"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

Uyuyan teknik heyet, uyuyan taraftar, korkan futbolcu

09/12/2018

Maçın 58. dakikasında Galatasaray 2. golü attığında herkes müsabakanın bittiğine emindi. Çok geçmeden Galatasaray sahada amaçsız bir görüntü içine girdi. Taraftar telefon ışıklarını yakıp maçtan koptu ve teknik heyet de bu kopuşu kenarda izledi. 


Herkesin malumu, Galatasaray bu sezon 60'tan sonra bitiyor. Peki teknik heyet neyi bekliyor? Feghouli ve Selçuk'un 60 dakikalık temposu olduğu malum. Mariano'nun fiziksel yaşadığı düşüş malum. Maç 2-0 olmuş. Feghouli - Atalay veya Selçuk - Celil değişikliği yapıp hem taraftarı (bakın genç çocuklar giriyor diyerek) oyuna döndürmek, hem sahaya 2-0'dan sonra da vereceği olan bir genç alıp takımı uyandırmak için ne bekliyorsunuz? 


58'den 67'ye kadar geçen 9 dakikada Galatasaray'ın oyundan kopuşunu orta saha merkezinde yapacağı bir değişiklikle önleyebilecek olan teknik heyet uyudu! Tıpkı ne zaman olduğu gibi? Evet, Fenerbahçe maçında olduğu gibi! 


Fenerbahçe maçını Futbolist'ten Bülent ve Fenerbahçeli bir arkadaşımla izliyordum. 49'da Linnes 2. golü attığında ikisi de "Abi tebrikler aldınız maçı" dedi. Ben de öyle düşünüyordum. Peki 49'dan 66'ya kadar ne olmuştu? Yine 2-0'dan sonra amaçsızca sahada gezinen Galatasaraylı oyuncular, yine maçtan kopan goygoy yapmaya başlayan taraftarlar, yine 66'ya kadar tek değişiklik yapmadan, takımın fiziksel olarak düşmesini ve Fenerbahçe'nin baskı kurmasını bekleyen bir teknik heyet. Evet Muslera sonra penaltıyı yaptı ve 2-2'ye döndü. VAR'mış, ofsaytmış, taçmış. Geçiniz. Önce bir iğneyi kendinize batırın da sonra sıra çuvaldıza gelsin. 


***


Bir süredir maçlardan sonra yazı yazmadım. Lokomotiv Moskova ve Beşiktaş maçları sonrasında yazmadım çünkü yazacak hiçbir şey yoktu. Her şey aynıydı. Yeni veya farklı hiçbir şey yoktu. Aynı oyuncular, aynı fiziksel bitiklik, aynı futbolsuzluk ve aynı hakem ağlaklığı. Bu kadar aciz oyunlardan sonra hakem de hakem diye ağlamak, sadece hakem konuşmak da Galatasaray'a en büyük zararı veren durum çünkü 2 aydır takımın yaşadığı düşüş bu ağlaklığın arkasına saklanıp gizleniyor. Kimse çıkıp delikanlı gibi evet biz bu takımın fiziksel olarak rezil durumda olmasından sorumluyuz, bu hatamızı düzelteceğiz demiyor. "Suçlu yok, suçlu hakem kardeşim." Eğer yersen! Yemezsen "Schalke maçında VAR yoktu neden kendi sahamızda ezildik, rakip yarı alana bile geçemedik" diye düşünürsün.


Bu maç sonu yine basın toplantısına Galatasaray'dan kimse katılmadı. Kimseye de soramıyorsun hocam bu takım neden 60'tan sonra düşüyor diye...

 

***


Maç başlangıcı 4-2-4 gibi bir diziliş. Maicon o kadar geriye gitti ki Ahmet'ten bile kötü. 15 ay önce 7.5 milyon euro bonservis verdiğin adam nasıl bu kadar geriye gider? Bunun sorumlusu kim? Bu adam 35 yaşında değil! 30 yaşında. Bu kadar büyük düşüşü nasıl yaşar? Mariano aynı, Fernando aynı, Feghouli aynı, gitmeden önce Gomis de aynıydı. Süper Final'de yürümeye hali yoktu! 


