"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

Şampiyonluk

19/05/2018



Muslera, Mariano, Linnes, Maicon, Serdar, Denayer, Nagatomo, Donk, Fernando, Ndiaye, Selçuk, Tolga, Garry, Sinan, Feghouli, Belhanda, Gomis ve Eren. Sadece 18 futbolcu. Bu kadar az oyuncu ama aralarında az ya da çok demeden katkılar vererek, iyi bir takım olarak, önemli bir şampiyonluk elde ettiler. 


Aslında çok dar rotasyona sahip bir Galatasaray vardı ama yedekler de kendilerine iş düştüğünde katkı vererek şampiyonlukta pay sahibi oldu. Bu açıdan 18 futbolcudan hepsinin "Benim de bu şampiyonlukta payım var" diyebildiği bir sezon oldu. 


Linnes ilk devrede Nagatomo'nun yokluğunda sol bekte, ikinci devrede Mariano'nun sakatlığı veya oynamadığı dönemlerde sağ bekte katkı verdi. Denayer, ilk devrede çok ciddi katkı veren Maicon 2. yarıda ister istemez fiziksel olarak düşünce (Brezilya'da yarım sezon oynayıp tatil yapmadan Türkiye'de yeni sezona başlamıştı) onun eksiğini kapattı. Selçuk, Fernando'nun sakatlandığı ve Ndiaye'nin satıldığı dönemde 2-3 ay iyi idare etti. Ndiaye, Tolga, Nagatomo ve Donk gibi yarım dönemlik ekstra performanslar oldu. Eren, sezonun 2. yarısının başında Gomis'in sakatlandığı 3-4 haftada önemli işler çıkardı. O 3-4 kritik maçta goller ve asistler yapmasa yarıştan kopulabilirdi. Muslera, Belhanda ve Feghouli istikrarsız performanslar göstermiş olsalar da 34 maçta da takımla birlikte devam ettiler. Kaytarmadılar, 'sakatlandık' demediler, kötü oldukları dönemden sonra çökmediler. Serdar, Gomis ve Garry ise sezon boyunca maksimumlarında oynadılar ve bütün bir sezonu ele aldığımızda büyük bir yürek koydular. Bu üçünü profesyonellikleri nedeniyle de övmek lazım. Performansı yükseltmek başarı ama sabitlemek çok daha büyük bir başarı ki bu üçü bunu yapabildi..


Maçla ilgili yazılacak çok bir şey var mı bilmiyorum. Bu, Fatih Terim'in 3. dönemindeki gibi winner bir takım değil. O takımda Melo, Drogba, Sneijder, Eboue gibi çok tecrübeli, çok kazanmış oyuncular vardı. Bunda ise Feghouli, Belhanda, Mariano, Gomis, Serdar, Nagatomo, Garry winner oyuncular değiller. Tecrübelenmiş, önemli kulüplerde oynamışlar ama şampiyonluk ve kupaları yeterince kazanamamış oyunculardı hepsi. Bu maç o stres de hissedildi. Winner olmak isteyen bir kadroydu bu ve Muslera, Fatih Terim, Selçuk dışında bu stresi tecrübe etmiş oyuncusu çok yoktu takımın. Son düzlükte de Terim ve Muslera final oynama becerileriyle olaya el koydular, onu hissettirdiler. Özellikle Muslera'nın Beşiktaş maçı belirleyici oldu. Babel ve Negredo'nun auta attıkları birebir pozisyonlarda o kadar iyi açı kapattı ki bazen bunu yaptığında forvetler şutu auta atmaktan başka açı bulamıyor.


TECRÜBE YERİNE GENÇ TERCİHİ 


Bu maçtan sonra Fatih Terim herhalde 35. hafta olsa aynı oyuncularla çıkmaz. Galatasaray biraz şanslıydı. İlk devrede Linnes ve Denayer tecrübesizlikleri nedeniyle biraz paniklediler. Terim'in yanında oturan Maicon ve Mariano ise onlara nazaran çok daha tecrübeli isimler. Özellikle Mariano Galatasaray'ın en soğukkanlı futbolcusu ve Terim bir maç daha olsa muhtemelen onu oynatır. 


İlk yarıda Denayer'in Selçuk Şahin'in önüne uzaklaştırdığı top olsun, Linnes'in bindirmelerinde acele kararları olsun o streste zorlandıkları görülüyordu. Feghouli de fiziksel olarak çok kötü bir durumdaydı. Artık oruç tuttuğu için mi yoksa başka bir sebep mi bilemiyorum ama sakat başladığı bir sezonda toparlayamadı ve zaten fiziksel olarak zorlanıyordu. Onun iyi bir tatile ve sonrasında da sağlam bir yaz kampına ihtiyacı var. 


