"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

Şampiyonlar Ligi kadrosu

25/05/2018



Galatasaray 2017-2018 sezonunda, geniş çerçeveden baktığımızda son derece başarılı bir sezon geçirdi. "Sen öyle kötüsün, sen böyle hata yaptın" demek yerine bu başarıda pay sahibi olan herkesi takdir etmek gerekir çünkü gerçekten başardıkları şey hiç kolay değildi. Bu başarıda Cenk Ergün'den tutun Tudor'a, ondan scout ekibine kadar herkesin büyük başarısı var. Tabii ki aslan payı, winner olan Terim'in ama bu kadar büyük bir başarıyı tek kişiye bağlamak haksızlık olur. Bizde bir kişiyi öne çıkarıp tüm süreçten bağımsız sadece onu övmek veya sadece onu yermek çok seviliyor ama bu kadar zor bir sezonda tek kişinin becerisi ile başarılı olmak zaten imkansızdı.


Peki, neden bu kadar başarılı diyorum? Görünen sadece bir şampiyonluk, Avrupa'da kupa falan kaldırmadı Galatasaray. Abartıyor muyum? Hayır! Neden çok başarılı olduğu rakiplerin durumuyla alakalı. Futbol rakiple oynanan bir oyun ve başarı için rakibini geçmen gerek. Son 2 sezonda 6. ve 4. olmuş. Sezona Östersunds faciasıyla başlamış ve sıfırdan kurulmuş bir takımın rakipleri, son yılların en olgun sezonuna giren Başakşehir ve Beşiktaş'tı. Tarihinin en iyi futbolunu oynadığı, tarihinin Avrupa'da en büyük başarısını yakaladığı sezondaki Beşiktaş'ı geçmek sıradan bir başarı değil! Yeni doğmuş bir takımdı Galatasaray ve 3-4 yıllık olgun ve çok zengin kadrolara sahip iki rakibini geçerek şampiyon oldu. Galatasaray'ın 2017-2018 sezonunda Fenerbahçe'yi geçmesi normaldi iki takım da benzer zaaflar yaşayan yeni takımlardı ama bu iki takımın kendilerinden çok daha güçlü kadrolara sahip, çok daha olgun ve zengin takımlar Başakşehir ve Beşiktaş'ı geçmeleri büyük başarı. Bence Fenerbahçe de bu sezon oldukça başarılıydı ve Terim ile Kocaman rakipleri Abdullah Avcı ve Şenol Güneş'e göre çok başarılı oldu çünkü yenilenlerin elindeki kadro, ilk 2'de bitirenlerin elindekinden çok daha zengindi. Özellikle Abdullah Avcı kupadan erkenden elenip, Avrupa'dan da yedeklerle çıkıp elendikten sonra ligde oldukça vasat bir futbol oynatabildi. Onun 4 yıldır oturttuğu kadro ile Eylül ayında kurulmuş bir Fenerbahçe'ye hem ligde, hem de kupada geçilmesi ciddi bir başarısızlık ama sorsan Türk basınında Abdullah Avcı çok iyi, Aykut Kocaman çok kötü. Neye göre, hangi veriye göre?


Süper Lig'de 2017-2018 sezonunda tüm takımların sezonluk performanslarını inceleyen yazılar yazacağım önümüzdeki günlerde... Bu konuya orada uzun uzun değineceğim. Şimdi Galatasaray'ın gelecek planlamasına bakalım...


YEDEK KALECİ KİM OLACAK?


Geçen sezon biraz geç de olsa (Ağustos ayı gibi) sağlam bir temel atılabilecek önemli transferler yapıldı. Galatasaray'ın şansı Östersunds'a elenmiş olmasıydı ve ilk 3 lig maçında da lige yeni çıkan veya hazır olmayan takımlarla yapılan maçlar, bu geç kurulan takımın hazırlanması için bir nevi hazırlık maçı görevi gördü. 


Şimdi bu temel 3-4 iyi transferle atıldı ancak kadroda artık işlevini yitirmiş çok futbolcu var ve bu kadar zayıf rotasyonlu bir takımın 3 kulvarda ilerleme şansı yok. Bugünkü kadro ile gelecek sezona başlasanız Galatasaray hem Avrupa'da çakılır, hem de ligde ilk 3'e bile giremez bence.


O yüzden gelecek sezon hesaba katıldığında zengin bir kadro kurmak gerekli ve hala yedek olabilecek oyuncular varsa bir şekilde değerlendirmeye çalışmak gerekiyor. Örneğin Carole gibi isimlerden iyi bir alternatif çıkarmak gerek çünkü harcamaya para yok. Eldekini bedavaya yeni transfer etmek mühim! Tıpkı Donk'u transfer ettiği gibi Terim, birkaç iç transfer daha yapmak zorunda. Tabi Şampiyonlar Ligi için kendi altyapından yetişmiş 4 futbolcu da bildirmen gerekiyor. Bu da transfer sezonunu belirleyecek en önemli etmenlerden biri.


