"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@sinan_yilmazz

Kötü galibiyet

21/04/2019



Galatasaray çok fazla eksiği olan rakibi Kayserispor karşısında hakem hataları ve kötü oyunla kazandı. 


BAŞLANGIÇ PLANI


Kayserispor'da merkezde oynayan orta saha oyuncularından hem Mensah hem de Şamil'in olmaması büyük eksikti. Sapunaru kariyerinde zaman zaman ön liberoda da oynamış bir savunma oyuncusu, büyük tecrübe ama artık 35 yaşında ve ağır bir oyuncu. Onun karşısında Ndiaye - Emre Akbaba gibi dinamik oyuncular merkezde oynarsa, Galatasaray'ın Kayserispor savunması önünde (3. bölgede) hakimiyet kurabileceğini düşünüyordum. Eğer Belhanda, Nice'de oynadığı gibi sol kanada geçer ve Galatasaray 4-1-4-1 gibi değil de 4-4-1-1 gibi oynarsa farklı bir formasyonla bu maçı daha kolay bir hale getirebilirdi. Bu düşüncelerimi maç öncesi tweet olarak da attım ve Fatih hocanın da tam olarak bu düşüncelerde olduğunu gördüm. Belhanda solda başladı, 4-1-4-1 (onun deyimiyle 4-3-3) dizilişinden vazgeçmişti ve 4-4-1-1'e geçerek farklı bir taktik denemişti. 


Bu deneme beklediğim gibi olumlu bir etki etmedi. Kağıt üzerinde çok mantıklı duruyordu ama sahada öyle olmadı. Nagatomo'nun uzun süren sakatlığının ardından maça iyi başlayamaması, Marcao ile uyumsuz olması ve Ndiaye'nin dalgın oyunu ile Belhanda'nın da savunmaya yardım etmemesi birleşince Kayserispor sahanın o bölümünü çok iyi kullandı. İlk 30-40 dakika sahada Chery resitali vardı.


TUTKU VE KONSANTRASYON


Kayserispor'un golünde, maç boyu süren konsantrasyon eksiğinin ilk yansımalarını görmüştük. Ndiaye'nin kaptığı topu rakibe bırakması gibi Muslera'nın kaleyi boşaltması da mantıkla açıklanamıyor. Oyuncuların kafası maçta değildi. Bu noktada teknik heyeti eleştirebiliriz. Oyuncuları derbide yaşanan hayal kırıklığına rağmen bu maça daha iyi hazırlamaları gerekirdi. 


Fatih hoca inanılmaz derecede tutkulu bir adam. Onun tutkusuna şaşırıyorum. Hala bu kadar motive olabilmesi bana çok ilginç geliyor. Henüz 30 yaşında biri olarak kendi hayat heyecanıma ve 65 yaşındaki Terim'in tutkusuna bakınca tuhaf hissediyorum. Hayata dair motive olmakta çok zorlanan biriyim ve Terim kadar başarı elde etmiş, bu gibi durumları 50 yıldır sürekli yaşayan birinin hala bu kadar motive olduğunu görmek beni şaşırtıyor. 


Bu motivasyon çok faydalar getiriyor ama bazen, bu maçtaki gibi olumsuz etkileri de olabiliyor. Hoca kendi duygularını takımına yansıtabilen biri. Özellikle ilk dönemindeki Galatasaray'ı hatırlayın, ne kadar iştahlı hırslı bir takımdı. UEFA Kupası'nı aldığı sezon aynı hırsla Türkiye Kupası'nı da alıyordu. Meşhur Fatih Terim konuşması var. UEFA Kupası'nı almış takım, kıytırık Türkiye Kupası finali öncesi nasıl deliriyordu. O takımı hatırlayın, bir taç kararı bile yanlış verilse oyuncular hakemin etrafını sarardı. Saha kenarında bir Fatih Terim, saha içinde de 11 Fatih Terim karakteri görürdük. Her daim aç, istekli bir takımdı. Terim kendi karakterine uygun oyuncularla bir takım kurmalı ve sanırım bu takımda o biraz eksik kalabiliyor.


HAKEM KARARLARI


Emre Akbaba'nın kontrolsüz hareketi kırmızı kartla cezalandırılsaydı muhtemelen Kayserispor'a gidecek bir maç olurdu. Kayserispor aşırı derecede eksik bir kadro ile devre arasında transfer yapamadan büyük iş başarıyor. Hikmet Karaman'ı da ayrıca tebrik etmek lazım. Bugün Galatasaray eksik kalsa muhtemelen Kayserispor kazanırdı. Derbide nasıl Galatasaray'ın hakkı yendiyse bu maçta da Kayserispor'un hakkı yendi. Ayrıca maçın 2. yarısında Donk'un yaptığı hareket de net şekilde penaltıydı. 


Donk'un o penaltısı olsun, Ndiaye'nin hareketi olsun, aşırtma vuruş denemesi olsun, Muslera'nın golde kaleyi boşaltması olsun hep bir konsantrasyon eksikliği göstergesiydi. Maçta konsantrasyonu kuvvetli nadir isim vardı ve bunlar da Fernando ile Mariano oldular. 


