"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Ömer Ejder
Ömer Ejder
@ejderovic

Tekrarlanan Hata Hata Değildir

22/01/2018

Bu sezon Kadıköy’de izlediğim 2.maç oldu Göztepe. İlk izlediğim ve 94.dakikada yenilen yıkım golüyle 3-3 sona eren Kayserispor maçının ardından stada gidiyordum. Stat nerdeyse fulldü ama heyecansız tatmin duygusundan yoksun bir kitle vardı Kadıköy’de. Belki de son 20 yılın en heyecanlı ligi yaşanıyor bu sezon Beşiktaş, Galatasaray, Başakşehir ve Fenerbahçe hepsi yarışta iddialı. Fenerbahçe mevcut adaylar içerisinde en seyir zevki düşük en kalitesiz takım olsa da taraftarlık duygusundan mütevellit bir şekilde stat doluyor, şimdilik.

Fenerbahçe bu sezon Vardar maçları dahil ‘bireysel hatadan’ çift haneye yaklaşan sayıda gol yedi. Aykut Kocaman yenilen golleri bireysel hata olarak tanımlasa da ben bir hatanın birden fazla kez gerçekleştiği anda hata olmaktan çıkıp bir sonuç olduğuna kanaat getiriyorum. Fenerbahçe’nin yıllardan beri süregelen kısır orta sahası Josef – Topal’ın baskı altındayken top kullanma yetisinden uzak oluşu sebebiyle top kurma işi stoperlere kalıyor. Stoper – kaleci ve orta saha arasında kurulamayan pas bağlantıları rakip baskısıyla buluşunca yenilen gollerin sayısı istatistik tutma gereği duymayacağım kadar fazla.

Pas hızı düşük, top akışkanlığı kağnı hızında statik bir takım Fenerbahçe. Daha önce de yazdığım yazılarda Fenerbahçe’nin mevcut yapısıyla da oynayacağı oyunlar var. Tekdüze de olsa önde basıp bölgesel baskıyı sert ve agresif yaptığı Josef – Topal’a kısa pas yaptırdığı her oyunda Fenerbahçe bir farklı seviyeye geçiyor. Tamamen kontraya dayalı tekdüze bir oyun olsa da 6 maç üst üste kazanıldığı evrenin alameti farikası bu anlayışın benimsenmesiydi.

Gelelim bugüne; İç sahada dolu tribünler önünde oynanması gerektiği gibi oynanan bir 20 dakika oynadı Fenerbahçe. Hızlı hücum tehditi kısıtlı daha çok setlerle hücum eden ve Göztepe’ye karşı oynanması gereken oyun ilk 20 dakikadaki baskılı oyundu. Aykut Kocaman’ın Soldado’nun yerine Fernandao’yu tercih etmesindeki ana sebep neydi bilmiyorum ama bu tercihi beğendiğimi itiraf etmeliyim. Zira Gözgöz yumuşak, sert basmayan ve orta sahada baskı yediğinde Castro ve Jahovic ile bağlantısını kolay kaybeden bir takım. Kosanovic ve Kadu gibi yumuşak stoper ikilisine karşı bariz üstünlük kuran Fernandao orta sahaya kadar gelip savunma yerleşimini bozdu Guliano ve Aatıf’a da alan açtı. İlk 20 dakikada net gözüken ve doğru uygulanan bir plan vardı.

Ancak ta ki 1-0’ın ardından Kocaman’ın talebine kadar. Bu takımın oyun tutabilecek pas kalitesi, savunma lideri, hücum gücü yok. Bu takım dar alanda baskılı çabuk oynamak zorunda. Yenilen goller ve kaybedilen puanlar bariz bir soruna işaret gösteriyorken Kocaman maç sonu ‘Doğru bildiğimi uygulamaktan vazgeçmeyeceğim’ diyecekti.

İlk 20 dakika hızlı hücum tehdidi bulunmayan ve baskı altında top çıkarmakta zorlanan Göztepe’ye karşı iç sahada gömülmenin mantığını stattaki kimse çıkaramadı. Zirve yarışında olmanın getirdiği heyecanı sahadaki oyun pekiştirmese de dolu tribünler ve 20 dakikalık oyun saman alevi gibi bir inanç doğurmuştu. 20 dakika sonraysa değişen oyun anlayışı Göztepe’yi oyuna dahil etti. Hayatta hata diye bir şey yoktur. Sebepler ve sonuçlar vardır. Orta sahandaki Josef ve Topal’ın top çıkarma gibi bir işlevi olmadığını anlayamadıkça yenilen gollere bireysel hata deriz. Bu durumdan ders çıkarmak kimseyi kötü yapmaz ama…

2.yarıya Tamer Tuna, Poko – Tayfur değişikliğiyle başladı. Tamer Hoca gömülen Fenerbahçe’yi delici Poko ile vurmak istediğini gösterdi. (Bence devre arası transfer döneminin en iyi transferi Poko ). Nitekim Poko Skrtel’e uygulanan baskıda Jahovic’in güzel pasını gole çevirdi. Ve plan 1 dakikada meyvesini verdi Tamer hoca adına. Peki ya Aykut Kocaman’ın 93.dakikada gol gelene kadar karşı hamlesi ne oldu. Sorun tespitini nasıl yaptı?

Sahada hiçbir şey yapmayan Dirar’I çıkarmak yerine İsla – Soldado ve Aatıf – Valbuena değişikliği yaptı. Sanırım 75.dakikadaydı Valbuena’nın sağ çizgide 4 Göztepeli arasında çaresizce yardım koşusu yapmayan Dirar’a bakışı çok şey anlatır nitelikteydi. Daha önce de belirtmiştim. Valbuena bir link – up oyuncusu. Marsilya ile oynanan Uefa maçında Fenerbahçe’ye verkaçlar sonucu attığı golü hatırlayalım. Fenerbahçe formasıyla böyle bir pas ortamını 1 kez olsun bulabilmiş değil. Josef – Topal’ın hücum organizasyonlarından kaçarak oynaması, topa yatkın olmayışlarından ötürü Fenerbahçe’nin takım boyu uzuyor. Ve iş Valbuena’nın bire birine kalıyor. Çok basit bir Türkçe ile anlatacak olursak Fransız oyuncu bu orta saha profilindeki oyuncularla oynadığı müddetçe ‘el freni’ gibi görülmeye devam eder.

Velhasıl; Son dakikalarda Soldado’nun şans golü Fenerbahçe’ye galibiyet getirse de kazanılan sadece 3 puan. Fenerbahçe önündeki Trabzon, Beşiktaş ve Başakşehir deplasmanlarının yer aldığı fikstürden çıkacak bir oyun vaad etmiyor. Biraz estetik, bolca cesaret ve doğru bir karar mekanizması gerek teknik anlamda. Olabilir mi? Bilemiyorum Altan.



GÜNCEL YAZILAR