Fatih Terim, yabancı ve tecrübeli yedek kaleci tercihini doğru bulmuyor. Fenerbahçe'nin senelerdir yaptığını taktiği Galatasaray da bu sezon Cedric Carrasso ile yaptı ancak Terim bu fikri beğenmiyor. Muslera'nın arkasında yerli kaleciler olması gerektiğini düşünüyor. Neden böyle düşündüğünü anlamış değilim. Muslera, 2013-2014 sezonundaki gibi 2-3 ay sakatlansa onun yerini doldurabilecek tecrübeli yerli bir kaleci de yoksa neden yabancı yedek kaleci düşünülmesin? Üstelik 14 yabancı hakkı da var. 


Muhtemelen Carrasso ve Eray ayrılacaklar. 3. kaleci de altyapıdan kulüp yetiştirmesi olarak kadroya girecektir. Yedek kaleci olarak acaba Erzurumspor'u Süper Lig'e çıkaran Hakan Canbazoğlu düşünülebilir mi diyorum. O da Galatasaray alt yapısından yetiştiği için böylece kulüp altyapısından yetişmiş oyuncu kuralı doldurulabilir. Kendisini hiç izlemedim, bir dönem Başakşehir'de de yedek kaleciydi diye hatırlıyorum. Muhtemelen Galatasaray için çok yetersizdir ama zaten Türkiye'de yeterli olabilecek bir yedek kaleci de yok. Terim 2. kaleci olarak kimi düşünüyor merak ediyorum açıkçası. 


STOPER TAKVİYESİ


Kale dışında savunmadan da ayrılacak çok isim olacak. Hakan Balta sanırım futbolu bırakır. Koray Günter'i zaten son haftalarda 21 kişilik kadroya bile almıyordu Terim. Kupa maçlarında denedi ama beğenmedi. Latovlevici zaten ayrıldı, Denayer ve Nagatomo'nun da sözleşmeleri bitti.


Şimdi bu yaz zaten çok sayıda değişim olacağı için, kadroda daha fazla değişim yaratıp uyum sorunu yaşamamak için, takıma adapte olmuş isimleri kazanmak önemli. Bu yüzden Nagatomo ve Denayer gibi ligi tanımış, Fatih hocanın oyun anlayışını benimsemiş isimler bir şekilde gelecek sezon da takımda olmalı. Bence yine ligi ve takımı tanıyan Lionel Carole da yedek sol bek için iyi bir alternatif. Carole eksikleri olsa da çok kötülenecek bir oyuncu değil. Sevilla'da ilk yarıda rotasyon oyuncusu olabilmişti. 2. yarı sol beke transfer yaptıkları için dışarıda kaldı ve o dönem Galatasaray'a neden dönmediğini anlamadım. O dönemdeki Türkiye Kupası maçlarından birinde Latovlevici iyi bir oyun oynamış ve antrenmanlarda da çok istekli görünmüştü sanırım Terim o dönemde Latovlevici kalsın sene sonuna kadar yedekte demiş olabilir. Carole yaş olarak da 27 yaşında ve olgun dönemine girdi. Bence Terim'in iç transferlerinden biri o olabilir bu sezon.


Sağda Mariano ve Linnes, solda da Nagatomo ve Carole ile bek konusunda sıkıntı yaşanacağını sanmıyorum. Stoperde ise Serdar - Maicon ve Ahmet Çalık kalacak geriye. Denayer'i City tekrar kiralasa bile muhtemelen yaz kampından sonra, son günlerde kiralayacaktır. Ayrıca Ozan Kabak da gelecek sezon A Takıma çıkacak gibi görünüyor. Ozan kulüp yetiştirmesi de sayılacak aynı zamanda ama zaten UEFA 21 yaşının altındaki oyuncularını listeye ekleme zorunluluğu koymuyor. Galatasaray'ın 4 kulüp yetiştirmesi oyuncu ekleyemeyip eksik kadro bildirmesi de söz konusu. 


Terim gelecek sezon Maicon ile ilgili ne düşünüyor bilemiyorum. Brezilya'da sezonu bitirip Türkiye'ye geldiği için ve yeterince dinlenmeden yeni sezona başladığı için ligin 2. yarısında düşüş yaşadı Maicon. İlk yarıda bu kadar sıkıntılı değildi. Maicon'u aldığı paraya satması çok zor Galatasaray'ın ve şu durumda satış listesine çıkarmak oyuncuyu kaybetmek demek olabilir. Öyle yada böyle bir temelin üzerine birinci katın çıkılacağı bu transfer döneminde böyle riskler almamak gerek diye düşünüyorum. Ahmet Çalık'ı göndermek ve yeni yedek stoper bakmak da aynı şekilde kontrolsüz bir düşünce olarak geliyor bana. 


