"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

Derbiden kalanlar

18/03/2018


 Fenerbahçe, Galatasaray karşısına Aykut Kocaman'ın kendi oyun anlayışına uygun bir planla çıkmadı. Zamanında Zico'nun taktik plan ve oyuncu seçimlerine karışan Aziz Yıldırım'ın başkanlığı kaybetme baskısı altında bu müsabaka öncesinde de Aykut Kocaman'a baskı uygulamış olabileceğini düşünüyorum. 


Eylül ayından beri ilk 11'de lig maçına çıkamayan Mehmet Ekici ve faul almayı düşünmekten rakibini geçmeyi aklına bile getiremeyen bir santrfor Soldado ile Galatasaray'ın ekmeğine yağ sürülmüş oldu. Süper Lig'de hava topu hakimiyeti en yüksek santrfor olan ve hazır olduğunda fiziğiyle üstünlük kuramayacağı bir stoper bulunmayan Fernandao'nun bu maçta yedek bırakılması Galatasaray'ın en çok isteyeceği şeylerden biri olmuştur. Özellikle son 20 dakikada Fernandao girdikten sonra Serdar ve Maicon'u çok zorladı. Fenerbahçe'nin bu Mehmet-Soldado tercihi akıl almaz derecede mantıksız bir tercihti.

Galatasaray hiç hazır olmayan ve maç eksiği oldukça göze çarpan Mehmet Ekici'nin yarattığı boşlukları ise değerlendiremedi. Oynadığı sol kanatta Linnes'e değerlendirebileceği geniş alanlar açan Mehmet, Norveçli'nin hücum becerisinin düşük olması nedeniyle şanslıydı. 

Mariano'nun neden küstüğünü, derbi maçı gecesi neden tatil fotoğrafları paylaştığını bilmiyorum ama Brezilyalı ile Norveçli arasında çok büyük bir kalite farkı var. Hem hücumda, hem savunmada yaşanan kırılma anlarında Linnes'in ciddi yetersizlikleri göze batsa da Fenerbahçe bu pozisyonları değerlendiremedi.

Ben açıkçası Denayer'in Linnes'ten çok daha iyi bir bek olduğunu düşünüyorum. Bu maçta da ilk yarıda Nagatomo sol bekte çok zorlandı. Dirar'ın fiziksel üstünlüğü nedeniyle ilk devre boyunca neredeyse rakip yarı alana hiç geçemedi. 2. devrede ise daha iyiydi. Bence devre arasında Linnes - Denayer değişikliği düşünülebilirdi. Terim Denayer'i Dirar'ın karşısına sol beke, Nagatomo'yu da sağ beke koyabilirdi. 

Bizim FutbolArena'daki ekip arkadaşlarından birinin İtalya'da bir gazeteci arkadaşı var. Özellikle senelerdir İnter'i takip eden bir arkadaş. Nagatomo İnter'den kiralandığında ondan bir yazı almıştık. O yazıdan (http://www.futbolarena.com/inter/tuttosport-yazari-masini-nagatomoyu-yorumladi-339661h/) en çok aklımda kalan 2 nokta, 'Sol ayağını da iyi kullansa da sağ bekte oynadığında daha faydalı olduğu' ve 'fizik gücü yüksek kanat oyuncuları karşısında zorlandığı' Sivas'ta Bifouma karşısında zorlanmıştı. Burada biraz Dirar karşısında zorlandı. Nagatomo çünkü bu seviyede oynayan futbolcular arasında hem bu kadar zayıf, hem de bu kadar kısa çok nadir oyunculardan biri. Çoğu kısa oyuncu, bacakları çok kuvvetli olduğu, yere çok sağlam bastıkları için üst yapıda tutunuyor. Örneğin Messi, Alexis tarzı kısa driplingçiler ne kadar kısa olsa da çok güçlü oyuncular ve yıkmak çok zor. Bifouma da çok güçlü kalmıştı. Nagatomo ise hem zayıf, hem kısa ama bu sayede çok da çabuk. Çabukluğu ile kurtaramaz ve birebir mücadeleye dönerse ayakta kalması zor oluyor. Buna karşın son derece çalışkan ve Linnes'in sahip olmadığı oyun bilgisi, cesaret, tecrübe, iki ayağını da kullanabilmek gibi önemli melekeleri de var.

