"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Çağrı Siretli
Çağrı Siretli

Ronaldo'dan rol çalan adam Alvaro Recoba!

13/12/2017

Futbol sahaları birer gösteri sahnesiyse, Recoba o sahnelerin en eğlenceli oyuncularından birisiydi. 31 Ağustos 1997 günü, Milano şehrinin mavi-siyahlı formasına sevdalılar için oldukça heyecanlı bir gündü. Barcelona’dan transfer edilen, dönemin en iyi golcüsü Ronaldo ilk kez İnter için sahaya çıkıyordu. Dünya transfer rekorunu kırarak Giuseppe Meazza’ya adım atan Brezilyalı maç öncesi tüm kameraların ilgi odağındaydı. Ancak maçın sonunda ilgiyi, tıpkı Ronaldo gibi İnter için ilk kez sahaya çıkan bir başka Güney Amerikalı toplayacaktı. Maçın sonu yaklaşırken Maurizio Ganz’ın yerine oyuna giren Uruguaylı yıldız Alvaro Recoba, dakikalar sekseni gösterdiğinde sahneye çıkıyordu. Benoit Cauet’den topu alan El Chino, Hagi’nin Monaco ağlarını sarstığı yerden, benzer bir vuruşla topu ağlara yollamayı başarmıştı. Golden beş dakika sonra birçok futbolcunun orta açmayı düşüneceği bir noktadan kullanılacak serbest vuruşta topun başına yine Uruguaylı geçmişti. Ancak onun farkı, orta açmak yerine o meşhur güdümlü füzelerinden birini yollamaktı.

Top, bir mermi gibi kalecinin sağından köşeye gitmiş ve İnter’e maçı kazandıran golü getirmişti. İnterliler büyük bir sevince kapılırken, kalesini terk eden Gianluca Pagliuca da arkadaşlarına katılmıştı. Ronaldo’nun günü olması beklenen maç, bu galibiyetle birlikte Recoba’nın Avrupa kıtasındaki hikayesinin başlangıcı haline gelmişti. Avrupa’ya gelmeden önce Uruguay’da kendisini göstermeyi başaran Recoba’nın yaşam öyküsü Mart 1976’da başladı. Çekik gözleri yüzünden Çinli lakabını alan oyuncu, futbol kariyerine başkent Montevideo’nun kulüplerinden Danubio’da start verdi ve 17 yaşında ilk kez Danubio formasını giydi. Muhteşem sol ayağı, akıl almaz dripling yeteneği ve harika şutlarıyla kısa sürede Uruguay’da tanınmaya başlayan futbolcu, kulübünde geçirdiği iki sezon boyunca 34 lig maçında 11 gol atmayı başardı. İsmini Tuna nehrinden alan Danubio’da kendini gösteren Recoba, burada geçirdiği iki sezonun sonunda ülkenin en büyük kulüplerinden Nacional’e transfer oldu.

Yeni kulübünde gol sayısını artıran yıldız oyuncu, 34 maçta attığı 17 golle dünyanın diğer yakasının dikkatini çekmeyi başardı. 21 yaşındaki Alvaro, sezon sonunda gerçekleşecek olan kariyerindeki önemli sıçramaya artık hazırdı. Her ne kadar İnter taraftarlarıyla tanışması yıllarca unutulmayacak bir hikayeye konu olsa da, sezonun geri kalanında Recoba’yı yedek kulübesinin dışında pek fazla göremeyecektik. Hatta Brescia maçından sonra, ikinci haftaki Bologna deplasmanında bile yedek kulübesinde maça başlayacaktı. Recoba’nın bir daha kendini gösterebilmesi için taraftarların yeni yıla kadar sabretmesi gerekmişti. Empoli deplasmanında oyuna sonradan girip takımının tek golünü atan oyuncu, sezonun geri kalanında başka bir gole imzasını atamıyordu. Recoba yeni takımına ve ülkesine uyum sağlamaya çalışırken, takımda Youri Djorkaeff ve Ivan Zamorano gibi tecrübeli hücum oyuncularıyla birlikte herkesin sevgilisi Ronaldo da yer alıyordu. Bu durum, genç oyuncunun kendisini göstermesini de zorlaştırıyordu.

