"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Ömer Ejder
Ömer Ejder
@ejderovic

Valbuena'nın Dönüşü

19/12/2017

Çıktığı son 4 maçtan galibiyetle ayrılan Fenerbahçe, son 3 yılda taraftarın görmeye katlanamadığı Josef – Topal ikilisiyle sahaya çıktı. Fenerbahçe son 4 maçta 4 galibiyet alarak taraftarına da şampiyonluk şarkılarını inceden söyletmeye başlarken; kadroda da keskin kararlar almıştı. Herkesin gözbebeği olan Valbuena’yı ve İsla’yı yedek bırakan Kocaman, tercih ettiği oyun mantalitesiyle eksikliği sorgulatmamış, hatta haklı da bulunmuştu. Peki bu nasıl oldu? Özellikle Kasımpaşa karşısında iç sahada oynanan ezici futbol taraftarı mest etmişti. Bu maç ile birlikte tam saha baskıyla takım boyunu kısaltan Fenerbahçe, Giuliano’nun esas mevkisine geçişiyle daha dikine oynayan bir takıma dönüştü. Önde basan ve yakalanan pozisyonda en uygun boş alanı işlemeyi tercih eden sarı – lacivertlilerde, yedek kalan Valbuena’nın takımın el freni olduğu yönünde fikirler de beyan edilmeye başlanmıştı. Ben ise; Daha önce yazdığım yazılarda Fenerbahçe’nin Josef – Topal ile oynayacaksa Dirar – Guiliano ve Aatıf üçlüsünün daha iyi tercih olduğunu belirten taraftayım.

Sezon başından bu yana Josef - Ozan / Topal ikilileriyle sahaya yerleşen Fenerbahçe’nin esas sorunu top dolaşımındaki yavaşlıktı. Valbuena’nın da her topu kendine isteyen ve oyun kurucu rolünde oynaması itibariyle oyunu rakip sahada oynayan ama hücum oyuncularını rakip kaleye yaklaştıramayan tarzı ile Fenerbahçe’de Valbuena’nın hatta Guiliano’nun da başarılı olma şansının bulunmadığını ifade ediyordum. Topa yön veren ve öne taşıyabilen bir 8 numarayla oynanır (transfer edilir) ise Valbuena’nın o zaman etkili olacağını da belirtmiştim. Peki bugün Karabükspor karşısında ne oldu? Karabük’ün oyunun temposuna izin vermeyen, oyunu soğutma çabaları ve Fenerbahçe’yi iyi analiz etmesine öncelikle hak verelim. Sonra maça Fenerbahçe penceresinden bakalım. Ben ilk yarıda oynanan rezil futbolun nedenini 1 güne değil 3 yıla bağlıyorum. Fenerbahçe ligde aldığı son 5 maçta Josef – Topal ikilisinin varlığını biraz olsun sorgulatmaz kılabilmiş ise bu takımın sahaya çok iyi yerleşmesi ve tam saha pres uygulamasındandı.

Hücumda her ne kadar tek düze olsak da; Agresif oynayan ve topu kaptığı bölgeden en uygun boş olana topu yönlendirerek skor yapan Fenerbahçe, Karabük karşısında pres kuramadı ve takım boyu yer yer 50 metreye yaklaştı. Josef – Topal’ı doğru kılabilecek tek düzen son 5 haftada oynanan oyunla mümkün. Aksi yönde bir oyun tercih ettiğinde yada oynadığında takımın tüm defoları ortaya çıkıyor. Bu takımın orta sahasının top kullanma yetisi düşük, savunması güçlü, hücumu yok. Hücuma top kullanarak değil, pres yaparak destek veriyorlar. Son haftalarda bu ortasahayı başarılı kılan buydu ama 45 dakika hiç kullanılmadı. Takım boyu uzadığı için oyun kurma Topal’a kalınca yuhalamalar ise kaçınılmazdı. Burada bir parantez de Aykut Kocaman’a açmak gerekir ki 2. yarıda yaptığı tüm hamleler yerindeydi. Özellikle 1-0’dan sonra fiziksel olarak yorulan Soldado’nun yerine İsla’yı alıp Dirar’I tekrar açığa atmasıyla Aatıf – Guiliano’yı 4-4-2 oynatması rakibe çıkma şansı tanımadığı gibi hücumda da mobillik kattı.

Tekrardan maçı tek başına alan Valbuena’ya dönecek olursak. Bugün hiç kuşkusuz maça ilk 11 başlamalıydı. Lig sonuncusu Karabükspor’un Kadıköy’e canla başla mücadele etmek için geleceği aşikarken bek kovalamıyor – topu çok eziyor gibi söylemlerle Valbuena’yı bu maçta yedek bırakmak mantıklı değildi. Bu maç zor yoldan değil kolay yoldan Valbuena’yı kazanma maçıydı. Kazanan takım değişmez gibi koftiden sloganik kararlara inanan biri değilim. Buna karşıt olarak ‘yetenek her zaman kazanır’ şiarını tercih ediyorum. Kazanan takım değişir. Her maçın kendine göre senaryosu ve değişkenleri vardır. Kapanan Karabük savunmasını açmak için Valbuena yeteneğine ihtiyacın olduğu çok netti. Ancak tekrar etmek de gerekirse; 2. yarıyı ben sadece Valbuena üzerinden okumuyorum. Bugünkü oyun yapısıyla ilk yarıya başlansa Valbuena yine kaleden çok uzak topla buluşacak ve Kocaman’ı haklı çıkartan tercihlerini ortaya koymak zorunda kalacaktı. Valbuena’yı Paşa maçında skorla buluşturan, bugün maçın adamı yapan durum rakip kaleye yakın oynamasıydı.

Valbuena’nın skora katkısını; 2. yarıda geç gelen oyun iştahından ve yapılan etkili alan parselasyonundan bağımsız düşünmemek gerekiyor. Velhasıl; nihayetinde Fenerbahçe üst üste çıktığı 5. maçı da kazandı ama Skrtel, Neustadter ve Şener’in sarı kart görmesiyle savunma hattındaki 3 oyuncudan Konyaspor deplasmanında mahrum kalacak. Bursa maçında alınan galibiyetle Fenerbahçe’nin en büyük şampiyonluk adayı olduğunu söylemiştim. Fenerbahçe’nin Konya maçını da aldığı takdirde büyük bir özgüvenle gireceği devre arasında bir sol bek, bir de 8 numara takviyesiyle şampiyonluk yarışında sıyrılmaması için hiçbir sebep yok.



GÜNCEL YAZILAR