"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

Tiyatro

24/11/2018



Galatasaray'da sakatlanan ofansif ortasaha Belhanda yerine sakatlıktan dönen defansif ortasaha Fernando ilk 11'e girerken takımın çok daha defansif bir kimlikle sahada olacağını düşünüyordum. Kayseri maçına Galatasaray, 3-3-2-2 gibi bir sistemle çıkmıştı. Üçlü stoper, önlerinde Mariano - Selçuk - Ömer üçlüsü, bunların önünde Belhanda - Feghouli serbest ikili ve en önde de Sinan ve Onyekuru bulunuyordu. Bu maçta ise 3-4-1-2'ye dönüleceğini, üçlünün önünde Fernando ve Selçuk'un oynayıp, Feghouli'nin ise forvet arkasında tek olacağını düşünüyordum. Fakat Terim, Kayserispor deplasmanında etkili olan 3-3-2-2 sistemine devam etti. Belhanda yerine Selçuk, Selçuk yerine Fernando geçmiş oldu. Tek fark Kayseri'de Belhanda sağ iç, Feghouli sol iç oynuyordu. Feghouli sola yakın olunca oyunu daha geniş açılı görüyor ve sağa yapışmıyor, oyunu daha çok açıyordu. Bu maçta ise Selçuk sol içe, Feghouli sağ içe geçince yine ataklar sağ tarafta birikti ve yine sol taraf kangren oldu, akışkanlık sağlanmadı.


Maç öncesi Galatasaray adına düşündüğüm en büyük handikaplardan biri Selçuk, Fernando ve Feghouli üçlüsünün merkezde ağır kalacak olmasıydı. Aykut Kocaman da bu üçlüye karşı Jönsson ve Jevtovic gibi iki ön libero kullanmış önlerine ise daha pırpır, ağır oyuncuların zor tutabildiği bir isim olan Abdul Razack Traore'yi koymuştu. Gel gelelim Konyaspor oyunu çok geride kabullendi ve Traore Galatasaray rakip yarı alanında çabukluğu ile fark yaratacak pozisyonlara hiç giremedi. Açıkçası Aykut Kocaman'ın ilk haftadan alan savunması öğütlemesi de Konyaspor'u çok fazla geri çeken, topu rakibe çok fazla teslim eden bir anlayışa itti. Galatasaray'ın biraz gücü olsa ilk yarıda baskıyı kurup maçı bitirebilirdi.


İLK YARI


FutbolArena'nın maç önü programlarında 60-70'e kadar 0-0 gidecek bir oyun beklediğimi söylemiştim. Tam beklediğim gibi bir oyun oldu. Buna karşın ilk yarıda Galatasaray'ı beğendim. Fernando beklediğimden çok daha sağlam döndü. Sadece bir hata vardı o da ilk yarının en net pozisyonuydu. Galatasaray stoperleri orta saha çizgisine basarken Maicon merkezde çok ağır kaldı ve rakibini kaçırdı. Normalde üçlü savunmada atlet oyuncular stoperlerin sağında ve solunda oynatılır ki, açık alanda daha kolay hamle için koştursunlar ama normalin üzerinde, çok ileride kurulan stoper hattında hızlı stoperler çok daha gerekli hale geliyor. Bu durumda merkezde hızlı bir stoperin bulunması, derinliği ayarlayabileceği için daha iyi avantaj sağlardı. Serdar, Maicon ve Ozan üçlüsünden en ağır olan Maicon yerine en hızlı Serdar olsa o pozisyonun doğmasını engelleyebilirdi. Bunu daha önce Tudor bu şekilde kurguluyordu. Elindeki en hızlı stoper Denayer'i üçlünün merkezine koyup savunmayı orta sahaya çıkarıyordu ancak rakipler topu şişirince Denayer'in hava toplarının çok kötü olması büyük sorun oluyordu. Denayer'in indiremediği toplar rakipler lehine ataklara dönüşüyordu. Halbuki Serdar ise ligin hava toplarında en iyi savunmacısı ve eğer stoper hattı orta sahaya kadar çıkarılacaksa merkez için hem havadan hem yerden Serdar daha doğru isim olabilir.


İlk yarıda Maicon'un bütün hava toplarını rakibe indirmesi ve Eren'in etkisizliği de dikkat çekiyordu. Gel gelelim kanatsız, sadece beklerle uzak ortaların olabildiği bu sistemde Eren tipi forvettense Kayseri'deki gibi daha çabuk iki forvet daha verimli olabilir. Örneğin Muğdat - Onyekuru ikilisi bence çok daha zorlayıcı olurdu rakip savunma için.