İnter, sezonu yıllar sonra ikinci sırada bitirirken, finalde bir diğer İtalyan Lazio’yu mağlup ederek UEFA Kupasını kazanıyordu. Recoba, böylesine başarılı bir takımda sonraki sezon daha çok forma giymeyi umuyordu. Ancak işler Uruguaylının hayal ettiği gibi gelişmemişti. Kasım ayında teknik adam Luigi Simoni’nin görevine son verilirken, yerine Juventus’ta harikalar yaratan Marcelo Lippi getirilmişti. Recoba yeni yıl öncesi sadece 1 kez forma giyerken, sezonun ikinci yarısında kiralık olarak Venezia için top koşturmuştu. Burada kendini bulan oyuncu, forma giydiği 19 maçta 11 gol atarak takımının saygıyı hak eden bir pozisyonda, ligi 11. sırada bitirmesine katkıda bulunmuştu. İşin tuhaf yanı, İnter Venezia’nın sadece dört puan üstünde kendine yer bulabilmişti. 1999/2000 sezonunda yeniden İnter’e dönen Recoba, artık Lippi’nin düzenli oyuncularından birisiydi. Sezonu 27 maçla kapatan oyuncu, 10 kez ağları sarsmayı başarmıştı. Milano ekibi sezonu dördüncü sırada bitirirken, İtalya Kupasında da final oynamıştı.

Bir sonraki sezon İnter için oldukça kötü başlamıştı. Şampiyonlar Ligi elemelerinde İsveç ekibi Helsingborg’a elenen İtalyan ekibinde fatura Lippi’ye kesilirken, onun yerine takımın başına 82’ Dünya Kupası finalindeki gol sevinciyle hatırladığımız Marco Tardelli gelmişti. Ancak eski orta saha oyuncusunun İnter macerası da uzun sürmeyecek, sezonu şampiyon Roma’nın 24 puan gerisinde tamamlayan İnter’de koltuğunu kaybedecekti. Moratti’nin son tercihi, Valencia ile 2 sezon üst üste Şampiyonlar Ligi finalini kaybeden Hector Cuper olacaktı. İnter’de dördüncü tam sezonunu tamamlayan Recoba henüz kendini tam olarak gösteremese de, başkan Moratti tarafından dünyanın en çok kazanan oyuncusu ünvanıyla ödüllendiriliyordu. Ancak bu güzel haberle birlikte kötü bir gelişme yakasına yapışmıştı genç oyuncunun. İtalya’da top koşturan birkaç Güney Amerikalı oyuncuyla birlikte Recoba da yabancı sınırını delmek için ortaya konan sahte pasaportlar yüzünden ceza almıştı. Neyse ki cezası 4 aya indirilmiş, sezonun geri kalanında takımı için top koşturmaya kaldığı yerden devam etmişti.

Inter Recoba’nın ilk sezonundan beri ilk kez şampiyonluk yarışının içindeydi. Son şampiyon Roma ve Juventus ile birlikte şampiyonluk için mücadele eden takım, sezon sonuna doğru Ronaldo’nun da iyileşip takıma katılmasıyla büyük bir güç kazanmıştı. Ancak sezonu tüm çabalarına rağmen şampiyon olacak olan Juventus’un üç puan gerisinde tamamlayarak üçüncü sırada bitirmişlerdi. 2002/2003’de yeniden Şampiyonlar Ligi'nde olan İnter, turnuva tarihinde o güne dek ulaştığı en yüksek noktaya gelerek yarı finalde mücadele etme hakkı kazanmıştı. Turnuva boyunca takımına destek olan yıldız oyuncu, üç gollük katkı sağlamıştı. Yarı finalde rakip, ezeli ve ebedi dostu Milan’dı ve deplasman golüyle gülen taraf kırmızı-siyahlı ekip olacaktı. Ligde ise yine Juventus’un gerisinde kalınmış ve ikincilikle yetinmişlerdi. 2003/04 sezonu Recoba için sakatlıklarla geçse de, sekiz gollük bir katkıyla takımın Vieri’den sonraki en golcü oyuncusu olmuştu. İnterlilerin hatırlamak istemeyeceği, Milano’da Arsenal’e karşı alınan 5-1’lik yenilgi de o sezon yaşanıyordu.

