"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

Taşlar oturuyor

12/03/2018



Galatasaray, şampiyonluk yolunda çok kritik bir galibiyet daha aldı. Bu sezonki 13. iç saha maçında 12. galibiyet ve iç sahada 37 puan. Ama bunlardan önemlisi, Galatasaray bu sezon ilk kez bu kadar 'Fatih Terim takımı' denecek bir 'devamlı baskı' oyunu oynayabildi. Bunda da kilit isim Serdar Aziz oldu. 


'Fatih Terim takımı' sözünü nasıl tanımlarız önce buna bakalım...


1. Madde: Topa sahip olma oranı yükseliyor


Fatih Terim'den önce Galatasaray ligin en çok topa sahip olan takımlarından biriydi. Fakat ileride kalabalık olabilme ve ön alanda baskısı eksikti. Tudor döneminde Fernado - Ndiaye'nin oluşturduğu 2. alandaki baskı müthişti, rakipler Galatasaray sahasında 2 pas bile yapamıyordu ama ön alanda Galatasaray baskısı düşüktü. Terim hem ileride daha kalabalık oynayabilme, hem de baskıyla rakibi kendi yarı sahasına hapsedebilme felsefesini uygulatabilmek için daha fazla direkt toplarla ve daha hızlı oynatmaya başlamıştı. Bu durum da topa sahip olma oranını düşürüyordu. Topa sahip olma oranı düşünce kurulan baskının devamlılığı ve kalitesi de ister istemez düşüyor. 


Bu maçta Sinan 2. golü attığında, Galatasaray'dan ceza sahasında ortaya vurmak için bekleyen 4 futbolcu vardı ve pozisyon bir duran top veya duran top dönüşü değildi! Yani ileride kalabalık olmayı sağlamaya başladığını görebiliyoruz. Fakat ileride kalabalık olacağım derken geride boşluklar da ilk yarıda verildi. Volkan Şen iki kez savunma arkasına sarktı. Bunların verilme nedenlerinden başlıcası Maicon'un oldukça ağır bir stoper olması. Mariano da bazı geri dönüşlerde aksayınca Galatasaray savunmasının sağ tarafı çok açılabiliyor. Fatih Terim'in gelecek sezondan itibaren bu gibi maçlarda Maicon yerine alternatif bir stoper hazırlayacağını da düşünüyorum. Mesela Denayer'i uygun bir bonservise satacak olursa City, Terim alınmasını ister. Maçına göre, bu gibi oyunlarda Serdar'ın yanına, Serdar gibi proaktif bir stoper hazırlayacaktır. Öte yandan kapanan rakipler karşısında Maicon'un oyunu açan uzun pasları da rakibi daha dağınık yakalamada yardımcı olabiliyor.


2. Madde: Baskının şiddeti artıyor


Yukarıdaki maddeye ek olarak Fatih Terim'in Dany - Semih Kaya stoper ikilisi ile Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale yükseldiğini hatırlatmakta fayda var. Tarz olarak ona uygun, kalite olarak ise Galatasaray seviyesine uygun stoperler değildi bunlar ama 'doğru sistem zayıf oyuncuyu yüceltir' ve bu ikili de yüksek performans verebilmişti. Teknik adamlıkta maharet de budur zaten. 


Baskının şiddeti artarken oyuncuların koşu mesafeleri veya fizik güçleri artmıyor. Baskının şiddeti, 10 (hatta bazen Muslera'nın da katılımıyla 11) oyuncunun birbirine daha yakın bir alanda oynaması ile artıyor. Bugün Galatasaray 2. yarıda Serdar - Maicon ile orta sahaya çıkarak Gomis - Serdar arasındaki mesafeyi 30-40 metreye indirerek boğdu rakibini ki 30-40 metrede 10 kişi yaptığınız pres başka bir güç sağlıyor. 


Presçi 11 oyuncu tercih edin, en çok koşan, en kazma ama en canavar kanat ve orta sahalar düşünün bu oyuncuları 30-40 metrede oynatma becerisine sahip bir teknik adam değilseniz oyuncular istediği kadar koştursun pres kalitesi yükselmez. Marifet yetenekli oyunculara pres yaptırabilmekte. Dikkat ederseniz Fatih Terim yine yeteneği seçiyor. 


