"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

Hepsinden önemlisi euro!

11/08/2018



Maça geçmeden önce çok daha kritik bir konuda iş işten geçmeden konuşmak gerek.

Euro bir iki gün içinde yaklaşık 2 TL değerlendi. Sabaha ne olur kimse bilmiyor. Bu durumda sahadaki maçtan önemli hususlar var ve onlara değinmek lazım.

Evvela kulüplerin giderlerinin büyük bir bölümü oyuncu maaşlarına gidiyor. Oyuncu maaşları da bir gecede bu kadar ciddi oranda arttığına göre kulüpler gelirlerinden fazla futbolcu maaşı ödemeye başlayabilir. Bu da batmak demek oluyor. Bilet gelirleri, kombine gelirleri, döviz zamanında sabitlendiği için yayın gelirleri, TFF'den galibiyet ve beraberlik gelirleri TL cinsinden olduğu için Süper Lig kulüpleri gelir ve gider dengesini tutturmakta zorlanacak. Sadece Avrupa'da mücadele eden 5 takım ek olarak UEFA'dan EURO cinsinde gelir elde edecek. Bu 5 takım dışındaki 13 takımı önümüzde zor bir iki sezon bekliyor. O yüzden tüm planlar değişmeli. Eğer yabancı futbolcuların maaşları ödenemeyecek boyuta gelirse hem bedelsiz olarak serbest kalabilirler hem de UEFA, gelecek bir iki sezonda Türk takımlarını Avrupa kupalarından men eder. Bu gerçekleşirse UEFA'dan gelecek EURO gelirleri de yok olur ve 3-5 sezon, büyük bir bocalama içine girilir. Bu demek oluyor ki, EURO 7.5 seviyelerine gelmişken tüm transfer politikaları değişmeli. Galatasaray UEFA'dan hatırı sayılı gelir elde edeceği için bir derece daha rahat ama Fenerbahçe hemen Slimani transferinden, Beşiktaş da Ospina transferinden vazgeçmeli. Hatta Galatasaray da 8 numara transferinde rotayı değiştirmek zorunda kalabilir. Yine keza sözleşmesinin bitimine 1 yıl kalmış Emre Akbaba için 3 milyon euro civarında bonservis ödemek de büyük bir lüks haline geldi. Feghouli, Gomis, Belhanda, Muslera, Maicon gibi futbolcuların maaşları da öyle. Bunlara 2-3 milyon euroluk teklifler dahi geliyorsa elden çıkarmak düşünülmeli. Garry'e de aynı şekilde 7-8 veren varsa satılmalı.

Galatasaray'da gelecek sezon Selçuk İnan, Eren Derdiyok, Tarık Çamdal, Donk, Tolga Ciğerci gibi yüksek maaş alan futbolcuların sözleşmeleri bitecek. Bir dönüşüm gerçekleştirebilmek için sarı kırmızılı takımın şansı daha yüksek ve bu şans geri tepilmemeli... Şimdi maça geçelim.


ANKARAGÜCÜ PUTSİLA'YI ARADI


Maç öncesinde beklentim, Ankaragücü'nün bu maçtan puan veya puanlar alması yönündeydi. Ben olsam Fernando - Selçuk ikilisi, solda Garry, sağda Onyekuru, ileride Eren ve 10 numara Feghouli ile çıkardım. Gerideki 5'li de bu maçtaki gibi olurdu. Belhanda ve Gomis'in, forma adaleti için kesilmesi gerekliydi. Fatih Terim de bunu yaptı. Bence Feghouli de kurunun yanındaki yaş olarak yandı. Akhisarspor maçında Feghouli'nin kötü oynamadığını düşünüyorum. 

Genel olarak fena bir kadro değildi, Mariano'nun dönüşü önemliydi ve Galatasaray, ilk yarım saatte bulduğu gollerle maçı çevirme noktasında biraz da şanslıydı ama hepsinden önemlisi Ankaragücü Putsila'yı aradı. 