Ahmet'i ve Maicon'u yok pahasına satıp, yerlerine alınacak isimleri adapte etmek hem mali açıdan ciddi para kaybına hem de kadro uyumsuzluğuna yol açabilir. Yeni atılmış bir temel üzerine her yeni oyuncunun katılımı bir risk. Üç yıldır yazıyorum, Beşiktaş kiralık oyuncularla nereye kadar gidebilir. Çekirge Gomez'de sıçradı, Aboubakar'da sıçradı sonra sıçramazsa ne olacak, 1-2 yıllık tercihlerle nereye kadar diyordum ve Negredo'da sıçramadı. Ligin en az gol yiyen takımı, en çok topa sahip olan takımı, en çok şut atan takımı ve en çok isabetli şut atan takımı Beşiktaş ama Negredo gibi ölü bir santrforu aldılar, üretilen onlarca pozisyonu Negredo'nun hareketsizliği yüzünden değerlendiremediler ve 2 yıllık dönemlerini uzun vadeli bir plan-program yapmadıkları için yıktılar. Çekirge gibi planlanmaz çünkü futbol takımı. Terim bunları Fikret Orman'dan çok daha iyi biliyor. Kiralık oyuncularla 1 yıllık geçici planlarla bir yerde patlama riskin artar. Gomez sakatlık sorunlarını Beşiktaş'ta da yaşasa, 5-6 ay sakatlansa o sezon da patlayabilirlerdi. 


Şimdi Galatasaray da elindekileri bırakıp her sene yeni ve daha iyi stoper denemesiyle bu işi götüremez. Maicon'u, Feghouli'yi iyi bir tatilden sonra, takımla birlikte idman yedikten sonra bir de önümüzdeki sezon görmek lazım. Habire sen git, sen gel, sen git, sen gel diye diye zaten Fenerbahçe ve Galatasaray bu hallere düştü. Başakşehir'in yedek kulübesi Galatasaray ve Fenerbahçe'den zenginse bunun sebebi bu! Şimdi Ahmet Çalık'ı göndereceksin bedavaya, kimi alacaksın yedeğe? 1-2 milyona Sadık'ı mı? Aynı seviye oyuncular bunlar. Hatta Ahmet daha hem daha genç, hem daha tecrübeli. O yüzden Ahmet'i gönderip yerine yeni yedek bakmak da mantıklı gelmiyor bana. Serdar Aziz'e de aynı muamele yapılıyordu bugün parayla almaya kalksan, Maicon'un 7 milyon euro olduğu yerde Serdar 10 milyon euro eder. Ahmet'i hiçbir zaman Serdar kadar potansiyelli görmedim ama Terim'in elinde yedek olabilir zaten 3 kulvarda gidilecek sezonda, bu kadar oyuncu gönderip, yenisini alacağın sezon, para da hiç yokken ekstra risklere girmeye gerek yok.


Galatasaray bence Serdar - Maicon - Ahmet ve Ozan dörtlüsüne Haziran ayında bulabilirse uygun maliyetli bir takviye yapmalı. Terim'in oyun sistemine uyan bir stoper transferi gerekli görünüyor. Manchester City'nin ipiyle Eylül ayına kadar beklenmez. Bu transferin ardından eğer Denayer de kiralanabilirse o zaman Serdar, Maicon, transfer ve Denayer dörtlüsü ile yola girilir Ozan 5. seçenek olur ve son günlerde Ahmet Çalık bir kulübe kiralanır. Bence stoper planlaması böyle olmalı. Donk ve Carole gerekirse stoper düşünülebileceği için yeterli olur. 


BELHANDA SORUNSALI


Orta sahada Fernando ve Donk defansif orta saha için Terim'in elini rahatlatıyor. Bu ikisinin yan yana oynadığı bir 4-3-3 ile girildi son haftalara ve pragmatist bir oyunla sonuçlar alındı ama gelecek vaat eden bir yapı değil bu. Donk ve Fernando ikilisi ile Süper Lig'de bile rakip yarı alana geçmek çok zorken, Avrupa'yı düşünemiyorum. 


