"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

14 Gün

28/08/2018



2-3 ay arayla değinmek zorunda kaldığım bir husus oluyor. Kendimi tekrar edeceğim için evvela özür diliyorum ama önemli. Futbol, tuttuğumuz takımların; kendi kendisiyle maç yaptığı bir oyun değil. Futbol, bizim bilgisayar oyunlarımızdaki gibi 'Computer'e karşı oynanmıyor. Satranç gibi bir rakibe karşı oynanıyor. Dolayısıyla rakibin seviyesi, en az sizin performansınız kadar tabelada belirleyici oluyor. Rakibi hiç bilmeden, düşünmeden yapılan yorumlar da o kadar hatalı ve zayıf kalıyor.


Galatasaray, Göztepe'yi 1-0 yendi diye kötü diyenler bu durumu gözardı ediyordu, Alanyaspor'u 6-0 yendi diye müthiş ilan edenler de gözardı edecek. 


Geçen hafta Galatasaray, Göztepe karşısında da hiç fena bir oyun oynamadı. Gayet iyi oynadı ama esas Göztepe kendi seviyesine göre çok iyiydi, çok dirençliydi. Birçok kişi çıktı, Galatasaray'ı tek farklı, zar zor yendi diye yerden yere vurdu ve kimse Göztepe'nin aslında ne kadar büyük bir direnç ortaya koyduğunu yazmadı. Halbuki Göztepe'nin çok iyi oyunu mutlaka yazılmalıydı. Sadece bir hafta sonra da o Göztepe'nin Fenerbahçe'yi yenmesini, Galatasaray'ın da daha zayıf bir rakip gelince nasıl 6 tane attığını izledik. 


Galatasaray - Göztepe maçında iki takım da yüksek tempoya çıkmıştı. Maçı izlerken sanki 10. hafta maçı, iki takım da çok zorladı kendisini diye düşünmüştüm. İlk 3 hafta itibariyle de o maç kadar tempolu bir maç izlemedim Süper Lig'de. Maç sonu muhabirlerden biri "Böyle temposuz bir maçta bu kadar sarı kart görmenizi nasıl karşılıyorsunuz" diye Fatih Terim'e bir soru sordu. Fatih Terim de hemen, maçın temposuz geçtiğini düşünmediğini, sezonun ilk haftalarına göre gayet tempolu bir maç olduğunu söyledi. Maalesef muhabirlerimiz, yazarlarımız oyunu pek izlemiyor. 


Şimdi, geçen hafta sadece Galatasaray'ı izleyenler, Galatasaray'ın maçlarını kendi kendisiyle oynuyor zannedenler yazılarını 180 derece değiştiredursun... Bense Galatasaraylıların hevesini kursağında bırakmak istemem ama bu maçın kesinlikle ölçü olamayacağını yazacağım. 2. golü yedikten sonra tamamen dağılan, Süper Lig'de ilk 3 hafta izlediğim takımlar arasında fiziksel açıdan en kötü durumdaki takım Alanyaspor'du. 


TAKTİK GÜZEL AMA KONDİSYON YOK


Alanyaspor 2-3 yıldır 'üstü forma, altı sorma' bir takım. Hücumda Vagner Love ve Emre Akbaba kaybedilse bile Junior Fernandes, Djalma, Bobo, Efecan, Villafanez gibi yetenekli oyuncuları zaten var. Sorunları hücum değildi. Geçen sezon da 3 attılarsa 4 yediler. Sorunları çok kötü olan savunmalarıydı ama baştan teşhisi yanlış koydukları için transferi hep orta saha ve hücuma yani güçlü noktalarına düşündüler ve zayıf noktalarını olduğu gibi bıraktılar. 


Stoperleri çok yetersiz. Stoperlerin önü boşluk, iyi bir defansif orta saha bir türlü alamadılar. Mesut Bakkal bu kadro teşhisini bir kere yanlış yaptı. Sonra da daha önemlisi takımın fizik kondisyonu yerlerde sürünüyor. 