Ankaragücü transfer döneminde hücuma pek iyi takviyeler yapamasa da savunmayı sağlama almıştı. Kone bir önceki sezon Ligue 1'de devamlı ilk 11 oynamış bir stoper. Yalçın, Pinto, Erdem ve Hopf da oldukça tecrübeli ve ligi bilen oyuncular. Önlerindeki Faty de öyle. (Faty'i pek beğenmiyorum kötü pozisyon alıyor ve çok kolay top kaybediyor ama uzun boyu ve ligi tanıması ile bir iki sezon kümede kalma hedefindeki bir takımın işini görebilir) Bu 6 savunmacı ile sağlam bir savunma yapacaklarını düşünüyordum ama basit goller yediler ve skoru koruyamadılar. İlk 30 dakikada 2-1 yenik duruma düştükten sonraki 60 dakikada da maçı çevirebilecek yaratıcılıktan uzaktılar. İsmail Kartal cesur bir ilk 11 çıkarmıştı. Putsila'nın yokluğunda tek forvetten çift forvete dönmüştü ama iki forvet ve kanatlara iyi servisler gelmeyince bu cesur hamle işlevsiz kaldı. Özellikle 1-2'den sonra yaratıcılık anlamında çok zayıf kaldılar. Ben Serdar Aziz'i kimse savunmazken savunan biriyim, çok da beğenirim ama Maicon ve Serdar'ın bu akşamki performansları yanıltıcı olur zira onların savundukları forvetlere hiç de iyi servisler gelmedi. Şüphesiz iyi oynadılar ama maç onların iyi oynaması üzerine kurgulanmıştı. 

Öte yandan Ankaragücü tecrübeli savunmasına yakışmayacak basitlikte goller yedi. Korner ve kendi kalesine atılan goller Galatasaray için merhem oldu. Mariano, Linnes'in aksine bu tehlikeli topları atmayı sürekli deniyor ve o denemelerinden birinde de yine gol geldi. Geçen sezon Alanyaspor maçında da ilk golde aynısını denemiş yine rakip stopere kendi kalesine gol attırmıştı. Bu tesadüf değil. Burada oyuncu kalitesi söz konusu, ceza sahasına bomba salıyor ve bazen bombaya basıyorlar. Brezilyalı yine Linnes'e oranla kalite farkını ortaya koydu.


DONK - FERNANDO İLE SEZON BİTMEZ


Fenerbahçe'de Aykut Kocaman, Vitor Pereira ve Dick Advocaat dönemlerinde üç sezon boyunca yerden yere vurulan, defansif ve korkak futbolun tanımı olarak gösterilen Josef de Souza - Mehmet Topal ikilisi Galatasaray'ın Donk - Fernando ikilisinden daha nitelikli bir ikili. Galatasaray bu ikili ile geçiş döneminde bir şampiyonluk aldı ama koca sezon bu ikili ile bitmez. Bu iki oyuncu taraftarı küstürecek cinsten bir ikili. Selçuk İnan'ın ölü hali bile (ki 3. golde asist öncesi pasta, Donk'un olmadığı yerlerde yine o vardı) Donk'a nazaran futbolcuyum diye bağırıyor. 

Galatasaray bir sekiz numara transferi yapmalı ve bu ikiliyi bozmalı. Transfer yapılamıyorsa bile başka bir sistem ile başka çareler düşünülmeli. Öte yandan Fernando da geçen sezon devre arasında yaşadığı sakatlığın ardından hala eski haline dönemedi. İlk golde Mokhtar'a basmakta çok geç kaldı. Yine kaza Onyekuru da bu ligin dinamiklerini öğrenecek ve o pozisyonda rakibi bozmasını veya hiç değilse faul yapmasını öğrenecek.

