"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@sinan_yilmazz

Fatih Terim takımı için ilk eşik

11/02/2019



Galatasaray - Trabzonspor maçı, Galatasaray'ın geleceğine ışık tutan maçlardan biriydi. Trabzonspor üzerinden okunabilecek fazla şey yoktu maçta. Çok eksik bir Trabzonspor, elinden geleni yaptı, savaştı. Onlar sabretmek zorunda. Daha önlerinde çok yol var ama sonu aydınlık görünen bir yol. 


Galatasaray ise biraz daha yol aldığını, önemli bir eşik atladığını bu maçta ilk kez bu kadar net gösterdi. Az buz zaman da geçmedi bu eşiği atlamak için. Fatih Terim'in 4. kez göreve gelmesinden bu yana yaklaşık 14 ay geçti ve nihayet ilk eşik atlandı. Neydi ilk eşik? 


İLK EŞİK = SAVUNMA HATTI


Galatasaray'ın bir Fatih Terim takımına dönüşme emarelerini görmek için 14 ay beklemek çok gibi görünse de normal. Bu kadar uzun sürmesinin önemli nedenleri var. 


1- Geçen sene başı Tudor için kurulan takımın yüksek maaşlı ve uzun kontratlı oyunculardan kurulması.

2- Bu oyunculardan bazılarının Fatih Terim sistemine uymaması. 

3- Bu oyuncuları kolaylıkla değiştirecek ekonomik yapıya Galatasaray kulübünün sahip olmaması. 


Fatih Terim elinde yüksek maaşlı ve uzun vadeli kontratı bulunan Maicon ve Serdar Aziz'i gönderirken bu iki oyuncuya bugün yine teşekkür etti. Çünkü bu adamlar gitmem dese gitmezler ve kulüp ekonomisinde ciddi sıkıntı yaratırlardı. (Yattıkları yerden yılda 4.3 milyon euro alırlardı. Kontratlarının sonuna kadar yatsalar yaklaşık 10 milyon euro olacaktı) İkisi de gitti. Maicon'u karakter olarak çok sevdiğini Terim defalarca söylese de, sistemine hiç uymuyordu. 


Ayrıyeten zayıf olan ekonomik yapı da, Fatih Terim'in 14 aylık sürecinde yükselttiği oyuncuların kısa vadeli performanslarına ödenen bonservislerle sağlandı. Riekerink ve Tudor dönemlerinde tartışılan Garry özellikle Terim döneminde coştu ve oradan hatırı sayılır bir bonservis geldi. Üstüne Terim döneminde 4 ayda 11 milyon euroluk bir isim haline gelen Ozan da eklenince neredeyse 20 milyon euroluk bir kazanç elde edildi (Tudor'un Ndiaye'den 16 milyon euroluk canavar yarattığı gerçeğini de atlamayalım ve yeri gelmişken o bonservis bedeli için de Tudor'un hakkını verelim) Bu bonservis gelirleri, yeni bir stoper ikilisi yaratılmasına olanak sağladı. Yani Terim, bu 14 ayda, yukarıdaki engelleri aşmak için kısa vadeli çözümünü kendisi üretti ve çok önemli bir işe imza atıldı. (Bu arada Tudor kadrosuyla şampiyonluk almayı da bildi. Bu da tecrübedir. İlla benim dediğim gibi oynayacaksanız dese, geçen sene Galatasaray'ın şampiyon olması hayal olurdu. Maicon ile savunmayı çıkar orta sahaya her maç delik deşik olursun. Terim başkasının sistemi ile şampiyon olmayı da bildi. Bu da kısa vadede çok büyük olay) 


Şimdi öncelikle Marcao müthiş bir scout hamlesi. Bugün Terim, Emre Utkucan ve ekibine de özel olarak teşekkür etti. Şimdi bakıyorsunuz bir önceki sezon Maicon gibi ağır mı ağır adama 8 milyon euro veren de bu Galatasaray, bu müthiş potansiyelli Marcao'yu sadece 4 milyon euroya getiren de aynı Galatasaray. Yahu Merih'in 7 olduğu yerde bu 22'lik Marcao'nun sadece 4 milyon euro olması sudan ucuz! Demek ki antrenörün sistemine göre ve scoutların iyi araştırmalarıyla transferleri yapmak lazım.


ESKİ GALATASARAY'A DÖNÜŞ


Peki, bu stoperler neyi sağlayacak? Basın toplantısında hocaya hatırlattım. 3. döneminizde Semih Kaya - Dany ikilisi ile Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynadınız dedim. Çoğu kimse Semih ve Dany'nin yüzüne bakmaz ama ikisi de atletti ve savunmayı önde kuran sistemi işletiyordu. Bazen oyuncunun kalitesinden önce sisteme uyumu önemlidir. Fatih Terim takımlarında da stoper pozisyonunda, oyuncunun bireysel kalitesinden daha önemlisi sisteme uyumu oluyor. 


Terim'in o Galatasaray'ı, rakibi karşılama mesafesinde ligin en iyisiydi. Yani savunmayı en önde kuran takımdı. Muhtemelen ligin 2. yarısında da bunu yakalayacaklar. 