Mesut Bakkal daha evvel ligin 2. yarısında aldığı takımları ligde tutma noktasında başarılı olmuştur ama bir takımı sezon başında devralıp da bir şey inşa ettiği olmamıştı. En son Mersin İdmanyurdu'nu sezon başı çalıştırmıştı ve Mersin o sezon küme düştü. 


Şimdi yine fiziksel olarak berbat bir takım var. Maça Emre Akbaba ve Belhanda'ya birebir markaj yaptırarak başladı Mesut Bakkal. Aynı zamanda Maicon'u da tuttular ve Ahmet'i bomboş bırakarak Ahmet Çalık'ın oyun kurmasını istediler. Bunlar çok iyi düşüncelerdi ve Galatasaray ilk yarım saatte, Alanyaspor yorulana kadar zorlandı. Gel gelelim hücum oyuncuları çok bitik. Ne Bobo, ne Djalma hiç baskı yapamadığı için Galatasaray maçı sürekli rakip yarı alanda oynadı ve bu şekilde direnme şansları da yoktu. 


Nitekim ilk yarıyı bir şekilde 1-0 bitirmeyi bildiler ama 2. yarının başında 2. golü yeyince dağıldılar. Üstüne yorgunluk da bindi. Mesut Bakkal, maç içi taktiklerinde iyi şeyler düşünebiliyor ama hem kadro planlaması, hem de takımın fizik kondisyonunun bu kadar kötü olması farklı mağlubiyeti getirdi. Herhalde ilk gönderilen teknik adam da kendisi olacak. 


FATİH TERİM'İN ÖNLEMLERİ İŞE YARADI


Galatasaray'ın Akhisarspor ile oynadığı Süper Kupa maçı 5 Ağustos'taydı. Yüksek tempo yaptı dediğim Göztepe maçı ise 19 Ağustos. İki haftada Galatasaray'ın fiziksel olarak çıkabildiği seviye beni çok şaşırttı. Evvela bunu söylemek isterim. Basın kartına başvuru yaptım eğer bu sezon çıkarsa Fatih hocaya sormak istediğim soruların başında bu geliyor. 14 günde bu takımın fizik ve mental kalitesi nasıl bu kadar yükseldi? Belhanda, Gomis, Feghouli üçlüsünü aynı anda yedek bırakmanın bunda katkısı ne kadar oldu? 


Galatasaray, Akhisarspor ile oynadığı Süper Kupa maçını sadece kaybetmedi. Aynı zamanda çok ezik bir oyun oynamıştı. Terim'i delirten de bu oldu. Gomis ile gemileri yakma nedeni de bu. Risk aldı ve bu risk, takımın ciddiyetini kazanmasını sağladı. Herkes bir kendisine geldi. Takımın üzerindeki ölü toprağını atmasını sağladı. 


Şu açıdan eleştirilebilir. Terim son yıllarda çok fazla oyuncuyu gözünü kırpmadan harcamıştır. Gökhan Töre - Ömer Toprak olayından Ömer gitti, Volkan Demirel milli takımda afaroz edildi, Arda'lar, Burak'lar aynı şekilde, Hoffenheim'dan Kerem Demirbay için oynama garantisi mi vermedi ne olduysa o da Almanya'yı seçti falan filan. Bunların hepsinde futbolcular da hatalı olabilir ama mesele haklı, haksız meselesi değil. Bu sorunları yumuşak şekilde de çözebilirdi. Riera - Melo kavga ettiğinde bu yolu seçmişti ama bunlarda kestirip attı. Bunu Gomis'te de yaptı. Eski Terim de keskin kararlar veren bir adamdı ama bu son 4-5 yıldaki kadar keskin mi? Bilemiyorum. Belki 3. dönemine dair yaşadığı bir pişmanlıktır bu. Belki 3. döneminde arkasından iş çevirip kendisini kovduranları zamanında kesip atmadığını düşünüyordur. Bunu bilemiyorum ama 3. döneminden sonra Terim daha da sert kararlar almaya başladı. 