İlk yarıda ilk 15 dakika Belhanda topla buluşamadı çünkü Galatasaray topu üçüncü bölgeye iletemiyordu. Donk ve Fernando savunmadan aldıkları topu yeterince çabuk sırtlarını dönerek rakip kaleye yakın paslarla öne taşıyamadılar. Donk sezonun 2. yarısında önemli işler yaptı ama bu konuda eksik, oldukça ağır bir oyuncu. Bunun üzerine Belhanda geri gelip top almaya başladı ve Galatasaray'ın ilk devrede tüm ürettikleri Belhanda'nın attığı toplar ile oldu. Linnes'i sıfıra indiren pası, Garry'nin etkili bir yerden frikik almasını sağlayan savunma arkası pası ve Gomis'i kaleciyle karşı karşıya bırakan pası. Tam 3 tane gole dönüşecek pas attı ama bu paslar dışında da oyunun içine giremiyordu çünkü Göztepe onu sağlam marke etmişti. Top almak için, markajdan kaçmak kendi yarı sahasına kadar gelmek zorunda kalıyordu. Tamer Tuna mantıklı bir iş yapmış ona markaj vererek. Topu Belhanda almazsa, Donk ve Fernando ile kalemize karşı ne iyi top sürebilirler ne de iyi toplar atabilirler diye düşünmüş belli ki.. Haklıydı da. Belhanda'nın önemli eksiklerinden biri ayağındaki topa yeterince sahip çıkamaması ve kolay top kayıpları yapması. Bir 8 numara için en önemli eksiği bu. Kalene yakın yerde bu kadar kolay top kaybedemezsin! Belhanda kendisini çok yorarsa, çok fazla geriye gelip top almaya çalışırsa orada yaptığı kayıplar da artıyor ve pozisyonlara neden oluyor. Göztepe maçta en etkili pozisyonunu da böyle oldu (Belhanda'nın topu ayağının altından kaçırdığı top sonrası gelişen pozisyon). 


Denayer'in ve Belhanda'nın hatalarını değerlendiremeyen Göztepe kendisinin ürettiği bir pozisyona girebilecek kadar maharetli değildi. İyi mücadele ettiler ama iyi bir oyun oynayabilecek kapasiteleri yoktu. İlk yarıda Galatasaray da 1-2 pozisyonu heyecanını dizginleyemediği için gol yapamayınca devreye 0-0 gitti ki ilk yarının hakkı da zaten beraberlikti. 


Fatih Terim'in 2. yarıda Feghouli yerine Mariano ile başlayacağını düşünüyordum ama Mariano'nun sağlık durumu herhalde pek iyi değil. 60'a kadar sabretti ve Sinan'ı aldı. Sinan'ın psikolojik durumu ise daha da beterdi. Aşırı heyecanlıydı ve pozisyonunu korumayı unuttu. Fatih Terim'i de kenarda çıldırttı. 


Gomis sezonun yorgunluğu nedeniyle son 6-8 haftada sezon başındaki kadar güçlü değil. Ne o kadar dengeli, ne çabuk, ne güçlü ama denemeye devam etti ve penaltıyı aldı. Sonunda aynı karakteri gösterip penaltıyı da gole çevirdi ve hem Alex'in rekorunu kırdı, hem şampiyonluğu getirdi. Gomis için sezon başından beri aynı şeyleri yazıyorum. Benim Galatasaray'da izlediklerim arasında en beğendiğim golcü çünkü her maç elinden geleni veriyor ve hep pozitif. Drogba çok abartıldı mesela geldi 5 ay topunu oynadı ertesi sezon deplasman maçlarında kaytardı, yorulduğunda ofsaytta dinlendi, gitti frikikleri heba etti vs. Sonunda da 10 milyon euro aldı. Herkes Drogba, Drogba diyor evet isim, reklam vs ama Gomis kadar bu kulübe tamamını veren bir santrfor değildi.


Garry de maç boyu arzulu, istekli formunu sürdürdü. Bugün sezonun son maçını oynadı. Tam 34 maç ve sezon başından beri böyle. O isteği, arzusu, hızı, dayanıklılığı hiç azalmadı. Demek ki profesyonellik olarak da çok sağlam bir sporcu Garry yoksa bu kadar yüksek eforlu dönemlerden sonra illa ki fiziksel düşüş yaşarsın. Garry performans düşüşü yaşadı bir dönem ama fiziksel düşüş yaşamadı ve 34. hafta maçında da sahanın fiziksel olarak en güçlü ismiydi. 


Göztepe maçında Galatasaray'da mental olarak ayakta kalabilen 4-5 isim oldu. Onlar başta Serdar, Nagatomo, Fernando, Belhanda ve Garry'di. Belhanda dışında topa basıp 'dur bakalım diğer tarafta boşluk bulabilecek miyim' diye terse dönecek cesarette futbolcu yoktu mesela. Belhanda bu dönüşleri yapabildikçe rakip kalede etkili olabildi Galatasaray.


Bu maç Serdar'ın kariyeri ve gelecekteki Galatasaray kaptanlığı için de dönüm noktalarından biri oldu. Çok garanti ve sağlam oynadı. Fernando da 8 numara oynamaya daha çok alışmış gibiydi ama onun optimum pozisyonu orası değil.


Geleceğe dair yazılacak çok şey var. Bu kadronun neresi güçlendirilmeli, nerelere transfer yapılmalı, kimler ile yollar ayrılmalı gibi. İleride konuşuruz bunları ama bu gece bunları konuşmanın zamanı değil. Bu gece şampiyona hakkını verme ve sadece tebrik etme zamanı. 



GÜNCEL YAZILAR