"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

Galatasaray, Akhisarspor'a neden kaybetti?

23/09/2018



Fatih Terim, Lokomotiv Moskova maçı ilk 11'inden 4 oyuncuyu değiştirdi. Eren - Onyekuru, Sinan - Belhanda, Mariano - Linnes ve Donk ile de Ozan değişti. Bu kadar değişikliği çok bulmuyorum. Açıkçası az bile. Geldiğinden beri çok yük bindirilen ve hiç dinlendirilemeyen Emre de kenara alınmalıydı bana göre. 


Emre herhalde kötü bir kamp dönemi geçirip Galatasaray'a geldi. Transfer dönemi nedeniyle aklı idmanda mı değildi bilmiyorum ama geçen sezona göre daha güçsüz ikili mücadelelerde. Galatasaray'a gelir gelmez, neredeyse hemen 11 oynamaya başladı, Milli Takıma gitti, orada da oynadı, çok seyahat yaptı, her maç takımın en çok koşan ismi oldu, hafif sakatlandı iyileşti bir şey olmaz dediler yine Lokomotiv Moskova maçında oynadı ve bu maçta artık dinlenmeliydi ama Feghouli sezon başından beri kazanılamadığı için ve Belhanda da güvenilmez bir karakter olup kendisini attırdığı için takımın en çok maaş alan üç oyuncusundan ikisi olan Arap futbolcuların disiplinsizliği yüzünden Emre rotasyona girip, dinlendirilemedi. Fatih Terim 96-2000 dönemindeki gibi, kim oynarsa oynasın kalitenin fark etmeyeceği bir rotasyon yaratmak ve şekilde istikrarı koruyarak üç kulvarda olmak istiyor. Bunu Donk - Fernando, Mariano - Linnes, Garry - Onyekuru gibi bazı mevkilerde sağladı ama takımın en yüksek maaş alan üç oyuncusundan ikisi yedek bile olamıyorlar. Belhanda cezadan sonra olacak herhalde ama Feghouli büyük hayal kırıklığı.


Feghouli'yi her zaman övüyorum, potansiyeli büyük, çok zeki futbolcu, 10 numara da oynar falan diyorum ama oyuna bir giriyor, maşallahı var şişmiş! Yedek kulübesinde çalışacağına salmış. Kilolu dönemindeki Sneijder oyuna girdi sandım. Bu iş böyle olmaz. Ya satılmalı ya da bu şekilde kilo alıp şişecekse de aklı başına gelene kadar kadro dışı bırakılmalı.


Bugün Emre'nin güçsüzlüğündeki tek etken bu dinlendirilememe değil ama nedenlerinden biri olduğu kesin. Üstelik son pas ve şutları ayarlayamamasında yorgunluk etkisi daha çok göze batıyordu. Hele ilk yarıda sol çaprazda Garry Rodrigues bomboşken onun sol ayağına ve sert attığı pas, Garry'nin topa direkt vuruş yapamamasına neden oldu ve yaptığı kontrol sonrasında da açısı kalmadı. Emre'nin bir ofansif orta saha için pas şiddeti ve isabeti çok düşüktü. Şut için zaten hiç açı ve güç bulamadı. Ayrıca oyun görüşü de bir ofansif orta saha için düşük Emre'de. Ljajic gibi, Oğuzhan gibi çeşitli opsiyonları görerek oynama becerisi yok. Gol pozisyonuna girme noktasında ise doğal bir becerisi var. O da Oğuzhan'da yok mesela. Çok hareketli olması, marke edilememesini ve sık sık pozisyona girmesini sağlıyor. Bu en iyi özelliği ve onun daha çok Talisca tarzında 2. forvet olarak kullanılması gerektiği düşüncesini doğurdu bende. Tabi Galatasaray'da iyi bir sağ kanat olmadığı için sağ kanatta 2. forvet gibi oynarsa daha iyi olacaktır. 


GALATASARAY'IN BAŞARISIZ OLMASINI SAĞLAYACAK İKİ NEDEN


Emre'nin dinlendirilmemesi dışında Galatasaray'ın başlangıç 11'inde hata olduğunu düşünmüyorum. Efendim maçı izledikten sonra "Neden Eren başlamadı?" demek kolay. Eren, Ocak ayına kadar her maç oynayacak değil. Kaldı ki Eren kariyeri boyunca çok sağlıklı, hiç sakatlanmayan bir adam olmadı. Aksine çok ağır sakatlıkları oldu. Elinde Eren dışında alternatif yokken onu ligin son sıralarında, hocası gönderilmiş bir takıma karşı bile dinlendiremezsen çok zorlar 2-3 ay sakatlarsan eldeki bulgurdan da olursun.