Neyse eğer Nagatomo sağ bekte oynasaydı, tecrübesi ve çabukluğu ile önündeki boş alanları çok daha iyi değerlendirebilirdi. Günümüz futbolunda bek oyuncuların pozisyon üretimine katkısı çok çok yüksek. Mariano'nun Konyaspor maçının ilk yarısının son dakikasında 40 metreden yaptığı bir orta var. Maicon kafa vurmuş top üst direkten dönmüştü. Bu maçın ilk yarısında benzer noktada Linnes topla buluştu. Ceza sahasında Galatasaray'dan tam 4 futbolcu vardı ve Linnes o kalabalığa sert, kavisli bir orta atmak yerine geriye döndü, atak öldü. 

Açıkçası Fenerbahçe'de bu maçta Mehmet yerine Aatıf oynasa Faslı oyuncunun birebirdeki becerisi ile Linnes üzerinde ciddi üstünlük kurabileceğini de düşünüyordum. Kocaman'ın Aatıf - Fernandao ikilisi yerine Mehmet - Soldado tercihi gerçekten ancak bir Galatasaraylı'nın yapacağı cinstendi. 

Galatasaray'da en çok Linnes aksarken, Fenerbahçe'de de Neustadter'in yetersizliği göze batıyor. Uzaktan bakan boylu poslu bir stoper sanar ama ben birebirlerde bu kadar yumuşak bir stoperi bu seviyede hatırlamıyorum. Garry ile ikili mücadeleye giriyor Garry ayakta kalıyor Neustadter yıkılıyor. Gomis sırtını dayıyor, Neustadter topu göremiyor...

Galatasaray da Gomis'in yanına 2. bir forveti sokmakta sezon başından beri çok zorlandığı için Neustadter'in yumuşaklığından yararlanamadı. Garry'nin ceza alanına uzak kalması. Feghouli'nin ise nerelere koşacağını çok iyi bilse de 35 yaşında gibi temposuz ve ağır olması Galatasaray'da 2. forvet eksiği yaratıyor. Feghouli hızlı ataklarda 2. forvet olabilmek için yavaş kalıyor. Bunu ancak sete dönüşen ataklarda başarabiliyor. Galatasaray sadece sezonun ilk yarısında Tolga sakatlanana kadar 2. forvet sorununu çözmüş ve Tolga çok sayıda gol atmıştı ancak 4-3-2-1 sisteminden vazgeçilmesiyle o 2. forvet üretememe sorunu yeniden hortladı. Şimdi Ndiaye'nin satılmasının ardından da o sisteme dönme şansı düşük.

Bu arada 35 yaşında gibi oynayan Feghouli, Galatasaray'ın ürettiği net pozisyonların mimarı, 2. yarı başında Garry'i kaleciyle karşı karşıya bırakan pası ters ayağı ile Galatasaray'da ancak o atabilirdi. İlk yarıda da Mehmet Ekici'nin kaptırdığı topta kontrayı hazırlamış, Gomis'e vermişti. Gomis orada arka direğe kesse Garry boş kaleye tamamlayacaktı ama göremedi. 

TOLGA MI, SELÇUK MU?

Fatih Terim'in neden Selçuk'u seçtiğini, Tudor'un neden Tolga'yı seçtiğini anlayabiliyorum. Bazı arkadaşlar Tolga çok koştuğu için savunmada Selçuk'tan daha faydalı falan yazmışlar. Bu düşünce gerçekten çok hatalı. 

