"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Bülent Kalafat
Bülent Kalafat
@b_kalafat

The Boring One

15/12/2017

Bir teknik direktörü başarılı bulmak ile yaptıklarını beğenmek iki ayrı şeydir. Jose Mourinho bu ayrımı en belirgin kılan teknik direktörlerden biri kuşkusuz. Daha Chelsea’ye gelir gelmez kendisini “The Special One” olarak tanıtması, 2012’deki İspanya Süper Kupası ilk maçında Tito Vilanova’nın gözüne parmak sokması, bu olay kendisine sorulduğunda Tito’dan İspanyolca argosunda penis anlamına gelen “pito” diye bahsetmesi, yönettiği takımlara herkesi futboldan soğutan oyunlar oynatması, basın toplantılarında mümkün olduğunca ortamı germeye çalışması... Herkesin kendince bir Mourinho sevmeme sebebi olabilir. Şahsen yukarıdakilerden bazılarını eğlenceli bulmakla beraber, kendisini ben de pek sevmem. Çünkü bir yetenek tırpanı olduğunu düşünüyorum. Gelin Mourinho sistemlerinin kurbanı olmuş yetenekler listesine bir göz atalım.

Romelu Lukaku 2012-13 sezonunda West Bromwich’te kiralık olarak oynamıştı. O sezonun son maçında Manchester United’a karşı ikinci yarının başında oyuna girip, United skoru 5-2’ye getirdikten sonra 3 gol atarak West Brom’a tarihi bir beraberlik getirmişti. Takımın 53 golünün 17’sini attığı ve 7 de asist yaptığı sezonun sonunda Chelsea’ye dönmüştü. 2013-14 sezonunun başında Mourinho forveti Fernando Torres ve Eto’o’ya teslim etmeye karar verince Everton’a kiralandı. Everton’da o sezonki 61 golün 15’ini attı ve 8 asist yaptı. Sezon sonunda Chelsea’ye bir kez daha geri döndü; bu sefer Diego Costa’nın gelişiyle gereksiz görüldü ve 35 milyon Euro’ya Everton’a satıldı. Everton’da geçirdiği üç sezonda 10, 18 ve 25 lig golüyle hep üstüne koyarak takımına katkı yaptı. 2017-18 sezonu başında Mourinho “Bana 20-30 gol atacak forvet lazım; sırf Ibra’yla olacak iş değil bu” diyerek Lukaku’yu 85 milyon Euro karşılığında Manchester United’a getirtti. United’ın kısır futbolunda beklenen katkıyı yapamayan Belçikalı, City maçında yaptığı iki hata ile iki gole neden olarak Mourinho’nun en büyük rakibi Guardiola karşısında bir mağlubiyet daha almasına sebep oldu. Hocasından yılların intikamını almış olabilir mi; ne dersiniz?