İlk olarak 2012-2013 sezonunda çabuk bir oyun kurucunun ne kadar değerli olduğunu Selçuk İnan'ı görüp anlamıştım. Süper Lig'de tozu dumana katan Selçuk, bir sonraki sezon Şampiyonlar Ligi'ne gittiğinde çok ağır kalmıştı. Stoperlerden topu alıp, rakip kaleye yüzünü dönmek ve rakibin savunma aralarında boşluklardan hücumdaki arkadaşlarına pas atmak... Bu bir takımı ileri taşımak için en gerekli tercihlerden biri ve bunu üst düzeydeki takımlarda çok üst düzey çabukluğa ve pas becerisine sahip 8 numaralar yapıyor. Selçuk en formda döneminde bile, Şampiyonlar Ligi'nde rakip kaleye yüzünü dönene kadar rakip savunmacılar, savunma aralarındaki boşlukları kapatmış oluyordu ve Selçuk yavaş yani geç kalmış oluyordu.


Busquets'in önündeki Xavi ve İniesta, City'de David Silva, Real Madrid'te Modric, Liverpool'da bazen 8 oynadığında Coutinho ve şimdi de İniesta yerine Barcelona'da yine o... Pep Guardiola döneminde orta sahaya çekilen Lahm. Türkiye'den ise tek örnek Emre Belözoğlu... Bunlar çok büyük bir değere sahip orta saha oyuncuları. Bu gibi oyun kuruculara sahip olan bir takımın topu rakip yarı alana taşıması diğer takımlara göre çok daha kolaylaşıyor. Bunu Fernando - Donk ikilisi ile yapmak mümkün değil. İkisi de boyları ve fizik yapıları itibariyle topla ağır dönen oyuncular. Belhanda Göztepe maçı için eleştirildi. Göztepe maçında Galatasaray'ın girdiği pozisyonların hepsinde Belhanda var. Belhanda olmasa topu çıkarma şansı yok zaten. Topa basan, bir sağa, bir sola bakıp ters tarafa dönüp oyunu açan, savunma aralarına pas atabilen sadece Belhanda vardı ama Belhanda da ayağındaki topa hakim olmakta çok zorlanan bir oyuncu. Biraz dengesiz, bazı çok iyi özellikleri ve bazı da çok amatörce eksikleri var.


Üst düzey hiçbir sekiz numara, Belhanda kadar kolay top kaybetmez, faul almasını, ayağındaki topu saklamalasını biraz olsun bilir. Selçuk faul alma konusunda uzman mesela Belhanda'ya bu konuda ders verse fena olmaz. Belhanda'yı top çıkarması için kendi sahanıza çağırdığınızda orada kaptırdığı toplarla kalenizde tehlike oluşmasına neden oluyor. Rakip yarı alanda pas istese, bu kez Belhanda'ya topu iletecek oyuncunuz yok. O yüzden Galatasaray'ın gelecek sezon sağ içe yeni Xavi'sini bulması gerek. Fernando 6 numarada Belhanda da ofansif 8 olarak oynayabilir. Bu ikisiyle birlikte bir 8 numara daha gerekli 4-3-3 oynayabilmek için.


Fatih Terim'in 3. döneminden beri favori taktiği 4-3-3. Günümüz futbolu üzerine düşünen bir teknik adam bence Terim. 3. döneminin başında da 4-1-4-1 veya 4-3-3 tarzı bir taktikle başlamıştı ama oyuncuların tarzı pek uygun olmadığı için kanatsız 4-4-2'ye dönmüştü. Bu sezon da 4-3-3 ile gitti ve gelecek sezon da elindeki oyunculara göre 4-3-3 planlayacağını düşünüyorum. Öte yandan Belhanda'ya 10 milyon euroluk bir teklif olduğu yazılıyor. Bu da teklif de değerlendirilebilir. Eğer Belhanda satılırsa iki tane 8 numara gerekecek. Satılmazsa ilk 11'e bir stoper gibi, bir 8 numara da şart. 


Alınacak 8 numaranın, Belhanda'nın eksiklerini tamamlaması önemli. Belhanda oldukça çalışkan bir oyuncu ve arkasında Fernando da varken alınacak oyuncunun çalışkanlığı elzem değil. Belhanda kolay top kaybettiği için onu geri çağırıp top aldırmak riskli bu yüzden alınacak 8 numaranın kendi yarı sahasından top çıkarması ve iyi top saklaması gerekiyor. Belhanda iyi top süren, gerektiğinde topla kat edebilen bir oyuncu ama şut becerisi yok ve skorer değil. Alınacak oyuncunun topla adam geçmeden çok topsuz oyun bilgisi ve skorer özelliği olmalı, şut becerisi önemli. 


