"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Ömer Ejder
Ömer Ejder
@ejderovic

Akıl Tutulması

29/01/2018

Dün Fenerbahçe taraftarı için 3 bölüm halinde bir gün vardı. Guiliano’nun, Skrtel’in, Neto’nun ve Janssen’in yokluğunda kadronun nasıl olacağı sorularının sorulduğu ilk bölüm. 18.02’de ise resmi kadroların elimize ulaştığı, Hasan Ali’nin orta sahada oynayacağına inanmak istemediğimiz 2. bölüm yaşandı. Son perdede ise Elif Elmas ve Valbuena’nın oyuna girdiği, hayal kurdurtan bir 3. bölüm izledik.

Baştan başlayalım. En baştan. Büyük kitleleri farklı profillerde teknik adamlar yönetebilir. Kimisi motivasyoncu olur, kimisi vizyoner, kimisi taktik sadakata bağlı, kimisi coşkulu, kimisi ise takımdaşlıkla. Ama her daim heyecan ve coşkusu giderilmesi gereken Fenerbahçe gibi bir camia yönetiliyorsa en olmazsa olmaz olan özellik cesarettir. Daha önce yazdığım hemen hemen tüm yazının bir cümlesinde Fenerbahçe’nin zincirlerini kırması gerektiğine değiniyordum. Ki akabinde gelen cümlede bu zincirlerin kimin elinde olduğuna vurgu yapıyordum. Bugün sahaya çıkan kadroya baktığımda zincir değil urgan gördüm.

Futbol seyirci odaklı bir oyun. Maç sonunda Metin Tekin ve Güntekin Onay da yayıncı kuruluşta Aykut Kocaman’ın izleyenlere zevk vermekten uzak futbol anlayışını eleştirirken Güntekin Onay eleştirisini ileri seviyeye çekip, ‘Yayıncı kuruluşlar milyon Eurolar harcıyor takımlar da görsel bir şey sunmak zorunda’ gibi bir açıklama yaptı. Yüzde yüz katılıyorum buna. Aykut Kocaman’ın ne hayal ettiği ne de uyguladığı oyun, ne yorumlayanı ne izleyeni ne de oynayanı memnun ediyor. İnsanlar bu kadar pahalı biletleri futbol izlemek için alıyor. TV karşısında izleyenler yayıncı kuruluşa futbol izlemek için para ödüyor. Fenerbahçe bu oyunla kazansa dahi kaybediyor. Büyüklük algısını özgüvenini taraftarını kaybediyor. Kaybedilen kazanılan 3 puandan daha fazlası.

İlk 45 dakika Fenerbahçeli futbolcular Aykut Kocaman’ın sahada her istediğini yaptı. Kocaman savunmadayken Hasan’ı, savunması zayıf İsmail’in önüne koyarak kenarları kapadı. İlk yarıda Kucka – Okay’a yapılan baskıyla Yusuf’un tüm pas bağlantısı kesildi. Bu Fenerbahçe’nin stratejisiydi ve tuttu. Bir hocanın bunu planlaması kabul edilebilir. Zira Fenerbahçe fiziki açıdan her bir dakikada Trabzon’a üstünlük kurdu ancak bilinçli tek bir atak üretemedi. Hasan Ali - Josef ikilisiyle oyunu tutabilirsin ama amacın kazanmaksa bundan fazlası gerekli. Hasan Ali 64. dakikada Elif Elmas’a yerini bırakana dek istatistikleri şu şekildeydi. Yorumsuz bırakıyorum. Şut: 0, Pas isabet: % 54, faul:1, orta:0, kilit pas:0, dripling girişimi:0 kazanılan ikili mücadele:4 /10

Esasen sahada oynanan oyuna dair cümleler kurmakta çok zorlanıyorum. Ne söylesem az ne söylesem fazla. Keşke başka bir takımın taraftarı olsaydım da Hasan Ali – Josef’in oynadığı bir orta saha yerine N’Diaye – Fernando, Oğuzhan - Atiba gibi akıl sınırları içindeki takımlara dair yorumlar yapabilseydim. Fenerbahçe’de olan biteni anlamak, anlatabilmek mümkün değil. Her maç aynı senaryo her maç aynı hikaye. Günah keçisi Valbuena oyuna kurtarıcı olarak girer asist yapar puanı kurtarır. Ya da maç içinde top kaptırır kendince neden oynamadığını meşrulaştırırsın. Peki, teknik heyetten bir kişi Valbuena’nın performansının top kayıplarının neden değil sonuç olduğunu düşünüyor mudur sanmıyorum.

Sürekli belirtiyorum. Valbuena’nın el freni gibi gözükmesi sistemin sorunudur Valbuena’nın değil. Valbuena bir link – up oyuncusu. Etrafında pas alışverişi yapacak top dolaştıracak bindirecek bir bek arıyor. Josef – Topal ile oynanan tüm düzenlerde verim alınması mümkün değil. Arkasına merkezden destek verecek drive edecek Elif Elmas, Oğuz Kağan gibi top yetisi olan oyuncular eklemlense başka seviyede bir oyun oynarsın. Ama Kocaman sebepler yerine sonuçlarla ilgileniyor. Kocaman, Fransız yıldızı oyuna dahil edecek bir düzeni amaçlamıyor ama işler ters gittiğinde ilk iş Valbuena’yı almak oluyor. Bu çelişkiyi anlamak mümkün değil.



GÜNCEL YAZILAR