"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

Fatih Terim'in 4-1-4-1 hayali

29/09/2018



MAÇ ÖNCESİ


* Ndiaye'nin Şampiyonlar Ligi'nde cezalı olması, Porto deplasmanında Donk - Fernando ikilisini zorunlu kılıyor. Bu durumda Çarşamba akşamı stopere 4 alternatif kalıyor. Serdar, Ozan, Ahmet ve Maicon. Porto deplasmanında Serdar'ın yanına Ahmet, Ozan, Maicon üçlüsünden en makul olanı bence de Maicon. Hem tecrübesi, hem daha önce Dragao Stadı'nda neredeyse 100 tane maça çıkması, hem de kapalı savunma yaptığında defolarının azalıyor olması nedeniyle... Galatasaray Donk-Fernando ikilisi ile başlayınca, deplasmanda bir puan da kötü sonuç olmayacağından Maicon tarzı stoper çok sorun olmayacaktır. Maicon, Galatasaray kazanmak istediğinde, rakibi kendi sahasına hapsettiğinde, geride geniş alanda yakalanınca çok sorunlu bir isim. Zira ilk adımı çok ağır ama Porto deplasmanında zaten öyle alanlar olmayacak. Serdar - Maicon - Donk- Fernando dörtlüsü ağır ama sert, doğru pozisyonlar alarak alan vermemeye çalışacak ve rakibi kanatlara yönlendirecektir. Nihayetinde Dragao öncesinde maç ritmini bulması ve moralini düzeltmesi için de bu maça Maicon ile başlamak doğruydu. Uzun süredir 11 oynamamıştı.


* Formsuz ve özellikle son dönemde fiziksel olarak temposuz Fernando yerine Donk'un oynaması da doğruydu. Fernando Portekiz'de 90 dakika oynayacak ve öncesinde Erzurumspor maçında yorulmaması önemli. Nagatomo'nun dinlendirilmesi ve Ömer Bayram'ın oynaması da aynı şekilde doğruydu.


* Feghouli'nin Süper Kupa maçında Fatih Terim ile tartıştığı dedikodular çıkmıştı. Bu hafta da özür dilediği ve forma istediği haberleri çıktı. Herhalde doğru ki bu maçta Sinan, Onyekuru veya Muğdat yerine ilk kez Feghouli ilk 11'de başladı. 


* İlk 11'de bence tek hata Emre Akbaba'nın olmasıydı. Emre Akhisarspor maçında da çok yorgun görünüyordu ve dinlenmeye ihtiyacı vardı. Alanyaspor, Galatasaray, Milli Takım derken çok seyahat yaptı. Hem mental, hem fiziksel olarak yıprandı. Artık dinlenmesi gerekirken yine 11 başlaması sakatlık riskini arttıran bir hamleydi ve nitekim basit bir pozisyonda güçsüzlüğünden sakatlandı. Porto maçında oynayabileceği konuşuluyor ama bence artık riske edilmemeli. Bu kadar çok zorlanırsa 2-3 aylık bir sakatlık doğabilir. Bu kadar dar rotasyonda da bu riski almamak gerekir. Zira rotasyon dar olmasa bence Feghouli'yi de bir özür ile direkt 11'e almazdı Terim. Elinde başka kaliteli alternatifler olsa, Feghouli sadece özür dilemek değil aynı zamanda idmanda sağlam çalışmak zorunda da kalırdı.


* Bence kanatlarda Garry ve Onyekuru, 10 numara Feghouli, ileride Eren ve merkezde de Donk - Ndiaye şeklinde bir 4-2-3-1 yapılmalıydı ama Fatih Terim 4-1-4-1 hayalinden vazgeçmiyor. Maç öncesi 11'i gördüğümde de acaba Emre sağda, Feghouli 10 numarada olur mu diye bekledim ama Fatih hocanın bunu hiç düşünmemesi biraz hayal kırıklığı oldu.


* Erzurumspor ligin en zayıf kadrosu. Üstelik takımın tecrübeli yerlileri Özer Hurmacı ve Egemen de yoktu. Bu tip takımlar için tecrübeli yerliler büyük önem taşıyor. 


İLK YARI 


Fatih Terim'in 4-1-4-1 ısrarı. Emre Akbaba'nın rotasyona girememe nedenlerinden biri. Zira o bölgede oynayabilecek fazla alternatif yok. 6 numarada Fernando ve Donk rotasyona girebiliyorlar ama 8 numarada Ndiaye, Emre ve Belhanda üçlüsüne 4. bir isim eklemek zor. Selçuk'u artık çok ağır olduğu için hiç düşünmüyor. Hocanın 4-1-4-1 ısrarı ile Belhanda'nın 3 maçlık cezası da birleşince Emre Akbaba hiç dinlendirilemedi.. 