Tabi alınacak oyuncu yukarıdaki profile uymayabilir de... O zaman başka bir plan da yapılabilir. Örneğin Badou Ndiaye'nin geri alındığını düşünelim. Top çıkarma konusu yine sıkıntı olacaktır ama Badou Ndiaye Mariano'nun arkasını çok iyi topladığı için Brezilyalı sivrilecek ve oyun kurma görevini o üstlenebilecek. Yine Feghouli açısından da Ndiaye gibi bir oyuncunun yüksek enerjisi oldukça faydalı olabilir. Feghouli sınırlı enerjisini sadece hücumda kullanma özgürlüğü yakalayabilir. Aslında Tudor döneminde Feghouli sakatlığını geç atlattığı için ilk 7-8 hafta Belhanda 10 numara oynadı. Tolga ve Ndiaye 8 numara oynadılar. 4-3-3'te Fernando'nun önünde Ndiaye - Belhanda ikilisini geçen sezon çok az izledik. Şöyle 4-5 maç art arda oynasalar çok iyi işler yaratabilirlerdi. 


TOLGA CİĞERCİ VE ORTA SAHA ROTASYONU


Fernando - Donk - Transfer - Belhanda - Selçuk beşlisi, üçlü orta saha için çok yetersiz bir rotasyon. Oraya rotasyon takviyesi şart. Tolga Ciğerci'nin satılmasından elde edilebilecek bir gelirle bir alternatif düşünülebilir. 


Kısaca Tolga Ciğerci konusuna da değineyim. Bence Tolga'nın ilk yarıdaki performansı, Donk'un 2. yarıdaki performasından önde. Tolga futbol melekeleri bakımında da günümüz futbolunda Donk'tan daha değerli, özellikli bir oyuncu. Gel gelelim Tolga'nın oyun yapısı, Terim'in oyun anlayışına çok ters. Tudor'un Tolga'dan aldığı verimi Terim alamadığı için eleştirilebilir ama bence sistemine uymadığı gerekçesiyle oynatmaması da anlaşılabilir bir konu. Zira Tolga çok spesifik bir oyuncu. Ona uygun bir sistemde harika katkı verebilirken, ona uygun olmayan sistemde çok sırıtıyor. İddia ediyorum Tolga Liverpool'da olsaydı, Klopp oraya gittiğinde bunu göndermeye çalışmaz, "Benim oyun anlayışıma uyar bu çocuk, Emre Can'ın alternatifi yaparım" derdi. Gel gelelim Tolga'yı Pep Guardiola'nın takımına versen, Guardiola tam tersi, Tolga ile oynamak yerine 10 kişi maça çıkmayı bile düşünebilir çünkü bozucu etki eder! Zaten Pep, Tolga'nın bir üst modeli Emre Can'ı da Bayern Münih'e gittiğinde hazırlık kampında denedi, hazırlık maçlarında oynattı ve sistemine uyduramadığı için 1-2 ay içinde oldukça ucuza Leverkusen'e sattı. 


Terim'in oyunu da Klopp'unki gibi geniş alanda bir koş-koş oyunu değil. Dar alanda bir pres ve baskı oyunu. Tolga'yı da dar alana soktukça yetenekleri sırıtıyor. Geniş alanda koşturdukça fiziği parlıyor. Tolga kendisine uymayan bu sistemde oynamaya çalışınca ıslıklandı işte. En sonunda da ben sakat sakat oynayıp kendimi ıslıklatmak istemiyorum diye düşünmüş olmalı. Tolga herhalde Udinese'ye Tudor'un yanına veya en kötü Almanya'ya transfer yapacaktır. Mesele onun yerine kimlerin alınacağı.


EMRE AKBABA - EMRE ÇOLAK - EFECAN KARACA


Şimdi Emre Akbaba gibi transferler Galatasaray için ciddi anlamda lüks. Bir kere mali açıdan lüks. Alanyaspor en az 5 milyon euro isteyecektir. 2-3 milyon euro olsa tamam ama Alanyaspor parası olan bir tok satıcı. Üstelik Fernando'nun önünde Belhanda - Emre Akbaba ikilisi yapsan bu iki 8 numaranın da topa sahip olma oyunu oynamayıp, sürekli dikine gitme sevdası ile top kayıplarını katlanılmaz boyuta taşır. 


Emre Akbaba Süper Lig'in en çok top kaybı yapan futbolculardan biri. Ayağındaki topu kaptırmada 8. sırada çünkü çok top sürüyor ve top kontrol hatasında da 2. sırada çünkü en olmadık pozisyonlarda bile sürekli pas istiyor. 


