"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Mücahit Mintemür
Mücahit Mintemür
@centrocampista_

Futbolun Savunan Tarafı

02/03/2018

Çoğumuz bir futbol maçını zevkli hale getiren şeyin bolca pozisyon ya da atılan goller olduğunu düşünürüz. Savunma yönü ağır basan takımları beğenmez, onları "sıkıcı futbol" ile suçlarız. Peki bu savunma yönü ağır basan takımlar, bu felsefeyi nereden edindiler? Savunma futbolunun ortaya çıkış amacı neydi? Bu yazıda, bir döneme damgasını vuran ve günümüzde de birçok teknik adama rehberlik eden ''Catenaccio''  sistemini ele alacağız.

Doğuşu ve Mucidi

Catenaccio, sanıldığı gibi adını aldığı coğrafya'da doğmamıştır, İsviçre'de Karl Rappan tarafından bulunur. O dönem Servette ve İsviçre Milli Takımını çalıştıran Rappan, görev yaptığı takımların gol yemesinden şikayetçidir... 3-2-5 sistemine de karşı olan Avusturyalı teknik adam, bu sistemin antitodunu bulmaya kararlıdır. Forvetten birer oyuncu eksilterek, 1-3-3-3'ü ortaya çıkartan Rappan'ın bu sistemi, ilk etapta sorunlara yol açsa da zamanla bir felsefe olarak görülecek ve Dünya'yı fethedecekti...

Viani'nin Catenacciosu

Catenaccio'nun felsefe halini alması, adının verildiği topraklara gelmesi ile olur. Bu sistemin bir felsefe halini almasını sağlayan isimse Gipo Viani'dir. Catenaccio ile Serie B'de Salernitana'yı şampiyon yapan Viani, takımını oldukça geriye çekiyor ve topu rakibine veriyordu. Rakip takımlar yüklendikçe yükleniyor ama bir türlü kilidi açamıyor, son çare olarak savunmadan adam eksiltip ileriye yolluyorlardı ve sonuç olarak Viani'nin istediği oluyor ve İtalyan hocanın takımları hızlı hücumlarla gole gidiyordu. Salernitana Serie A'ya çıktığı ilk sezonda hiç deplasman maçı kazanamayıp küme düşse de Viani, küçük takımlara bir umut olmuş ve onlara bir çıkış yolu göstermişti.

Herrera'nın Catenacciosu

Herrera takımın başına geldiği ilk sezonda çok gol atmış ancak şampiyon olamamıştı. Bunun üzerine başkan Morrati'ye bir söz verdi. Her gün taktikler üzerine düşünüyor, en iyi sistemi bulmaya çalışıyordu. Çok acımasız birine dönüşmüştü ve otoritesini kimse sorgulayamıyordu. Tesislerin duvarlarına "Savaşmak ve Kazanmak" yazılı tabelayı asıyordu. Dikey pas kuralını getiriyordu orta sahaya. 3 pastan fazla pas yapmak, gol yemek demekti. Dikey paslarda sıkıntı yoktu ama yatay pas yapınca gol yiyordu. Herrera, 1967 yılına kadar kendi anlayışı ile kupalara ambargo koyuyordu. Tarih bundan sonra değişecekti. Oyuncular Herrera'nın otoriter yönetiminden yılmıştı ve artık bu şekilde yönetilmek istemiyorlardı. Herrera, takımı bir askeri kampa dönüştürmüştü ve mevcut ortamda kaçınılmaz olan düşüş başlamıştı... Herrera, buradan sonra Roma'ya gitti ama orada da kayda değer bir başarı yakalayamadı. Sonradan Inter ve Barcelona kendisine bir şans daha verdi ancak bu şansları da iyi değerlendiremedi...


Sonrası

1970'lere geldiğinde Rinus Michels ve Johan Cruyff öncülüğünde yeni bir felsefe bulundu. Bu felsefe, Catenaccio'nun aksine oyunculara saha içinde özgürlük tanıyordu. 1972'de Inter ile Ajax, Şampiyon Kulüpler Kupasında karşı karşıya geldi. 1960'larda kaybeden Ajax, bu kez mutlu sona ulaşmıştı. Bu zaferin ardından Hollanda'da gazeteler şu başlığı atıyordu: "Catenaccio'nun Mahvoluşu". Sonrasında Catenaccio sistem olarak hiç kullanılmadı ama başka isimlere de etki etti. 2004'de Otto Rehagel Yunanistan ile Avrupa Şampiyonu, 2006'da Marcelo Lippi İtalya ile Dünya Kupasına uzanıyordu. José Mourinho bu mantalite ve değişik sistemleri birleştirerek 25 kupa kazandı. Yeni nesil teknik direktörlerden ise Diego Simeone ve onun Atletico Madrid'i bu mantalite'den etkilendi. Allegri'nin Juventus'u, Conte'nin Chelsea'si de yine bu felsefeden etkilenerek inşa edilen takımlar ancak tüm bunlar günümüzde Catenaccio'nun kullanıldığı anlamına gelmez. Çünkü Catenaccio, sarkık libero olmadan kullanılmaz.



GÜNCEL YAZILAR