Fatih Terim 3. döneminin başında da 4-1-4-1 oynatma konusunda çok ısrarlıydı. Sağ kanatta Kazım, sol kanatta Riera, 6 numarada Melo, 8 numaralar Engin ve Selçuk en ileride de Elmander. 2011-2012 sezonunun tartışmasız en kaliteli kadrosu Galatasaray'da olmasına rağmen ilk 10-12 hafta, Fatih Terim 4-4-2'ye dönene kadar bu kadro bekleneni verememişti. İte kaka alınan 1-0'lık, 2-1'lik galibiyetler vardı. Zira oyuncu grubu Terim'in kafasındaki 4-1-4-1'e hiç uymuyordu. 


Terim istiyor ki savunmada 4-1-4-1 olalım, hücumda da 4-3-3'e dönüşelim. Ne Kazım sağ kanatta topla veya topsuz kat edebilir. Ne Riera sol kanatta topsuz veya toplu kat edebilir. Ne Selçuk merkezden topla çıkabiliyor. Engin dışında kimse dikine gidemiyordu. Melo stoperler ile orta saha arasında hapis kalmıştı ve en uçta Elmander de garibim yalnızları oynuyordu. Bu oyuncu grubu ile bu sistemin işleme ihtimali yoktu. Nitekim daha 10. haftalara gelmeden Riera ıslıklanmaya bile başlandı. Ne zaman Terim bu oyuncularla 4-1-4-1 oynanmayacağını gördü. İki kanadı birden değiştirip Emre Çolak ve Engin Baytar'ı kanatlara koydu. Melo'yu öne çekip Selçuk ile yan yana yaptı ve ileriye de Baroş ile Elmander ikilisini yerleştirdi. İşte o zaman Galatasaray bambaşka bir oyun oynamaya başladı. Bir de devrede Baroş yerine top da tutabilen, 10 numara gibi de oynayabilen Necati alınınca sistem daha da güçlü işlemeye başladı. 


O takıma 4-1-4-1 oynatmaya çalışmak 5 vitesli bir arabayı 3. viteste zorlamaya benziyordu. Bence bu takımda da aynı inadı yapıyor. Terim bu 4-1-4-1 konusunda kimden etkilendi? İspanyol futbolu mu onu böyle etkiledi bilmiyorum ama bildiğim, bu 4-1-4-1 oynama konusunda bir hayali var. 


Bu kez kanat oyuncuları (Garry ve Onyekuru) bu oyunu oynamaya daha yatkın.  Hatta Terim'in Galatasaray'a 4. kez geldiğinde ilk konuştuğu oyunculardan biri Garry'miş ve "Benim yıldızım sen olacaksın" demiş. Zira hem savunmada 4-1-4-1 olabiliyor hem de hücumda 4-3-3 olabiliyor. Hoca sağ kanat için ise o ismi henüz bulamamış gibi. Linnes'i neden sağ önde denemiyor onu da merak ediyorum. 


Şimdi bu oyuncu grubu ile Galatasaray'ın Başakşehir gibi top dolaştırması, sabırla set oynaması mümkün değil. Bu oyuncuların meziyetli pas oyunu meziyetleri değil. Bu takım hızlı hücum yapacak, önde basacak, 2. topları alacak, kaybettiği topu çabuk kazanacak ve şok preslerle rakibi bozguna uğratacak. 


Eren elinden geldiği kadar çalışıyor ama bir Elmander gibi değil. Garry fena değil ama daha iyi pres yapmalı. Emre çok yorgun olduğu için ön alan presini yapamıyor. Sağ kanatta zaten hem Sinan, hem Feghouli o işi hiç beceremeyen adamlar, Onyekuru da o konuda daha gelişmeli... Terim'in istediği seviyede presi rakip yarı alanda yapabilecek tek isim Ndiaye. Santrfor ve arkasındaki 4'lü hattan oluşan 5 futbolcu arasında Ndiaye dışında bu 4-1-4-1 düşüncesini Fatih Hocanın hayalindeki gibi uygulayabilecek oyuncu sayısı yeterli değil. Bir Ndiaye ve günündeyse Garry'nin katılımı ile yeterli olmuyor. 


Galatasaray rakibinin çok zayıf olmasından dolayı buna rağmen pozisyonlara da girdi. Erzurumspor kendi sahasında kaybettiği toplarda hem geniş alanda, hem de dağınık yakalandı ancak Garry, en sevdiği pozisyonları değerlendiremedi. Twitterda "Birisi Garry'nin egosunu dizginlemeli" diye yazdım ama tek neden ego da olmayabilir. Garry oyun görüşü düşük bir oyuncu. Bu pozisyonlarda boştaki arkadaşlarını görememiş olma ihtimali de az değil. 