Süper Lig'de Emre Akbaba kadar bir takımın üzerine kurulduğu bir ekip, Mehmet Topuzlu Kayserispor'dan beri izlemedim. Çocuk 90 dakika durmaksızın sorumluluk alıyor. Top sürme, verkaçlar, şut. Her şeyi yapmaya çalışıyor. Süper Lig'de bu sezon 100 şut atmış Emre. Talisca ve Gomis'ten sonra 3. ve takımı şampiyonluğa oynayan sürekli rakip yarı alanda oynayan bir takım değil. Anadoluda çok şut atan futbolcuların iki katı kadar şut atmış çünkü her topu kullanıyor. Ancak geçen sezona göre şut becerisini çok yükselttiği de bir gerçek. Şut isabet oranını ciddi anlamda yükseltmiş. Tabi Emre'nin Alanyaspor'da her maç 10 tane şut atması, bazılarının dağlara taşlara gitmesi göze batmaz ancak üç büyüklere karşı rakipler, sahasında çok daha iyi kümelenir ve çok daha az şut açısı verir. Emre'nin Alanyaspor'da attığı gibi her maç 10 şut atması üç büyüklerde alkışlanmaz, aksine ıslıklanır!  


Yani Emre'nin üç büyüklere adapte olabilmesi için oyun tarzını değiştirmesi gerekir. Bu kadar çok top kullanamaz ve yüksek enerjisini takım savunmasında da kullanması gerekebilir. Emre üç büyüklerde başarısız olamaz demiyorum. Mehmet Topuz da Fenerbahçe'de çok bocaladı, Kayserispor'daki oyununu oynayamadı ama sanırım Daum döneminde hücumdaki enerjisini savunmada kullanmayı öğrendi ve 1-2 çok faydalı sezonu da oldu. Emre de böyle bir dönüşüm sergileyebilir ama ciddi bir risk yani bu ve Galatasaray'ın o kadar risk alabilecek parası yok. Scout ekibinin iyi bir çalışma yapıp daha ucuz bir sekiz numara bulması gerek. 


Akbaba'dan sonra bir diğer Emre'ye gelelim. Emre Çolak hakkında yazacak çok şey var. Öncelikle yukarıda bahsettim. Çok çabuk ve savunma aralarına iyi pas atan 8 numaralar inanılmaz değerli, Türkiye'de Belözoğlu'ndan başka yok yıllardır. İşte Çolak, ikinci bir Belözoğlu olabilirdi ama onda, Belözoğlu'ndaki karakter gücü bir türlü oluşmadı. Karakter deyince her zaman iyilik - kötülük olarak düşünüyoruz. Bahsettiğim bu değil. Belözoğlu'ndaki hırs, tutku, liderlik, konsantrasyon gibi mental güçler yani sahaya yansıyan karakter Çolak'ta hiç oluşmadı. Çolak son yıllarda Türkiye'de çıkan en özellikli orta saha oyuncularının başında gelir ve saman alevi gibi performansları bile Galatasaray'a iki şampiyonlukta ciddi katkı vermiştir.


2011-2012 sezonunda Fatih Terim, Riera'dan verim alamayınca kanatsız 4-4-2'ye geçmiş ve sola Çolak'ı koymuştu. Çolak o şampiyonlukta çok fayda sağladı. Ayrıca 2014-2015 sezonunda da 2. yarı şampiyonluğa giderken Galatasaray devre arası transfer yapamadı. Bu şampiyonluk gibi iç transfer gerekti ve Hamza hoca Emre'yi bazen sağ kanatta, bazen 8 numarada kullanmış, Emre de çok iyi maçlar çıkarmıştı. Mesela şampiyonluk yolunda bir Akhisarspor deplasmanında yaptığı asistle maçı koparmıştı. 


Emre'nin saman alevi performansları bir türlü daimi olamadı. 11-12 sezonu şampiyonluğunun ardından sağa Hamit, sola Amrabat transferi gelince Emre yer bulamadı. 14-15 şampiyonluğun ardından da sağa Podolski transferi geldi ve Emre yine kendisine yer bulamadı. 14-15 şampiyonluğunda katkı sağlamasına rağmen 15-16 sezonunda ilk maçlarından birine Atletico Madrid karşısında çıktı ve bu maçta ilk 30 dakikada yaptığı bir iki top kaybı nedeniyle ıslıklandı. Ağlamaklı bir yüzle kenara geldi ve oyundan alındı. Ona haksızlık yapıldığını düşünüyordu bence de haksızlık yapılmıştı. Ligin 2. yarısında Riekerink döneminde de iyi maçlar oynadı. Türkiye Kupası'nın kazanılmasında ciddi katkısı oldu ve ayrıldı. 


Evet haksız ve ağır eleştirilmiş olabilir ama ergen çocuklar gibi buna trip atmak ve Galatasaray'a karşı tavır almak işte senelerdir oturtamadığı karakter zayıflığının bir diğer göstergesi. 