KLOPP OLSA TOLGA İLE OYNARDI


Fatih Terim ligin ilk yarısında müthiş bir performans sergileyen Tolga'yı değil Donk'u oynatıyor. Donk da iyi oynuyor ama ilk yarıdaki Tolga kadar katkısı yok henüz. Donk'un kalite olarak zorlanacağı 2 maç oynandı zaten. Bunlardan biri Sivasspor deplasmanı biri de Kasımpaşa deplasmanıydı. Sivas'ta çok kötü, Kasımpaşa'da çok iyi oynadı. 


Galatasaray'a yarın Klopp gelse Donk yerine Tolga'yı oynatır ancak Fatih Terim ligin dinamiklerini biliyor. Süper Lig'de zaten yüksek tempo oyununun oynanmadığını. Rakipleri ne yaparak kendi sahasına gömeceğini biliyor. 


Tolga'nın teknik eksiği nedeniyle fazladan yapacağı 1-2 top kaybı yerine topun Galatasaray'da kalmasını sağlayacak oyuncular tercih ediyor. Mesela devreye 0-1 mağlup gidildiğinde göbeği Selçuk-Belhanda-Feghouli üçlüsünden kurdu. Daha az çalışkan ama daha yetenekli, teknik bir üçlü. Fakat bu az çalışkan üçlüyü 30 metrede sıkıştırabilirse zaten eksik çalışkanlıklarını da kapatabileceğini biliyordu. Bu üçlü 30 değil 50-60 metrede oynasa Galatasaray orta sahası helva gibi dağılırdı.


ŞENOL GÜNEŞ DE AYNISINI YAPTI


Bundan 3 yıl önce biri gelip deseydi ki, "Bir takım sağ kanada Quaresma gibi vurdumduymaz, rakip beki takip etmez, mücadele gücü düşük bir adamı koyacak. Yetmeyecek sol kanada da Babel gibi yine aynı tipte bir sol kanat koyacak ve maçların da çoğuna hükmedecek." Bunu diyen adamla alay ederdim. Gel gelelim alay edilecek durumda olan benmişim. 


Şenol Güneş de bugün Fatih Terim'in oturtmaya çalıştığı şeyi oturtarak, (o da ligin dinamiklerini 20 senedir tecrübe ediyor Terim gibi) bu kadar 'bireysel olarak az çalışkan' oyuncu ile baskı futbolu oynamayı bildi. Onun yaptığı şey de aynı oldu. Sahada boylamasına kısa, enlemesine geniş oynayabilen bir takım. Bu enlemesine genişlikte geçen sezon sezon Marcelo attığı uzun paslarla kritik iş yapıyordu. Bu sene de Pepe o rolü üstlendi. Galatasaray'da da Maicon bu rolde önemli bir katkı sağlıyor. 


Ben Kuyt'ı çok beğenirdim. Çok disiplinli, fizik gücü her zaman çok yüksek, oyun konsantrasyonu, oyun tecrübeli çok yüksek, bireysel olarak çok çalışkan ama az yetenekli bir oyuncuydu. Bu oyuncularla baskı futbolu oynamak zaten zor değil. Bu tip oyunculara, Tolga - Kuyt, Ndiaye. Hiçbir şey söylemeseniz de o futbolu sağlıyorsunuz ama maharet, yeteneksiz ama çok çalışkanlarla değil, yetenekli ama az çalışkan oyuncularla baskı futbolu oynayabilmekte. Çünkü az yeteneklilerle baskı kursanız bile açamayabiliyorsunuz...


Bugün Fenerbahçe Dirar gibi Fernandao gibi Topal - Josef gibi bireysel olarak çok çalışan, yetenek olarak az oyuncularla baskı futbolu oynuyor ama yenik duruma düştüğü bir tane maçı bile çevirememiş çünkü rakip kendi sahasına gömüldüğünde onu açmak için sadece baskı yetmez! Bir de o kapalı savunmayı açabilecek yetenekli ayaklar gerekir. İşte Fenerbahçe'de o ayaklar yokken veya oynamıyorken, Galatasaray'da var. Galatasaray 4. kez yenik duruma düştüğü maçı çevirdi. Beşiktaş 2, Başakşehir de 2 kez çevirmiş. Hiç maç çeviremeyen Aykut Kocaman, Sinan Gümüş kadar az çalışkan bir adamı bu maçta 2. yarı başında hemen oyuna sokmazdı... 


