"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

Deneysiz hazırlık maçı

12/02/2018

Beşiktaş ve Galatasaray bu hafta ölçü olmayacak iki maç oynadılar. Ligin iç sahada en iyi oynayan iki takımı, ligin en zayıf kadrosuna sahip iki takımını konuk etti ve bir nevi ter attılar. Antalyaspor'da orta sahada Vainqueur, Zeki ve Yekta'nın sakatlıkları zaten dar olan kadroyu iyice sorunlu hale getirmişti. Bu maçta o yüzden Fatih Terim'in başka deneyler yapmasını beklerdim. Daha önce denemediği Selçuk'un 6 numara olduğu ve Belhanda ile Tolga'nın sağında ve solunda oynayacağı bir 4-3-3 de ilk beklentimdi. Terim, bunun yerine Donk'u takıma monte etme çalışmalarına devam etti. Belli ki kafasında Selçuk'un 6 numara oynaması yok. Tolga zaten pozisyon tutmayı bilen bir oyuncu değil o yüzden 6 numara hiç olamaz. Bu da demek oluyor ki Terim'in kadrosunda Fernando'nun başlıca yedeği Donk. (Tudor ise Fernando'nun yedeği olarak Selçuk'u düşünüyordu.) Bu ölçü olmayan maçta Donk iyi oynadı gibi görünse de bence Sivasspor deplasmanı gibi ölçü olan maçlar için başka bir çözüm üretmeyi denemeliydi Fatih hoca. 

Galatasaray için zaten kolay olan maç, Gomis'in bitiriciliğini konuşması ile erkenden bitti. 2. yarıda da Terim yeni bir şey denemeyi düşünmedi. Futbolist yazarı Bülent Kalafat geçen hafta Süper Lig'in PDO istatistiklerini yayınlamıştı. O istatistiklerde, kalesine gelen isabetli şutların gol olma oranı en yüksek takım Antalyaspor'du. Kalesine gelen isabetli şutların sadece %59'unu kurtarabilen Antalyaspor kalecileri bu konuda ligin en başarısız kalecileri olurken Gomis bu maçta Ferhat'a kurtarış şansı bile tanımadı. Sadece Feghouli'nin golünde çizgiyi daha erken terk edip açıyı kapatabilir ve kalesinde büyüyebilirdi. 3. golde çizgisinde kalınca Feghouli'nin açısını genişletmiş oldu. Antalyaspor'da Hamza Hamzaoğlu'nun açık bir oyun anlayışı düşünmesi de Galatasaray adına maçı daha kolay hale getirdi ama Hamzaoğlu kapalı da oynasa sonuç farklı olacak gibi değildi. Açıkçası Antalyaspor'un başında Hamzaoğlu olmasa Karabükspor'dan sonra düşecek ilk takım derdim ama 2012/2013 sezonunda o konuda yanılmıştım. Akhisarspor'un lige ilk çıktığı sezon devre arasında 18.'ydiler ve ligin ortalamasının çok altında bir kadroya sahiptiler. O dönemde askerdeydim ve Akhisarlı bir arkadaşla iddiaya girmiştik, ben kesin Akhisar düşer demiştim ve fakat ligde kalmışlardı. Düşen ise çok çok daha iyi bir kadrosu olan Bülent Korkmaz'ın çalıştırdığı Başakşehir olmuştu. Kümede kalma savaşında o sezon anladım ki, teknik direktör çok şeyi değiştirebiliyor. 

Bu maçla ilgili yazılacak çok bir şey yok ama uzun süre sonra hatırlanacak önemli detaylar var. Bunlardan biri Linnes'in Mariano'yu kesmesi... Mariano sakatlığının ardından giderek düşen bir performans içindeydi ve en büyük düşüşü de kondisyonunda yaşıyordu. Gidip gelemeyen, dönemeyeceği için de fazla ileri çıkamayan bir oyuncuya dönüşmüştü. Onun yedeği Linnes ise Fatih Terim'in de basına özel olarak açıkladığı üzere antrenmanlarda çok çalışan bir isim. Bilen bilir, Linnes'i Galatasaray için çok yetersiz buluyorum ve Mariano'nun da çok altında bir bek ama antrenmanların ödüllendirilmesi takım olma yolunda son derece önemli. En sevdiğim teknik adamlardan biri olan Klopp, "Şampiyonluklar havaalanında (yani yaptığınız pahalı transferlerde) değil, antrenman sahasında kazanılır" der. Fatih Terim de burada doğrusunu yaptı ve büyük bir düşüş içinde olan Mariano'yu kesip çok çalıştığını söylediği Linnes'i oynattı. Linnes'in Mariano seviyesinde olmadığını o da biliyor ama işte takım böyle olunuyor. 

