"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

Küçük Liverpool'a doğru...

15/09/2018



Maç yazılarını bundan sonra dört farklı dilimde yazmayı düşünüyorum. İlk bölümü maç başlamadan önce ilk 11'ler açıklanınca, ikinci bölümü devre arasında, üçüncü bölümü maç bitiminde ve 4. bölümü de basın toplantısı sonrasında yazacağım. 


Galatasaray'ın özellikle bu sezon, maçların ilk yarısıyla ikinci yarısını çok farklı oynayabilen, rakibi açana ve ilk golü atana kadar çok zorlanan ancak sonrasında yağmur gibi baskı kurabilen bir takım kimliğine büründüğünü de göz önüne alırsak bu yazıyı daha geçerli kılacaktır. Bunu Alanyaspor maçında da görmüştük. O yüzden ilk yarı ve ikinci yarıyı ayrı yorumlamak daha doğru yorumlar çıkmasına neden olacak.


MAÇ ÖNCESİ


Fatih Terim ilk 11'de sürpriz yaptı. Bunu bekliyorduk. Ozan'ı oynatmak için zaten fırsat arıyordu. Onun yerinde başka bir teknik direktör olsa, 10 kişiden 9'u stoperde Donk - Serdar yapar, Fernando'yu da ortaya koyardı.


Fakat geçmişi iyi analiz etmek, gelecekte neler olabileceğini öngörme konusunda işe yarayabiliyor. 2011-2012 sezonunda (Fatih Terim'in 3. döneminin başlangıcı) Galatasaray'da yine baba stoperler vardı. Yüksek maliyetli, tecrübeli oyunculardı bunlar. Ujfalusi - Servet ikilisi ile başlamıştı sezon ve yedeklerinde de Gökhan Zan vardı. Olmazsa sol bekler Hakan Balta ve Çağlar da yedek stoper oynayabilen oyunculardı. (Hakan o zamanlar henüz sol bek oyuncusu olarak görülüyordu. Onun kariyerinde çok önemli pozisyon değişimini sağlayan isim Mancini olmuştu) Fatih Terim o sezona Ujfalusi - Servet ikilisi ile başladı ama Servet aksayınca yerine Gökhan veya Hakan'ı koymak yerine 20 yaşındaki Semih Kaya'yı koymuştu. Mesela aynı cesareti 2009'da Semih 18 yaşındayken Bülent Korkmaz gösterememiş ve Kewell'ı stoper oynatmıştı. Terim ise Bülent Korkmaz'ın aksine elinde stoper oynayabilecek tecrübeli alternatifler olsa bile genç stopere güvenmiş ve pozitif sonuç almıştı. 


O zaman olduğu gibi bugün de tecrübeli alternatifleri vardı. Donk'u, Fernando'yu stopere çekme alternatifleri mevcuttu ama yine Ozan'a güvendi. Bunu 2011'deki gibi yapıp Ozan'ı oynatabileceğini 7 Eylül'de twitterda yazmıştım. Zira Terim böyle bir teknik adam. 


O dönem kanatlarda Emre Çolak'ı, stoperde de Semih'i kullanan Terim yine bir kenar oyuncusu Yunus'u ve yine bir stoperi Ozan'ı kullanmakta çekinmiyor. Yunus da tıpkı Çolak gibi müthiş bir tekniğe sahip eğer Emre Çolak gibi ezik, sinik bir karakteri olmazsa; Emre'nin yapamadığı patlamayı yapabilir. Ozan'sa Semih'in sahip olmadığı bir fizik avantajı sahip. Stoper olsun diye doğmuş çocuk. Semih'ten çok daha potansiyelli görünüyor.