Neyse Galatasaray'ın Alanyaspor maçında, Akhisarspor maçında ve Göztepe maçında olduğu gibi ilk yarıda rakibi boğamama nedeni set oynayamamaktan ziyade, rakip yarı alandaki presi yeterince sağlam ve çabuk yapamaması! Bu takım zaten pas futbolu ile rakibi boğacak bir takım değil. Bu takımın rakiplerini boğup ilk 30 dakikadan maç koparacak hale gelmesi için pas yapmayı değil, daha iyi pres yapmayı öğrenmesi gerek. Fakat hoca bunu yanlış isimlerden istiyor gibi geliyor bana. Sinan ile Feghouli ile sağ kanatta bunu yapma şansı yok. Bu 4-1-4-1'de inat edecekse devrede sağ kanat için Kuyt gibi bir oyuncu bulmalı.


Galatasaray çok parası olan bir kulüp olsa, teknik direktörünün hayalindeki sisteme göre transferlerini yapar ama öyle bir maddi imkan yokken, Terim'in hayalindeki taktiğe değil, elindeki oyuncuların oynayabileceği optimum oyuna göre bir plan kurgulaması gerektiğini düşünüyorum. Elindeki en optimum taktik, Feghouli'nin 10 numaraya çekileceği bir taktik olur. Zira o bölgede ciddi bir top atıcı, topa basacak ve oyuna zekasını katacak bir oyuncu eksiği hissediliyor. Böyle bir oyuncunun varlığı çok sorunu çözer. Hücumda ciddi manada yaratıcılık kazandırır. 


Bu arada Terim, 31. dakikada Emre sakatlandığında Fernando'yu oyuna sürmek yerine Onyekuru'yu sürse, kanatlara Garry ve Onyekuru'yu koyup Feghouli'yi 10 numaraya çekse yine çok daha optimum bir çözüm üretebilirdi ama yine Feghouli'yi 10 numarada düşünmedi.


2. YARI 


Aslında 2. yarı da çok farklı bir Galatasaray yoktu. Skor alınamadıkça daha hırslanılması ve baskı kurulması normal. Feghouli 60. dakikadan sonra bitti. Belli ki yedek kalınca klasik bir doğulu gibi davranmış ve küsmüş, çalışmamış. Kuzey Avrupalı olsa, yedek kaldığında daha çok çalışır ve bu takımın en zeki ve yetenekli hücum oyuncusu olduğunu kanıtlardı ancak işte bazı Balkan ülkeri olsun, bizim Türkiye olsun, bu Arap ülkeleri olsun. Buralardan çıkan insanlarda iş ahlakı, hırs, disiplin bulmak çok zor. Feghouli'nin Fransa'da doğup büyümesi çok önemli değil zira aileden gelen bir kültür bu. Bizim Emre Mor da Danimarka doğumlu ama hiç Danimarkalı gibi davranmıyor. 


Bizim doğu toplumlarında erkek çocuklar aptal saptal ayrıcalıklarla yetiştiriliyor. Aileleri onları zorluklardan kaçırıyor. Ergenlik yaşlarına gelene kadar sorumluluk verilmiyor, olgunlaşmaları da çok uzun sürüyor. Atıyorum çocuğun dersleri kötüyse, aile öğretmenleri suçluyor. Çocuk biriyle kavga ederse, karşı taraftaki çocuk çok şımarık oluyor. Oğulları ile ilgili bir eleştiri gelirse "Onlar kendilerine baksın" deniliyor. Kendi oğlumuzda hata olma ihtimali yok. Kusursuz çıkarmışız. Böyle koruma kalkanıyla 20'lere kadar giden çocuklar sonra o kalkan birden yok olunca da böyle aptala bağlıyorlar. Misal Feghouli neden oynamıyor? "Çünkü Fatih Terim onu kıskanıyor" Cidden böyle aptalca gerçeküstü şeylere inanıyor olabilir. 


"Öğretmen bana taktı" bunu 100 öğrenciden 90'ı söyler. Sen kimsin ya? Sana neden taksınlar. İyi not alınca 'ben aldım', kötü not alınca 'öğretmen verdi'. İnanılmaz şımarık, her biri dünyanın kendisi için döndüğüne inanan çocuklar yetiştiriyor bizim aileler. Seyirciler neden ıslıklıyor? "Çünkü onlar yabancı hayranı! Veya işte bizim yüzümüz eskidi. Aslında biz çok iyiyiz ama yüzümüz eskidi" Herhangi bir eleştiriyi kaldırabilecek durumda değiller çünkü hiç özeleştiri yapmamışlar. Hiçbir zaman, herhangi bir zaaflarıyla yüzleşmek zorunda kalmamışlar. 


