"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@ivansshatov

Süper Lig'de şampiyonluk yarışı

20/01/2018

Daha önce arka arkaya yazdığım üç yazıda Süper Lig'de ilk 4 sıra haricindeki takımların 2. yarıda neler yapabileceğine dair fikirlerimi kaleme almıştım. Sıra son 4 takıma yani şampiyonluk yarışına geldi. Yine sondan başka doğru gidelim ve Beşiktaş'tan başlayalım...

Cenk Tosun'un satılacağı, ilk devre tamamlanmadan belli gibiydi. Liderin 6 puan gerisine ve 4. sıraya düşmüş son 2 sezonun şampiyonu bir takım, Cenk Tosun'u gayet tabi satabilir. Benim felsefem değerini bulan her oyuncunun satılması yönünde. Bu oyuncular zaten satılmadığında mutsuz oluyorlar ve tam konsantrasyonla eskisi gibi performans vermeleri de mümkün olmuyor. Nasıl ki zamanı gelen kuş yuvadan uçar bu futbolar için de aynı. Zorla tutarsan da eskisi gibi mutlu olamazsın. Cenk'in satılması bu açıdan doğrudur fakat Cenk'in satılacağı haftalar öncesinden belliyken yerine birini hemen alınamaması büyük bir fiyaskodur. Bu planın çok daha önceden yapılması ve yeni alınan oyuncunun takımla birlikte devre arası kampı geçirip 2. devreye alışması gerekirdi. Şimdi Welbeck, Javier Hernandez gibi üst düzey santrfor isimleri geçiyor ancak bu santrforları şimdi getirse bile Beşiktaş geç kalmıştır. Bu oyuncuların ülkeye ve takıma adaptasyonu derken zaten Bayern Münih maçı gelecek ve bu maçtan sonra da zaten ligde ölüm-kalım maçları başlayacak. O süreçte oyuncu da kazanamazsın...

Negredo'nun adaptasyonunun ne kadar uzun sürdüğü en yakın örnek olarak dururken, Cenk'in yerine alınacak isim için Ocak sonunun beklenmesi büyük bir plansızlıktı. Şimdi alınacak adam da zaten beklendiği için doğru isim olmayacak. İsmi geçen adamları Ocak başında da alsan 3-4 milyon euro şimdi de alsan ucuza alma şansın yok yine aynı para. Bunun dışında devre arasında Beşiktaş, ilk devrede kapatıldığını gördüğü, ezberlenen sistemi değiştirmeye çalışmıştır. Kanatları çok kilitlendi ve muhtemelen 2. devrede göbeği delmeyi daha çok zorlayan bir Beşiktaş izleriz gibi geliyor. Şampiyonluk yarışında işleri çok zor çünkü aslında 6 puan geride değiller. 6+5+3=14 puan gerideler. Sadece Başakşehir'in 6 puan kaybetmesini değil, Galatasaray'ın da 5 puan kaybetmesini, Fenerbahçe'nin de 3 puan kaybetmesini beklemek zorundalar. O yüzden şampiyonluk Beşiktaş'ın elinde değil. Tek kulvarda önü açık Başakşehir ve hem motive hem kaliteli kadrosuyla Galatasaray geliyorken işleri çok zor.

3. sırada Fenerbahçe bence şampiyonluk yarışı veren 4 takım arasında kadro kalitesi en zayıf olan ekip. Hatta Trabzonspor'dan da kalitesiz kadrosu var. Kadro kalitesi 5. sırada ve aslında onlar için ilk 4 bile başarıdır ama tabi bu kadroyu bu kadar paraya kuran isimlerden biri de Aykut Kocaman. Dirar'ı aldırdın vasat çıktı. Valbuena'yı aldırdın oynatmıyorsun, Soldado'yu aldırdın oynatmıyorsun. Az buz para da verilmedi bunlara. Bugün Göztepe maçında santrforda Soldado yerine Fernandao, sağ kanatta Dirar yerine Alper, sol kanatta da Valbuena yerine Aatıf oynayacak deniyor... Tamam kadro vasat ama bunun baş sorumlularından biri de Kocaman. Tabi Kocaman'ın kadro kalitesinin üzerinde puanlar toplama gibi bir alışkanlığı da var. Konyaspor'u ilk senesinde 1. lig seviyesi adamlarla Süper Lig 3.'sü yapmış bir teknik adam. Bu kadronun da yeri aslında 5.'lik ama 3. sırada. Üstelik defalarca son dakika golleriyle şanssız puanlar kaybetti. O son dakika golleri olmasa şuan belki bu kadroyu lider yapacaktı...

Benim Aykut Kocaman için görüşüm bellidir. Kendisine izlenebilir, keyifli futbol oynatıyor da denemez, kötü hoca da denemez. Çok zevksiz bir futbol oynatıyor ama aynı zamanda bu ülkenin en kaliteli teknik adamlarından da biri. Öyle ya da böyle şampiyonluk yarışında kalacaktır ama işi zor. Bu sezon ligde 3. olması bu rakipler karşısında bence büyük başarı ama Türkiye'de insanlar bu kadar realist düşünmez. Romantik düşünür, tutturur bir Fenerbahçe arması, Fenerbahçe büyüklüğü, Fenerbahçe formasını koysan zaten üçüncü olur türküsü ve başarısız ilan edilip kovulur. Konyaspor da ligde kalırsa yine oraya döner ama zaten hiç Fenerbahçe'ye gelmemeliydi. Bu kadar değerli bir proje üretmişken neden bırakıyorsun? Aynı hatayı Akhisarspor'u 1. Lig'in dibinden alıp Süper Lig orta sıra takımı olmuşken Milli Takıma giden Hamza Hamzaoğlu da yaptı. Bu ülke futbolunda istikrarlı büyüyen bir proje kolay üretilmiyor. Bu projeleri üretebilen insanların onlara dört elle sarılması gerekiyor.