Tolga top rakipteyken pozisyon disiplini oldukça düşük bir oyuncu. Set oyununu savunma konusunda ciddi eksikleri var. Tudor koş-koş oyunu oynatıyor. Ndiaye ve Fernando'nun üst düzey savunma katkısında Tolga'nın pozisyon sadakatsizliği göze batmıyordu. Artık Ndiaye yok. Fernando'nun veya Donk'un yanında Tolga'ya görev vermek de Fernando veya Donk'u pozisyon tutma noktasında yalnız bırakmak demek. Aslında Tolga'nın Selçuk'a farkı defansif değil, tam tersi ofansif. Tolga Selçuk'ta 2 kat daha hareketli ve hücumda sizi +1 kişi yapan bir oyuncu. 90+3 kaçırdığı pozisyonda Selçuk'un oraya gidip top alma şansı yok çünkü öyle bir temposu yok. 

Yarın Donk-Fernando yan yana oynasa Terim de Selçuk yerine Tolga'yı tercih eder ama böyle bir üçlü de topu tutma ve öne taşıma konusunda ciddi sorunlar yaşar. Belhanda kadar hareketli, Belhanda kadar çalışkan ama Belhanda kadar çok top kaybeden bir oyuncunun yanında da Tolga'yı oynatmak çok zor. Çünkü aynı şekilde sık top kayıplarını Tolga da yapıyor. Bu durumda Selçuk ciddi eksiklerine rağmen mecburen oynuyor. Özellikle savunma dengesini sağlamak için oynuyor. Oldukça ağır ve temposuz olsa da Selçuk çok tecrübeli ve top rakipteyken çok iyi pozisyon alan bir futbolcu. 

Bu nedenle sezon sonuna kadar Fernando - Selçuk - Belhanda üçlüsünün değişme ihtimalini düşük görüyorum. Açıkçası bu maçta da Belhanda - Fernando - Selçuk üçlüsü fena değildi. Rakibin merkezden hiç üretememesini sağladılar. İyi pozisyon tuttular ve Fenerbahçe ancak kanatlardan ve organize bir atak geliştiremeden hücum edebildi.

GALATASARAY ORGANİZE, FENERBAHÇE İTEKLEME

Maçın hakkı kesinlikle beraberlikti. 0-0 veya 1-1 oyunu oynandı. Galatasaray yakaladığı pozisyonları, rakibine göre daha iyi yapabildiği pas becerisi ve set oyunu ile sağlarken, Fenerbahçe ise rakibini hataya zorladı, fiziksel üstünlük sağlamaya çalıştı. Bu da klasik bir Aykut Kocaman hücum anlayışı. Fakat Aykut Kocaman kendi oyun anlayışına uygun olmayan oyuncularla bu futbolu denediği için başarısız bir maç çıkardılar (Fernandao girene kadar) 

Fernandao girdikten sonra bir Maicon, bir de Serdar'ın büyük hatası var çünkü çok zorlandılar. Öte yandan bu maçta Serdar ve Maicon'un karşıladığı topları genelde Fenerbahçelilerin toplaması da Kocaman'ın oyun anlayışı ile ilişkili olduğu kadar biraz da Selçuk'un hareketsizliği nedeniyle. Özellikle Serdar'ın karşıladıklarında, önündeki Selçuk hiç kendisini boşa çıkaramadığı için onun tarafından indirilenler hemen Fenerbahçeli oyuncular tarafından karşılandı. 

Bu ligde futbol kalitesini bu sezon en yukarı taşıyan takım belki Beşiktaş oldu ama Galatasaray bu haftaya kadar rakiplerinden çok daha istikrarlı, aklı başında ve istekliydi. Bundan sonra Fatih Terim tecrübesi ile büyük maçların tamamını iç sahada oynayacak olan Galatasaray'ın şampiyonluğu bırakmasını çok düşük bir ihtimal olarak görüyorum.


GÜNCEL YAZILAR