Rize bu sezon statta izlediğim en kötü takım. 4-2-4'te göbekte Selçuk - Feghouli gibi yumuşak, temposuz ikili oynarken bile orta sahayı alamadılar. 


İlk yarı yine organizasyonla yapılan bir pozisyon yok. Yine ittir - kaktır pozisyonlar ve yine o tip bir gol... İlk yarının en iyisi Feghouli. Ters ayakla 3 tane sol kanada attığı pas var ki, hepsinde Rize savunmasının beli kırıldı. Bir yıldır şu Feghouli kazanılamıyor, merkezde oynatılmıyor. Adam tamam fiziksel olarak gerilemiş ama bağırıyor ben futbolcuyum diye. Bunu bir türlü kazanamıyorsun da Sinan minan olmayacak duaya amin demekle uğraşıyorsun. 


***


İlk 30 dakika en dikkatimi çeken şey, Galatasaraylı oyuncuların üzerindeki ürkeklik, özgüvensizlik. Kimse top almak istemiyor. Kimse sorumluluk istemiyor. Sanki sabote ediyorlar. Zira topu alsa biliyor ki, boşa çıkan arkadaşın yok! Bomba onun elinde patlayacak. Toptan bomba gibi kaçıyorlar. Bir hata yapsan tribün hemen homurdanıyor. Eren ve Onyekuru başta olmak üzere pozisyonuna göre çoğu isim toptan kaçtı. 


Bu da teknik heyetin problemi. Oyuncuların üzerine çok yükleniliyor. Geçen seneden beri yok efendim x sakat değilmiş de sakatım deyip oynamıyormuş. Yok efendim y paragözmüş, yok efendim z'yi satmaya çalışmışız da kendi gitmemiş. Ya sen habire kendi futbolcunu basın önüne atarsan, adamlar görmüyor mu ne yapmaya çalıştığını? Evet kaçak oynuyorlar. Devre olsun, sezon bitsin de kaçalım diye yer arıyorlar çünkü huzursuz bir kazan yaratıldı. Oyun oynanmıyor ki. Taktik, teknik konuşulmuyor ki! Oyuncular mutlu değil, huzurlu değil. 


***


Her şeye rağmen çok kötü Rize karşısında skor alınmış. 2. yarı başlıyor. Muğdat - Linnes değişikliği ile 4-2-4'ten daha mantıklı bir düzen olan 4-3-3'e dönüş var. Aslında Fatih Terim'in sezon başından beri oynatmaya çalıştığı 4-1-4-1'e diyelim. Onyekuru ve Garry iki yönlü oynayamadığı için hep 4-3-3 oluyor. 


Mariano - Selçuk - Feghouli orta sahası 2. gole kadar topa hakimiyeti çok arttırdı. O bölüme kadar Linnes'i oyuna alıp Mariano'nun 6 numaraya geçmesi çok iyi oldu gibi görünüyordu. Topa hakimiyet tamamen sağlandı. Rize tamamen gömüldü. 2. gol de geldi ama bu üçü de fizik olarak bitik olduğu için takımla birlikte onlar da çöktüler. O dakikadan sonra zaten herkes kötü oynadı. Mariano'dan çok iyi bir 6 numara olabilir diyordum. Lahm benzer özelliklerle o pozisyonda başarılı olmuştu. Birçok oyuncu var bekten gelip o pozisyonu iyi oynayabilen. Mariano'da da o özellikler var ama şu an zaten 10 yıldır oynadığı sağ bek pozisyonunda da kendi ortalamasının oldukça altında oynuyor Mariano. 