Fatih Terim yavaş yavaş yeteneği tercih etmeye devam ediyor. Yasin Öztekin yerine Sinan'a, Tolga yerine Donk'a süre vermesini buradan okuyorum ben. Peki, Mariano yerine neden Linnes'i tercih ediyor o halde diyebilirsiniz. Sonuçta Mariano'nun yeteneği Linnes'i katlar. Sanırım oradaki neden Mariano'nun git-gel yapacak kondisyona sahip olamaması. Linnes kadar dayanıklı ve hızlı olmayan Mariano oynadığında Galatasaray'ın kontra yeme ihtimali artıyor. Mariano fiziksel olarak toparlayınca onu tercih etmeye başladı zaten...


KİLİT ADAM SERDAR AZİZ


Yukarıda boylamasına kısa, enlemesine geniş futbol için kritik isimleri yazdım. Gomis'in ofsaytta dinlenip, sahada yürüye yürüye gezmemesi bu 'kısa boylu' oyunu sağlamakta önemli. Maicon'un oyunu açan pasları da bu 'geniş oyunu' sağlamakta önemli ama hepsinden önemlisi geride sağlam bir yangın söndürücü! 


Geniş alanda bir stoper için en önemli gereksinimin hız olduğu düşünülür. Hız gerçekten de önemlidir, savunma arkasına atılan kontra toplara yetişmek gerekir ama en önemlisi bence ilk topu havada karşılama becerisidir. Bunun için de yüksek konsantrasyon, yüksek önsezi ve ikili mücadelelerde yüksek cesaret gerekli. Bu üç (Konsantrasyon, önsezi, cesaret) 'mental' olguda Serdar Aziz çok başarılı. Serdar Aziz'den daha hızlı olmasına rağmen Denayer ise bu üç mental olguda kötü olduğu için geniş alanda Serdar'dan daha yetersiz bir stoper. 


Dün maçı çeviren en önemli futbolcu bu yüzden Serdar Aziz oldu. 66. dakikada Sergen iyice yorulan Eto'o'yu çıkarıp Jahovic'i aldı. Eto'o 55'ten sonra bittiği için Konyaspor'un ileri vurduğu toplar hemen Galatasaray'a geçmeye başlamıştı ve bu da Konyaspor kalesindeki 'devamlı baskı'yı arttırıyordu. Sergen bunu kırabilmek için 10 dakika geç de olsa Jahovic - Eto'o değişikliğini yaptı. Savunmada kalabalık bir pres grubundan baskı yiyen Konyasporlu futbolcular artık topu gevelemeden uzun vurmaya mecbur kalıyordu. Bu toplara son 25 dakikada dirençli ve Serdar'dan daha uzun Jahovic çıkacaktı. Burada maçın seyri değişebilirdi. Jahovic o uzun topları arkadaşlarına indirirse kontra pozisyonlar bulunabilir. Serdar'a vurdurmaz, faul alırsa yine baskıyı kırıp oyunu durdurabilirdi. Fakat 66. dakikada Jahovic'in girmesinden 86. dakikada Sinan golü atana kadar geçen 20 dakikada Serdar Aziz tarafından ezip geçilen bir Jahovic izledik. 


Serdar, sezonun ilk yarısındaki Sivas maçında Kone'ye yaptığını yapıyordu. Atılan tüm toplara kafayı vurmakla kalmadı vurduğu tüm kafaları arkadaşlarına indirdi ve baskı devamlılığını sağladı. O kafaları almak yetmiyor baskıyı devam ettirmek için, bir de arkadaşlarına aktarması gerekiyor. İlk topu karşılayayım derken faul yaparsan baskı kırılır, kafayı vuramazsan yine kırılır, kafayı taça veya rakibe vurursan yine kırılır. Bülent Korkmaz gibi, Sergio Ramos gibi çok konsantre ve çok cesur olup rakipten önce hamle yapıp karşıladı ve Galatasaray'ın 'devamlı baskı' yapmasını sağlayan isim oldu. Zaten baskı yapmak zor değil baskıyı kırılmadan, devamlı hale getirmek zor iş.