Şimdi bu bir tarz, ben Akhisarspor maçı sonrasında Terim'i eleştirdim. Oyuncularla kavga edildiğini ve bunun kötü sonuç doğurabileceğini yazdım. Ancak bu tarz, kötü sonuçlar doğurmadı aksine takımın 14 günde kendisine gelmesini sağladı. Bir nevi şok etkisi yarattı ve ayaklar yere bastı. Nihayetinde bu bir sonuç alma oyunu. 14 günde takımı fiziksel olarak, kafa olarak kendine getirmek için ne yapacağın sana kalmış. Sonucu alan haklıdır. Oyun, yoğurdu nasıl yiyeceği konusunda yiğide karışmaz. 


DONK YOK, HIZ VAR


Biraz da teknik konuları yazalım. Takımın rakip yarı alanda oynama nedenlerinden biri de takımı sürekli kendi sahasına doğru geri çeken, el freni Donk'un oynamamasıydı. Buna karşın Fernando önünde Belhanda - Emre ikilisi Trabzonspor maçı için henüz erken. 


Badou Ndiaye bence takımı da tanıyor zaten, fiziksel olarak hazırsa Fernando - Ndiaye - Belhanda üçlüsü ile başlamak ve Emre'yi sağ öne atmak gerek. Emre hakkında daha önce yazdığım yazılarda da sıkça değinmiştim. Alanya'da merkez oynamak ile Galatasaray'da merkez oynamak çok farklı. Burada henüz kararları olgunlaşmış değil. Sağ önde oynadığında daha çok geniş alan bulur ve daha rahat oynar. Bir de fiziksel olarak geçen seneki kadar iyi değil. Güçsüz gördüm Emre'yi. Geçen sezon yere daha sağlam basıyordu.


Çoğu futbolcu için maçta gösterdiği performans ölçü değil. Eren ve Sinan gibi oyuncular goller atmış olsa da onları bugünkü performansa göre değerlendirmek doğru olmaz. Zira ilk yarı Alanyaspor'un direnci kırılmamışken kötü, ikinci yarı Alanyaspor dağılınca iyi göründüler. 2. yarı performanslarına bakarak bu oyuncular için öyle büyük heveslere kapılmamak lazım. 


Gel gelelim iki oyuncu ise rakibin durumundan bağımsız olarak saygıyı ve övgüyü hak ediyor. Bunlardan ilki 32 yaşında olmasına rağmen 22 yaşında gibi yüksek bir enerjiye sahip olan Nagatomo. Aerobik olarak o kadar çevik ki onu bu konuda insanoğlu ile kıyaslayamayız. Maymunlarla falan yarışır. Yorulmak bilmedi ve defalarca bindirdi. 


İkinci övülmesi gereken isim Belhanda. Oyun meziyetlerinde bir fark yok. Belhanda yine aynı Belhanda ama fiziksel olarak çok iyi durumda. Belhanda Dünya Kupası'nda oynadığı için kendisine verilen izinden 4 gün önce kampa katılmış ve idmanlara başlamıştı. O kararlılığın karşılığını ligde 3. haftadan itibaren almaya başladı. Aslında Göztepe maçında da çok koşmuştu ama topları kötü kullandı. Bu maç da öyle. Bir nefis ara topu atıyor, bir bakıyorsun çok amatör bir top kaybediyor. Başından beri böyle bir oyuncu Belhanda. Oyun istikrarı çok düşük. Bir hareketi top class seviye oluyor, bir sonraki amatör. Bir iyi, iki kötü, iki iyi bir kötü gidiyor. Aslında Feghouli'nin Süper Kupa ve hazırlık maçları performansı Belhanda'dan daha iyiydi ama herhalde antrenmanlarda didinen Belhanda'ydı.



GÜNCEL YAZILAR