"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Ömer Ejder
Ömer Ejder
@ejderovic

Uyku Sersemliği

09/12/2017

Fenerbahçe kendi adına ligin kaderini belirleyecek belki de en önemli maça çıktı. Aykut Kocaman’ın istifadan geri döndükten sonra çıktığı 4 maçı da kazanan Fenerbahçe, 32000 taraftar önünde ligin en zor deplasmanlarından Bursaspor karşısına çıktı. Ligde çıktığı son 7 maçta mağlubiyet yüzü görmeyen Bursaspor’da Fransız Teknik Direktör Paul Le Guen, Fenerbahçe maçına çıkmadan önce maçta nasıl bir anlayışla oynayacağını maç öncesi yayıncı kuruluşa yaptığı açıklamada net bir şekilde ifade etmişti esasında. Yayıncı kuruluşa yaptığı açıklamada, ‘’Her ne kadar seri yakalamış olsak da onlar favori ve biz de kazanması düşük olan takımız. Biz bugün yine de kazanmak için elimizden geleni yapacağız’’.

Açıklamadaki gibi de olmuştu esasında. Maçta tüm planını 0-0 oynamak üzerine kuran Paul Le Guen, maçın izleyenleri futboldan soğutan halde ilerlemesinin en büyük sorumlusu. Bu tip maçları 1-0 kazanarak öldürmekle nam yapan Kocaman’ın da katkılarıyla ortaya izlemeye katlanılmayacak kötülükte bir futbol çıktı, özellikle ilk yarı. Fenerbahçe’ye karşı sadece önlem amaçlı bir takım sahaya süren Fransız hoca, sezon başından bu yana tüm planını Batalla ve Kembo’yu hızlı hücumlarda topla buluşturma üzerine kuruyor. Hafta arasında sakatlık yaşayan Batalla’nın etkisizliği, Josef – Topal’ın Arjantinli’yı orta sahaya kadar itmesi ve ceza sahasında pozisyon bulmasına engel olmasıyla Bursaspor’un tüm oyun defoları ve kısırlığı ortaya çıkmış oldu. Gerek 0-0’da gerek 1 0’da hiç tehdit oluşturamadı Fenerbahçe’ye.

Fenerbahçe ise son 3 haftada Sivasspor, Kasımpaşa ve Bursaspor karşısına çıktı. Bu 3 maça da Josef – Topal ikilisi ve Dirar – Aatıf – Guiliano ile çıkan Kocaman, Sivasspor maçı öncesi rakip takımın atletik ve fizikli oyunculardan kurulu olduğunu ve Josef – Topal ile önlem aldığını ifade etmişti. Akabinde oynadığı son 2 takım olan Kasımpaşa ve Bursa da benzer yapıdaki takımlardı. Topun arkasına geçen ve 0-0’ı oynamayı bilen takımlar… Fenerbahçe, Valbuena’nın takımdan kesilmesiyle, set hücumu yerine daha önde basan ve direkt oynayan bir takıma dönüştü bu evrede. Top kullanma yetisi düşük, ceza sahası olmayan orta saha oyuncularıyla Valbuena’nın karar vericilikteki yavaşlığı birleşince Fenerbahçe’nin oyun hızı çok düşük seyrediyordu.

Guiliano’nun golünde öncesinde Valbuena’yı hamle olarak sahaya sürmek isteyen Kocaman, penaltı sonrasında bence Ozan’ı almayı tercih edecekti. Lakin; kadrodan kesilen ve mutsuzluğu ve düşüşü net gözlemlenen Valbuena’yı kaybetmemek adına hamlesini değiştirmedi Kocaman. Burada Aykut Kocaman’ın Valbuena’yı neden kadrodan kestiği sorusu ise bence herkesin gözünde cevaplanmış oldu. Kaleye yakın oynadığında etkisi yüzde yüz artan Guiliano’yu kenara atıp Valbuena’yı merkeze çeken Kocaman, Valbuena’nın kenarda oynadığında pozisyon sadakatinin olmayışından ötürü solda Guiliano’yu yönlendirdi. Maç boyu top kapan, rakip kovalayan takımına liderlik eden Guiliano Kocaman’ın istediği idealize ettiği tipte bir 10 numara. Valbuena ise oyuna girdikten sonra kaybettiği toplar, görmediği koşular, oyun akışına verdiği zarar ve rakip takip etmemesiyle Kocaman’ın oyun planında kendine yer bulamaz. Bence herkes bu maçta bunu gördü.

Geçen hafta da ifade ettiğim gibi; Fenerbahçe orta sahası pas varyasyonlarına yatkın ceza sahası koşuları yapan oyunculardan kurulu olsaydı sezon başı denenen set hücumunu oynayabilir ve bu düzende Valbuena etkili olurdu. Ancak; hali hazırda oyun hızını yavaşlatan ve ceza sahası skorerliği az kenarlarla oynayıp orta alanından da katkı alamayınca bu oyunla başarılı olma şansın kalmıyor. Her ne kadar gözleri kör etse de şu düzen Fenerbahçe’nin 3 yıldır oynadığı ve bir şekilde skor aldığı bir oyun. Üstelik Guiliano gibi bir skorerin olması ise çok büyük ekstra.

Bir parantez de Jansen mi Soldado mu sorusunun cevabına verelim. Jansen fizik gücü yüksek stoperlerle boğuşan ama topla ilişkisi yüksek olmayan bir oyuncu. Jansen Hollanda ekolünden gelme bir oyuncu olması itibariyle topu ayağına isteyen ve link – up arayan profilde. Bu kadroda bu arayışını bulamasa da yaptığı deplaselerle Guiliano’ya alan açıyor. Ama skor özelliği, bitirişi soru işareti. Soldado ise klasik bir İspanyol forveti. Pas özelliği ve pozisyon alması yüksek. Ceza sahası bitiriciliği daha net ve takımı önde tutma set kurma adına daha başarılı. Ancak Soldado’nun da fizik kalitesi ve sakatlık geçmişi büyük soru işareti. Eğer sağlıklıysa Fenerbahçe’nin forveti oynadığı oyunda – özellikle iç sahada Soldado olmalı. İspanyol oyuncu Jansen’in yerine oyuna girdikten sonra pas sayısında ve atak inşa etme sürecinde net bir artış oldu.

Velhasıl; son kertede Fenerbahçe son 4 maçta aldığı rüzgarı fırtınaya çevirdi. Güven topladı, hem hocası hem kadrosuyla. Aykut Kocaman, teknik direktör takımları yaratmak ister. Beraber hareket eden beraber savaşan uyum süreci zaman alan takımlar. Sezonun ilk yarısının bitimine 2 hafta kaldığı şu evrede geçtiğimiz Kocamanlı sezonlara göre daha erken form tuttuğunu düşünüyorum. Bu da Fenerbahçe adına gelişmekte olan sürecin önemli bir ayrıntısı olarak göz kırpıyor.



GÜNCEL YAZILAR