Mesela Denayer olsaydı bugün Serdar yerine. O atılan uzun topların çoğuna vuramayacak vurduklarına da rastgele vuracaktı. Bunu Başakşehir maçında gördük. Adebayor çoğu degajı aldı alamadıklarında da Denayer topu zaten Mossoro'nun ayağına indirdi ve Başakşehir farka gitti. Aynısını Yeni Malatyaspor deplasmanında Boutaib karşısında yine yaptı. 


Fatih Terim'in göreve başladığı dönemdeki hatalarından biri Serdar'ı kesmekti bence. Rotasyonu genişletmek için, "formayı giymek isteyene veririm" diyerek çok çalışanları ödüllendirmeyi düşündü. Antrenmanlarda forma istediğini gösteren isimlerden Linnes Mariano'yu kesti, Denayer Serdar'ı kesti ve Donk da Fernando'nun sakatlığını iyi değerlendirdi. Fatih Terim "Çalışana formayı veriyorum" demek için yaptı bunu. Gel gelelim bunu yaparken daha kaliteli isimleri yedek bıraktı. Mariano Kasımpaşa deplasmanında olsa belki oradan puansız dönülmeyecekti. Serdar Sivas deplasmanında oynasaydı belki de oradan da puansız dönülmeyecekti...


Bence bu konularda aceleci davrandı Fatih Terim, özellikle Serdar'ı kesmesi beni çok şaşırtmıştı. Serdar Aziz'in Fatih Terim ile Milli Takımda oynadığı futbolu biliyorum çünkü. Serdar Aziz Milli Takımı EURO 2016'ya taşıyan en önemli isimdi Arda Turan'dan sonra. O eleme grubunda ilk maçlarda sürekli gol yiyen, çok kötü savunma yapan bir Türkiye vardı. Son 7-8 maçta ise Serdar Aziz stopere geçmişti ve Türkiye'nin savunması 180 derece değişmiş, kolay kolay gol yemeyen bir Milli Takıma dönüşülmüş ve art arda galibiyetlerle mucizevi bir en iyi üçüncülük kazanılmış EURO 2016'ya gidilmişti.


O yaz da Serdar Aziz Galatasaray'a transfer oldu. Ben o zamanlar Fatih Terim'in ileride Milli takımı bırakıp Galatasaray'a döneceğini bu yüzden de bu transferde payının olduğunu düşünüyordum. Serdar Aziz'in çok pahalı, çok kötü bir transfer olduğu yazılırken, "hayır çok iyi transfer" diye çok uzun bir yazı yazan da sanırım tek kişiydim. http://www.futbolarena.com/galatasarayn-serdar-aziz-transferi-doru-mu-analz-282709h/ 


Bunu 'ben demiştim' diyebilmek için yazmıyorum. Latovlevici de çok iyi transfer olur yazmıştım, olmadı. Serdar da olmayabilirdi. Tahminler yapıyoruz, bazıları tutuyor bazılarında yanılıyoruz. Bunu yazma nedenim sadece Fatih Terim - Serdar Aziz arasındaki ilişkiyi göstermek ve Terim'in gelir gelmez çok formda olan bir Serdar'ı kesme kararıydı. 'Çalışan formayı kapar' felsefesini böylesine bir şampiyonluk yarışının içinde hemen yerleştirme çabası Galatasaray'a puanlar kaybettirdi. Belki şampiyonluğu bile kaybettirecekti ama felsefesinden ödün vermedi. 


Serdar Aziz'le ilgili iki de olumsuz eleştirim olacak. Golde yaptığı faul çok manasız ve bunları çok yapıyor. Önemli bir seviye atladı ama daha da yüksek bir seviyeye geçmesi için nerede faul yapıp, nerede çalım yemeyi kabul etmesi gerektiğini öğrenmesi lazım. Mesela Ramos olsa aynı pozisyonda bırakırdı adam geçsin. Korner direğine doğru koşsun, sonra orada yine yakalar ve sıkıştırırdı. 2. eleştirim ise gereksiz sarı kart görmesi. Serdar gibi proaktif stoperlerin çok kart gördüğünü biliyoruz, bu normal. Agresif, cesur stoperler ilk topu almak için çok atlar ve o atlamalar da topa gelmezse kartlar gelebilir. Bu kadar karta yakın bir oyuncunun itiraz gibi boş nedenlerle ekstradan kart görmemesi gerekir. Sezonda ortalama 6-10 arası sarı kart gören stoperler bunlar ve zaman zaman cezalı duruma düşüp maç kaçırabiliyorlar. Serdar da ekstra gereksiz kartlar ile bu sayıyı şişirmemesi gerektiğini öğrenmeli.