Maç öncesi Ozan'a şaşırmadım, şaşırdığım isim Sinan Gümüş'tü. Ben takımın en kariyerli ve en çok kazanan oyuncusunun bu kadar dışarıda tutulmaması ve kazanılması gerektiğini düşünüyorum. Zira 33 yaşında falan değil daha 28 yaşında Feghouli. Belki bir kanat oyuncusu için artık Valencia dönemindeki gibi yeterince çabuk olmayabilir ama bu yaşından sonra 10 numaraya çekilebilirse bu Mancini'nin Hakan'ı stopere çekmesi gibi son derece hayati bir hamle olur. Merkezde Galatasaray'ın çok ihtiyaç duyduğu beyin Feghouli olabilir. Emre merkezde o görevi kaldıramıyor, yere sağlam basamıyor ve zayıf kalıyor. Emre'yi rakip ceza alanına daha yakın topla buluşturmalı ve daha geniş alanda oynamalı. Merkezdeki dar alanda değil, kanattaki geniş alanda oynamalı. Emre özellikleri bakımından sağ forvet gibi oynamaya daha yatkın. Sinan gibi iyi şutör, Sinan gibi forvet özellikli ama Sinan'dan çok daha çabuk, Sinan'dan daha doğru kararlar veriyor ve gol koşularını çok çok daha iyi yapıyor. Feghouli ise yere daha sağlam basan, sırtı dönük daha iyi top alabilen, 11-12 sezonunda devre arasında alınan Necati gibi daha iyi top tutabilecek (ki Galatasaray hücumda bunu yapabilecek bir futbolcuya çok ihtiyaç duyuyor) ve daha çabuk düşünebilen bir oyuncu. Şimdi ilk 11'de Feghouli'nin olmamasının geçerli sebepleri olabilir. Biz antrenmanları izlemiyoruz, bence son ilk 11 başladığı Süper Kupa maçında da o kadar kötü değildi ama herhalde antrenmanlarda isteksiz, ruhsuz. Her antrenmanı yaptıran Terim olduğu için, hak etmeden formayı vermek istemiyor olabilir bu normal ancak aldığı tüm süreleri iyi değerlendiren ve son hazırlık maçında 2 gol atan Muğdat'ın neden verilen şansları değerlendiremeyen Sinan yerine düşünülmediğini pek anlamadım.


Fatih Terim'in 2011-2012 sezonundaki başlangıç taktiği de 4-1-4-1'di. 11. haftadaki Fenerbahçe maçıyla 4-4-2'ye dönmüştü. Bu sezon da 4-1-4-1'e zorluyor ama bence hem Emre özellikleri gereği 8 numaraya yatkın değil. (Enerjisini savunmada harcamayı hiç bilmiyor) Hem kanatlar 4-1-4-1'in kanadına yatkın değil, hem de bu sistem Fehouli gibi oyunculara da uymuyor. 


Bana göre Galatasaray kadrosunda optimum orta saha kurgusu Badou Ndiaye - Fernando ikilisi, önünde Feghouli 10 numara pozisyonunda, sağda Emre Akbaba ve solda da Garry Rodrigues şeklinde. Santrforda ise rakibine ve iç saha veya deplasman maçına göre Eren oynayabilir veya Onyekuru yada Muğdat oynayabilir. Terim henüz o sistem değişikliğine gitmedi ama bence yine 2011-2012 sezonundaki gibi 10. haftaya kalmadan bu 4-1-4-1 sisteminin gitmediğini görüp bazı değişimlere gidecektir. Galatasaray bu sistemle kazanıyor ama optimum faydayı bulamamış durumda. Bu kadronun başka dizilişle, başka sistemle daha iyi oynama, özellikle 0-0'ı daha kolay aşma ihtimali olduğunu düşünüyorum.


