"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Ömer Ejder
Ömer Ejder
@ejderovic

Şanssızlık mı kalitesizlik mi?

03/02/2018

Fenerbahçe adına tüm sezonu tek bir maçta anlatabilecek hadiseler yaşandı bu akşam Saracoğlu’nda. Bu sezon pek çok bireysel hatadan kaynaklı goller yedi sarı – lacivertliler. Ben bu akşam yenilen golleri diğer maçlardakinden biraz ayrı tutuyorum. Ve farkı da şu şekilde açıklıyorum: Diğer maçlarda yenilen hatalı goller oyunun kalitesizliğinden, bu maçta yenilen goller ise bireysel yetersizlikten kaynaklanıyor!


Kocaman, geçen hafta Trabzon’da gerçekleştirdiği ilginç futbol devriminin ardından epey tepki çekmişti. ve Gençlerbirlği karşısında nasıl bir 11 çıkaracağını açıkçası ben de merak ediyordum. Velhasıl akşam 6’da kadro bilgilerine ulaştığımda Valbuena ve Oğuz Kağan tercihlerini gördüğümde mutlu olduğumu ve Kocaman’ın doğruyu bulduğunu düşündüm. Ancak kafamda bir soru vardı. Kenar oynadığında rakibini takip etmediği için eleştirdiği ve pozisyon sadakatsizliği sebebiyle kadrodan kestiği Valbuena’nın Soldado’nun arkasında mı yoksa kenarda mı oynayacağıydı. Maçın ilk dakikalarından itibaren Alper’in İspanyol forvetin yanında Valbuena’nın ise kenarda oynadığı bir düzen kendini belli etti. Ancak bugün oyun kalitesinde olumlu yönde net  bir farklılık vardı. Çünkü Valbuena ve Dirar merkeze yakın oynarken İsla ve Hasan Ali bol bol onların boşalttığı alana bindiriyor, Oğuz Kağan da oyunun sıkıştığı bölümlerde ters toplarla alan açıyordu. Yıllardan beri Fenerbahçe orta sahasında aranan top yetisi eksikliğini 18 yaşındaki Oğuz fazlasıyla yerine getiriyordu.


Oğuz’a bir parantez açmak gerekli. Sezon başında Aziz Yıldırım, Manchester City’nin Oğuz Kağan’a 5 milyonluk bir teklifi olduğunu ve bu teklifi geri çevirdiklerini açıklamıştı. Oğuz’u izlediğimde ne denli iyi bir karar alındığını daha iyi anlıyorum. Topu kullanış şekli, oyun görüşü sakinliği ciddi anlamda güven verici. Maç deneyiminin artmasıyla beraber sorumluluk bilincini de geliştireceğini ümit ederek konuşuyorum. Fenerbahçe Elif Elmas ile beraber yıllarını emanet edebileceği bir ikiliye sahip.


Maça dönecek olursak. Bugün sahada 3 taraf vardı. Öncelikle her şeyin önüne geçen Mete Kalkavan. 2.’si doğru oyuncu grubuyla oynadığında neleri yapıp yapamayacağını net gösteren bir Fenerbahçe. 3.’sü ise kaleye isabetli şut çekmeden Kadıköy deplasmanından 1 puanla dönen Gençlerbirliği.


Devre arasında twitter’a Alper Potuk’un rolüyle ilgili bir eleştiri yazmıştım. Alper’in Valbuena’ya yakın kenara deplase oynaması gerektiğini belirtmiş topu taşıyan bir rolde oynamasının düzen açısından elzem olduğunu ifade etmiştim. Öyle ki; tamamen kontra hücumda Sessegnon’un servislerine dayalı bir oyun planıyla oynayan Başkent ekibi savunmada ise bloklar halinde yerleşiyordu.Sert ve agresif faullerle savunma hatları arasına Fenerbahçeli oyuncuları kaçırmayan Gençlerbirliği’ni Valbuena ve Alper gibi dripling üzerinden hücum eden oyuncuların kilit olduğunu düşünmüştüm. Ancak ilk yarıda Alper’in ileride 1-2 pozisyon harici daha statik olması sebebiyle bunun pek işe yaradığını söylemek mümkün değil. Bu durumun işe yaramamasında Kamal İssah’I 2.sarıdan atmayıp maçın seyrine direk etki eden Mete Kalkavan’ın payı büyük. 


Önceki sezonlarda Fenerbahçe’nin masada bir yumruğu gücü vardı. Hakemler öyle istedikleri gibi ezemezdi Fenerbahçe’yi. Ancak o günlerin çok uzaklarda kaldığı aşikar. Fenerbahçe yönetimi Osmanlı’nın son dönemindeki hasta adam. Sahada kazansa masada kaybediyor.


 ŞANSSIZLIK MI KALİTESİZLİK Mİ?


Fenerbahçe bu sezon 15’e yakın ‘bireysel’ hatadan kaynaklı gol yedi. Ben daha once yazdığım yazılarda yenilen gollerin bireysel hatadan ötürü olmadığını oyunun buna sebebiyet verdiğini düşündüğümü belirtmiştim. Twitter’da sezonun en iyi futbolu oynandı ama yazık oldu minvalinde yorumlar okudum. Benim fikrim futbolun basit doğruları dahi yerine getirildiğinde ortaya bir kalitenin çıktığı. 


Fenerbahçe geçtiğimiz maçlarda da bir hücum planı ortaya koyuyordu ama uygulamada sorun yaşanıyordu. Bugünkü maçta top yetisi yüksek oyuncuların sahada yer alması Dirar’ın attığı, Fernandao’nun ve Soldado’nun kaçırdığı gollerde uygulamanın hangi durumda daha işlevsel olacağına dair bizlere bir işaret sunmuş olmalı. Zira bu pozisyonların hepsinde aynı hazırlık vardı. İçe kıvrılan kenar oyuncuları, bindiren bekler savunma dengesini bozan Alper topu yönlendiren Oğuz ya da Valbuena’nın savunma arkası santrfora kestiği ortalar. Hemen hemen hepsinde bir uygulama başarısı söz konusuydu. Ancak Fenerbahçe’nin gücü bir şeye yeterken başka bir şeye yetmiyor. Ön liberoda oynarken arkasında kendisini toparlayan stoperlerle oynamaya alışmış Topal, stoperdeyken çevre kontrolü sağlayamıyor. Kadro planlamasındaki sorundan stoper oynatılmak zorunda kalınan Topal’ın kalitesinin yetmediği pozisyonlara şanssızlık olarak bakmaya devam ettikçe bu gollerin devamının geleceğini öngörmek çok zor olmasa gerek.


Fenerbahçe, Osmanlı’nın son dönemindeki hasta adam. Hasta adamı yıllardan beri ilaçla sahaya sürüyorlar. Bugünkü gibi sahada kazansa masada kaybediyor. Bugünkü gibi hücumda kazansa geride kaybediyor. Bu hasta adamın ya fişinin çekilmesi gerek ya da bir yaşam şansı daha alması. İğneyle sahaya çıktıkça kazanılacak olanların kaybedilenlerin yanında esamesi okunmayacak.



GÜNCEL YAZILAR