Uğur Karakullukçu, Emre Çolak İspanya'da başarısız oldu demişti. Bu pek doğru değil. Emre'nin oyunculuk meziyetlerini çok beğendiğim için özel olarak takip ettiğim oyunculardan biridir. Emre İspanya'ya gittiğinde çok iyi karşılandı. Yeteneği zaten malum 1-2 maçta seyircisini büyüledi. Orada, Galatasaray taraftarından göremediği sevgi ve saygıyı görünce etkilendi. Kendisini futbola verdi ve ilk devre olağanüstü bir katkı sağladı. Ligin ilk 3 ayında Deportivo'da ayın futbolcusu seçildi ki o Deportivo'da Babel de vardı ve Beşiktaş'taki kadar iyi oynuyordu ama ona rağmen Emre parlıyordu. İlk devre sonunda kilit pas istatistiğinde Toni Kroos ve Neymar ile yarışıyordu. Hem de Deportivo gibi alt sıra takımlarından birinde! Takım arkadaşlarından biri "Athletic güçlü bir takım ama bizde de Emre Çolak var" diye röportaj bile yapmıştı. 


Nihayetinde Emre müthiş bir ilk devrenin ardından yine saldı. Ligin 2. yarısında vasat oynamasına rağmen Deportivo taraftarı onu yine de yılın futbolcusu seçmişti. Şimdi Karakullukçu, Emre başarısız oldu diyor ama bizim çok sevdiğimiz Enes Ünal'ın Emre Mor'un falan La Liga performanslarını üst üste koy, iki ile çarp Emre Çolak'ın ilk sezonunun ilk devresi kadar yapmaz. Burada yine Dostoyevski'nin sözüne geliyoruz. Sevdiğimiz insanların yanlışlarında doğrular, sevmediğimiz insanların ise doğrularında yanlışlar ararız. Enes'in performansını bu kadar abartırken, Çolak'ın performansını düşük bulma sebebi bu... 


Nitekim Emre'de karakter zaafiyeti var işte, başarınca salıyor. O direnç, güç yok. 2. sezonuna da salmış bir şekilde başladı ve maçların 90 dakikasını zor çıkarıyordu. Denk gelen maçlarda izledim temposu düşüktü. Yine müthiş toplar atıyordu ama düşük enerjisi çok sırıtıyordu. Herhalde Başakşehir'e gider veya Deportivo'da kalır. Ergen tavrı yüzünden Galatasaray'a dönemez. Kendisine biraz baksa Galatasaray'da iki kanatta ve merkezde iyi bir rotasyon oyuncusu olurdu en kötü ama o şansı kendisi kaybetti. 


Benim bu iki Emre yerine transfer önerim ise Efecan Karaca. 28 yaşında. Oyun tarzı, yaşı ve maliyeti göz önüne alırsak 2011'deki Engin Baytar transferine çok benzetiyorum. Üstelik Efecan Galatasaray altyapısından yetiştiği için de bence çok gerekli bir transfer. Hem orta sahada her pozisyonu yedekler hem de kulüp altyapısından yetiştirme kuralını karşılamış olur. Bu sezon 5 gol 7 asistle ciddi bir katkı da sağladı. Bu transferi maaş ve bonservis toplam 1-2 milyona bitirmek, Emre Akbaba'ya bonservis artı maaş muhtemelen toplam 10 milyon euroluk bir yatırım yapmaktan bence daha mantıklı.


Genç, yerli oyunculara 10 milyon euroluk yatırımlar yapılıyor, çocukların üzerinde ağır bir baskı oluşuyor ve İstanbul'u, parayı kaldıramayıp batabiliyorlar. Bakın Tarık'a Galatasaray bu sezon da 1.6 milyon euro verecek. Bonservis ve maaş Galatasaray Tarık Çamdal'a 10 milyon euronun üzerinde ödeme yaptı! Anadolu'dan oyuncu denenecekse bence Latovlevici gibi denenmeli. Uygun maliyetli alır, çıkış yapabileceğin bir kontrat imzalarsın. Örneğin Tarık ile neden 5 yıl imzalıyorsun yahu? Kim kapacak senden Tarık'ı. İmzala 1-2 yıl üstüne de sadece kulüp opsiyonlu 2 yıl daha opsiyon koy. Çocuk müthiş bir patlama yapsa bile Avrupa takımları senden bedava kapamasın 2 yıl opsiyonunu kullanır uzatırsın. Kulüpler bu oyuncular karşısında gerçekten çok kötü pazarlık yapıyor. Şimdi Latovlevici mesela doğru mantık. Oyuncu tutmadı. 25 maç maddesi koymuşsun son derece akıllıca. 25 maçı karşılayamadığı için gönderiyorsun. Zarar etmiyorsun. Efecan gibi Latovlevici gibi, Serdar Gürler gibi denemeler batırmaz kulübü ama Tarık Çamdal gibi transferler batırıyor. 