Kasımpaşa'ya gelirsek. İlk 4 haftada 12 puan aldılar ama oyunlarının hakkı maksimum 7-8 puandı. Rize'de mucizevi bir galibiyet ile başladılar. Başakşehir karşısında ikinci hafta yine çok şanslılardı. Sivas deplasmanında yine rakipleri 0-0'ken dünyaları kaçırdı. Ankaragücü ise en net galibiyetleri olsa da, yine kesin üstün oynanmış bir maç değildi. İlk 4 haftanın şüphesiz en iyi kalecisi Ramazan'dı mesela. En çok kurtarış yapan isimdi. Yani pozisyonlar veriyorlardı ama futbol şansı yanlarındaydı. Geçen haftaya göre Tarkan yerine Pavelka vardı 11'de. Bu orta sahanın teknik ve yaratıcılık kapasitesini bir tık düşürüp, top kapma ve defansif mücadele seviyesini bir tık arttırma adına küçük bir defansif değişiklikti.


İLK DEVRE


Terim hücumda 4-3-3, savunmada ise 4-1-4-1 gibi bir diziliş hayal ediyor ama kanatlar özellikle 4-1-4-1'e geçişte geç kaldığı için Kasımpaşa bekleri çok sayıda orta kesme fırsatı buldular. Sinan maç öncesi düşüncelerimin aksine ilk devrede hücumda en hareketli isimdi. İlk 11 başladığı maçlarda oyunun içinde kalamıyor diye çok eleştirdiğim bir isimdir ve bu maçta ise oyunun içinde kalmayı bildi, kopuk kopuk oynamadı. İlk yarıda Garry ve Emre daha az etkili olabildi Sinan'a göre. Öte yandan Sinan'da göbek bölgesinde biraz fazlalık görünüyor. Zaten kalın oyuncu, biraz daha çabuk olabilmesi onun adına çok önemli. O kiloları mutlaka vermesi gerek.  


Sinan hücumda etkili olmasına karşın savunmada ise yine zararlıydı. İlk devrede Kasımpaşa'ya çok fazla orta izni verildi çünkü kanatlar savunmada 4-1-4-1 olmayı bilmiyor. Sinan hem pres algısı düşük bir oyuncu, nerede, ne zaman hangi alanı kapatacağını, hangi adama ve ne zaman basacağını bilmiyor, hem de zaten pres enerjisi de düşük bir oyuncu. Mariano'yu yalnız bıraktığı gibi Linnes'i de yalnız bıraktı. Garry ise maç eksikliği yaşıyor. O da geçmişte yapmadığı kadar Nagatomo'yu yalnız bıraktı. 


Badou Ndiaye henüz %60-70, Garry de %70-80'i ile oynuyor. Kanatlar beklere yeterli desteği veremeyince Galatasaray savunmasının karşıladığı toplar Kasımpaşalı oyuncularda kalmaya başladı ve Kasımpaşa bekleri sık sık orta kesebildi. Bu ortalarda çok etkili bir oyuncu olan Diagne ise Serdar'dan fırsat bulamadı. Serdar hava toplarında mükemmel bir ilk yarı oynayınca Kasımpaşa belki 2-0 önde bitireceği ilk devrede 0-0'ı kabul etmek zorunda kaldı. 


Linnes, Fatih Terim'den sonra birebir savunmayı çok daha sağlam yapmayı öğrendi. Bu sayede Trezeguet'i birebirde fena savunmadı ama pozisyon alma bilgisi düşük olduğu için Trezeguet'i 3-4 kez arkasına kaçırdı. Bu pozisyonlarda genç Ozan'ın zamanlaması çok iyiydi ve Trezeguet'e geniş alanı vermeden, erken müdahale yaparak, etkili olabilecek pozisyonları başlamadan önledi. Linnes'in Trezeguet'i 3-4 kez kaçırma nedenlerinden biri de hazır olmayan Ndiaye'nin ve doğru baskıyı yapmayı bilmeyen Sinan'in o bölgeden çok fazla derin top atılmasına izin vermesi oldu. Linnes bu kaçırmalar dışında ilk yarıda çok kritik bir kontrayı da ters kademe ile kesti. 