Sıradaki Mourinho kurbanı benim garezimin temel kaynağıdır. Kevin De Bruyne Ocak 2012’de 8 milyon Euro karşılığında Genk’ten Chelsea’ye transfer oldu. Portekizli antenör tarafından yetersiz bulundu; sezon sonuna kadar Genk’te kiralık oynadı. Geri döndüğü 2012/13 sezonunu bu sefer Werder Bremen’de kiralık geçirdi. 10 gol - 9 asistlik performansıyla takımının Bundesliga’da kalmasına büyük pay sahibi oldu. Almanya’da yılın genç oyuncusu ödülünü aldı. Bir kez daha Londra’ya döndü. Mourinho De Bruyne’ün idman performansını ve tavrını beğenmediği için devre arasına kadar ona sadece 132 dakika şans verdi. Portekizli’nin bu dönemde De Bruyne hakkında “Sürekli ağlayan bir çocuk” minvalinde bir sözü söylediği de rivayet edilir... Netice itibariyle Mourinho zihinsel olarak yerle bir ettiği De Bruyne’ü 2013/14 sezonunun devre arasında 22 milyon Euro’ya Wolfsburg’a sattı. Wolfsburg’daki ilk tam sezonunda ligde ve Avrupa’da 45 maçta 15 gol - 26 asist gibi çılgın bir üretim yapan Belçikalı’yı o sezonun sonunda 74 milyon Euro’ya City satın aldı. Yeni takımında Pellegrini ve Guardiola ile geçiridiği iki sezonun sonunda 26 yaşındaki oyuncunun dünyadaki en iyi orta sahaya evrilmiş olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Bundan bir sezon önce bana “En iyi stoper kim?” diye sorsanız Sergio Ramos ve Leonardo Bonucci arasında bir tercih yapmak durumunda kalırdım. İşte o Bonucci altyapısından yetiştiği Inter’den 2007-2009 arası Treviso ve Pisa’ya kiralanarak Serie B’de oynadı. Haziran 2009’da Mourinho’nun onayıyla Thiago Motta ve Milito’yu Inter’e getirecek transferin parçası olarak Genoa’ya satıldı. Bundan sadece bir ay sonra İtalyanlar’ın bayıldığı eş sahiplik statüsüyle Bari’nin oyuncusu oldu. 2009/10’da Ranocchia ve Bonucci’li Bari defansı ilk 19 maçta sadece 17 gole izin verdi; (Ranocchia sakatlanınca ikinci yarı 32 gol yediler) ve Bari ligi 10. sırada bitirdi. O sezonun sonunda Bonucci 15.5 milyon Euro karşılığında Juventus’a transfer oldu. Leo’nun Juventus ile 6 Serie A şampiyonluğu ve iki Şampiyonlar Ligi finali var. Bugün Milan’da oynuyor olması kendisi ve hayranları için büyük talihsizlik olsa da Mourinho’nun kendisi hakkındaki basiretsizliği bakidir. “Fiziği kapı gibi değil, bir de ayağı mı düzgün? Çabuk yollayın; olmaz olsun böyle stoper!"

Bu sezon Premier Lig’i kasıp kavuran Mohamed Salah da yolu Mourinho ile kesişmişlerden. Salah 2013 Avrupa Ligi yarı finali rövanşında Basel’i Chelsea’ye karşı öne geçiren golü attı. 2014 Ocak’ında 16.5 milyon Euro’ya Chelsea’ye geldi. (Bu transferi her zaman Fenerbahçevari bulmuşumdur; bir ara onlar da kendilerine gol atan oyuncuları alırlardı.) Şubat 2015’e kadar Mourinho Salah’a yalnızca 530 dakika süre verdi ve sezon sonuna kadar Fiorentina’ya kiralanmasını onayladı. Fiorentina’ya ligdeki 16 maçında 6 gol - 3 asistlik katkı yaptı; ligde Babacar (7) ve Ilicic’ten (8) sonra en çok gol atan Mor Menekşe oldu. Fiorentina bu süreçte Salah’ın ciddi payı olan 9 galibiyet aldı ve Avrupa Ligi’ne gitme hakkı kazandı. 2015 sezonu sonunda Mourinho Salah’ı yine istemedi ve Mısırlı kanat Roma’ya kiralandı. Kiralık sezonundan sonra Roma Mo’nun bonservisini aldı. Roma’daki 80 lig ve Avrupa maçında 32 gol - 24 asist üreterek bir anda kendini İngilizler’in transfer radarında buldu. Bugün Mo Salah, Liverpool’un en önemli oyuncusu ve 17 maçta 13 gol ile İngiltere’nin şu andaki gol kralı.