Fatih Terim basın toplantısında da söylüyor işte. "Dar bir kadromuz var. Her oyuncumuzu kazanmak zorundayız" diyor. Bunun alt metni şu. "Bu Feghouli'yle falan uğraşılmaz, yeterince çalışmıyor ama el mahkum"


Neyse Feghouli ancak yorulduğunda son 25 dakika kaldığında 10 numaraya çekti Terim onu. Ki o zaman bile bir kıpırdanmalar oldu. Zira o hatta sırtı dönük top alıp, aralara servis yapabilecek oyuncu Garry ve Onyekuru'yu da oynatmaya başlar. Gel gelelim Terim, Feghouli git gel yapamadığı için merkeze çektiğini söyledi. Tam tersi aslında yapamadıkları için değil, yapabilecekleri için merkez oynamalı. Oyun zekasının yüksek olması, sırtı dönük top alabiliyor olması nedeniyle merkez oynaması lazım. 


Maçın son bölümünde Galatasaray savunmasının iyi iş çıkardığını söylemek lazım. Özellikle savunması nedeniyle eleştirilen Mariano çok top kaptı, çok açı kapattı. Ömer'in fiziksel durumu da çok iyi. Orta kesmeyi öğrenememiş Hakan Ünsal'a benziyor. Geçen sezon da böyleydi. Ligin en çok orta kesen beklerindendi ama orta isabet oranı düşüktü. Çok kesiyor çünkü çok enerjisi var, çok bindirecek gücü var ama kafasını kaldırmadan sert, kavisli arka direğe kesiyor. Hakan Ünsal da bazen kafasını kaldırmadan keserdi ama yerden, sert ve ön direğe atardı daha çok. Hakan Şükür de onu ezberlediği için oraya koşardı. Ömer'in de belli ezberleri öğrenerek daha iyi olacağını düşünüyorum.


Terim 96-2000'deki o müthiş rotasyona bek pozisyonlarıyla yaklaştı. Fatih Akyel, Capone, Ümit Davala. Sağ beke hangisini koysan diğerini aratmazdı. Hakan Ünsal ve Ergün Penbe. Bunlar da solda aynı rekabetteydi. Şimdi Donk - Fernando, Linnes - Mariano ve Nagatomo - Ömer ile o rekabeti arttırmaya çalışıyor ama ön bölgede malzemesi çok eksik.



BASIN TOPLANTISI - PORTO MAÇI


Basın toplantısında kayda değer bir şey olmadı. Fatih hoca yine beklenenden pozitif bir hissiyat içinde. Kasımpaşa maçı basın toplantısında da böyleydi. "Devre arasında gerekli konuşmayı yaptık, 2. yarı fırtına esti" demişti. Halbuki takımın konuşmayla düzelecek bir hali yok. Zira Kasımpaşa maçında 2. yarının başında %100'lük bir gol kaçıran da Kasımpaşa olmuştu. Akhisarspor maçındaki gibi 2. yarı başında golü Kasımpaşa bulsa maç bambaşka olabilirdi. 


Hem Akhisar maçında, hem bu maçta ne diyeceğiz şimdi? Gerekli konuşma mı yapılmadı yoksa motivasyon desteğinden daha köklü sorunlar mı var?


Şimdi Porto maçı çok farklı olacak. Bu sezon hiç oynanmamış bir oyun oynanacak. Rakip yarı alanda pres yapılmayacak. Geride sabırla beklenecek ve kanatlardan hızlı oyuncularla kontra atak denenecektir. 


Sanırım Linnes - Maicon - Serdar - Nagatomo dörtlüsünün önünde Donk ve Fernando onların önünde Belhanda, kanatlarda Garry ve Onyekuru ile ileride de Eren olmalı. Zira Emre Akbaba sağlıklı olsa bile bu maçta oynamamalı. 


Fatih Hoca basın toplantısında Eren'in sakatlığından bahsetti. Eren oynayamayacak durumda olursa da sağ beke Mariano, sağ öne Linnes, en uca da Onyekuru geçer. Veya sol öne Ömer Bayram, sağ kanata Garry, öne Onyekuru da olabilir. Linnes ve Ömer'in sürat ve dayanıklılığından böyle maçlarda kanatlarda da yararlanılabilir. Bu isimler de 4-1-4-1'in kanat oyuncusu olmaya yatkın. Hatta Feghouli ve Sinan'dan çok daha yatkın. 



GÜNCEL YAZILAR