Galatasaray'ın ilk yarıda rakibi açamama nedenlerinden biri oyun kurmada Mariano'yu aramasıydı. Eskiden Mariano ve Maicon ile geriden daha rahat top çıkaran Galatasaray onu Linnes ve Ozan ile yapamadı. Ozan ilk maçı olduğu için doğal olarak o konuda sorumluluk üstlenmedi. 


Eren alternatifsizliğin omuzlarına yüklediği ekstra sorumluluk altında ezildi. Kendisi belki Galatasaray'ın 1. santraforu olabilecek seviyede bir oyuncu değildir ama bugünkü kadar kötü bir oyuncu da değil kesinlikle. Senelerce İsviçre Milli Takım santrfor havuzunda yer almış bir oyuncu Eren ve bu oynadığından daha faydalı olabilir. Terim zaman zaman 4-6-0 denemeleri yaparsa belki Eren de biraz rahatlar. 


İKİNCİ YARI 


Fatih Terim'in başarısız bir ilk yarının ardından bir şeyleri değiştirmesini bekliyorduk ama ne oyuncu değişikliği ne de sistemsel bir değişiklik gelmedi. İkinci yarının hemen başında Ozan'ın biraz geç kaldığı pozisyonda Diagne golü atsa 2. yarı bambaşka başlayabilirdi. Kasımpaşa'nın ilk 4 haftada yanında olan futbol şansı bu maçta karşısındaydı. 


Kasımpaşa 2. yarı başında golü bulamayınca Galatasaray buldu. Galatasaray kötü kullandığı bir duran topta oluşan karambolde, Eren'in kötü son vuruşu sonucunda golü buldu. İlk 4 haftanın en iyi performans gösteren kalecisinin altından geçti top. Futbol böyle bir oyun işte. 


Rakip golü yer yemez açılınca Galatasaray için en istenilen oyun başlıyor. Galatasaray hücumcuları set oyunu oynama konusunda pek becerikli değil ama hızlı hücum konusunda çok becerikli. Galatasaray pas oyunu oynayabilecek bir takım değil. Zaten pas sayısı, topa sahip olma gibi konularda çok gerilerde. Ligde 10. sıralarda yer alıyor. Galatasaray'ın bunu yine ilk 4 seviyesine çekmesi gerekir ama Başakşehir ve Beşiktaş seviyesinde pas oyunu oynamayacaktır Galatasaray. Bu takım; kontra oyunu oynayan, biraz Liverpool futboluna yatkın bir takım. Alanyaspor ve Kasımpaşa maçlarında ilk golü yiyen ekiplerin açılır açılmaz nasıl delik deşik olduğunu gördük. Jürgen Kloop'un Liverpool'unda da bunu sürekli izliyoruz. Onlar da 2 senedir ilk golü atana kadar çok bekliyor. İlk golü atınca hiç anlamadan 4-5 yapıyorlar. 


İlk yarıda pek etkili olamayan Garry çok müthiş iki bitiricilikle farkı açtı. Garry'nin ilk golü öncesinde Badou Ndiaye'nin dikine top sürmesi ve derin pası çok değerliydi. 


Şimdi ara ara hep yazıyorum, Badou Ndiaye'nin ne kadar değerli olduğunu hep anlatmaya çalışıyorum. O zaman bana diyorlar ki "Yahu çok abartıyorsun tamam çok iyi pres yapıyor ama oyun kuramıyor" Bu yorum gerçekten çok laf olsun diye yapılmış bir yorum. Messi'ye hava topuna çıkamıyor demek gibi bir şey. 