Galatasaray'ın şampiyon olamamasını, Avrupa'da ilerleyememesini sağlayacak en büyük iki neden çok bariz. Biri Muslera'nın devreye kadar sakatlanma ihtimali, öbürü de Eren'in devreye kadar sakatlanma ihtimali. Bu ikisi ilk devreyi kapatacak bir sakatlık yaşarlarsa iş işten geçer.


Eren'den başka forvet alınmaması haklı ve büyük bir infial yaratırken, Muslera dışında kaleci alınmaması neden hiç konuşulmuyor anlamıyorum. Fatih Terim 2013-2014 sezonunda da Muslera'ya yedek almamış şimdi İsmail Çipe'ye güvendiği gibi Eray İşcan'a güvenmişti. Muslera ilk devrede 1-2 aylık bir sakatlık geçirince hem ligde, hem Şampiyonlar Ligi'nde çok sayıda maça Eray İşcan çıktı. Avrupa'da bir mucize ile gruptan çıkıldı ama ligde kaybedilen puanların telafisi olmadı ve şampiyonluk kaybedildi o sezon.


Şimdi İsmail'e de güveniliyor ama İsmail geçen sezon 2. Lig'de oynayan bir kaleciydi. 2 lig'de oynarken birden 2 lig yükseldi. Süper Lig'in zirve takımına çıktı, üstüne bir de Muslera olmazsa Şampiyonlar Ligi'nde, en üst seviyede oynayacak. Kendisini geçen sezon ligin ilk yarısında Karagümrük'te izlemiş biriyim. Hem yan topları, hem oyun başlatmaları bu seviye için çok yetersiz. 2-3 hazırlık maçında kalburüstü oynadı diye İsmail'e güvenmek hayati bir risk. Bakın Eray çıktı Şampiyonlar Ligi'ne Bale 30 metreden bir tane vurdu bir daha kendisini toparlayamadı. Hem genç bir kaleciye yazık, hem de takıma yazık. 


Fatih Terim nedense yedeğe yabancı kaleci düşünmüyor. Halbuki 12 yabancısı var Galatasaray'ın. Tecrübeli bir yedek kaleci olsa örneğin Carrosso veya atıyorum Fenerbahçe'de kadro dışı olan Kameni kiralansa... Ligde yedekte İsmail oturur, bu tecrübeli kaleciler tribünde bekler ama 2-3 aylık bir sakatlık olursa, köprüyü geçene kadar seni kurtarırlar. Ne olursa olsun şimdi Kameni ile İsmail arasında dağlar kadar fark var. Muslera'ya bir şey olsa Kameni seni idare eder ama İsmail edemez. 


"Efendim Yunus'a, Ozan'a güvenilsin diyorsun ama İsmail'e neden güvenmiyorsun?" diyebilirsiniz. Her genç oyuncuya da sırf genç diye güvenilecek değil! Bu ezbercilik olur ve Türk spor basınında en çok yapılan şeylerden olsa da benim en sevmediğim şeylerden biri bu. Ozan ve Yunus kendi yaş grubunda dünyanın sayılı genç oyuncularındandı. Parmakla gösterilen çocuklardı bunlar. Bunlara zaten güveneceksin ama İsmail 2. Lig'de bile sivrilemeyen bir kaleciydi. Şimdi genç diye halısahadan çocukları toplayıp güvenelim mi? Bu bizim şov meraklısı ülkemizde hep yapılıyor. Şimdi "Diego Reyes oynayacağına altyapıdan çocuk oynasın veyahut Diego Reyes gibi 1. Lig'de 20 tane stoper var" gibi yorumlar, aptal saptal şovmenlik için söylenmiş laflar. Bunları söyleyen ya akıllı, şov olsun diye söylüyor ve ilgi gördüğü için egosunu okşuyor ya da süzme aptal. Diego Reyes 4-5 ay sakatlıktan çıkmış. Öncesinde 50 tane Meksika Milli Takımı ile maçı var. Senin 1. Lig'deki stoperinin ne alakası var milli takım seviyesi ile, La Liga ile, Porto ile. Bu kadar aptal olmaya lüzum yok. Millet sinirlenmiş abartalım, şişirelim, şov olsun diye habire "Çıkarın gençler oynasın" demek de böyle. Genç oyuncu hazır değilse oynatmak çocuğa fayda değil zarar getirir. Yok edersin çocuğu. 