Dün maçı Fenerbahçeli bir arkadaşımla izledim ve şunu söyledi "İşte teknik adamlık bu. Galatasaray kadrosu dar diyorduk bak bir Selçuk transfer, bir Donk, Rodrigues, Linnes abi bunlara çöp demiyor muyduk? Şu performansı transfer etmeye çalışsan 20-30 milyon euro. Hoca bu işte" bu yorumlara kesinlikle katılıyorum. Sen üretmedikçe, içinden kendi oyuncularını transfer etmedikçe, aksine her aldığını tükettikçe transfere hiçbir parayı yettiremezsin. Riva'yı da satsan, Florya'yı da satsan yettiremezsin.

2. detay Serdar Aziz'in ilk kaptanlığıydı. Bir süredir beklediğim bir şeydi ve ilk sinyalini Terim vermiş oldu. 2 sene içinde bu takımın 1. kaptanının Serdar olmasını bekliyorum. Serdar'ın cengaverliği Galatasaray için çok değerli. Bu seviyede oyuna tutku ile asılan Emre Aşık'tan beri Galatasaray'da gördüğüm ilk stoper. Ve fakat bizzat Galatasaray taraftarları arasında bunu 'akılsızlık' olarak yorumlayan bir sürü 'ukala' tip var. Aklı, zekayı sadece kendilerine bahşedilmiş gibi gören 'okumuş' yeni nesle gülüyorum. Üniversite mezunu yeni nesil, zeka ile kültürü ayırt edemeyecek bir ego içerisinde olduğu için 'okumamış' futbolcuları aşağılamayı çok seviyor. Halbuki ben üniversite mezunu ne avanaklar tanıyorum (ben de öyleyim) ve hayatımda gördüğüm en zeki adamın ise okuma yazması yoktu. Askerde tanışmıştım. Urfalı çok kısa boylu bir çocuktu. Sadece bir iki ay içinde okuma yazma öğretmiştim. Olayları herkesten önce kavrayıp, uygulayan bir çocuktu ve 6 ay sonunda ben eve dönerken benim tuğla gibi Dostoyevki kitaplarını (Karamazov Kardeşler) okumaya başlamıştı. Şimdi yeni nesil o çocuğu görse aptal ve çomar diye etiketler. Askerden sonra bir iki kez telefonlaştık. Ailesi amcasının kızıyla evlendirmiş o ise köyden başka birini seviyordu...

Neyse Serdar Aziz'in kaşını gözünü yarmasını, burnunu kırmasını her sezon Sergio Ramos da yapıyor. Galatasaray'dan sonra en çok izlediğim takım Real Madrid olduğu için iyi biliyorum. Bu sezon Serdar Aziz'den daha çok sakatlandı ve kimse kendisine "Ya tekmeye kafanı neden soktun" diyecek kadar futbol cahili değil. Dahası Cristiano Ronaldo'nun geçen haftalarda suratı dağıldı. Az kalsın kör olacağı yazıldı. Farka gittikleri bir maçın son dakikasında gelen ortaya kafayı vurdu. Topu ağlara gönderdi ve suratını da rakibin kramponuna gömmüş oldu. Hala yüzü gözü şiş ve bu halde de oynuyor. Ne için? 5-1 önde oldukları maçta 6. golü atabilmek için mi? Ronaldo'ya da aptal mı demeliyiz. Hayır bunu demek futbol cahilliği olur. Bizim aşağılık kompleksi geliştiren yeni nesil aynı işi Avrupalı yaparsa alkışlar, Türk yaparsa aptal der. Doğrusu futbol adrenalin oyunudur ve pozisyon geldiğinde cesur adamlar sakınmazlar. 

Bundan 3 sene önce Fenerbahçe - Galatasaray derbisi dakika 80 gibi Fenerahçe topu şişirdi. Koray Günter ile Webo kafaya çıktı. Webo daha cesur çıktı kafayla indirdi ve Kuyt golü attı. 3 yıl sonra geçtiğimiz günlerde Konyaspor - Galatasaray maçı son dakikası, Jahovic ile Koray yine kafaya çıktı. Koray yine korktu hamle yapamadı, Jahovic kafayı vurdu ve maç 2-2 bitti. Aynı pozisyonda Serdar olsa burnunu kırar ama kafayı vurdurmazdı. Bu cengaverlik ve korkusuzluk övüleceğine ukalalıkla aşağılanıyor. 

3. detay... Fatih Terim'in 3. döneminde de bunları yazdığımı hatırlıyorum. Galatasaray ligde ilk yarıdan kopardığı maçların 2. yarılarında tempo düşürür ve farka gitmezdi. Mancini geldiğinde bunu değiştirmiş ve iç sahada tempoyu düşürmeden Bursaspor'a, Akhisar'a 6 tane atılan maçlar oynanmıştı. Terim'in Selçuk'u 6 numarada denememesi gibi neden maçların 2. yarılarında tempoyu düşürdüğünü de anlamıyorum aslında bir basın toplantısında sorulması gereken iki soru bunlar ama bizim basının aklına bile gelmez. O yüzden sittin sene öğrenemeyeceğiz.



GÜNCEL YAZILAR