Son tahlilde Fernando - Belhanda - Transfer - Donk - Selçuk - Efecan da yeterli değil. Altyapıdan iyi bir orta saha var mı bilmiyorum ama bir transfer daha gerekebilir buraya. O da genç potansiyelli bir yabancı olabilir.


KANATLAR


Kanatlarda Yasin gidecek ve geriye Feghouli - Garry Rodrigues - Sinan Gümüş üçlüsü kalacak. Kanatlar da görüldüğü üzere çok eksik. Garry Rodrigues 28 yaşına geldi bence 12-13 milyon euro ve üzerinde teklifler kabul edilmeli. Hem para gerekli, hem de Garry, yerine oyuncu bulunmayacak tarzda bir isim değil. Mesela 15'e Garry'i satıp 5'e Trezeguet'i almak mantıklı olurdu. 


Sinan Gümüş hala ilk 11 olgunluğunda değil. Terim'in gelecek sezon iç transferlerinden biri Feghouli olmalı demiştik. Ben Serdar Gürler transferini de yukarıda Efecan konusunda anlattığım gibi oldukça gerekli görüyorum. Serdar Gürler Türkiye'nin en underrated futbolcusu olabilir. Geçen sezon 13 gol ve 6 asist. Bir önceki sezon da 17 gol 6 asist yapmış futbolcuyu neden bu kadar küçük görüyorlar anlamış değilim. 2 sezonda Türkiye'de 30 gole ulaşmış 5 tane futbolcu var mı?


En önemlisi gole koşmayı biliyor. Galatasaray kanatlarındaki eksiklerden biri bu. 2. forvet koşusu bilmemek. Serdar Fransa altyapılı bir oyuncu ve oyun aklı var. Bana Aminu'yu soruyordu birçok arkadaş. Aminu'da mesela bu oyun aklı yok. Topsuz koşu bilmiyor, topla vedalaşmayı da bilmiyor. Fiziği hem hız, hem güç olarak iyi Umar'ın ama Serdar oyun aklı olarak farklı. Yine Osmanlıspor küme düştüğü için 1-2 milyon euroya kapatılabilecek, alınması mantıklı bir risk. Tutmayabilir ama tutmasa da batmazsın. Denenebilir bir oyuncu. Hem de daha 26 yaşında. Bence Terim zaten alacak Serdar Gürler'i. 


Fakat Feghouli - Garry veya yeni transfer - Serdar Gürler ve Sinan Gümüş de yeterli görünmüyor. Recep çıkabilir mi? Herhalde hoca yaz kampında test eder. Bence kanada bir transfer daha gerekli. 


DEPLASMAN GOLCÜSÜ


Son olarak santrforlarda bir yıl daha yaşlanan Gomis ve Eren var. İkisi de iç saha golcüsü ve deplasmanlarda Gomis'in oyun yapısı sorun oluyor. Ceza sahası dışında topla buluştuğunda etkisiz. İleride top tutup oyunu kanatlara açmada zayıf. Uzun vurulan topları indirmede de zayıf. Bunları büyük maçlarda daha çok efor sarfedip daha iyi yapıyor ama her maç yapacak fizik gücünün olmadığının farkında, çok zeki ve sınırlı olan enerjisini ceza sahasında yakalayacağı pozisyonlara saklıyor.


İç sahada ise şahane bir ceza sahası golcüsü. Geçen yıllarda Galatasaray iç sahada tek kale oynayıp puan verebiliyordu. Atamayana atarlar maçları illa ki her sezon 1-2 kez oluyordu. Bu sezon ise hiç olmadı çünkü Gomis atıyor. 3 tane gelsin illa birini atıyor. Bitiriciliği yüksek ve ceza alanı içinde kendisine alan açmayı çok iyi biliyor. 


Şimdi Eren, Gomis'in sakatlığında alternatif olabileceğini geçen sezon 2. yarının başındaki maçlarda gösterdi ancak her ikisinin de verimli olamadığı deplasman maçlarında takımı hücuma çıkarabilecek. Kontra tehditlerle rakip savunmayı geride tutacak bir santrfor gerekli. Böyle üstün fizik gücü ile hem top tutacak, kanatlara açacak, hem de rakip savunma aralarına koşular atacak bir oyuncu. Aboubakar tarzında üstün fizikli bir golcü kiralanabilir. Veya scout ekibi böyle bir potansiyel de bulabilir. 


6 TRANSFER GEREKLİ


Yani Galatasaray'ın, Nagatomo'yu tutsa ve hiç oyuncu satmasa bile; bir stoper, bir 8 numara, bir yedek 8 numara, iki alternatif kanat ve bir de alternatif golcü ihtiyacı var. Yani tam 6 transfer gerekli ve 6'sı da nokta atış olmalı.



GÜNCEL YAZILAR