Galatasaray'da sezon öncesi Cenk Ergün ve scout ekibi ile birlikte Tudor iyi bir kadro planlaması yaptı ve iyi bir kadro kurdu. Sneijder, Podolski, Bruma gibi oyuncuların gönderilme kararı son derece zor ve son derece doğru bir karardı. Bu kararları alıp, yerlerine de büyük oranda başarılı transferler yaptılar. Bonservis piyasası bu yaz Neymar transferinden sonra çıldırmış durumda ve 20 milyon euroluk satış yapıp, 40 milyon euroluk alışla yani -20 milyon euro ile geçen seneki leş kadrodan bu seneki tabanca gibi kadroya geçiş yapabilmek kim ne derse desin iyi bir planlama. Bizim ülkemizde sokağa çıkıp 'eleştiri' nedir diye sorun 100 kişiden 90'u yergi tanımı yapar. Halbuki eleştiri nötrdür. Hem yergi, hem övgü içerir. Biz o kadar negatif, o kadar yükselenin paçasından çekme meraklısı bir milletiz ki, nötr bir kelimeyi bile tek taraflı negatif bir hale getirdik. Bu yüzden insanlar televizyonlarda sabah akşam eleştiri programları yaptıkları için, fiyasko transferler sürekli konuşulup paylaşıldığı için övgüler yeterince yer bulmuyor. Bu kadronun oluşturulması övgüyü hakediyor.

Bu kadro 40 milyona oluşturulmuştu ama yedekteki isimler son yıllarda düşüşteydi. Onlar kazanılamadığı için de rotasyonu dar bir kadroydu. Fatih Terim attığı temelin üzerine (kaliteli kadro ve kaliteli fizik kondisyon bu temelin adı) bu eksikleri giderdi ve binanın 2. katını devre arasında çıktı. Bucaspor ile oynanan Türkiye Kupası maçları ve iki de hazırlık maçı Fatih Terim'e ihtiyacı olan 4 stressiz maç verdi ve bu maçlarda Yasin Öztekin, Selçuk İnan ve Donk'u kazandı. 10 hafta önce Ndiaye ile Fernando'nun alternatifi yok deniyordu şimdi Fernando sakat olduğu halde Kayserispor maçında Selçuk mu, Ndiaye mi, Donk mu, Tolga mı bu dörtlüden hangi ikisi oynar kestiremiyorsun. Transferi bir dışarıdan yapmak var bir de içeridekini değerlendirmek var. Ben çiftçi bir ailede büyüdüğüm için eldeki malzeme nasıl çöpe atılmaz da değerlendirilir az çok gördüm ama bu yeni nesil her şeyi çöpe atmaya alıştığı için 2-3 maç kötü oynayan herkese de çöp damgası vurmaya bayılıyor. Şımarık, emek bilinci olmayan, hazıra meyilli her şeye çöp derken bizzat kendisi çöplük bir nesil yetişiyor.

Fatih Terim hiç transfer yapamasa da bu kadro ile şampiyonluğun en büyük favorisi olacaktır. Son derece konsantre ve aç görünüyor. Ünal Aysal'ın Galatasaray'a zarar vermekten başka hiçbir amacı olmayan TRT'deki programını da çok iyi göğüsleyip elinin tersiyle itti. En doğru iş cevap vermemek ve konuyu uzatmamaktı. Uzatmadı ve işine odaklandı.

Son olarak lider Başakşehir'e gelelim. Kupadan da elendiler ve tek hedefleri şampiyonluk. Tek kulvarda yarışmalarına ve zaten çok kalabalık kadroları olmalarına rağmen de Arda'nın üzerine Bajic'i de aldılar. Sonuna kadar yarışta olurlar ve olası şampiyonluklarında da kimse şaşırmaz. Avantajları büyük maçlarda sakin taraf onlar oluyor ve taktik olarak büyük maçlarda genelde rakiplerini deviriyorlar. Dezavantajları ise taraftarları yok ve Anadolu takımlarına karşı özellikle iç sahada taraftarın da itici gücüyle kolay galibiyetler alma şansları yok. 3 büyükler 2. devrede sırf taraftarı ile Anadolu takımlarını ezerek iç sahada galibiyetler alacak. Başakşehir ise ilk devrede bile birçok maçı son dakikalarda attığı gollerle ite kaka kazanabildi. Oyunu çok iyi bilen, çok tecrübeli ama temposuz, yaşlı bir takımları var. Kupa ve Avrupa maceraları devam etse şampiyon olamazlar derdim ama şu durumda şampiyonluktan hiç de uzak değiller.



GÜNCEL YAZILAR