Peki buna rağmen, orta sahada Belhanda ve Ndiaye de bu kadar iyi oynamışken neden bu kadar kontra atak verildi? Bunu sordum basın toplantısında ve hoca da, Ndiaye ve Belhanda hücumda iyiydi ama geri dönüşlerde sorun oldu dedi. Atak sonlandırmanın öneminin altını çizdi ve golde de Donk'un geri kaçtığından bahsetti. Uzun süredir basın toplantılarına katılıyorum, takip ediyorum. Teknik adamlar oyuncularını açıkça hedef göstermezler. Burada zaten hocadan "Abicim Donk tempo yapamıyor ki" demesini beklemiyordum zaten ama mimiklerden, söylemlerden ve satır aralarından bir şeyler yakalayabiliyorsun. 


Atak sonlandıramamak, Belhanda'nın en büyük sorunlarından biri. Bugün hocanın "Şu şutları çek artık" diye baskı yaptığını hissettim. Kötü de vursan, şut taça da gitse, atak sonlanırsa rahatça yerleşirsin. Yok sonlandıramaz topu kaybedersen kontra yakalanırsın ve hem pozisyon verir, hem yorulursun. Ayrıca Donk'un golde geri kaçmasını vurgulaması da ikili mücadelelerde daha başarılı olmak gerektiğini söyledikten sonraydı. O da üstü kapalı şekilde net bir tempo vurgusuydu.


2. EŞİK DEFANSİF ORTA SAHA


Bence Terim, değişiminin 2. hamlesini; çalışkan, tempo yapabilen, genç bir defansif orta saha aldırarak gerçekleştirecek. Zira Fernando ve Donk da Terim'in dereyi geçerken kullandığı isimler gibi. Bence sisteminde uzun vadede bu oyuncuları da çok düşünmüyor. Hatta belki sezon sonuna kadar, savunma önünde Ndiaye onun önünde de Belhanda - Emre Akbaba ikilisini bile zaman zaman oynatabilir. 


Terim'in kompakt oyun anlayışında forvet ve kanatların da topun arkasına geçip rakibi sıkıştırması gerekliliği var ama Feghouli, Onyekuru ve Diagne üçlüsü bu konuda çalışkan değiller. O halde orta üçlü çok çalışkan ve tempolu olmak zorunda. 


TRABZONSPOR'UN EKSİĞİ ÇOK İYİ DEĞERLENDİRİLMİŞ


Bu maçla ilgili hocanın söylediklerinden en dikkat çekici olanı ise Trabzonspor'da Onazi'nin yokluğunun çok iyi değerlendirilmiş olması. Trabzonspor'un defansif orta saha noktasındaki eksiklerine çok iyi çalışmışlar. "9 numaraya 10 ve 8 numaramızı yaklaştırmak ve orada pas aldırmak için hafta boyu çalışmalar yaptık. Bunu da özellikle ilk yarıda çok iyi uyguladık" dedi. Gerçekten de Diagne'ye yakınlaşan, rakip ceza yayının üzerinde sırtı dönük paslar alarak tehlikeler yaratan Ndiaye ve Belhanda'yı gördük. 


Packing pas diyorlar buna. Rakibin hattını aşan pas anlamında kullanılıyor bu tabir. Yani birinci bölgeden 2. bölgeye pas atıp rakip forvet hattını geçmek bir packing pas. Aynı şekilde 2. bölgeden 3. bölgeye, rakibin orta saha hattını geçen pas da packing pas. Derin pas olarak da kullanılabiliyor ama rakibin hattını delmiş olması önemli. Çünkü o hattı delen paslar, 3-4 rakip oyuncuyu birden oyundan düşürmüş oluyor. 


Bu pasları alma konusu çok iyi çalışılmış ve tabi Belhanda'nın en önemli meziyeti her zaman söylüyorum hareketliliği. Bu kadar hareketli bir adamı marke etmek çok zor oluyor ve rakip savunma önünde sürekli pas kanalları yaratıp duruyor. Tabi pası alanlar kadar atanlar da önemli. Marcao o konuda çok iyi. Luyindama da ilk 2 maçına göre daha özgüvenli paslar çıkardı. 


DİAGNE GALATASARAY'DA DA ATACAK


Diagne çok kolay pozisyona girme özelliğini yine gösterdi. Kasımpaşa maçlarını izlediğimde de bu konuda yazıyordum. Jardel'e, Gomis'e benziyor. Bu maçlık kaçırdı ama iyi bir bitirici ve önümüzdeki haftalarda atacaktır. 


Önemli bir sorun, maçın 2. yarısında güçten düştü. Ligin devre arasını iyi geçirmemiş olma ihtimali yüksek. İlk 30 dakika tutulamayan Diagne 2. yarıda boşa çıkmakta zorlandı. Ayrıca karakter olarak da Gomis'ten daha az egolu değil. Fantastik bir adam. Bugün ilk 15 dakika Galatasaray'ın kurduğu baskının nedenlerinden biri çünkü sırtı dönük işleri de iyi yapabiliyor, stoperleri gezdiriyor. 


Buna karşın mental olarak sorunlu. 2. sarı karttan atılması gerekiyordu. Bu yönünü dizginlemekle çok uğraşayacak teknik ekip. 


Son olarak tartışılan pozisyonları izledim. Trabzonspor isyan etmekte haklı...



GÜNCEL YAZILAR