MBAYE DİAGNE


Bu arkadaşa bir parantez açayım... 2003 yılında Galatasaray'a Ali Lukunku adlı bir santrfor gelmişti. O yıllarda ben 15 yaşında, altyapıda santrfor oynuyordum. Antrenörle konuşmuştuk. Lukunku'nun boş kaleye gol attığı bir maçtan sonra "Hocam zaten anca boş kaleye atar" demiştim. (klasik bir ergen gereksizliği ile konuşmuşum)  Hoca da "Ona profesyonel futbolda beleşçilik değil, takipçilik diyorlar. Bir gün profesyonel olursan anlarsın" demişti. Profesyonel olamadım ama o sözünü profesyonel futbolcuları izleye izleye, zaman içinde anladım... 


Fernando'nun şutunun kaleciden sekip Diagne'nin önüne düşmesi tesadüf değil. 4'lü savunma ile oynayan bir takıma karşı sen tek golcüsün ve kaleciden dönen topun senin önüne düşme ihtimali de yaklaşık 4'te 1 ama sen diğerlerinden daha kurnazsan top sana gelir. 


Diagne'nin en önemli olayının mıknatıs gibi topları kendine çekmek olduğunu Galatasaray'a gelmeden önce Kasımpaşa maçlarında yazıyordum. Kasımpaşa'yı izlerken Diagne'yi "Jardelgillerden" diyerek tanımlıyordum. Jardel - Gomis - Diagne hep aynı tip ceza saha içi golcüleri. Ceza sahası dışına çıktıklarında çok eğreti duran, top süremeyen, etkisizleşen bu adamlar; ceza sahası içinde canavara dönüşüyor. 


Ayrıca penaltı konusu da önemli. Demba Ba hatırlarsınız hiç kaçırmazdı ve "Ya ancak penaltıdan atıyor" diye küçümsendiğinde ben çok karşı çıkardım. "O da bir marifet değil mi?" derdim. Hatırlayın geçen sene Gomis'in kaçırdığı 1-2 penaltı şampiyonluğa mal olacaktı. Süper Kupa'da kaçırdığı penaltı kupaya mal oldu. İyi bir penaltıcısı olmadığı için şampiyonluk kaçıran takımlar oluyor. İyi penaltı atmak neden küçümsenecek bir şey olsun?


REKOR


Türkiye'de profesyonel lig 1959 yılında başladı. Yani tam 60 yıl önce. Tarık Hodzic'ler, Les Ferdinand'lar, Atkinson'lar, Bolic'ler, Jardel'ler, Nouma'lar Kenneth Anderson'lar, Drogba'lar ne yabancı santrforlar geldi geçti ve geçen sezon, 29 gol atan Bafetimbi Gomis 59 yıllık bir rekor kırdı. Ne şanssız adammış ki, 59 yıllık rekoru kırdıktan 1 sene sonra, onun da rekoru kırılmaya çok yakın. 


60 yılda bir ilk olmak hiç yabana atılacak bir marifet değil. 25 lig maçında 28 golü şansla açıklayamazsın. Bu rekor topsuz oyun bilgisinin ne kadar değerli olduğunun da bir göstergesi. Diagne'nin topla yapabildiği üst düzey hiçbir becerisi yok. Ne olağanüstü bir vuruşçu, ne olağanüstü bir driplingi var, ne olağanüstü kafacı... Olağanüstü yapabildiği tek şey topsuz oyun bilgisi ve bu da onu rekora yaklaştıran şey. 


NOTLAR


* Mariano ile sezon sonunda gelebilecek 2-3 milyon euroluk bonservisler için yolları ayırmazdım. Özel bir oyuncu. Galatasaray tarihinin en teknik sağ beki. 2-3 milyon için gönderilirse seneye "Mariano olsa o pozisyonda Diagne'nin kafasına ortayı kesmişti" denilecek çok maç izlenir. 

* Fernando bu maç Galatasaray'ın en iyisiydi. 

* Marcao, Muslera, Donk ve Ndiaye son haftalardaki diğer maçlarına göre oldukça kötüydüler. 4'ü de merkez oyuncusu ve konsantrasyonları çok kötüydü. Chery'i yıldızlaştıran şeylerden biri de bu olabilir. 

* Nagatomo maça kötü başladı. Sakatlık süreci onu biraz oyundan uzaklaştırmış. Golü attıktan sonra rahatladı, kendine geldi. 

* Emre Akbaba kaybettiği toplar ve zayıf görüntüsüyle yine hayal kırıklığıydı. 

* Belhanda ve Feghouli kötü konsantasyondan ziyade yorgun ve güçsüz göründüler. Bunu pek anlamlandıramadım.

* Onyekuru'nun yokluğu hissedildi. 

* Diagne adım adım da olsa ilerlemesine devam ediyor.

* Yunus oyuna girdikten sonra etkili olamadı. Karar hataları yaptı. 

* Feghouli fiziksel olarak ilk biten olmasına rağmen son çıkan oldu, yaklaşık yarım saat sadece yürüdü. Hocanın bunu görmemesi hataydı.



GÜNCEL YAZILAR