İngiltere’nin 2018 Dünya Kupası kadrosunda Danny Rose’un yerini zorlayacak olan Ryan Bertrand, Mourinho’nun Chelsea’de iki kere öğrencisi oldu. 2006/07’de gençti ve Mourinho’nun Chelsea’deki ikinci dönemine kadar 5 farklı takıma kiralandı. İlginçtir; 2012’de Chelsea’nin Bayern’i yendiği finalde Di Mateo’nun ölümüne savunma için sahaya sürdüğü ilk 11’deydi. 2014’te Chelsea’deki ikinci dönemini yaşayan Mourinho onu Aston Villa’ya kiraladı. 2014/15 sezon ortasında da 14 milyon Euro’ya Southampton’a satılmasına göz yumdu. Bertrand buradaki performansıyla geçtiğimiz yaz Guardiola’nın City’ye getirmek istediği sol beklerden biri oldu. Hatta Monaco’nun Benjamin Mendy için istediği yüksek bonservis nedeniyle transferi neredeyse gerçekleşiyordu. Ama denizde kum, City’de para olunca kıyı şehrinde kalması gerekti. Bertrand an itibariyle İngiltere’de en çok asist yapan sol bek konumunda ve maç başına en fazla isabetli pas yapan sol beklerden biri.

Sağ kanattan sola çeke çeke attığı gollerle pek çok savunmacıyı hayata küstüren Arjen Robben Chelsea’ye 2004 yazında transfer edildi. İlk iki sezonundaki performansıyla Mourinho’nun Premier Lig şampiyonluklarında önemli pay sahibi oldu. 2006-07 sezonu maçlarının neredeyse yarısında sakatlığı olmamasına rağmen kadroya alınmadı. Sahada oluğu 67 lig maçının 55’ini Chelsea kazandı; %82 gibi saçma sapan bir kazanma yüzdesine denk geliyor bu. Maç kazandırma listesindeki diğer sıralara bakarsanız yukarılardaki oyuncuların %70 bandında kümelendiğini görürsünüz. Ne var ki Mourinho’nun Chelsea’deki ilk döneminin son sezonunun başında Hollandalı solak 36 milyon Euro’ya Real Madrid’e satıldı. İspanya’da iki sezon geçirdikten sonra gittiği Bayern Münih’te ise efsane mertebesine ulaştı. Almanya’da geride bıraktığı sekiz sezonda 131 gol ve 87 asiste imzasını attı. 6 Almanya Ligi ve 1 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu dahil olmak üzere toplam 14 kupa kaldırdı. O gittiğinden beri Chelsea’de oynayan hangi kanat oyuncusu Robben kadar dominanttı sizce? Belki bugünkü Hazard...

Geçen haftaki yazımda Talisca’nın Beşiktaş’ın bol uzun toplu oyunundaki çaresizliğini Mkhitaryan’ın United’da yaşadığı duruma benzetmiştim. Bence Miki, Mourinho kurbanları listesinin en yeni ismi ama kendi bunun farkında mı emin değilim. Dortmund’da 123 lig ve Avrupa maçta 33 gol, 46 asist katkısı sağladıktan sonra geldiği United’daki ilk sezonunda Mourinho ona ligde sadece 1350 dakika şans verdi. (Premier Lig’de takımlara bir sezonda oyuncu başına 3420 dakika düşüyor.) Miki de 4 gol - 1 asistle yetinmek zorunda kaldı. Bu sezon ligde sadece 815 dakika şans bulabilmesine rağmen 1 gol - 5 asistlik katkı sağlayan Mkhitaryan son 5 maçın 4’ünde kadroda bile değildi. Henrikh, bence Dortmund’a geri git dostum... Senin onlara, onların da sana çok ihtiyacı var.

Bu listeye eklenebilecek daha pek çok oyuncu var. Mata, David Luiz, Filipe Luis... Listenin şu hali Mourinho’nun gerçek bir yetenek ve seyir zevki düşmanı olduğunu anlatmak için bence gayet yeterli. Başarı ve sağlam savunma uğruna tecrübe ve gücü seçmeye bir yere kadar hoşgörü gösterebilirim. Ama De Bruyne’yi harcayanı ben de harcarım arkadaş... Kimse kusura bakmasın. Mourinho bu harcadığı yeteneklerden sonra “The Special One” falan değil, “The Boring One”dır.



GÜNCEL YAZILAR