Bir de şunu eklemek lazım ki sanırım 6'dan ziyade sağ iç gibi bir 8 numaraya daha uygun çünkü sol ayağını kullanmayı, topu soluna çekmeyi sevmiyor. Çok zorda kalırsa soluna dönüyor. Fazla sağ ayaklı olduğu için onun merkezde oynaması sorun olabilir. Soluna dönemeyip sürekli sağa çekmesi sıkıntı olabilir. O yüzden sağ içte 8 numara gibi oynaması daha verimli olabilir ama zaten artık Ndiaye'ler, Fernando'lar, Donk'lar da dönecek.


Oyunu sürekli açmayı düşündüğü için ve oyunu geniş alanda gördüğü için Ferghouli'nin de aslında sağa değil sola yakın oynaması daha verimli olur. Aynı sağ ayaklı Sneijder'in oyunu görmek ve markajdan kaçmak için sola yakınlaşması gibi. Bu maçta Feghouli sürekli ters ayağı ile oyunu sol kanada açtı. Çok iyi paslar verdi ama ters ayak ile onları vermek zor. Sola yakın oynasa sağı ile sağ kanada daha rahat açabilir oyunu.


***


2-1'den sonra Onyekuru - Ömer Bayram değişikliği "Ben korktum" hamlesi. Rize'ye davetiye. Berbat bir değişiklik. Yunus'u alamadın da bu kadar kötü Rize'ye karşı savunmacı kanat koydun. Celil - Selçuk veya Atalay - Feghouli'de geç kaldın çünkü... Şimdi alamazsın çünkü 2-1'ten sonra alırsan genç oyuncuyu merkezde ateşe atabilirsin. Ama kanat öyle değil. Kanada yine Yunus'u alıp takıma can ve cesaret verilebilirdi.


O kadar saçma bir değişiklikti ki Ömer önde pres yapabileceği bir pozisyonda rakip sol beki marke etmeye başladı ve Galatasaray kendi sahasına çekildi. Tabi futbolun cilvesi, korkaklık golü getirir. 2-2 büyük bir şans golü. O seken topa Rize'de vurabilecek tek adam Samudio. Top ona geliyor vs. Ama bu oyun böyle. 


***


Efendim sosyal medyada görüyorum suçlu Ömer Bayram ilan edilmiş. Sebebi de yukarıdan gelen voleyi vuramaması... Bir kere zor pozisyon, zor vuruş. Aynısını Beşiktaş'a da kaçırdı o da zordu. Kayseri'ye de aynısını attı. Bursa'ya da kaçırdı. Kaçırır çünkü teknik kapasitesi zaten düşük. Bir artısı varsa oralara koşması. Herkes dururken 400 bin euro ile takımın en düşük maaş alan 2. oyuncusu Ömer'i mi taşlayacağız. Geçiniz. 


HOCA KALMALI MI?


Bence Başakşehir maçı kaybedilirse, daha hala yarışmak için devre arası 33'lük Seleznov'lara gerek yok. 2. yarıdan itibaren gençlere süre verilir, takım gençleştirilir ve gelecek sezonun kadrosu oluşturulur. Fatih Terim'in bu gençler üzerindeki ağırlığı da daha yüksek olur. 


Fatih hoca Taffarel, Popescu ve Hagi dışında hiçbir oyuncusu popüler olmayan Galatasaray'da herkesi üst seviye futbolcu haline getirmişti. 2000 UEFA Kupası'nı aldıktan sonra o İtalya'ya gitti ve 2. döneminde, dönüşünde kadroda yine eski oyuncuları çoktu. 2. döneminde yaşadığı başarısızlıkla ilgili olarak o dönem çok popüler bir argüman vardı. Şöyle deniyordu... "Hoca hiçbir şey kazanmamış Türk oyunculara istediği gibi bağırıp çağırıyordu ama bu kez Bülent Dünya üçüncüsü olmuş bir Bülent. Hakan Ünsal Karabükspor'dan değil Blackburn'den gelmiş bir Hakan Ünsal. Bu oyuncular o eski oyuncuları gibi bağırıp çağıracağı oyuncuları değil." 


