"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Mücahit Mintemür
Mücahit Mintemür
@centrocampista_

Abramovich'in Sindirim Sistemi

22/03/2018



Football Manager, çoğumuzun severek oynadığı bir oyun. Milyonları peşinden sürükleyen bu oyun, sizi takımın teknik direktöründen öteye geçirip, tüm kulüp politikasını yönlendiren isim olmanızı sağlıyor. Böyle bir güce sahip olunca da pek çok şeyi kolayca takımdan silebiliyorsunuz. Ancak bunu bir de gerçek hayata uygulayanlar var... 2003 yılında Roman Abramovich Chelsea'yi satın aldığında kimse futbola bu denli etki edeceğini tahmin etmemiştir. Roman Abramovich'in başlattığı modaya önce Araplar, şimdilerde ise Çinliler ayak uydurdu. Rus milyarderin başka bir öncülüğü ise futboldaki tüketim hızının artmasına sebebiyet verişiydi...


2003 yılında Chelsea, çok büyük bir yatırımla birlikte hızlı bir transfer dönemi yaşadı. Takımın başına ise İtalya'da ligin orta sıra takımlarını beklenmedik yerlere taşıyan Claudio Ranieri getirildi. Çuval dolusu para harcayan Roman Abramovich, hemen karşılık alacağını düşünse de, beklediği gibi olmadı. Ligde şampiyonluğu namağlup Arsenal'e kaptıran ve Şampiyonlar Ligi'nde ise yarı finalde Monaco'ya elenen Maviler'de fatura Claudio Ranieri'ye kesilmişti...


O sene Chelsea'yi eleyen Monaco'yu finalde Porto ile dağıtan Jose Mourinho, kendisini "Special One" ilan ederek Chelsea'nin başına geçti. Bu imza, Mavilerin tarihini değiştiren imzaydı. Şüphesiz ki Mourinho, Chelsea tarihinin en iyi teknik direktörü olarak tarihine geçecekti. Special One günleri Chelsea tarihinin kuşkusuz en iyi günleriydi. Huşu içinde yad ediyor Mavililer. Abramovich'in gözü artık daha yukarıdaydı ve beklemeye tahammülü yoktu. 2 şampiyonluk kazanılmasına rağmen Şampiyonlar Ligi'nde beklenen başarının bir türlü gelmemesi, Mourinho döneminin bitmesine neden oldu. 6 kupadan sonra Mourinho; “Ona dedim ki; Bak Roman, bizi iyi arkadaşız, burada kalırsam arkadaşlığımız bitecek.”

2007 yılında Mourinho ile yollar ayrıldı ve Portekizlinin yerine gelen isim Avram Grant oldu. İsrailli teknik adam, sadece 247 gün takımın başında kalabildi. Roman Abramovich'in çok istediği Şampiyonlar Ligi'ne çok yaklaştı ama yetmedi. 2009 yılında yeniden hoca arayışlarına başlayan Chelsea, Louis Felipe Scolari'yle anlaştı. Nam-ı diğer Felipaõ. Kariyerinde Şampiyonlar Ligi vardı ama isteneni veremedi. Sene sonuna kalmadan ona da kapının önü gözüktü. Bu kez yerine gelen ise Guus Hiddink oldu. Bir aceleyle FA Cup’ı kazandı. Iniesta’nın sihri, Obrevo'nun katliamı olmasa belki Şampiyonlar Ligi’ni de kazanacaktı. Heyhat kısmette yoktu sevinmek, neye yarardı üzülmek. Hayat devam etmeliydi, İstanbul’da şişkin ücretli bir tatil moralini düzeltecekti...

