"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Uğur  Aktan
Uğur Aktan

Tatminden uzak

03/03/2019

Fenerbahçe, Ersun Yanal yönetimindeki 14. maçını dün Çaykur Rizespor'a karşı oynadı ve ligdeki sıralamasını göz önünde bulundurunca 3-2'lik skorla biraz olsun nefes aldı. Karşılaşmanın duraklamalarla beraber en az 50 dakikasını bir kişi eksik oynayan rakibine karşı bu maçta yaşanması muhtemel puan kaybı, eksik Konyaspor'u yenememenin ardından hem takım hem de Ersun Yanal hakkındaki soru işaretlerinin sayısını yükseltebilirdi ama Moses'in penaltı golü şimdilik buna engel oldu. Önce şuna değineyim skorların futbolda konuşulması gereken birçok konuyu gölgelediği görüşündeyim. Fenerbahçe dün 3-2 kazandı ama skor 2-2 devam ederken Rizespor bulduğu net gol fırsatını değerlendirse aynı skorla bir mağlubiyet de yaşanabilirdi pekala. Yani bu oyunla 3 puan alan Fenerbahçe aynı oyunla haftayı puansız da kapatabilirdi. Dolayısıyla bu maç hakkında yazıp, konuşacaklarımızın skordan bağımsız olması gerektiğine inanıyorum. 

Bundesliga'da istediği sonuçları alamayan Bayer Leverkusen'in teknik adamlık görevine Peter Bosz'u getirmesinin üstünden sadece 7 lig maçı geçti. Sonuçlara takılmayan dedim ama yine de dipnot olarak belirtmekte fayda var Leverkusen bu yedi maçtan beş galibiyet ve iki mağlubiyetle ayrıldı. Bosz'un göreve gelmesinin ardından oyun şablonu değişen Leverkusen artık topa daha fazla sahip olan bir takım ve maçlarını da bu doğrultuda oynuyorlar. Dün Freibug'u 2-0 yendikleri karşılaşmayı 831 isabetli pasla tamamladılar. Geçtiğimiz hafta Dortmund deplasmanında %66 topa sahip olma oyunuyla tamamladıkları maçta 639 isabetli pas yapmışlardı. Ve bir önceki hafta Düsseldorf'u yendiklerinde ise isabetli pas sayıları 981'di. Denilebilir ki Leverkusen'in oyuncu kalitesi Fenerbahçe'nin çok üstünde pekala elbette ki kabul... 




Uwe Neuhaus ismini topa sahip olma takımlarına kafayı takmış biri değilseniz duymamış olmanız son derece doğal. Geçtiğimiz sezon ve bu sezona girilirken Almanya 2. Ligi takımlarından Dynamo Dresden'i çalıştıran 59 yaşındaki teknik adam, Dresden'deki görevinden ayrılınca Arminia Bielefeld'in başına geçti ve bu takımla yedi lig maçını geride bıraktı.  Sonuçlara takılmayalım ama Bielefeld yeni hocasıyla çıktığı yedi lig maçından dört galibiyetle ayrılırken, futbol tarzındaki değişiklik fazlasıyla dikkat çekti. Kaleciyi de savunmadan topla çıkarken takımın bir parçası olarak kabul eden Bielefeld, bu sayede gelişigüzel uzun paslardan kaçınırken, oynadığı karşılaşmalarda her geçen hafta daha da fazla topa sahip bir takıma dönüştü. Ligde 11. sırada yer alan takım geçtiğimiz hafta lig ikincisi Berlin ile deplasmanda oynadığı maçı 1-1'lik eşitlikle tamamlarken, maçın sonunda topla oynama oranında %63'lük oran Neuhaus'un takımını kısa bir süre içerisinde belli bir oyun şablonuna ikna ettiğinin göstergesiydi. Bu maçta Bielefeld kalecisi Ortega'nın paslarını aşağıya görsel olarak bırakıyorum... 




Leverkusen'in ardından Bielefeld örneğini de verdim çünkü futbolda bazı gelişimlerin sadece oyuncu kalitesiyle açıklanabilir bir durum olmadığını göstermek istedim. Kalite şüphesiz önemli bir unsur ancak bir takımın savunmadan çalışılmış bir şekilde çıkması da en az bu kalite kadar heyecan verici bir durum ve Fenerbahçe'nin savunmadan Almanya 2. Ligi'nin 11. sırasındaki takım kadar iyi çıkabilmesini talep etmek de bizim en doğal hakkımız. Karşılaşmanın ilk yarısında bir pozisyon oldu Skrtel baskı gelince Volkan'a geri pas verdi. Rakip hücum oyuncusu Volkan'a baskı yapınca o da topu ayağının dışıyla riskli bir şekilde tekrar Skrtel'e yolladı. Buraya kadar olanlar gayet normal... Ancak pozisyonun devamında Volkan yanlış anlamadıysam topu kendisine oynaması sebebiyle Skrtel'e tepki gösterdi. Keza ikinci yarıda da skor 3-2 Fenerbahçe lehine devam ederken Volkan'ın kendisine atılan geri paslara gelişigüzel bir şekilde vurması topun Rizespor'a geçmesine neden oldu. Bütün bu göstergeler Fenerbahçe'nin savunmadan topla çıkma işini Volkan ile bir noktaya kadar başarabileceğine işaret ediyor ve daha fazlası için sanki Yanal'ın daha farklı bir kaleci tercih etmesi gerekiyor. Bu oyuna uygun kaleci Harun mu Berke mi yoksa Volkan  mı bilmiyorum. Bildiğim Fenerbahçe'de oyun değişecekse ve değişen oyun farklı ihtiyaçlar gerektiriyorsa takımın ihtiyacı olan şey; bu ihtiyaçları yerine getirmekten çekinmeyecek bir teknik adamın varlığı. Ersun Yanal gerektiğinde bu kararları almaktan çekinmeyecekse Fenerbahçe için doğru hoca Ersun hocadır. Başkasıysa başkası. 




Ersun Yanal göreve geldiğinden bu yana Fenerbahçe'yi oyuna hükmeden, topa sahip olan bir takım yapmaktan bahsediyor. Ancak Peter Bosz ve Uwe Neuhaus gibi meslektaşlarının yedinci maçlarında oluşturdukları kurguyu dokuzuncu lig maçında da sahaya yansıtmayı henüz başaramadı. Galatasaray ara transfer döneminde yaptığı Luyindama ve Marcao transferlerinin ardından, Göztepe'nin bozuk zemininde oynadığı karşılaşmayı saymazsak çıktığı beş lig karşılaşmasının üçünde isabetli pas sayısında 500'ü geçti ve bu üç maçtan da galibiyetle ayrıldı. Fenerbahçe'nin ligde puan durumundaki yeri belki şu an oyunun ikinci planda kalmasına neden oluyor ve alınan galibiyetler takımın en ihtiyaç duyduğu şey ancak oynanan oyunun tatmin etmekten uzak olduğu da ortada. Bu futbol bu sezon, bu şartlarda belki kabul edilebilir ama Ersun Yanal önümüzdeki sezon da yine bu futbolu izletirse bugün 90 dakika destek olan tribünler gelecek sezon ona sırtını dönebilir. 




GÜNCEL YAZILAR