DERBİ ÖNCESİ SON DURUM 


Fernando'nun dönüşü sonrasında, Fernando - Belhanda - Feghouli orta üçlüsü iyi bir opsiyon haline geldi. Dün Selçuk'un önünde Feghouli - Belhanda ikilisi güzel bir ikili oldular. Feghouli daha statik ama daha az top kaybeden, daha doğru kararlar veren bir isimken, Belhanda daha hareketli, daha çok rakibi zorlayan ve bu sırada da daha çok top kaybeden bir oyuncu. Belhanda neredeyse her maçta rakip savunmadan 1-2 oyuncuya kart göstertiyor. Driplingleriyle rakip savunmanın şeklini bozan, mücadelesi ile orada direnç sağlayan bir oyuncu. Feghouli'den daha çok top kaybediyor çünkü daha çok enerji harcıyor ve daha çok koşuyor. Galatasaray'da Garry Rodrigues gibi iyi bir kanat daha olsa bence Terim merkezi bu üç oyuncu ile kurmaya başlardı ama Sinan gollere rağmen henüz 11'de güvenilecek bir oyuncu gibi durmuyor.


Maçı Sinan çevirdi belki ama Galatasaray 2. yarıda sağ kanadını, ilk yarıdaki kadar kullanamadı. Goller dışında oyunda bir ağırlığı yine yoktu. Mariano - Feghouli'nin sağ kanadı işlettiği gibi Linnes ve Sinan'ın işletebileceğini söylemek hayalcilik olur. 


VOLKAN ŞEN ŞANSI


İlk yarıda verilen kontralar nedeniyle maç döndürülemeyebilirdi. Galatasaray'ın şansı bu topların Volkan'a gelmiş olması. İstatistiği tutulsa, Volkan Şen bu seviyede oynayan futbolcular içindeki en kötü bitirici olabilir. Kaleciyle karşı karşıya pozisyonlardan gol çıkarma oranı bu kadar düşük bir futbolcu bu seviyelerde izlemedim. En kötü bitiriciler, Umut Bulut'lar falan Volkan Şen'in yanında Jardel kalıyor. Kaleciyle karşı karşıya pozisyonlarda %90 çalım atmayı deneyen çalımı atarken çoğunda ya dengesini, ya açısını ya da zamanını kaybeden Volkan ya topu kaleciye kaptırır, ya yan ağlara vurur, ya da çizginin üzerini dolduran defans topu çıkarır. Asla vurması gereken ilk pozisyonda vurmaz ve hep geç kalır. Bugün de bunları yaptı. 


DERBİDE NE OLUR?


Derbide Linnes'in oynayacak olması endişe verici. Sol kanatta Valbuena oynasa onun rakip bekleri tamamen serbest bırakmasını kullanıp bol bol hücuma çıkabilirdi ama Aykut Kocaman çok daha disiplinli olan Aatıf'ı oynatıyor. Aatıf'ın birebirleri de çok iyi ve Linnes bu konuda çok kötü. 


Fernando'nun 2 maçtır daha çok oynayıp Fenerbahçe derbisine hazırlanması gerekiyordu. Bu konuda Fatih Terim'in yanlış karar verdiğini düşünüyorum. Umarım derbiye Donk'la çıkmaz. 


Selçuk derbide tecrübesi ve denge unsuru olma becerisiyle mutlaka oynar. Yanında Belhanda ve arkasında Fernando ile oynamasını bekliyorum. Aslında Feghouli sağ kanattan çok Gomis'in arkasında daha verimli oluyor ama Yasin de formsuzken Feghouli dışında bir sağ kanat ihtimali görülmüyor. Yasin formda olsa kanatlarda Garry - Yasin forvet arkasında Feghouli denenebilirdi.


Terim derbide yine baskılı oynatacaktır. Bu Aykut Kocaman'ın işine gelir. Derbide çok iyimser bir beklentim yok ama derbide kaybetse de Galatasaray'ın şampiyonlukta en önemli favori olduğunu düşünüyorum.



GÜNCEL YAZILAR