Evet hoca egolu oyuncuları idare etmeyi pek sevmiyor. Sorunluları oynatıyor. Engin Baytar, Emre Mor gibi kimsenin dize getiremedi adamları dize getiriyor ama Arda Turan gibi, Burak Yılmaz gibi egosu olanlarla yapamıyor. Volkan Demirel'de de bu oldu. Ömer Toprak'ta da bu oldu. Belki Gomis'te de. Son dönemde nedense çok oluyor. Bu Galatasaray kadrosunda da çok zengin ve kariyerleri, artık futbolunun son dönemine girmiş adamlar var. Bunlar Fatih Terim fırçasını yemeye hevesli değil. Bugün sorumluluktan kaçma nedenleri de bu belki. Açıkçası bunlarla bir halt olacağı da yok. Uzun süredir diyorum. 5 büyük lig ile bizim Doğu Avrupa ligleri arasındaki fark açılıyor. Hem sportif, hem ekonomik olarak bunlarla baş etme şansımız yok. Bu 5 büyük ligin çöplerini toplayarak 5 büyük lige kafa tutamazsın. Premier Lig'de çöp olmuş Feghouli ile, Slimani ile, Ayew ile Premier Lig takımlarına kafa tutamazsın. Bunlar ununu elemiş, eleğini asmış adamlar. Sen kendi altyapından cevherler çıkarırsan, bunlarla 5 büyük lige kafa tutabilirsin. Daha önce de öyle yaptın. Sadece Taffarel, Pope ve Hagi gibi 3 komutan buldun. Geri kalan 20 tanesi bu toprakların altyapısından yetişti. Şimdi de öyle yapmak zorundasın. West Ham'ın çöpe attığı eskimiş, eskiden değerli eşyaları yeniden parlatarak olacak iş değil o. O şekilde ancak eskici dükkanı olursun. Kendin yaratacaksın ama yaratırken de 27 yaşına gelmiş Ömer'i değil henüz 22 yaşında olan Umut Meraş'ı düşüneceksin. Geleceğe yatırımı, gençleri düşüneceksin. Ömer 27 yaşından sonra yeni Hakan Ünsal çok zor olur ama Umut Meraş'ı bir ihtimal 22'sinde şekillendirmeye başlayıp yeni bir Hakan Ünsal haline getirebilirsin. 


İnsanlar "hoca gitmeli" diyor. Dünyanın her yerinde son 10 maçta 1 galibiyet alan hoca kovulur deniyor. Ben buna oldum olası katılmıyorum. Hoca hiç değilse kendi kadrosunu kurmayı haketmedi mi? Bu kadro temizlensin. Seneye kendi kadrosunu kursun. Bu 2000'li çocukları bizzat hoca bulup getirdi. Onlarla bir çalışsın bakalım. Bu kadar kolay silip atmak beni rahatsız ediyor. Ayrıca sanki Fatih hoca gidecek de Guardiola mı gelecek? Sarri mi gelecek? Klopp mu gelecek? Bu dünyada teknik adamlığı ile Türkiye'de devrim yapabilecek maksimum 10 tane hoca var. Diğer kalburüstü olanları görüyoruz. Prandelli'si, Rijkaard'ı, Del Bosque'si, Cocu'su, Aragones'i. Olmuyor. Hem devrimci olacak, hem Rijkaard ve Aragones'in aksine emekliliğe gelmemiş, hırslı olacak. Nereden bulacaksın? Öyle biri sana neden gelsin? Hem başarılı hem hırslı ise neden seninle uğraşsın?


Fatih hoca da başarısızsa bu sene de başarısız olsun. Ne olur yani? Bu sefer de başarısız olsun. Gelecek sezona, kendi takımını kurana kadar kredisi olmalı.



GÜNCEL YAZILAR