SERDAR VE FERNANDO MAÇTA DEĞİLDİ


Maça geçeyim artık. İlk devre karşılıklı ataklar vardı. 4-6-0 için biraz zaman gerekiyor. Biraz hazırlık maçlarında, Türkiye Kupası'nda falan oynamak gerekiyor. 


Ozan ve Ndiaye kendi önündeki alanı tamamen kapattılar. Akhisar o alanda hiçbir şey üretemedi ama Serdar ve Fernando savunmada resmen uyudular. Akhisarspor sürekli onların savunması gerektiği yeri deldi. O alan son derece yumuşak ve geçirgendi. Nitekim ilk gol de o alandan doğan verkaçla geldi. 


Serdar'ın Galatasaray kariyerinde çok uzun zamandır oynadığı en kötü maç bu. Fernando'da ise belirgin bir düşüş var ve geçen sezonki sakatlığından beri sürüyor. 


Mariano etkisiz ama önünde Sinan oynayan bir oyun kurucu bekin etkili olma şansı yok. Oyun kurucu bir bekin önünde hiç adam oynamasa daha faydalı olur. Sinan ne duvar oluyor, ne çizgiye inecek pas istiyor. Ne savunmaya yardım ediyor. Bir bek olsam önümde oynamasını isteyeceğim son isim Sinan olurdu. 


RAKİP YARI ALANDAKİ PRES EKSİK KALDI


Galatasaray çok erken ve uzun pas denemeleri ile çok hücumu başlamadan bitirdi. İlk yarının en iyi hücumu, Nagatomo'nun sıfıra inip çıkardığı ve Garry'nin kötü bir vuruşla yandan auta attığı pozisyon. O pozisyon dışında hiç organize gelemeyen bir Galatasaray vardı. Bu beklenen bir durum zira o organizasyonu yapacak oyuncuları yok Galatasaray'ın. Galatasaray bu sezon organizasyonla değil şok pres ve kontralarla golü bulacak. Bugün Onyekuru, Garry ve Sinan bu presleri yapmadılar. Sinan aslında bu presi yapamama nedeniyle Terim'in oyun anlayışına da çok ters bir oyuncu ama şimdiye kadar çok süre aldı. Tabi Kasımpaşa maçındaki iyi oyunu nedeniyle bu maçta ilk 11 başlamasını çok da yadırgamadım ama bu halde artık 11'i zor görür. Zaten hoca da basın toplantısında bunu ima etti. Sözün özü, Galatasaray'ın önde ciddi pres yapan hücumculara ihtiyacı var ve bunu yapabilecek en son adam Sinan. 


Geçen hafta ve Alanya maçında da Galatasaray uzun süre 0-0 gitmişti. Bu sezon Galatasaray'ın devreye 0-0 girdiği ama maçın 4-6 gol olduğu çok maç izleyeceğiz. Terim Kasımpaşa maçı sonrasında "Devre arasında gerekli uyarıları yaptık, ikinci yarıya fırtına gibi başladık ve fark attık" falan demişti. Çok yanlış bir değerlendirmeydi bu. Halbuki 2. yarının başında Diagne kale önünden net bir pozisyon kaçırmış, ardından Serdar Aziz'in ters vuruşunu Muslera kurtarmıştı. Bunlar içeri girse bugünkü Akhisarspor maçı gibi bir skor geçen hafta da son derece olasıydı. 


Galatasaray henüz savunma işini pek oturtamadı. Tabi savunma en önden başlar. En öndeki presin yeterliliği de iyi savunma yapmaya müsait değil.


MUSLERA FİŞİ ÇEKTİ


İlk gol uyuyan Fernando ve Serdar'ın hamlesizliği ile doğdu. 2. gol Muslera'nın özel başarısı desem abartmış olmam. Pas atıldığında Muslera çıksa çok rahat topu Manu'nun önünden alırdı. Hiç çıkmasa zaten açı çok dardı Manu topu ancak aut çizgisine yakın alır karşısında da Ozan olurdu. Muslera öyle müthiş bir zamanlama ile çıktı ki penaltı yapmayı başardı. 


Kusura bakmasın, Trabzonspor maçının 3. dakikasında kısa düşen degajı gole neden olmuş ve Galatasaray'ın kabus gibi başlamasını sağlamıştı. Akhisarspor maçının 2. golünde de direkt kendisinin hatası var. Süper Lig'in en çok maaş alan kalecisi. Dünyanın en çok kazanan 10 kalecisinden biri olabilir ama onun dışındaki diğer 10 kaleci bu kadar sık bireysel hata ile gol yedirmiyor. 


