"Hayalgücü olmayan insanın kanatları olmaz."
Muhammed Ali

Yazarlar

Sinan Yılmaz
Sinan Yılmaz
@sinan_yilmazz

Başakşehir'in Ankaragücü maçı ve atmosferi

13/05/2019


Abdullah Avcı Sivasspor maçı sonrası basın toplantısında "İsim vermeyeceğim ama bireysel performanslarda sorunlar yaşıyoruz" demişti. Ankaragücü maçına 5-6 değişiklikle gitti. 

Bu değişiklikler sonuç verdi mi? Hayır, geçen haftalardaki kötü Başakşehir'den bile daha kötü bir Başakşehir vardı sahada. İlk yarıda maç başındaki bir pozisyon dışında genelde Ankaragücü'nün istediğini yaptığı bir oyun oynandı. 

MOULİN AKSARKEN...

Ankaragücü'nde bir tarafta Boyd, öbür tarafta Sacko, Caicara ve Clichy'e üstünlük kurdular. Sarı-Lacivertlilerde sadece ofansif orta saha rolünde oynayan Moulin etkisiz, hareketsiz ve aksayan elemandı. Aslında Başakşehir'in geriden oyun kurmasına yapmadığı baskı, alamadığı defansif pozisyonlar nedeniyle olanak sağlıyordu ama hem İrfan Can, hem Emre, hem Mossoro'nun yokluğunda ağır Jojic, Soner ve Gökhan İnler üçlüsünden oluşan 4-3-3'te Başakşehir de geçen haftalara oranla ileri pasla top çıkarmakta zorlandı ve ilk yarı bu Moulin madeni kullanılamadı. 

Devre arasında FutbolArena için çektiğim yorum videosunda Ankaragücü'nün hemen Moulin - İlhan Parlak değişikliğine gitmesi gerektiğini ve İlhan'ı da 2 hafta önceki Göztepe maçında Deniz Kadah gibi kullanmak gerektiğini söyledim. İlhan mücadele gücü ile Orgill'in arkasında baskı yapacak, pozisyon alacak ve Başakşehir'in geriden kolay top çıkarmasına engel olabilecekti. 

Eski tip teknik direktörlerin alkışkanlığı ve ezberci yapısı bu... Sonuç istedikleri gibi giderken oyuncu değişikliği yapmazlar. Evet işler Ankaragücü'nün istediği gibi gidiyordu ama aksayan bir parça vardı. Bu parça işler iyi giderken değiştirilse skor korunabilir, hatta arttırılabilirdi. Patlak lastikle uzun yola çıkılıp idare edilmez. Onu mümkün olan en uygun yerde değiştirmezsen yolda kalırsın. Nihayetinde Mustafa Kaplan'ın yapmaya cesaret edemediği değişiklik maçı kazanamama hamlesine dönüştü. Başakşehir'in 2. yarı başında yaptığı kaçınılmaz değişiklik (Emre-Soner) gelince, Başakşehir'in öne ne kadar kolay top aktarabildiğini gördük ve bu hızlı çıkışlardan gelen gollerle maç 2-1'e geldi. 

Abdullah Avcı'nın 46'da Soner - Emre değişikliği, üstüne 60'da Jojic - Robinho hamlesi merkezi çabuklaştırdı ve bu çabukluktan doğan hızlı ataklarda goller geldi. Emre'yi belki de haftalardır böyle kullanmak gerekiyordu. Sonuçta 38 yaşında ve maçları 90 dakika kaldırmakta zorlanıyor ama sonradan oyuna girip 30 dakikada yaptıklarıyla maçları 180 derece değiştirebilecek durumda.

Maç 2-1'e geldikten sonra 63'te hemen yapılan Moulin - İlhan Parlak değişikliği tabi "Geçti Bor'un pazarı, sür eşeğini Niğde'ye" atasözü ile açıklanabilir. İyi hoca bu değişikliği öndeyken 45'te yapar, Başakşehir'e geriden top çıkarttırmaz ve bu kadar demoralize, gergin Başakşehir'den 3 puan almayı bilirdi. 