Lokomotiv Moskova maçı sonrasında "Galatasaray savunmadan pasla çıkmayı öğrenemediği ve bu kadar çok uzun top şişirdiği müddetçe, devre arasına kadar Eren'e muhtaç demiştim. Bu konuda da Denayer ve üçlü savunma konusundaki gibi kendimle çeliştiğim düşünülebilir ama yine şartlar başka bir durum oluşturdu. Selçuk, Maicon, Fernando, Feghouli ve Mariano gibi oyuncular birlikte oynayınca Galatasaray bu sezon başında hiç yapamadığı oyun kurma işini son haftalarda yapmaya başladı. Böyle olunca ileri top şişirme sayısı azaldı. İleri top şişirilmeyince de Eren'e olan gereksinim azaldı ve önde daha mobil bir forvet gereksinimi yükseldi. 


Bu arada ilk yarıda Muslera yine %100 bir hata yaptı. Her maç rakibe büyük bir gol şansı yaratıyor. Rakiplerin on numarasından daha yaratıcı. Gel gelelim gol olmayınca unutuluyor. Bu da unutulacak.


İKİNCİ YARI


İkinci yarıda daha kötü bir Galatasaray vardı. Konya bu bölümde bir tane daha kaleciyle karşı karşıya kaçırırken, bir topu da direkten döndü. Mariano'nun ters yere kestiği ortadan da gol geldi. Ömer de Mariano kadar orta kesiyor ama hepsi ön direkte patlayınca böyle pozisyonlar doğmuyor. Mariano en azından iki stoperin ortasına top gönderiyor ve oradan ters bir şeyler doğmasına neden oluyor. Bu sezon ikinci kez rakiplerine kendi kalesine gol atmasını sağlayan ortayı yapmış olması tesadüf değil. Buna karşın oyun içi pas, top kontrolü gibi konularda yine çok istikrarsızdı.


Galatasaray'ı 1-0'ı oyun olarak haketmeden kazanırken korumayı da bilemedi. 1-0'ken bile kontra atak yedi. 1-0'ken orta sahayı güçlendirmek yerine 3 forvet ile uzun süre oynamayı ve orta sahayı tek başına Fernando'ya bırakmayı anlamadım. Yedekte orta sahaya sokacak oyuncu yoktu doğru ama son 20 dakika için Linnes denenebilirdi. Maç 0-0'ken oyun kurmak gerekeceği için Linnes'i merkezde oynatmam ama maç 1-0'ken rakibi bozmak gerektiğinde Linnes orada koşar, bozar. O olmadı Nagatomo da aynısını yapar. Fernando çıkmak zorunda kalınca bu iki oyuncu yerine yine genç Celil'in girmesi de aynı şekilde gereksiz bir riskti bana göre. Aynı şekilde Yunus'un da. Maç 2-0 olsa, kopsa tamam ama orta saha bu kadar düşmüşken gençlerin omzuna bu kadar ağır yükü yüklememek daha iyi olurdu. 


MAÇ SONU


Müsabaka yine de 1-0 bitebilirdi. Serdar büyük bir hata yaparak emin olmadığı pozisyonda, ters ayakla atladı ama tekrarda gördük ki penaltı yapmamış. Evet VAR olmasa, ben de hakem olsam bu ofsayt giriş nedeniyle topla birlikte adamı biçti der penaltı çalardım ama VAR tam da bunun için geldi! VAR böyle ince pozisyonları dikkatle izlemek için gelmedi mi? 11 farklı açıdan görünce fark ediyoruz ki Serdar bir sanise önce topa vuruyor ve Sukubic de Serdar'ın ayağına basıyor. Bunu hangi kafayla tekrar gidip izlemezsiniz? 


Sadece bir önceki hafta Başakşehir, Rize deplasmanında bir penaltı yaptı. Hakem önce korneri verdi, sonra hemen telaşla ofsayt bayrağını görüp ofsaytı çaldı ki, VAR'a bakmak zorunda kalmasın. Ve ofsayt yoktu, Rize lehine penaltı vardı. VAR devreye girmesin istediler çünkü karar hoşlarına gitti. Burada da VAR devreye girmesin istediler. Bunun başka bir açıklaması olamaz. Bir teknolojiyi kullanmak neden istemesin bir insan?


Bugün Başakşehir bir maç eksiği ile 3 puan önde. Rize maçından 2 puanı çıkar, Galatasaray'a Konya maçında 2 puan daha ekle Galatasaray 1 puan farkla öne geçiyor. Başakşehir, Göztepe deplasmanında kaybetse lider Galatasaray oluyor. Sadece 2 haftada VAR'a rağmen 4 puanlık avantaj sağladı Başakşehir.


Galatasaray'a bu ağır cezalar neden verildi. Bu maçta neden VAR'a gidilmedi. Bunları, son 5-6 senede yaşananları takip eden herkes görebilir. Cevap TFF - Terim kavgası değil. TFF kendi başına karar alabilecek bir organizma değil. Bir değnek. Balık hafızalı olmayan herkes kimin kiminle problemi var. Kebapçı mebapçı nereden çıkarılmış bir figürandı anlar. Bu futbol dünyasında saha içini yazmak ve konuşmaya inat etmekten yoruldum.



GÜNCEL YAZILAR