Takvimler 2010'u gösterdiğinde Chelsea'nin başına, Mavilerin Mourinho'dan sonra en favori hocası olan Carlo Ancelotti geçti. İtalyan teknik adamın öğrencileri gol rekoru kırarak Premier Lig'i ve FA Cup'ı kazansa da, 2011 yılındaki ayrılığın önüne geçemediler. İtalyan teknik adam, Paris’te FM oynayan başka bir başkanın yanına yolculuğu başladı. Ancelotti sonrası Abramovich, eski bir deneye yöneldi. Porto ile gol rekoru kırarak Avrupa Ligi'ni alan Villas-Boas, takımın başına geçti. Rus milyarderi en büyük hayal kırıklığına uğratan hoca olduğu konusunda sanırım hemfikiriz. Boas, 'Special Two' olamamıştı. Henüz erkendi belki de. Kan uyuşmazlığı çok açıktı ve Chelsea bünyesi 256 gün sonra onu reddetti. Sezon ortasında yeni bir isme ihtiyaç vardı. Guus Hiddink dolgun bir maaşla İstanbul'daydı. Eskilerden birine yöneldi Abramovich. Gelişinde çatılan kaşları, giderken yukarı kaldıran adamlardan biriydi, Roberto Di Matteo...

Di Matteo, FA Cup ve Abramovich’in rüyası olan Şampiyonlar Ligi’ni hediye etti kulübe. Ancak ertesi sezon Şampiyonlar Ligi'nden erken elenmeleri, onun da sonu oldu. Chelsea, sezon ortasında yine teknik direktörsüz kaldı. Bu kez gelen isim, Mourinho'nun ilk döneminde kovulmasında belki de en büyük paya sahip isimdi. 2005'de Chelsea'yi saf dışı bırakan Rafael Benitez, Mavilerin yeni patronuydu. Alelacele Avrupa Ligi'ni kazansa da, sezon sonunda o da kaderine razı geldi. Roman Abramovich bu kadar teknik direktör sirkülasyonundan sonra yine en iyi bildiği ve en çok güvendiği isme yöneldi; Jose Mourinho.

Geldiğinde elinde oldukça yaşlı bir takım vardı. İlk sezonunu geçiş sezonu olarak gördü. Ertesi sezonun transfer döneminde ise değişime başladı. Taşları 2005'te olduğu gibi yeniden dizdi. Special One, hanesine bir Premier Lig şampiyonluğu daha yazdırdı. Lakin ertesi sezon felaket yaşandı. Israrla transfer isteyen Jose, cevapsız bırakıldı. Stopere Djibiloji gibi komik bir isim getirildi. Mourinho sol bek için alternatif isterken, Rahman Baba getirildi. Futbolcularından da memnun olmayan Portekizli, sezona oldukça stresli girdi. Futbolcularla da ipler kopmuş gibiydi. Sezonu şampiyon olarak tamamlayarak peri masalı yazan Ranieri, Mourinho'nun sonu oldu...

İstanbul'daki görevi biten Guus Hiddink'ten yine ricacı olundu. Gemiyi usulca limana yanaştırdı. Sonrasında Roman Abramovich yeniden teknik direktör arayışına girdi. Takımın yapısına da karakterine de uygun Antonio Conte ile anlaştı. İlk sezonunda beklentinin üstüne çıkıp şampiyon yapmayı başardı İtalyan. Bu sezon başında o da transfer diye ortalığı ayağa kaldırdı ama o da istediğini bulamadı. Bugünlerde ise yerine yeni isimler konuşulmaya başlandı...

Rus milyarder, Chelsea'nin başında geçirdiği 14 yıla pek çok şey sığdırdı. Takım, aldığından çok ötede. Football Manager'ı gerçek hayata taşıdı ve diğer milyarderleri de peşinden sürükledi. Roman Abramovich, gördüğüm en hızlı sindirim sistemine sahip insan. Bunun futbola etkisi ise çok büyük oldu. Futbolda artık gerçek anlamda tüketim çılgınlığı baş gösteriyor. Bunun baş sorumlusu ise Abramovich ve sindirim sistemi.



GÜNCEL YAZILAR