Selçuk İnan bu bitik kondisyonu ile bu sezon son 30-40 dakika çok iş yapacak gibi görünüyor. Hem skoru aldığında topu tutmak, tempoyu düşürmek için, hem de skor gerektiğinde topu savunmadan çıkarmak için lazım edecek ama o da ilk 11'de tempo kaldırabilecek durumda değil. Ne Donk'tan, ne Selçuk'tan ne de Belhanda'dan Fernando'ya tam bir partner olamıyor. Fatih Terim için bu durum üç tarafı çıkmaz bir sokak gibi. Badou Ndiaye çok sorunu çözer ama alacağı maaş beraberinde çok sorun getirir. Bu da iki ucu çıkmaz sokak...


EN ÖNEMLİSİ EREN'İN GOLÜ


Galatasaray için maçta en pozitif an, Eren Derdiyok'un gol atması oldu. Takım, Bafetimbi Gomis'e bir süre daha onsuz da kazabildiğini göstermesi gerek. Zira Gomis'i geçen sezon sayısız defa övdük ama onun kupa maçında yaptığı davranışı da yıllardır bir Galatasaray futbolcusunda görmedik. 120 dakika hayalet gibi sahada dolaşmak olur, formsuzsundur, kondisyonun eksiktir olabilir. penaltı da kaçabilir ama bir Galatasaray futbolcusu kaybedilmiş bir kupadan sonra makara yapamaz. Burası Dingo'nun ahırı değil. Ciddiyet gerektirir. Gomis, Galatasaray taraftarının sevgisi kolay kazanmadı. Çok emek ve alın teri döktü şimdi bunları bir çırpıda çöpe atmamalı. 

Ülkenin yaşadığı ekonomik kriz ortadayken, kulübün UEFA ile olan müzakereleri biliniyorken zam da zam diye tutturmak yüzsüzlüktü. Böyle bir durumda ya gidersiniz, ya da kalıp emek verirsiniz. Hem gitmeyip, hem de takımı sabote edemezsiniz. 

Galatasaray iyi bir başlangıç yaptı. Bundan sonraki iki maç iç sahada olacak ve 3'te 3 yaparak toparlanma ihtimali doğacak. Bu ihtimal için takımın var gücüyle hedefe yönlendirilmesi gerek. 


VAR ÜÇ BÜYÜKLERE YARAR


Son olarak daha evvel sosyal medyada yazmıştım. Tekrar edeyim. VAR sisteminin zayıf Anadolu takımlarına yarayacağı yönündeki söylem romantik ve gerçekçilikten uzak bir söylem. Öyle olması istendiği için söylenmiş bir laftan ibaret. Gerçekte VAR, en çok hücum eden takımların işine yarar. Üç büyüklerin kaçan penaltıları, sayılmayan golleri daha az kaçacak artık. VAR kendi yarı sahasına kapanıp sille tokat savunma yapan anlayışlara zarar getirecek bir sistem. 

Üç büyüklerden birinin maçında, üç büyük aleyhine hatalı bir karar verilmişse sadece o takımın taraftarı bağırır. Öte yandan üç büyük takımdan birinin lehine hatalı bir karar verilirse 17 takım birden bağırır. Bu 17 takımın çok çıkan sesi, medyada sürekli üç büyüklerin kayrıldığı algısını yaratırken aslında üç büyüklerin çok sayıda penaltısının verilmediği atlanıyor. Fenerbahçe'nin geçen sezon bir sürü penaltısı verilmedi. Türkiye'de hakemler, üç büyükler arasında takımlarına sırtını dönen taraftarlar varsa o takımlara acımıyor ve bir nevi gövde gösterisi yapmaya bayılıyor. Geçen sezon Fenerbahçe'de 2010-2011 sezonunda da Galatasaray'da bunu görmüştük. Göreceksiniz VAR sistemi bu Ankaragücü - Galatasaray maçında olduğu gibi uzun vadede üç büyüklerin işine yarayacak. 



GÜNCEL YAZILAR