile yapamadı. Arsenal’in ikramlarına rağmen ve Courtois’nın kalesinin direkleri sayesinde ilk yarı golsüz bitti.

İkinci yarıda Mesut’un bıraktığı yerden devam eden Hazard oldu. Chambers’ın saçmalamalarına 49. dakikada Morata’ya prese birlikte koşup arkalarına sızan Hazard’ı unutan Mustafi ve Holding de katkı verince Chelsea önce Hazard sonra da Alonso ile iki büyük tehlike yarattı. 63. dakikada o ana kadar maçın en silik isimlerinden Wilshere’ın golü Arsenal’i öne geçirse de, Hazard solo koşularını bırakmamaya kararlıydı. Yorulmaya başlayana kadar Chelsea’nin en iyisi olan Belçikalı 67. dakikada sahanın bir diğer iyisi Bellerin’den bir penaltı koparmayı başardı ve takımına beraberliği getirdi. Bu andan sonra maç takip edilmesi güç bir tempoya ulaştı. Chelsea golünden hemen sonra Fabregas’ın uzun topuna hareketlenip Chambers’ı omuz omuzada ezen Morata karşı karşıya kaldığı pozisyonu da ezdi.

Arsenal bu pozisyondan sonra toparlandı ve tekrar topa sahip olup oyunu rakip sahada oynamaya başladı. Ancak Mesut – Alexis ikilisinin sürekli birbirine yaklaşması tıkanan hücumların yönünü değiştirmelerini engellemekteydi. Bu nedenle hücumları ya şutla bitiyor ya da kontraya dönüşüyordu. Neticesinde topa daha fazla sahip olsalar da rakiplerinden çok kendilerini yormaya başladılar. Dakikalar 82’yi gösterdiğinde Chelsea’nin üç oyuncusu yerini yedeklere bırakmıştı. Arsene Wenger ise ilk değişikliği yapmak için 80. dakikayı bekledi ve yorgun oyuncuları hızlı Chelsea atakları karşısında giderek daha aciz kalmaya başladılar.

İngiltere’de maç takviminin en yoğun olduğu dönemin son maçına ilk 11’de başlayan beş oyuncu 22 Aralık’tan beri (Chelsea için 23 Aralık’tan beri) üç tane tam 90 dakika oynamıştı. Bunlar Arsenal’den Bellerin, Xhaka ve Alexis iken Chelsea’den de Azpilicueta ve Alonso’ydu. Bu beş oyuncu da maçın son düdüğü çaldığında sahadaydı. Alonso ve Bellerin maçın son 10 dakikasında birer de gol attılar üstelik. Alonso’nun Chelsea’yi öne geçirdiği goldeki azmi ve ön direk koşusu bir forvetinkinden farksızdı. Uzatmalarda ise Bellerin maçta gol kaçıran bütün forvetlere “Bu iş böyle yapılıyor arkadaşlar” dercesine önüne seken topa tekte ayak içiyle şiir gibi vurdu. Ve daha o golün santrasını reji ekrana getiremeden Morata’nın Cech ile karşı karşıya kaldığını gördük. Sonra anlaşıldı ki Morata’yı o pozisyona sokan Azpilicueta’nın 50 metrelik pasıymış. Morata o pozisyonda da şutu Cech’e nişanlamayı başarınca maç 2-2 bitti.

Arsenal’de Mesut ve Bellerin’in performansları ile Cech’in kurtarışları öne çıktı. Bunlara bir de genç sol bek Maitland-Niles katıldı. O kadar tempolu ve eforlu oynadı ki Conte onun karşısındaki Moses’ı daha bir saat dolmadan çıkarmak zorunda kaldı. Lacazette ve attığı gol haricinde Wilshere beklentilerin çok altında kaldılar. Ancak kötülük konusunda Holding – Mustafi – Chambers üçlüsünün eline su dökebilecek biri yoktu sahada. Chelsea de ise Hazard, Courtois ve Christensen takımın en iyileriydi. Christensen sessiz sedasız Chelsea’nin bu sezonki en iyi transferi olma yolunda ilerliyor. Morata, Bakayoko ve Moses ise yerlerine herhangi başka oyuncu oynasa kimsenin neden diye sormayacağı bir maç çıkardılar.

Bu maç bir kez daha bizlere gösterdi ki Premier Lig’de oyuncular sahaya ağlamaya, poz kesmeye, hakemle uğraşmaya çıkmıyorlar. Top oynamaya çıkıyorlar. Birinci dakikadan son dakikaya kadar… İki haftadan kısa sürede çıktıkları dördüncü maçta bile… Benim gibi pek çok futbolsever de işte bu yüzden bu ligi izliyor. Dün akşam izleyenlere yaşattıkları heyecan ve verdikleri keyiften ötürü sahadaki futbolcuların hepsine helal olsun. * xG: Gol beklentisi anlamına gelen veri. Bu maç özelindeki verileri understat.com’dan aldım.



GÜNCEL YAZILAR