HAKEM KARARLARI

Hoş hakemler yine skorlara çok etki ediyor. Maç 1-1'ken Boyd ceza alanına girdi savunmanın müdahelesine takıldı, dengesi bozuldu ve kendisini yere atmadığı için penaltı çalınmadı. O topun dönüşü kontra ataktan Başakşehir'in 2. golü olarak neticelendi. Konyaspor - Beşiktaş maçında da benzer bir pozisyon olmuştu. Oyuncuların kendisini yere atmaması takdir mi edilmeli yoksa cezalandırılmalı mı? Boyd o takılma nedeniyle 1 hamle gecikiyor ve Başakşehir savunması avantaj sağlayıp onun ortasını bloke ediyor. Takılmadan geçse, Başakşehir savunması belki ortayı bloklamaya zaman bulamayacak. Tabi hakem hataları, hangi takıma yapıldığına göre değerlendiriliyor! Kendin derbide, faul olduğu bariz pozisyonda gol attığında veya Mehmet Topal rakibinin karnına tekme atıp kırmızı görmediğinde 'kara gece' olmuyor da ezeli rakibin lehine hakem hatası olursa 'kara gece' oluyor. Türkiye'nin en büyük kulüplerinden Fenerbahçe'nin başkanı ve teknik direktörü, kendi başarısızlığını örtmek için hedef saptırarak şark kurnazlığı yaptılar. Ali Koç ile ilgili geçen yazdan beri söylenilen Fair Başkan ifadeleri de fasa fiso. Kendi lehine olunca hiç konuşmuyor, rakip lehine olursa veya ezeli rakipleri lehine olursa da diğer tüm başkanlar gibi hareket ediyor. Hepsi aynı, hiç fark yok.

Başakşehir Başkanı da bu akşam Ankaragücü lehine 2 penaltı verilmemiş (Sacko'nun şutu sonrası iki kişi birden giriyor oyuncuya) hatta VAR'a bile gidilmemişken çıkıp açıklama yapıyor ve "Saha dışı etkenlere güvenmiyoruz" diyor. E pes. 

BASKI VE TARAFTAR

Maç sonu Abdullah Avcı'yı daha da gergin gördüm. Finale yaklaşan her müsabaka sonrası daha da gerilen bir Abdullah Avcı görüyoruz. İlk defa bir metinden yazdığı açıklamaları okudu. Okuduğu açıklamalar güzeldi ama hoca okurken zorlandı. 

Hocaya bir süredir ilgimi çeken bir soru sordum. "Milli Takım öncesini sayarsak 10 seneyi geçik bir süreç yaşadınız ve haftaya, kazanırsanız şampiyon olacağınız bir maç oynayacaksınız. Buna rağmen taraftarın ilgisi çok düşük. Şuna çok şaşırıyorum. Geçen sene seyirci ortalamanız 5-6 bin iken bu sene şampiyonluğa daha yakın bir takım olmanıza rağmen seyirci ortalamanız 4 binlere düşmüş. Bunu neye bağlıyorsunuz?" 

Bu soruma "Duygu ve düşünceleriniz için teşekkür ederim" diyerek cevap vermeye başladı Abdullah Hoca. Tam olarak neden teşekkür ettiğini anlamadım. Sonra taraftarın eksiğinden müzdarip olduklarını belirten ifadeler kullandı. (Bence artık Fenerbahçe veya Beşiktaş gibi taraftarı olan takımlarda çalışmak istiyor) Seyirci sayısını arttırmanın yollarını arıyoruz dedi. Belki şampiyon olursak artar diye umuyoruz dedi... Genel vücut dili hocanın gerginliğini çok ortaya seriyor. Mesela 2 hafta önce De Marke'den Oğuzhan'ın sorduğu kimya sorusuna yanıtı da öyleydi. Cevabı verirken başta "Bu kelimeyi neden kullandığını bilmiyorum ama..." dedi. Sonra bir kaç cümle devamında "Bu kelimeyi neden kullandığını çok iyi biliyorum" dedi. Bu ifadeler bile otokontrolünün çok yerinde olmadığını gösteriyor. Tabi daha bu gibi hedef haftaları yeni yeni yaşamaya başladığı için baskı kaldırmakta sorun yaşamasını da anlıyorum. 1979'dan beri futbolun içinde olduğunu söyledi. Belki 40 yıllık bir deneyimi var ama şampiyonluk baskısı deneyimi sadece 2 yıllık. Öte yanda rakibi Fatih Terim de bu konuda Türkiye'nin en tecrübelisi. 

***

Haftaya Galatasaray çok daha avantajlı. Başakşehir kazanmasına rağmen yine çok kötü oynadı. Yaşlı oyunculardaki fiziksel düşüş devam ediyor. Avrupa'nın en yaşlı takımı, geçen sezon olduğu gibi yine 25. haftadan itibaren fiziksel olarak düştü. 50 bin kişi önünde ne kadar dirençli olabilecekler? Galatasaray hem oyun gücü, hem fiziksel güç, hem taraftar gücü, hem mental güç ve tecrübe gibi nedenlerle çok avantajlı görünüyor.


GÜNCEL YAZILAR