Badou Ndiaye zaten bir oyun kurucu değil ama oyun kurulumuna, topun dolaşım hızına çok katkı sağlayan bir oyuncu zira hem çok çabuk hem de dikine dripling yapıp, rakibin orta saha hattını delebiliyor. Klopp bunu yapabilen bir orta sahası olsun diye 8 ay sonra sözleşmesi bitecek Naby Keita'ya tam 60 milyon euro verdirdi. Ndiaye bir Keita değil ama onun bir tık altı ve sistem için Keita gibi çok gerekli. Terim'in yaratacağı takım da bir Liverpool değil ama Badou sayesinde onun bir tık altı olabilir. (Emre Akbaba'yı da sağ kanatta Salah gibi kullanmak lazım)


Oyun kuramıyor denilen Ndiaye; Donk, Medel, Topal hatta Fernando gibi oyunculara göre oyun kurulumuna çok daha yardımcı olan bir orta saha. Zira Donk gibi daha teknik ama ağır bir oyuncudansa, Ndiaye gibi daha az teknik ama çabuk bir oyuncu rakibin merkezini delmeye daha çok yarar.. İngiltere'de kalkıp birisi "Kante oyun kuramıyor" diye eleştiri yaparsa adamla dalga geçerler. Kante oyun kurucu değil ama hareketliliği ve çabukluğu ile oyun kurulumuna, topun dolaşım hızına katkısı büyük. Ndiaye de öyle. 


İlk yarıda çok iyi oynayan Ozan, ikinci yarının başında kaçırdığı Diagne'ye karşı ceza alanında biraz acele bir hamle yapınca penaltıya sebep oldu. Verilir, verilmez ona hiç girmeyeceğim. Ceza alanı içinde o hamleyi yapmamayı, daha sabırlı olup beklemeyi öğrenecektir zamanla. Terim; Lokomotiv Moskova maçında da Ozan'ı oynatma riski alır mı bilmem. Bence almamalı. Gençleri yavaş yavaş ama sağlam kazanmaktan yanayım. Donk - Serdar ikilisi ve orta sahada Fernando - Ndiaye bence daha doğru olur. Hoş Donk'un stoper karnesi de çok kötüdür. O da Lokomotiv Moskova karşısında büyük sorunlara neden olabilir ama biri olacaksa Donk olsun, Ozan olursa onda daha kalıcı sorunlara neden olabilir. Hemen 2. maçında Şampiyonlar Ligi arenası bence erken...


3-1'den sonra Kasımpaşa belki tekrar umutlanabilirdi ama Serdar Aziz bir kez daha Diagne'nin üzerinden kafayı bu kez rakip ceza alanı içinde vurunca skoru 4-1 yaptı ve maçı bitirirken bence maçın adamı olma hakkını da bu golle elde etti. 


Oyuncu değişikliklerinde yorulan Garry'nin çıkması doğal, sanırım bir ağrı hissettiği için Linnes'in de çıkması doğal ama bence son bölümde çok yorulan Ndiaye de çıkmalıydı. Ndiaye Şampiyonlar Ligi'nde de çok gerekli ve biraz daha az yorulsa, daha iyi olabilirdi. Hoca biraz da Yunus'a şans vermek için kenar oyuncusu çıkarmayı uygun buldu sanırım. 


MAÇ SONU


Maç sonu basın toplantısı ile ilgili yorum yapılacak bir şey yok. 20 dakikalık basın toplantısında merak edilebilecek bir şey sorulmadı çünkü. Alanyaspor ve Kasımpaşa maçlarında rakibi çok zor açıp sonra nasıl farka gidildiğini, bunun neyle ilgili olduğu veya Feghouli'nin durumu sorulmadı. Bu konularda hocanın fikrini öğrenmek güzel olabilirdi. 


Takım Lokomotiv Moskova maçı öncesinde doğru sistemi, optimum oyun düzenini bulabilmiş değil. Lokomotiv Moskova maçında ilk golün yenmesi çok büyük sıkıntı doğurabilir ama Rus ekibi bu sezona oldukça kötü başladı. Hem Süper Kupa'yı kaybettiler hem de 7 haftada sadece 9 puan toplayıp 8. sırada kaldılar. Bu açıdan henüz hazır olmayan Galatasaray'ın şanslı olduğunu söylemek lazım.



GÜNCEL YAZILAR