O ağır yenilgiyi yaşayan ise, sezon başında Cuper’in yerine gelen Alberto Zaccheroni oluyordu. Sonraki sezon Recoba için yine inişler ve çıkışlarla dolu olmuştu. Takımın başına Roberto Mancini gelmişti. Takım ligi üçüncü sırada bitirirken, Recoba ancak 13 maçta forma giyebilmişti. Bu sürede 3 gol atmayı başarırken, bunlardan birisi milyonlarca taraftarın zihnine yer etmişti. Ocak 2005’de Sampdoria ile karşılaşan İnter maçta 2-0 geriye düşmüştü. Recoba, tıpkı ilk maçında olduğu gibi bu maçta da ikinci yarıda oyuna girmiş ve takımını ateşlemişti. Martins ve Vieri’nin golleri maçta beraberliği getirmişti. . Top ceza sahası dışında kaleyi karşıdan gören Recoba’nın ayağına geldiğinde tüm stat çok kısa sürecek bir heyecana kapılmıştı. Aslında heyecana gerek yoktu, top, ona dokunmasını çok iyi bilen birisinin ayaklarının kontrolündeydi. Recoba topa gelişine öyle sert vurmuştu ki, Sampdoria kalecisinin uzanması hiçbir fayda getirmemiş ve sağından ağlarla buluşmuştu. 2005/06 sezonuna geldiğimizde bu yıl, İnter tarihinde bir dönüm noktası olacaktı.

İnter sezonu şampiyon Juventus’un 15, ikinci Milan’ın ise 12 puan gerisinde üçüncü bitirmişti ancak tarihe Calciopoli olarak geçen şike skandalı yüzünden ilk iki sıradaki takım cezalandırılınca, İnter bir anda kendini ligin zirvesinde buluyordu. En son 1989’da Serie A’yı kazanan İnter, rakiplerinin geri kalmasını fırsat bilerek ilerleyen yıllarda büyük bir hakimiyet kuracaktı. Ancak artık 30 yaşına giren Recoba, bu parlak günlerin tadını pek çıkartamayacaktı. 2006/07 sezonunu yalnızca bir yenilgiyle 97 puan toplayarak kazanan İnter’de Uruguaylı oyuncu toplamda sadece 15 maçta forma giymişti. Sonraki yıl Recoba’nın İtalyan futboluna vedası olacak ve Torino’da kiralık geçireceği sezonun ardından İtalya’dan ayrılacaktı. Süper solağın yeni durağı Yunanistan olurken, Panionios’da geçirdiği 1,5 yıl sakatlıklarla geçmişti. Aldığı yüksek maaşa rağmen bekleneni verememesi, Yunan kulübüyle bağının kopmasına yol açmıştı. Emektar oyuncuya yeniden ülkesinin yolu görünüyordu.

33 yaşına gelen yıldız isim, onu futbol sahnesine taşıyan Danubio’ya transfer olmuştu. Burada da iki sezon oynadıktan sonra, Benjamin Button misali Nacional’e geçiyordu. Recoba yaşlanmasına yaşlanıyordu ama Nacional’de hala ne kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu ara sıra da olsa gösteriyordu. Özellikle serbest vuruşlardan ve köşe vuruşlarından attığı goller taraftarları eğlendirmeye devam ediyordu. Nacional’de futbolu bırakmadan önce dört sezon daha top koşturan oyuncu, burada iki lig şampiyonluğu kazanarak müzesindeki madalyaları çoğaltmıştı. 2016 Nisan’ına geldiğimizde artık 40 yaşında olan bir zamanların büyüleyici oyuncusu, son kez bir yardım maçında Carlos Valderrama, Juan Roman Riquelme ve eski takım arkadaşları Javier Zanetti ile İvan Zamorano gibi isimlerle birlikte ter dökmüştü.

Son maçından sonra düşüncelerini paylaşan Recoba, aslında kariyerinin güzel bir özetini sunuyordu: “Birçok şampiyon isimle oynadığım için kendimi çok şanslı görüyorum. Kariyerim boyunca mutluydum çünkü sevdiğim işi mesleğim olarak yaptım ve her zaman bizi izleyenleri eğlendirmeye çalıştım. Kariyerimde yaptıklarımdan pişmanlık duymuyorum.” O sadece başkan Moratti’nin göz bebeği değildi, biz futbol romantiklerinin de en sevdiği oyunculardan birisiydi. Onu her zaman futbola en çok eğlence getiren oyunculardan birisi olarak hatırlayacağız.



GÜNCEL YAZILAR