Muslera 2014-2015 sezonu sonundaki olağanüstü performansından sonra gelen 4. sezonunda da aldığı maaşın çok altında oynuyor. Efendim geçen sezonun sonunda çok iyi oynamış ve şampiyonluğu getirmişti diyebilirsiniz ama sezonun sonuna kadar da dünya kadar hatalı gol yedi. Üstelik hatanın sonuçlanmaması, olmamış anlamına gelmez. Geçen sezon 34. hafta Göztepe deplasmanında durum 0-0'dı. Muslera yine oyun başlatırken bariz bir hata yaptı ve elle topu gönderirken kendi arkadaşına mı ne vurdu. Orada Göztepe net golü kaçırdı. O pozisyon gol olsa ve 2. yarı maç dönmese tam bir facia. Muslera, Güney Amerikalı kalecilerde pek görülmeyen bir oyun başlatma zaafına sahip ve bu konuyu hiç geliştiremedi. 


Galatasaray'a ilk geldiğinde 2.5 milyon euro falan maaş alıyordu. Neden maaşı 3.575 milyon euroya çıkarıldı anlamış değilim. Onur Kıvrak da mesela dün diyor ki, "Ben çok fedakarlık yaptım ama yüzüm eskidi" Yahu ne fedakarlık yapacaksın 2.250 milyon euro maaş alıyorsun ama senelerdir Milli Takımda 3. kaleci bile olamıyorsun. Sürekli sakatlanıyorsun, sürekli tombulsun. 2009'da falan Trabzonspor kalesini devraldın 9 senedir bir adım kendini geliştiremedin. 


Böyle isimlerin zamlanması yerine satılması lazım. Yüzleri eskimesin yani. Bir yere kazık çakmaya gerek yok. Biraz maceraperest olmalı insan. Geçenlerde twitterda paylaşmıştım Güney Amerika'da menajerlik yapan işin ustalarından bir ağabeyim var. Kendisi Türk ama Türkiye'de bu işlerin nasıl ahlaksızca yapıldığını bildiği için Uruguay'da falan yaşıyor. Onun bir sözü vardı. "Sinan futbolcu kola gibidir, değerini bulanı hemen satacaksın, yoksa gazı kaçar eski tadı hiç alamazsın" demişti. Bu sözü çok beğenirim. Garry Rodrigues'in de yaşı gelmişken bu yaz yüksek paraya satılması gerektiğini düşünüyordum ama onun yerine kendisine zam yapıldı. Garry son iki maç mükemmel oynadı ve bu sözün makarasını yaptım sosyal medyada ama bence önemli bir deneyim barındırıyor içinde. Tabi tüm genellemeler, tüm örnekler için geçerli olacak diye bir şey yok ama bu sözün 'genelde' doğru olduğunu düşünüyorum. 10 futbolcunun 8'inde böyle oluyor.


Bugün Serie A'da Muslera'dan daha çok maaş alan sadece 2 tane kaleci var! Muslera ise Lazio'dan beklentileri karşılayamadığı için Süper Lig'e gönderilmiş bir oyuncuydu. Tamam yine büyük kaleci ama bu maaşlar şart değil.  Lazio'nun bugün as kalecisi 1 milyon euro maaş alıyor. Dünyadaki tek kaleci Muslera değil. Opsina Napoli'de vergileri çıkarınca 1.4 milyon euro maaş alıyor. 1.4 nere 3.575 nere? Hadi İtalya varken Türkiye'yi seçmezler tamam, kabul ama bunun için de 1.4 değil de 2 verirsin. Sırf Türkiye'ye gelsin diye 1.4'lük adam 3.575 vermek, piyasa değerinin 3 katı maaş dayamak akıl mantık işi değil. Muslera sadece bir örnek. Feghouli, Belhanda falan da aynı. 2.5'luk adamdır Avrupa dururken Türkiye'ye gelsin diye hadi 3 verirsin anlarım ama 1'lik adama 3 vermemek lazım artık. 


BASIN TOPLANTISI


Fatih Terim'in hem ilk yarı ile ilgili, hem Eren'siz düzen düşünceleri ile ilgili, hem Ozan'la ilgili değerlendirmelerini çok beğendim. "Bazı oyunculara verdiğimiz şansların, daha dikkatli kullanılmasına özen göstermeliler" dedi. Bu da güzel bir yorumdu. Son dönemdeki en iyi Fatih Terim basın toplantısıydı. Mağlubiyeti olgun karşılamış, dersler çıkarmış gibiydi. 



GÜNCEL YAZILAR